2. Hukuk Dairesi 2021/5987 E. , 2021/9112 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Vesayet Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 405 ve 406 ıncı maddeleri kapsamında kalan, akıl hastalığı ile malvarlığını kötü yönetme ve savurganlık sebeplerine dayalı kısıtlanma kara…
**2. Hukuk Dairesi 2021/5987 E. , 2021/9112 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Vesayet Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 405 ve 406 ıncı maddeleri kapsamında kalan, akıl hastalığı ile malvarlığını kötü yönetme ve savurganlık sebeplerine dayalı kısıtlanma kararı verilmesi istemine ilişkindir. 1- TMK' nın 405 inci maddesi yönünden yapılan inceleme; vesayet hakkındaki hükümler kamu düzenine ilişkindir. Dosyada bulunan 12.05.2016 tarihli sağlık kurulu raporunda, kısıtlı adayının akli dengesinin akıllıca yaşam için yeterli olduğu, sürekli yardıma muhtaç olmadığı, başkalarının güvenliğini tehdit etmediği, vasi tayini gerekmediği fakat yasal danışman atanabileceğinin belirtildiği, 21.07.2020 tarihli sağlık kurulu raporunda ise kısıtlı adayının hafif bilişşel kusuru olmakla beraber muhakeme, soyutlama yeteneği ve iradesinin sağlam olduğundan vasi tayini uygun olmadığının belirtildiği, yasal danışman atanması gerekip gerekmediğiyle ilgili değerlendirme yapılmadığı anlaşıldığından, Mahkemece, kısıtlı adayına yasal danışman atanması gerekip gerekmediğiyle ilgili gerekli inceleme ve araştırmanın yapılması gerekirse bu konuda Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinden rapor aldırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2-Dosya içindeki bilgi ve belgelerin özellikle dava dilekçesinin incelenmesinden; davacı dava dilekçesinde kısıtlanması istenilenin sadece Türk Medeni Kanunu'nun 405 inci maddesinde düzenlenen akıl hastalığı nedeniyle değil aynı zamanda 406 inci madde kapsamında savurganlık ve malvarlığını kötü yönetme iddiasını da ileri sürmüştür. Türk Medeni Kanunu'nun 406 ncı maddesinde; "Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır" hükmü yer almaktadır. Dava dilekçesinde kısıtlanması istenilenin malvarlığını azaltma tehlikesi altında olup, üçüncü kişiler tarafından mağdur edilme ihtimali bulunduğu iddiası da olduğu halde; mahkemece, Türk Medeni Kanunu'nun 406 ncı maddesi uyarınca herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmamıştır. Vesayet hakkındaki hükümlerin kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece re'sen araştırma yapılabileceği de gözetilerek, Türk Medeni Kanunu'nun 406 ncı maddesinde yer alan hususlar yönünden de re'sen ve tarafların gösterecekleri delillerin toplanıp değerlendirilmesi yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece yalnız akıl sağlığı yönünden inceleme yapan sağlık kurulu raporu dikkate alınıp yetersiz ve eksik inceleme ile karar verilmesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, HUMK'nın 440/III-3 üncü bendi gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna oy birliğiyle karar verildi. 02.12.2021 (Prş.)