T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1041 KARAR NO : 2025/1556 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/07/2025 (Karar) NUMARASI : 2024/581 Esas, 2025/423 Karar DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 20/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/11/2025 Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda …
T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1041 KARAR NO : 2025/1556 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/07/2025 (Karar) NUMARASI : 2024/581 Esas, 2025/423 Karar DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 20/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/11/2025 Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın maddi tazminat yönünden kabulüne, manevi tazminat yönünden kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 12.03.2019 günü ...'ın sevk ve idaresindeki ... Sigorta A.Ş. ... nolu poliçe ile sigortalı bulunan ... plakalı aracın, Erzurum İli ... İlçesi ... Mah., ... Caddesi istikametinde seyir etmekte iken trafik kazasının meydana geldiğini, kaza sonucunda müvekkilinin bir çok yerinden yaralandığını, sonrasında girdiği ameliyat sonucunda beline 2 adet platin ve 6 adet vida takıldığını, ... Devlet Hastanesi'den alınan Engellilik Sağlık Kurulu raporuna göre %13 sakat kaldığını, kaza nedeniyle Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı 2019/... soruşturma numaralı soruşturma üzerinden alınan bilirkişi raporunda davalı ... asli kusurlu bulunduğunu, meydana gelen kaza sonucu müvekkilinin okuluna devam edemediğini, müvekkili ... Sigorta A.Ş.'ye başvuruda bulunulduğunu ve 94.268,00 TL ödeme yapıldığını, ancak ... Şirketi tarafından yapılan ödemenin yetersiz olduğunu, ibranamenin 2918 sayılı KTK'nın 111/2. maddesi uyarıncada geçersiz olduğunu, kaldı ki fazlaya ilişkin hakklarının saklı tutulmuş olduğunu, sigorta şirketinin tamamen ibra da edilmediğini, ibranamenin iptali ile bakiye zararlarının 6110 sayılı kanunun 107. maddesi uyarınca toplanacak delillere göre belirlenmesini, bu davalı ... sigorta şirketinin yetersiz ödemesine ilişkin ibranamenin 2918 sayılı KTK'nın 111/2. maddesi uyarınca iptali ile bakiye zararlarının 6110 sayılı kanunun 107. maddesi uyarınca toplanacak delillere göre belirlenmesine ve sigorta şirketleri bakımından olay tarihindeki sigorta limiti aşılmamak üzere, fazlaya İlişkin hakların saklı kalması kaydıyla şimdilik 900 TL sürekli iş göremezlik ve 100 TL geçici iş göremezlik olmak üzere toplam 1.000 TL maddi tazminatın, kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte tüm davalılardan (... sigorta ve ... ) müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline verilmesine, müvekkili için 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’dan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, masrafların ve ücreti vekâletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekilinin 18.03.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini geçici iş göremezlik tazminatı yönünden toplam 4.903,81-TL olarak, sürekli iş göremezlik tazminatını yönünden ise 149.231,06-TL olarak ıslah ettiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin 25/06/2024 tarihli dava değeri artırım dilekçesi ile talep ettikleri sürekli kısmi iş göremezlik tazminatının 279.832,43 TL'ye artırılmasını, davanın kabulüne ve artırım yapılan miktarın sigorta şirketi bakımından olay tarihindeki bakiye sigorta limiti (265.732,00TL) aşılmamak üzere ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya bakmaya müvekkili şirketin yargı çevresinde bulunduğu İstanbul Anadolu Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, bu sebeple davanın yetkisizlikten reddi gerektiğini, maluliyet sebebiyle davacı tarafa müvekkili şirket tarafından 94.268,00 TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin başkaca sorumluluğununu olmadığını, davacının bakıcı gideri, tedavi gideri ve geçici iş göremezlik zararına ilişkin taleplerinin tedavi gideri kapsamında olduğunu, tedavi gideri taleplerinin trafik sigortası yeni genel şartları gereği teminatı dışı olduğunu, bu nedenlerle haksız olarak açılan davanın reddini, maluliyet oranının tespiti açısından Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını, davacının davasının ispatı halinde; müvekkili şirketin öncelikle ferilerden sorumlu tutulmaması, olmaz ise, asıl alacak, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti açısından ayrı ayrı poliçe limiti ile sorumlu tutulmasını, faizin en erken dava