Başvuru, yargılamanın makul sürede tamamlanması ve eksik inceleme sonucunda hüküm verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının, yargılama süresince tutukluluğun devamına ilişkin karar verilmesi nedeniyle de kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; yargılamanın makul sürede tamamlanması ve eksik inceleme sonucunda hüküm verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının, yargılama süresince tutukluluğun devamına ilişkin karar verilmesi nedeniyle de kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 18/1/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin edilen ek bilgilere göre olaylar özetle şöyledir:A. Bireysel Başvurudan Önceki Olaylar Başvurucunun eşi olan maktulenin 18/4/2011 tarihinde öldürülmesi nedeniyle başvurucu ve iki kişi hakkında soruşturma başlatılmıştır. 3/9/1977 doğumlu başvurucu, (kapatılan) Mersin Sulh Ceza Mahkemesince 19/4/2011 tarihinde tutuklanmıştır. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucu hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrasının d) bendi kapsamında 7/2/2012 tarihinde iddianame düzenlenmiştir. Bununla birlikte iddianamede, başvurucunun alınan raporlara göre 5237 sayılı Kanun'un maddesi kapsamında akıl hastalığına sahip olduğu ve cezai sorumluluğunun olmadığı ayrıca belirtilmiştir. Bu kapsamda başvurucu hakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi ve başvurucu hakkında 5237 sayılı Kanun'un maddesi uyarınca koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmolunması talep edilmiştir. Diğer iki şüpheli hakkında ise 7/2/2012 tarihinde Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verilmiştir. Mersin Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 17/2/2012 tarihinde tensip zaptını düzenlemiştir. İlk duruşma 20/4/2012 tarihinde yapılmıştır. İlk derece mahkemesindeki yargılama süreci 13/10/2015 tarihinde celsede sona ermiştir. Mahkeme söz konusu suçun haksız tahrik altında ve suçun işlendiği sırada başvurucunun fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azaldığına kanaat getirerek başvurucuyu neticeten 16 yıl 8 ay hapis cezasına mahkûm etmiştir. Mahkeme, isnat olunan suçun vasıf ve mahiyeti ile verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın süresine binaen başvurucunun hükmen tutuklanmasına da karar vermiştir. Yargıtay Ceza Dairesi 18/9/2017 tarihinde hükmü bozmuştur. Bozma gerekçesi; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve mağdur ile katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilmesine dayanmaktadır. Aynı kararda başvurucunun ceza infaz kurumundan dilekçe göndererek cezanın onanmasını talep ettiği anlaşılmakla başvurucu müdafiinin temyiz isteminin reddine de karar verildiği görülmüştür. Bozma kararına uyularak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının katılma isteminin kabulüne karar verilmiştir. 19/12/2017 tarihinde başvurucu hakkında yine aynı hüküm verilmiş, aynı gerekçelerle başvurucu hükmen tutuklanmıştır. Başvurucu 18/1/2018 tarihinde bireysel başvuru yapmıştır.B. Bireysel Başvuru Sonrası Süreç Temyiz incelemesi üzerine Yargıtay Ceza Dairesi; başvurucunun akıl hastası olup olmadığı hususu ile ilgili alınan raporlar arasında çelişki bulunduğunu, başvurucunun Adli Tıp Üst Kuruluna gönderilerek muayenesinin yapılıp rapor alınması gerektiğini belirterek 16/4/2019 tarihinde ikinci kez bozma kararı vermiştir. Bozma sonrası 29/5/2019 tarihli tensip zaptında başvurucunun tutukluluğunun devamına ilişkin karar verilmiştir. Ayrıca tensip zaptına göre Yargıtayın bozma kararı doğrultusunda dosyanın rapor için İstanbul Adli Tıp Kurumu Üst Kuruluna gönderilmesine dair karar verildiği anlaşılmaktadır. 16/7/2019 tarihinde yapılan duruşmada bozmaya uyulmuştur. Duruşma sonunda dosyanın rapor için İstanbul Adli Tıp Kurumu Üst Kuruluna gönderilmesi hususunda yazılan müzekkere cevabının ve dava dosyasının dönüşünün beklenmesine ilişkin karar alınmıştır. Başvurucunun üzerine atılı suçlamayla ilgili mevcut delil durumu, suçlamanın katalog suçlardan oluşu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı gerekçesiyle başvurucunun tahliyesi yönündeki taleplerin reddi ile tutukluluk hâlinin devamına ilişkin karar verilmiştir. 22/10/2019 tarihli bir sonraki duruşmada dosyanın Adli Tıp Kurumundan dönmediği anlaşılmıştır. Bu celsede başvurucu müdafii, başvurucunun uzun süreden beri tutuklu olduğunu belirtmiştir. Bu kapsamda ilk kararın 13/10/2015 tarihinde verildiğini, ikinci karar tarihinin 19/10/2017 olduğunu, üçüncü tensip zaptının 2019 yılında düzenlendiğini ifade etmiştir. Dolayısıyla Yargıtaydaki inceleme süreleri çıktığında ilk derece mahkemesinde geçen sürenin beş yılı geçtiği belirtilerek tahliye talep edilmiştir. Yukarıda anılan gerekçelerle (bkz. § 17) başvurucunun tahliye edilmesi yönündeki istem yine reddedilmiş ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. 3/12/2019 tarihinde yapılan duruşmada da dosyanın Adli Tıp Kurumundan dönmediği anlaşılmıştır. Yine aynı gerekçelerle (bkz. § 17) başvurucunun tahliye edilmesi yönündeki istem reddedilmiş ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Duruşma, 27/2/2020 tarihine ertelenmiştir. Başvurucu müdafii 4/12/2019 tarihinde tutukluluğun devamı yönündeki karara itiraz etmiştir. Mersin Ağır Ceza Mahkemesi 5/12/2019 tarihinde talebi reddetmiş, talebin itirazen incelemesi için dosyanın itiraz mercii olan Mersin Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Mersin Ağır Ceza Mahkemesi; başvurucunun üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, tutuklu kalınan süre, suçun 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan suçlardan olması dikkate alınarak 12/12/2019 tarihinde, tutuklamaya yapılan itirazın reddine karar vermiştir. 16/12/2019 tarihinde Adli Tıp Birinci Üst Kurulu tarafından hazırlanan mütalaa dosyaya sunulmuştur. Raporda, başvurucunun cezai sorumluluğunun tam olduğu belirtilmiştir. Mahkemenin 27/2/2020 tarihli kararıyla suçun haksız tahrik altında işlendiği belirtilerek başvurucu, neticeten 20 yıl hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Başvurucuya verilen hapis cezasının süresi dikkate alınarak tutukluluk hâlinin hükmen devamına karar verilmiştir. Başvurucu müdafii, kararı temyiz etmiştir. Temyiz incelemesi devam etmektedir. 5237 sayılı Kanun'un "Nitelikli haller" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Kasten öldürme suçunun;...d) Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş veya kardeşe karşı,...İşlenmesi halinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır." 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklulukta geçecek süre" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/18 md.) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir. (2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda beş yılı geçemez. (3) Bu maddede öngörülen uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir. (4) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Soruşturma evresinde tutukluluk süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise bir yılı geçemez. Ancak, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok bir yıl altı ay olup, gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir. (5) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Bu maddede öngörülen tutukluluk süreleri, fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç oranında uygulanır." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat istemi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler."