1. Ceza Dairesi 2011/4322 E. , 2012/3639 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : İhmali davranışla kasten adam öldürme TÜRK MİLLETİ ADINA 1-) Oluşa, dosya içeriğine ve gösterilen gerekçeye göre; gayrı meşru ilişki sonucu başkasından hamile kalan sanığın, olay gecesi evinde doğurduğu bebeğini emzirip beze sardıktan sonra ailesinin bu durumu öğrenmemesi maksadıyla evinin yakınındaki boş bir arsaya bıraktığı, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu'nun 27.01.2010 tarih ve ... karar sa…
**1. Ceza Dairesi 2011/4322 E. , 2012/3639 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : İhmali davranışla kasten adam öldürme TÜRK MİLLETİ ADINA 1-) Oluşa, dosya içeriğine ve gösterilen gerekçeye göre; gayrı meşru ilişki sonucu başkasından hamile kalan sanığın, olay gecesi evinde doğurduğu bebeğini emzirip beze sardıktan sonra ailesinin bu durumu öğrenmemesi maksadıyla evinin yakınındaki boş bir arsaya bıraktığı, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu'nun 27.01.2010 tarih ve ... karar sayılı raporunda otopside belirtilen bulguların ölümden önce mi veya sonra mı oluştuğunun çürüme nedeniyle ayırt edilemediği ve ileri derecede çürüme nedeniyle ölüm sebebinin tespit edilemediğinin belirtildiği olayda, sanığın eyleminin ihmal suretiyle öldürme suçunu oluşturduğunu kabul eden mahkemenin takdirinde isabetsizlik görülmediğinden, 5237 sayılı TCK.nun 82/1-d,e,k maddesi kapsamında yeni doğmuş bebeği töre saikiyle öldürme suçundan hüküm kurulması gerektiği yönüyle bozma isteyen tebliğnamedeki düşünce benimsenmemiştir. 2-) Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde düzeltme nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin sübuta, teşdiden ceza tayininin yersizliğine, Cumhuriyet Savcısının sanığın eyleminin olası kasıtla öldürme suçunu oluşturduğuna yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle; 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin uygulandığı bendin, "Sanığın, 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinin 1. fıkrasının a, b, c, d, e bentlerinde belirtilen haklarından, mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, kendi altsoyu üzerindeki, velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise 1- c bendindeki haklardan koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına" olarak değiştirilmesine karar verilmek suretiyle CMUK.nun 322.maddesinin tanıdığı yetkiye dayanılarak DÜZELTİLEN, diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan ve re'sen de temyize tabi bulunan hükmün tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak (ONANMASINA), sanık hakkında hükmolunan ceza miktarına ve tutukluluk süresine göre müdafiinin tahliye isteminin reddine, sanığın eyleminin yeni doğmuş bebeği töre (namusunu kurtarma) saikiyle öldürme suçunu oluşturduğu yönüyle Başkanvekili ... ve Üye ...'in karşı oyları ve oy çokluğu ile 07/05/2012 gününde karar verildi. KARŞI OY: 1- OLAY: Oluşa ve dosya içeriğine göre; sanık ...’ın yapılan DNA incelemesi sonucu; %99,99 nispetinde ölü bebeğin biyolojik annesi olduğu, 02.05.2009 günü gece saat 02.30 sularında gayri meşru ilişki sonucu sağ olarak doğurduğu bebeğini baba evinde yalnız başına doğurup, göbek bağını ... olacak biçimde kendi çabasıyla kestikten sonra bir beze sardıktan sonra bir torbaya koyup, aynı gece çöplüğe yakın boş bir arsaya bıraktığı, siyah poşetin 08.05.2010 tarihinde tanık ... tarafından uzaktan fark edildiği, çöp poşeti olduğu kanısıyla ilgilenmediği, iki gün sonra poşetten rahatsız edici kokuların gelmesi üzerine poşetin tanık tarafından çöp olduğu zannıyla