Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması, tahliye taleplerinin incelenmemesi, tutukluluk incelemelerinin kanuni süresi içinde yapılmaması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması, tutukluluk incelemelerinde alınan savcılık görüşünün bildirilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; hukuka aykırı arama kararları ve vekille görüşlerin kayıt altına alınma
Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması, tahliye taleplerinin incelenmemesi, tutukluluk incelemelerinin kanuni süresi içinde yapılmaması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması, tutukluluk incelemelerinde alınan savcılık görüşünün bildirilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; hukuka aykırı arama kararları ve vekille görüşlerin kayıt altına alınması nedeniyle savunma hakkı ile adil yargılanma hakkının; gözaltı sürecinde ve ceza infaz kurumundaki bazı uygulamalar nedeniyle nedeniyle de kötü muamele yasağının, eşitlik ilkesi ile masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 22/1/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süreci yeniden uzatılmayarak 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350). Başvurucu, en son Edirne Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmıştır. Başvurucu, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) 16/7/2016 tarihli kararı ile görevinden uzaklaştırılmış; 24/8/2016 tarihli kararı ile meslekten ihraç edilmiş ve bu karar 29/11/2016 tarihinde kesinleşmiştir. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı (Savcılık) tarafından başlatılan soruşturma kapsamında 16/7/2016 tarihinde başvurucu gözaltına alınmıştır. Savcılık tarafından 17/7/2016 tarihinde başvurucunun ifadesi alınmış, ifade alma işlemi sırasında müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu, Savcılık tarafından silahlı terör örgütüne üye olma ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarından tutuklanması istemiyle 17/7/2016 tarihinde Edirne Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Başvurucunun sorgusu Edirne Sulh Ceza Hâkimliğince aynı tarihte yapılmış, sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu, emniyetteki ifadesine benzer şekilde beyanlarda bulunmuştur. Hâkimlik başvurucunun tutuklanması talebinin reddine ve adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar vermiş ancak bu karara Savcılığın yaptığı itiraz üzerine 18/7/2016 tarihinde Edirne Sulh Ceza Hâkimliği başvurucunun atılı suçlardan tutuklanmasına karar vermiştir. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş ancak itirazı Kırklareli Sulh Ceza Hâkimliğince 21/7/2016 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı 31/10/2016 tarihli karar ile yetkisizliğine ve başvurucu hakkındaki soruşturma dosyasının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da 12/1/2017 tarihli karar ile yetkisizliğine ve başvurucu hakkındaki soruşturma dosyasının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar vermiştir. Başvurucu hakkında devam eden soruşturma sürecinde Edirne Sulh Ceza Hâkimliğinin 17/8/2016, 9/9/2016, 6/10/2016 tarihli; Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 9/11/2016 tarihli; Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 5/12/2016 tarihli; Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 6/1/2017 tarihli; İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinin 10/2/2017, 15/9/2017 tarihli; İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinin 9/3/2017 tarihli; İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinin 7/4/2017 tarihli; İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinin 3/5/2017 tarihli; İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinin 5/6/2017 tarihli; İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinin 4/7/2017 tarihli; İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinin 1/8/2017 tarihli; İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinin 24/8/2017 tarihli; İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinin 6/10/2017 tarihli; İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinin 6/11/2017 tarihli; İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinin 28/12/2017 tarihli kararları ile başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Başvurucunun İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinin kararına karşı yapmış olduğu itiraz İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinin 21/12/2017 tarihli kararı ile kesin olarak reddedilmiştir. Başvurucu 22/1/2018 tarihinde bireysel başvuru yapmıştır. Başsavcılık 28/5/2018 tarihli iddianame ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 10/7/2018 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve 2018/183 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Devam eden kovuşturma sürecinde 30/10/2018 tarihli duruşmada başvurucunun tahliyesine ve hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi yaptığı yargılama sonucunda 15/11/2019 tarihinde, başvurucunun silahlı terör örgütü üyeliğinden 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkûmiyet kararının gerekçesinde başvurucu hakkında ByLock tespiti, aleyhe tanık beyanları ile arama ve elkoyma işlemleri neticesinde elde edilen dijital verilere dayanıldığı anlaşılmıştır. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla istinaf incelemesinde derdesttir.