T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/2240 KARAR NO: 2026/525 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 08/04/2025 NUMARASI: 2025/105 Esas - 2025/334 Karar DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat DAVA TARİHİ : 19/01/2017 KARAR TARİHİ: 04/03/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyet…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/2240 KARAR NO: 2026/525 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 08/04/2025 NUMARASI: 2025/105 Esas - 2025/334 Karar DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat DAVA TARİHİ : 19/01/2017 KARAR TARİHİ: 04/03/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili asıl dosya dava dilekçesinde özetle; davalı ...sevk ve idaresindeki, davalı... firmasına ait, davalı sigorta şirketince sigortalı ... plakalı aracın kusurlu şekilde müvekkillerinin içinde bulunduğu metrobüse çarpması sonucu müvekkillerinin yaralandığını belirterek dava tarihi itibari ie 16.500,00 TL maddi tazminatın davalılardan, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı... ve ...'dan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili birleşen dosya dava dilekçesinde özetle; davalı ...sevk ve idaresindeki, davalı... firmasına ait, davalı sigorta şirketince sigortalı ... plakalı aracın kusurlu şekilde müvekkillerinin içinde bulunduğu metrobüse çarpması sonucu müvekkilinin yaralandığını belirterek, müvekkilinin, geçici iş göremezlik nedeniyle 15.214,80 TL, sürekli iş göremezlik ve efor kaybı nedeniyle 70.163,28 TL, mahrum kalınan icra yolluk tazminatları için 3.044,48 TL ve iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraf için 5.000,00 TL olmak üzere, talepte ve tahsilde tekerrür olmamak ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 93.422,56 TL maddi tazminatın müteselsilen tüm davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Asıl dosyada davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazanın saati itibari ve miktar itibari ile teminat kapsamında olmadığını, kusur, maluliyet ve illiyete bağı tespiti yapılması gerektiği belirtilerek davanın reddini talep etmiştir. Birleşen dosyada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza tarihi itibari ile aracın trafik poliçesi bulunduğunu belirterek davanını reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Davanın ve birleşen davanın kısmen kabulü ile maddi tazminat yönünden, geçici iş göremezlik zararı talebinin ve tedavi gideri talebinin ayrı ayrı reddine, mahrum kalınan icra yolluğu 3.044,48-TL ve 68.677,42-TL sürekli iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 71.721,90-TL'nin davalılar ...ve... ..... Şti. yönünden kaza tarihi olan 07/06/2016 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden (310.000,00-TL teminat miktarı ile sınırlı olmak üzere) dava tarihi olan 08/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, manevi tazminat talebi yönünden, davacı tarafın manevi tazminat talebinin kabulü ile 30.000-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 07/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ...ve... ....... Şti.'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı ...Sigorta yönünden davanın ve birleşen davanın reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve birleşen dosyada davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporundaki maddi hatanın hükme yansıması sonucu hatalı hüküm kurulduğunu, sürekli iş göremezlik zararının tam kabulü gerektiğini, reddedilen manevi tazminat yönünden davalı lehine vekalet ücreti hükmedilemeyeceğini, İlk Derece Mahkemesince davalı ...Sigorta Şirketi'nin manevi tazminat sorumluluğu açısından yapılan inceleme ve değerlendirmenin eksik ve hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kaza tarihi 07.06.2016 olduğundan, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren trafik sigortası genel şartlarının işbu davada uygulanması gerektiğini, başvuru şartının yerine getirilmediğini, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, hükme esas alınan maluliyet raporunun usule uygun olmadığını, davacının daimi maluliyet durumunun tespiti adına Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi’nden özürlülük ölçütü, sınıflandırılması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmeliğe uygun olarak hazırlanmış sağlık raporu alınması gerektiğini, maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumundan veya Devlet Hastanelerinden maluliyete ilişkin sağlık kurulu raporu alınması gerektiğini, davacının dolaylı zararlarından müvekkil kurumun sorumluluğu bulunmadığını, teknik faiz uygulanması gerektiğini, hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, ...' dan davacıya kazaya bağlı olarak ödenen PSD'li gelirin araştırılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 18/12/2024 tarih, 2023/630 Esas ve 2024/2210 Karar sayılı kararı ile " ...Hüküm ve gerekçenin çelişkili olması halinde yasaya uygun biçimde, gerekçeyi içeren bir hüküm olduğundan söz edilemez. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması, Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır.İlk Derece Mahkemesince, kısa karar ve hüküm gerekçeli kararın hüküm fıkrasında "...Kısa kararda sehven ıslah dilekçesinde talep edilen miktar dikkate alınmaksızın karar verildiği karar yazım aşamasında anlaşıldığından bu hata düzeltilerek yeniden hüküm kurulmuştur... " açıklaması yapılmış bu suretle hüküm fıkrasıyla kararın gerekçesi arasında çelişki yaratılmıştır. Bu yönüyle, karar yukarıda açıklanan Anayasa, usul ve yasa kurallarına aykırılık teşkil etmektedir..." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Somut olayda; 07/06/2016 tarihinde, davalı.....şirketine ait olup, davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, davacının yolcu olarak bulunduğu ... plakalı metrobüse çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde yaralanan davacının, asıl ve birleşen davada, sürekli iş göremezlik ve efor kaybı, geçici iş göremezlik nedeniyle kazanç kaybı, tedavi giderleri ve iyileşme sürecindeki masraflar, mahrum kalınan icra yolluğu ve manevi tazminat talepli olarak eldeki davaları açtığı; 26/02/2018 tarihli bilirkişi kusur raporunda özetle; ... plaka no'lu aracın sürücüsü davalı ...'ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun Hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak başlıklı 52/b maddesine şerit izleme başlıklı 56/a-1 maddesine sürücü belgeleri başlıklı 36/b maddesine, Trafik kazalarına karışanlar ile ilgili kurallar başlıklı 81/d maddesine, Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan halter başlıklı 84/g maddesine aykırı davranarak öngörülebilir ve önlenebilir olan olayın gerçekleşmesinde asli ve tam kusurlu olduğu, ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'in ise metrobüsler için tahsis edilen ve çelik halat bariyerlerle sınırlandırılmış bulunan kendi yolu ve şeridi üzerinde seyir halindeyken, metrobüs yolunu sınırlayan çelik halat bariyeri aşarak metrobüs yolunu dik kesecek şekilde aniden önüne gelen araca çarpmak suretiyle meydana gelen dava konusu trafik kazasının oluşumunu engellemek için alabileceği herhangi bir önlem olmaması nedeniyle olayda kusurunun bulunmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır. Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları). Somut uyuşmazlıkta Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulundan alınan 19/02/2021 tarihli maluliyet raporunda, kaza tarihine göre uygulanması gereken Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, hükümleri esas alınarak davacıda dava konusu edilen trafik kazasına bağlı olarak oluşan yaralanmanın maluliyet oluşturup oluşturmadığı konusunda illiyet bağını da ortaya şekilde yapılan değerlendirmeye göre davacının sürekli maluliyetinin % 2, geçici iş göremezliğinin 4 aya kadar geçici iş göremez hale geldiği tespit edilerek bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek, maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına ve kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen maluliyet raporları arasında herhangi bir çelişki bulunmadığına göre bu yöne değinen istinaf itirazları yerinde değildir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel kararları gereğince Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alınarak davacı için TRH 2010 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından "progresif rant" formülü kullanılarak tazminat hesaplaması gerekmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.06.2023, 2023/585 Esas ve 2023/8309 Karar, 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı kararları). Mahkemenin hükme esas aldığı hesap raporunda da; TRH-2010 Yaşam Tablosu ve bilinmeyen dönem için her yıl %10 arttırım ve %10 iskonto yapılmasını öngören “progressif rant” tekniğine göre yapılan hesaplamadaki 28/04/2022 tarihli ek raporun hükme esas alınmasında isabetsizlik görülmemiştir. Davalı vekilinin itirazları yerinde değildir. İcra müdürü olan davacının kaza nedeniyle çalışamadığı dönemdeki mahrum kaldığı icra yollukları kazanç kapsamında olup, bu zarardan ...'nın sorumlu tutulması doğrudur. Anadolu Sigorta yönünden davaya konu kazanın 07/06/2016 tarihi saat 08.10 sıralarında meydana geldiği ancak poliçenin aynı gün saat 13.26'da, yani kazadan sonra yapıldığı anlaşıldığından bu sigorta şirketi yönünden kaza anında geçerli bir poliçe bulunmadığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Dairemizce ...ya yazılan yazı cevabına göre, davacıya rücuya tabi bir ödeme yapılmadığı anlaşılmakla, peşin sermaye değerli gelirin mahsubuna dair istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. İLK Derece Mahkemesi karar tarihinde, manevi tazminat davasının kısmi reddi halinde, kendisini vekil ile temsil ettiren davalı tarafa vekalet ücreti verilmesine dair hüküm henüz AYM tarafından iptal edilmemiş olduğundan, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Kaza tarihi olan 07/06/2016 tarihinde sigorta şirketine yazılı başvuru dava şartı bulunmasa da, 6704 sayılı Kanun'un 26.04.2016 tarih, 29695 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanması ile yayım tarihi olan 26.04.2016 tarihinden itibaren KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği, yasal değişiklikle birlikte, artık mahkemede dava açılmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvuru yapılmasının zorunlu hale getirildiği; KTK'nın 97. maddesi ile getirilen bu başvuru koşulunun HMK’nın “dava şartlarını” düzenleyen 114/2. maddesinde yer alan "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." hükmü kapsamında özel bir dava şartı olduğu, HMK'nın 115/2 maddesi uyarınca mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar vereceği, ancak dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre vereceği, bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeceğinin düzenlendiği, KTK'nın 97. maddesi ile getirilen başvuru koşulunun da tamamlanabilir bir dava şartı niteliğinde olduğu; dava tarihi olan 09/01/2017 itibariyle 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olup davacı tarafça dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine başvuru yapılmadan dava açıldığı anlaşılmakla; bu durumda yazılı başvuru koşulu, tamamlanabilecek dava şartı niteliğinde olduğundan mahkemece davacı vekiline, davalı sigorta şirketine yazılı müracaat etmesi için kesin süre verilerek yukarıdaki açıklamalar ışığında sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı karar verilmesi yerinde olmamıştır. Bu hususa değinen istinaf talebi yerindedir. Kabule göre ise; Davacı vekilinin sürekli iş göremezlik zararının tam kabulüne karar verilmesi gerektiği istinafı yönünden; hükme esas alınan 25/04/2022 tarihli raporda davacının %2 sürekli maluliyetine göre yapılan birinci seçenekteki hesaplamada; davacı yolcu olup, davalı sürücünün %100 kusuruna göre hesaplama yapılması gerekirken, davalı sürücünün %80 kusuruna göre eksik hesaplama yapılması doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve birleşen dosyada davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davacı vekili ve birleşen dosyada davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı ve birleşen dosyada davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/03/2026