4. Hukuk Dairesi 2009/9721 E. , 2010/5027 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 04/10/2004 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 05/11/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya…
**4. Hukuk Dairesi 2009/9721 E. , 2010/5027 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 04/10/2004 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 05/11/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Diğer temyiz itirazına gelince; dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan maddi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur. Davalının açtığı su arkından gelen suyun tarlasına zarar verdiğini ileri süren davacı; ayrıca, davalının tarlasında bulunan dut ağacını da kendisinden izinsiz olarak kestiğini belirterek, davalının maddi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir. Davalı ise, haksız yere açılan davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Yerel mahkemece, su arkının davalı tarafça açıldığının kanıtlanamadığı, kiracı olan ve taşınmazı bir süre kullanan bir tanığın anlatımlarına dayanılarak su arkının davalı tarafça açıldığının kabul edilemeyeceği, yamaçta bulunan suların akması ve su seviyesi azalan çaydaki aşınmanın çoğalması nedeniyle doğal olarak davacıya ait taşınmazda toprak kaybının oluştuğu kanısına varıldığı gerekçesi ile dava tümden reddedilmiştir. Yerel mahkemenin davalının eyleminden kaynaklanan su baskını zararı bulunmadığına ilişkin gerekçesi yerinde bulunmuş ise de davacının, tarlasında bulunan dut ağacının davalı tarafından izinsiz olarak kesilmesi nedeni ile oluşan zararın giderilmesini istediği de bulunmaktadır. Davalının bu dut ağacını kendi taşınmazı sınırları içinde kaldığı düşüncesi ile kestiğini söylemesi ve yapılan keşif sonunda sunulan fen bilirkişi raporunda ağacın davacıya ait taşınmaz sınırları içinde kaldığı saptandığından, ziraat bilirkişisi tarafından belirlenen dut ağacı bedelinin davalıdan alınması gerekir. Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, dut ağacının kesilmesi nedeniyle uğranılan zarardan davalının sorumlu tutulması gerekirken, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir gerekçe gösterilmeden istemin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; davacının öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 29/04/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.