tarihinden başlatılmasını, davanın reddedilen kısmı açısından yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu olan trafik kazasının salt müvekkilinin değil, davacının da kusurlu eylemi neticesinde meydana geldiğini, davacı yanın davaya neden olan kazaya ilişkin olarak müvekkilinin kusurunun varlığını ve varsa kusurun yüzdesel oranını ispat etmekle mükellef olduğunu, bu hususta kaza anının görüntülerinin de incelenmesi suretiyle adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesinden rapor aldırılması gerektiğini, davacının maluliyet oranının teşhis ve tedavi evraklarının ikmali ile adli tıp kurumundan alınacak raporla ispat edilmesi gerektiğini, ... Devlet Hastanesi bilirkişi vasfını haiz olmadığını, bu hastane tarafından tanzim olunan raporu kabul etmediklerini, kaza vuku bulduktan sonra davacının yaralanmış olması nedeniyle müvekkilinin tüm aşamalarda davacının yanında olduğunu, ihtiyaç halinde elinden geldiğince yardımcı olmaya çalıştığını, davacı ve ailesine elinden gelen tüm manevi desteği sağlamaya çalıştığını, hatta öyle ki müvekkilinin dava sürecinden önce davacıya maddi olarak destek olabileceğini iletmiş ise de, davacı ve ailesi herhangi bir ihtiyaç olmadığı gerekçesiyle müvekkilini reddettiğini, bu nedenle öncelikle davanın reddine, davanın kabulü cihetine gidilecek olur ise manevi tazminat talebinin asgari hadle kabulüne, yargılama harç ve giderleri ile ücret-i vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini savunmuştur. YEREL MAHKEME KARARI; Mahkemece, "... Tüm dosya kapsamı ve delillerin birlikte değerlendirilmesinde; Mahkememiz'ce davacı yönünden verilen maddi tazminat hükmü, bölge adliye mahkemesi tarafından, davacının lisans mezunu olması nedeniyle gerçek gelirinin tespit edildikten sonra aktüerya hesaplaması yapılması, davacının kaza tespit tutanağında emniyet kemeri taktığının belli olmaması ancak maluliyetinde belinden yaralanmış olması nedeniyle müterafik kusur yönünden değerlendirme yapılmamış olması ve sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme nedeniyle ödeme tarihindeki verilere göre tazminat hesabı yapılması ve ödenmesi gereken miktar yönünden fahiş fark bulunması halinde maddi tazminat yönünden değerlendirme yapılması gerektiği gerekçeleri ile kaldırılmıştır. Mahkememizce istinaf ilamı doğrultusunda davacının makine mühendisliği lisans mezunu olması nedeniyle gerçek geliri yönünden araştırma yapılmış ve akabinde aktüerya bilirkişisinden rapor alınmıştır. Bu raporda yine sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme tarihindeki verilere göre zararın %47'lik kısmının karşılandığı tespit edilmiştir. Mahkememizce müterafik kusur indirimi yönünden yapılan değerlendirmede; kaza tespit tutanağına göre davacının emniyet kemeri takıp takmadığı belli değildir. Ancak davacı hakkında düzenlenen maluliyet raporunda davacının belinden yaralandığı ve tedavisinde platin takıldığı tespit edildiğinden, yaralanması itibariyle davacının emniyet kemeri takmadığı kanaatine varılarak hesaplanan tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmıştır. Aktüerya raporunda, davacının maluliyet durumu ve davalının kusur durumu göz önüne alındığında, davacının gerçek zararının 279.832,43 TL olduğu tespit edilmiştir. Müterafik kusur indirimi yapıldıktan sonra davacının talep edebileceği zararın 223.865,60 TL olduğu anlaşıldığından aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Mahkememizce müterafik kusur yönünden resen değerlendirme yapıldığından, maddi tazminat davası yönünden takdiri indirim nedeniyle davalı yararına vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemiştir. Davacının yaşı, meydana gelen kazadaki kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacının maluliyeti nedeniyle çektiği acı ve duymuş olduğu üzüntünün boyutu, hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi ve davacının uğradığı manevi zarar göz önüne alınarak ve davalının kusur durumu nedeniyle hakkaniyet ölçüsünde oranlama yapılarak manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir." gerekçesiyle "Davacının maddi tazminat davasının kabulü ile; 223.865,60 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı ... yönünden 12/03/2019 tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden 19/08/2019 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 20.000,00 TL'nin 12/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine," şeklinde karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF İTİRAZLARI: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstinaf kaldırma kararı sonrası kaldırma kararında belirtilen hususlara uygun inceleme yapılmadığını, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmelere göre karar verildiğini, gerek emsal ücret araştırmasına, gerek makul iş bulma süresi ve buna bağlı olarak yapılan ve tazminat miktarının belirlenmesine etki eden işlemlere karşı yaptıkları itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunda işlemiş dönem, aktif ve pasif dönem hesaplamaları için esas alınan asgari ücret tutarının hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda asgari ücrete bağlı tazminat hesaplamasında güncel bilinen asgari ücret tutarlarının esas alınması ve hüküm gününe en yakın güne kadar yürürlüğe giren tüm asgari ücretlerin uygulanması gerektiğini, asgari ücretin kamu düzeni ile ilgili olduğundan, davanın her aşamasında uygulanmasının zorunlu olduğunu, Yargıtay kararlarına göre de bozmadan sonra dahi asgari ücretlerde artış olması halinde yeniden tazminat hesabı yapılması gerektiğini, mahkeme gerekçesinde hesaplanan tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığının belirtildiğini, ancak mahkemenin gerekçede belirtilen şekilde çıkarımda bulunarak tazminattan indirim yapmasının da doğru olmadığını, zira müvekkilin emniyet kemerinin takılı olup olmadığı, kaza tespit tutanağıyla tespit edilmediği gibi kemer takılmadığı yönünde bir delilin de dosya kapsamında bulunmadığını, bu itibarla emniyet kemeri ile ilgili bu belirsizliğin zarar gören müvekkili aleyhine yorumlanmasının hakkaniyete uygun olmayacağını, iş bu dilekçede belirttikleri Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, mahkemece 09/04/2025 tarihli duruşmadaki emniyet kemerinin takılı olup olmadığı yönünden tanıklarının dinlenilmesi talepleri hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediğini, mahkeme nezdinde olumlu olumsuz kanaat oluşmaması halinde müvekkili aleyhine yorumlamak yerine müterafik kusurun re'sen araştırılması için kazada yolcu olan ....'in dinlenilmesi gerektiğini, ancak bu yönde olumlu olumsuz bir karar verilmemesinin usul açısından tanığın dinlenilmeden aleyhe yorumlama yapılmasının da esas açısından eksiklik olduğunu, mahkemece davacı müvekkil lehine takdir edilen manevi tazminatın 20.000 TL olmasının da hakkaniyete aykırı olduğunu, zira belirlenen manevi tazminatın, paranın alım gücü, ekonomik koşullar, tarafların sosyo-ekonomik durumları dikkate alındığında çok düşük olduğunun izahına ihtiyaç olmadığını, her ne kadar kanun koyucunun düzenleme yapması için iptal kararının ileri tarihte yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de; bu iptal kararının derdest olan iş bu davada ugyulanması gerektiğini, zira müvekkil açısından bakıldığında 20.000,00-TL manevi tazminata karşılık 20.000,00-TL vekalet ücreti ödemek durumunda kalacağını, müvekkil aleyhine hükmedilen 20.000,00-TL vekalet ücretinin kaldırılmasının gerektiğini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, trafik kazası sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekili dava dilekçesinde ...'ın sevk ve idaresindeki iken trafik kazasının meydana geldiğini, kaza sonucunda müvekkilinin bir çok yerinden yaralandığını, meydana gelen kaza sonucu müvekkilinin okuluna devam edemediğini, müvekkili ... Sigorta A.Ş.'ye başvuruda bulunulduğunu ve 94.268,00 TL ödeme yapıldığını, ancak ... Şirketi tarafından yapılan ödemenin yetersiz olduğunu, ibranamenin 2918 sayılı KTK'nın 111/2. maddesi uyarıncada geçersiz olduğunu, kaldı ki fazlaya ilişkin hakklarının saklı tutulmuş olduğunu, sigorta şirketinin tamamen ibra da edilmediğini iddia ederek maddi ve manevi tazminat talep ettiği, davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde maluliyet sebebiyle davacı tarafa müvekkili şirket tarafından 94.268,00 TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin başkaca sorumluluğununu olmadığını ileri sürerek davanın reddini talep ettiği, davalı ... vekili cevap dilekçesinde trafik kazasının davacının da kusurlu eylemi neticesinde meydana geldiğini, ileri sürerek davanın reddini talep ettiğ anlaşılmıştır. Mahkemece 22/06/2022 tarihli ve 2020/... Esas, 2022/...Karar sayılı ilamı ile; "1-Davacının maddi tazminat davasının kabulü ile; 154.134,87 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı ... yönünden 12/03/2019 tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden 19/08/2019 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, 2-Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 