konteynır boşaltılırken ölü bebek olduğunu tespit ettiği, durumun kolluk mensuplarına bildirildiği, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu 27.01.2010 tarih ve 2010/2371/106 sayı ve 328 karar sayılı raporlarında öngörüldüğü üzere; bebeğin yapılan otopsisinde tespit olunan “KAFADAKİ HEMOTOM, KAFA KIRIKLARI, KABURKA ÜZERİNDEKİ LEZYONLARIN, TROİDDEKİ KIRIĞIN,” ölüm öncesi mi yoksa ölüm sonrası mı oluştuğunun çürüme nedeniyle ayırt edilemediği, ileri derecede çürüme nedeniyle çocuğun ölüm sebebinin tespit edilemediği vurgulandığı dosya içeriğiyle saptanmıştır. 2- HUKUKSAL DEĞERLENDİRME; Sanığın gayri meşru ilişki sonucu sağ olarak doğurduğu bebeğini evindeki bir beze sararak, akabinde poşet içersine koyarak, nefes almasını imkan tanımayacak biçimde bir nebze boğulma koşulları yaratılarak, bebeğin insanların kolaylıkla uğrak yeri olmayan evler arasındaki boş arsaya çöplüğün yanına bırakmak suretiyle, bir daha bıraktığı çocuğunun ölüp ölmediğini kontrol etmediği, akıbetini merak etmediği, otopsi ve adli tıp raporunda vurgulandığı üzere; bebeğin ölümünü sağlayacak biçimde beden travmalarına maruz bırakıldığı, bebeğin cesedini ilk bulan tanığın anlatımı ve tespit tutanağı itibariyle, bebekte oluşan bedensel travmaların, bebekle ilk kez karşılaşan annesi tarafından hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde gerçekleştirildiği; diğer bir anlatımla; anne tarafından bebeğin travmalara maruz bırakılarak, ağlanması bile önlenerek, sıkıca sarılıp, torbaya konulup, ıssız bir yere atılması, annenin gayri meşru edindiği çocuğunu öldürdüğü veya ölümünü sağladığı, her iki halde de; kasten yeni doğmuş bebeğini öldürme suçunun unsurlarını oluşturduğu, olayların gelişiminden bu sonuca ulaşmak yabana atılır bir yaklaşım değildir. Kast, 5237 sayılı TCK.nun 21. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin 21/1 madde ve fıkrasında kast “suçun kanuni tanımındaki unsurlarını bilerek ve isteyerek gerçekleştirilmesidir.” Kast, suçu oluşturan hareketlerin neticelerini bilerek ve isteyerek işleme iradesidir. (Prof.Dr. Faruk Erem) Suçun niteliğinin belirlenebilmesi öncelikle sanığın kastının açığa çıkması gerekir. Kast suç failinin iç dünyasını ilgilendiren bir olgudur. Ancak failin dış dünyaya yansıyan davranışlarına bakılarak sonuca varmak mümkündür. Dolayısıyla failin olay öncesi, olay sırası ve olaydan sonraki davranışlarına bakılarak suçtaki kastını belirlemek mümkündür. Somut olayımıza dönüldüğünde; sanık annenin gayri meşru doğurduğu çocuğunu çevreden ve toplumun değer yargılarından, dolayısıyla kendisinin ve ailesinin şerefini ve namusunu eksilten bu oluşumdan kendisini kurtarmak için bebeğini iradi olarak ölümünü sağladığından namusunu kurtarmak (töre saikiyle) amacıyla hareket ettiği tartışma dışıdır. Bu sebeplerle; sanık annenin gayri meşru edindiği bebeğini namusunu kurtarmak (töre saikiyle) doğrudan doğruya ve iradi biçimde ölümünü sağladığından, 5237 sayılı TCK.nun 82/1-d-e-k maddeleri gereğince cezalandırılması gerekirken, sanığın ihmali davranışlarla ölüme neden olmaktan aynı yasanın 83/3 maddesiyle cezalandırılması yasa hükmüne aykırı olduğu düşünülmektedir. Keza, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının aynı gerekçe ve sonuca ulaşan bozma öneren düşüncesi azınlık olarak tarafımızdan benimsenmektedir. Gerek aynı TCK.nun 21/2, gerek 83/3 maddesinin olayda hiçbir koşulu söz konusu değildir. 3- SONUÇ; Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca usul ve yasaya aykırı görülen yerel mahkemenin kararının onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne karşıyız. 07.05.2012