5. Hukuk Dairesi 2025/14629 E. , 2026/4848 K. "" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/243 Esas, 2025/3032 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar / Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırıkkale 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/525 Esas, 2023/828 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulün…
5. Hukuk Dairesi 2025/14629 E. , 2026/4848 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/243 Esas, 2025/3032 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar / Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırıkkale 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/525 Esas, 2023/828 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı idare vekilinin başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Temyizdeki parasal sınırların uygulanmasına ilişkin 6100 sayılı Kanun'un Ek-1 inci maddesine 14.11.2024 tarihinde yürürlüğe giren 7531 sayılı Kanun'un 22 inci maddesi ile “İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınır." şeklinde üçüncü fıkra eklenmiş, akabinde bu fıkra 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20 inci maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun ile 6100 sayılı Kanun'un EK-1 inci maddesinin ikinci fıkrası "200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiştir. Dosya içeriğine göre; Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinin 09.07.2025 olduğu ve 7550 sayılı Kanun'un 20 inci maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un Ek-1 inci maddesinin ikinci fıkrasına getirilen değişikliğin yürürlükte olduğu anlaşıldığından hüküm altına alınan davacı ...'e ödenmesine karar verilen tazminat bedelinin dava tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kalmaktadır. Bu nedenle; davalı idare vekilinin davacı ...'e ödenmesine karar verilen tazminat bedeli yönünden temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı idare vekilinin davacı ... dışında kalan davacılara ödenmesine karar verilen kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat talebi yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Kırıkkale ili, ..., ... Mahallesi 30 24... parsel sayılı taşınmazdan yol geçirilmek suretiyle kamulaştırılmasız olarak el atıldığını, müvekkillerine herhangi bir kamulaştırma bedeli ödenmediğini, müvekkillerinin mevcut haliyle taşınmazı kullanamadığını ileri sürerek taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davada görevli mahkemenin idare mahkemeleri olduğunu, davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davacıların uzlaşma talebinde bulunmadıklarını, davanın diğer hissedarlar tarafından açılan davalarla birleştirilmesi gerektiğini ileri sürerek, davanın öncelikle görev, dava şartı, husumet, hak düşürücü süre, zamanaşımı nedeniyle usulden reddine, aksi takdirde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırmasız el atma bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için düşük bedel belirlendiğini, emsal incelemesinin gerçeği yansıtmadığını, vekâlet ücretinin nispi olarak belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2.Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, taşınmazda imar uygulamasının başlamış olması nedeniyle bu hususun bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacılar tarafından uzlaşma başvurusu yapılmadığını, bedelin fahiş olduğunu, hesaplanan değerin emlak vergi değerinin çok üstünde olduğunu, ıslah edilen miktara ıslah tarihinden itibaren faiz hesaplanması gerektiğini, hissedarlar tarafından bir çok dava açıldığını usul ekonomisi gereği davaların birleştirilmesi gerektiğini, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 22 nci maddesi gereğince seri davalar için uygulanması gereken vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değerinin tespit edilip davalı idareden tahsiline karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık görülmediği, ancak dava konusu taşınmaza fiilen yol olarak el atıldığı, davacıların taşınmaza 1992 yılında yapılan imar uygulaması ile malik olduğunun anlaşılması nedeniyle vekâlet ücreti ve harcın nispi olarak belirlenmesi gerekirken maktu olarak belirlenmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, ayrıca taşınmaza 1983 yılı öncesinde el atılmış olduğundan maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsili talebidir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazlara 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir 4. Eldeki davada taşınmaza 04.11.1983 tarihinden önce fiilen el atıldığı anlaşılmış olup Geçici 6 ncı maddenin yedinci fıkrası uyarınca maktu harca ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı idare vekilinin davacı ... payına düşen tazminat bedeli yönünden temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE, 2. Davalı idare vekilinin davacı ... dışında kalan davacılar payına düşen tazminat bedeli yönünden davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinin tamamen çıkartılması, yerine "El atma 1983 yılı öncesinde olduğundan davanın maktu harca tabi olduğu anlaşılmakla; Harçlar Kanunu'na göre tahsili gereken 179,90 TL maktu karar ve ilâm harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, fazla yatırılan 19.560,00 TL harcın karar kesinleştiğinde, talep ve istek halinde davacılara iadesine" yazılması ile hüküm fıkrasının (6) numaralı bendinde yer alan "139.690,00" sayısının çıkarılması, yerine "30.000,00" sayısının yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.