20.000,00 TL'nin 12/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine, karar verilmiştir. Hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu üzerine, Dairemizin 04/12/2024 tarihli ve 2022/1972 Esas 2024/1798 Karar sayılı ilâmı ile özetle; "...a-Davacı sürekli maluliyet tazminatı talebinde bulunmuş mahkemece asgari ücret düzeyinde kabul edilen gelir durumuna göre benimsenen bilirkişi raporuna göre karar verilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde davacının Erzurum ... Üniversitesinde okuduğunu beyan etmiş, davacının öğrencilik belgeleri üniversiteden celp edilmiş ve davacının yargılama sırasında 01.02.2022 tarihinde Erzurum ... Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Makine Mühendisliği bölümünden mezun olduğu belirtildiği halde aktüerya bilirkişisi tarafından davacının vergilendirilmiş kazanç bilgisi olmaması sebebiyle asgari ücret esas alınarak hesaplama yapılmıştır. Mahkemece bu hususta ilgili kurum ve kuruluşlardan bir emsal ücret araştırması yapılmadan yargılama yapıldığı ve sonuca gidildiği görülmektedir. Mahkemece gerekçeli kararda davacının gelir düzeyi hususunda hiçbir gerekçe belirtilmeden asgari ücret düzeyinde yapılan hesaplamaya göre karar verildiği anlaşılmaktadır. Oysa ki iş göremezlik zararının hesabında gelirin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır. Davacının lisans mezunu olmasına göre asgari ücret düzeyinden fazla gelir elde edebileceği gözetilmelidir. İlgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından davacının mezuniyetinden itibaren ne kadar sürede iş bulabileceği, emsal gelirinin ne kadar olacağı gibi hususların sorulması; bu tespitlerden sonra bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihteki verilere göre tazminat hesabının yapılması için, rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken bu hususta araştırma yapılmadığı belirtilen bilirkişi raporuna rağmen davacının asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiği kabulüyle karar verilmesi doğru değildir. (Y. 17. HD 2018/2850 E.-2019/6255 K.) b-Somut olayda dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağında davacı sürücünün olay anında emniyet kemeri takıyı olup olmadığının tespit edilemediğinin belirtildiği, mahkemece ATK'dan alınan maluliyet raporunda da olaydan sonra davacının belinden ameliyat edilip platin takıldığı belirtilmiştir. Mahkemece davalı tarafça defi olarak ileri sürülmese dahi re'sen olayda müterafik kusur indirimi yapılıp yapılmayacağının tartışılması gerektiği, somut olayda, emniyet kemeri takılıp takılmadığının tespit edilemediği, yaralanmanın niteliği ve davacının belinden yaralanması hususu gözetilerek mahkemece müterafik kusur indirimi hususunda re'sen değerlendirme yapması gerekirken aksine hareketle gerekçede müterafik kusur konusunda olumlu ya da olumsuz herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu itibarla olayın oluş şekli de nazara alınarak müterafik kusur indiriminin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi yerinde görülmemiştir." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kısmen kabulü ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına, sair istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemece yeniden yapılan yargılama neticesinde; bilirkişi raporları alınmış ve; Mahkemece; 1-Davacının maddi tazminat davasının kabulü ile; 223.865,60 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı ... yönünden 12/03/2019 tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden 19/08/2019 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, 2-Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 20.000,00 TL'nin 12/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine, karar verilmiştir. Hükme karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle; -Olay sonrası ilgili kolluk görevlileri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında davalı sürücü ...'ın kullandığı aracın kullanım şeklinin hususi olarak belirtilmesine, bu sebeple de mahkemece yasal faize karar verilmesinin yerinde olmasına, tarafların olaydaki kusur durumuna, davacıda meydana gelen maluliyet derecesine ve tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, davacının olay sebebiyle duyduğu elem ve ızdırabı, duyulan acıyı, çekilen sıkıntıyı hafifletebilecek düzeyde olduğundan davacı için takdir olunan manevi tazminatın uygun olmasına bu hususa yönelik istinaf itirazının dairemizin kaldırma kararında red edilmesine, -Bilirkişi raporunda esas alınan asgari ücret yönünden davalılar lehine usulü kazanılmış hak oluşmasına (Yargıtay HGK 2022/10-796 E. 2023/625 K. Yargıtay HGK 2021/(21)10-188 E. 2022/87 K. Yargıtay HGK 2015/22-1848 E. 2017/628 K. HGK 2014/4-70 E. 2015/1680 K. Yargıtay 4. H.D 2021/2235 E. 2021/8654 K. Yargıtay 4. H.D 2024/7758 E. 2024/9662 K.) (Dairemizin 2022/1384 E. 2024/764 K. Sayılı kararı) Yargıtay HGK 2023/10-1048 E. 2025/244 K.) -Davacının ortalama iş bulma süresinin makul olmasına, -Yukarıda da belirtildiği üzere dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağında sürücü koltuğu emniyet kemerinin takılı olup olmadığının tespit edilemedi şeklinde belirtilmesine, davacının belinden ameliyat edilip platin takılmasına, yaralanmanın mahiyetine göre davacının kaza anında emniyet kemerinin takılı olmadığının anlaşılmasına, göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. TBK'nın 51. maddesi uyarınca tazminattan Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereği belirlenen yöntemine uygun şekilde (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2020/4-65 E. 2022/1387 K. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/3154 E. 2022/10841 K.). yani tespit edilen en son rakam üzerinden değil ilk başta tespit edilen gerçek zarar miktarı üzerinden indirim yapılması şeklinde müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, mahkemece en son tespit edilen rakamdan indirim yapılarak karar verilmesi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/5622 E. 2021/7246 K.). Ancak bu hususta davalı tarafça istinaf olmamasına dikkate alınarak bu husus eleştirilmekle yetinilmiş kaldırma sebebi yapılmamıştır. Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede; a-Harç kamu düzenine ilişkin olup mahkemece re'sen dikkate alınması gerekmektedir. Mahkemece hükmün 3-a ve b nolu bendinde " a) Maddi tazminat yönünden 223.865,60 TL üzerinden hesap olunan 15.292,26 TL karar ve ilam harcından, peşin ve ıslahla yatırılan 973,92 TL harcın mahsubu ile bakiye noksan 14.318,34 TL harçtan 2020/... Esas, 2022/...Karar, 2022/... Harç Nolu, 19.10.2022 tarihli Harç Tahsil Müzekkeresi ile davalılardan tahsil edilen 10.002,03 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 4.316,31 TL harcın davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, b)Manevi tazminat yönünden 20.000,00 TL üzerinden hesap olunan 1.366,20 TL karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 136,62 TL harçtan mahsubu ile bakiye noksan 1.229,58 TL harç 2020/... Esas, 2022/... Karar, 2022/... Harç Nolu, 19.10.2022 tarihli Harç Tahsil Müzekkeresi ile davalı ...'dan tahsil edildiğinden tekrar alınmasına yer olmadığına, 8-nolu bendinde de; -Dava şartı olan arabuluculuk son tutanağı gereğince arabulucuya ödenen 1.360,00 TL 2020/... Esas, 2022/...Karar, 2022/...., 2022/... ve 2022/... Harç Nolu, 19.10.2022 tarihli Harç Tahsil Müzekkereleri ile davacı ve davalılardan tahsil edildiğinden tekrar alınmasına yer olmadığına," şeklinde karar verilmiş ise de mahkemelerce harç ve arabuluculuk ücreti kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen dikkate alınacağı, davanın kabulü halinde ise davalının harçtan muaf olmaması durumunda mal varlığına ilişkin davalarda hüküm altına alınan miktar üzerinden nisbi, mal varlığına ilişkin olmayan davalarda ise maktu karar ve ilam harcına ve arabuluculuk ücretine karar verilmesi gerektiği, mahkeme kararının istinaf mahkemesi tarafından kaldırılması veya Yargıtay tarafından bozulmasına karar verilmesi halinde aleyhine harca karar verilen tarafın mahkemeden talep etmesi halinde mahkemenin kararın kaldırılması veya bozulması sebebiyle ilk karardan sonra maliyeye yazdığı harç tahsil müzekkeresinin iadesini talep etmesi gerektiği, aksine bir uygulama ile mahkemelerce kararın istinaf mahkemesi tarafından kaldırılması veya Yargıtay tarafından bozulmasına karar verilmesi durumunda re'sen somut davada olduğu gibi istinaf kaldırma ilamı öncesi maddi tazminat yönünden harç tahsil müzekkeresi ile davalılardan tahsil edilen miktarın mahsubu ve manevi tazminat yönünden dosyada Harç Tahsil Müzekkeresi ile davalı ...'dan tahsil edildiğinden tekrar alınmasına yer olmadığına ve arabuluculuk ücreti yönünden Harç Tahsil Müzekkereleri ile davacı ve davalılardan tahsil edildiğinden tekrar alınmasına yer olmadığına gibi usul ve yasaya aykırı karar verilmesi yerinde görülmemiştir. b-Hükmün 3 nolu bendinde maddi tazminat yönünden bakiye karar ve ilam harcının tespiti sırasında dava açılırken yatırılan 140,04 TL peşin harcın mahsup edilmemesi de yerinde değildir. c-Davacı lehine hesaplanan maddi tazminattan, % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması nedeniyle, indirim sonrası belirlenen maddi tazminat tutarı hüküm altına alınırken, davanın kabulüne karar verilmiş ise de davacının talebi hüküm altına alınan miktardan daha fazla olduğu, dikkate alınarak mahkemece müterafik kusur indirimi durumunda verilen kararın kısmen kabulü şeklinde düzenlenmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile maddi tazminat talebi yönünden davanın kabulü yönünde hüküm tesis edilmesi yerinde değildir. Dairemizce yeniden hüküm tesis edilirken müterafik kusur indiriminden dolayı reddedilen kısım için davalılar yararına vekalet ücreti takdir edilemeyeceği göz önüne alınarak davalılar yararına müterafik kusur indiriminden dolayı reddedilen kısımlar için vekalet ücretine hükmedilmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/11207 E. 2022/4211 K.) O halde mahkemece, müterafik kusur indiriminden dolayı maddi tazminat talebinin kısmen kabulü yerine yazılı şekilde davanın kabulü yönünde hüküm tesisi ve manevi tazminat yönünden harç hesaplanmaması ve arabuluculuk ücreti yönünden hüküm tesis edilmemesi isabetsiz ise de, bu yanlışlıkların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, kamu düzeni yönünden yapılan incelemede kararın kamu düzenine aykırı olduğu anlaşıldığından kararın HMK'nın 353/1-b.2. ve 355. Maddeleri gereğince kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; I-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, II-Hükmün HMK'nın 353/(1)-b-2 maddesi uyarınca RE'SEN KALDIRILMASINA, KALDIRILIP DÜZELTİLEN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE; 1-Davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 223.865,60 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı ... yönünden 12/03/2019 tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden 19/08/2019 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya dair talebin reddine, 2-Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 20.000,00 TL'nin 12/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, 3- Harçlar Kanunu uyarınca; a) Maddi tazminat yönünden hesap olunan 15.292,26 TL karar ve ilam harcından, peşin ve tamamlama harçları toplamı 1.110,54 TL harcın mahsubu ile bakiye 14.181,72 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili hazineye gelir kaydına, b)Manevi tazminat yönünden 20.000,00 TL üzerinden hesap olunan 1.366,20 TL karar ve ilam harcı davalı ...'dan tahsili hazineye gelir kaydına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; a)Maddi tazminat yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap ve takdir olunan 35.818,50 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, b)Manevi tazminat yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap ve takdir olunan 20.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; manevi tazminat yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap ve takdir olunan 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak işbu davalı ...'a verilmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL başvurma harcı, 140,04 TL peşin harç, 970,50 TL ıslah harcı, 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı toplamı 1.385,64 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 1.323,00 TL ATK fatura bedeli, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 464,25 TL tebligat - posta gideri olmak üzere toplam 4.787,25 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranları nazara alınarak 4.061,54 TL'sinin tüm davalılardan, 362,85 TL'sinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Dava şartı olan arabuluculuk son tutanağı gereğince arabulucuya ödenen 1.360,00 TL 1.079,78 TL'sinin davalılardan, 140,10 TL'sinin ...'dan, 140,11 TL'sinin ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 9-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra davacıya iadesine" şeklinde YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE, III-İstinaf başvurusu aşamasında yeteri kadar harç alındığından harç alınmasına yer olmadığına, IV-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan tarafça bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, V-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, VI-Kararın kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, VIII-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere 20/11/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.