Başvuru, terör örgütü üyesi olmak suçundan hakkında soruşturma başlatılan başvurucunun vücudundan örnek alınması kararına itiraz etme olanağı tanınmadan kararın zorla infazı sırasında maruz kaldığı fiiller nedeniyle işkence ve kötü muamele yasağı ile susma ve kişinin kendi aleyhine beyan ve delil vermeye zorlanmama hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, terör örgütü üyesi olmak suçundan hakkında soruşturma başlatılan başvurucunun vücudundan örnek alınması kararına itiraz etme olanağı tanınmadan kararın zorla infazı sırasında maruz kaldığı fiiller nedeniyle işkence ve kötü muamele yasağı ile susma ve kişinin kendi aleyhine beyan ve delil vermeye zorlanmama hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 18/7/2013 tarihinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/1/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 27/10/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 24/11/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 8/12/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 23/12/2015 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: 1980 doğumlu olan başvurucu hakkında MLKP terör örgütü üyesi olmak suçundan soruşturma yapılmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (TMK mülga madde ile görevli) 2012/297 numaralı soruşturma dosyası kapsamında terör örgütü üyesi olma, silahlı yağma, kasten yaralama, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma, kasten yaralama ve 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’namuhalefet etme suçlarından başvurucu ile birlikte toplam altmış dört şüpheli hakkında İstanbul 3 No.lu Hâkimliğinin (TMK mülga madde ile görevli) 8/6/2013 tarihli ve 2013/5291 Teknik Takip No.lu kararı ile arama, el koyma, vücuttan tükürük örneği alınması ve moleküler genetik inceleme yapılmasına karar verilmiştir. Kararda itiraz süresi ve merci belirtilmemiştir. 18/6/2013 tarihinde saat 15’te yakalanan başvurucu Cumhuriyet savcısının talimatıyla gözaltına alınmıştır. Gözaltına alınmadan önce başvurucunun adli raporu aldırılmıştır. Adli Tıp Kurumu İstanbul Şube Müdürlüğünün 18/6/2013 tarihli, 45 saatli ve 2013/13902 sayılı Adli Tıp Uzmanı A. tarafından hazırlanan raporunda, başvurucunun 31/5/2013 tarihinde Taksim'de Gezi olayları sırasında meydana geldiğini ifade ettiği sol alt bacakta atel bulunduğu, gözaltına alınma sırasında yeni oluşmuş hârici travmatik lezyon saptanmadığı belirtilmiştir. Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 19/6/2013 tarihli ve 33 saatli tutanakla Dâhiliye Uzmanı A.K.E. tarafından başvurucunun tükürük örneği alınmıştır. Kolluk görevlileri tarafından düzenlenen 19/6/2013 tarihli ve 30 saatli "zor kullanma tutanağı"nda başvurucunun da aralarında bulunduğu toplam on şüphelinin tükürük örneği alınmak üzere gözaltından çıkarıldıkları sırada görevlilere direndikleri, şahısların kelepçelenerek araca bindirildikleri, tükürük örneği vermeyeceklerini beyan ettikleri, kendilerine hakaret ettikleri, slogan attıkları, araca bindirildikten sonra polislere tekme attıkları, kamera kaydı eşliğinde direnmeye son vermeleri yönünde uyarı yapılmasına rağmen eylemlerine devam ettikleri, fiilî saldırılarının artarak devam etmesi nedeniyle görevliler tarafından dirençlerini kıracak ölçüde göz yaşartıcı gaz sıkılarak etkisiz hâle getirildikleri, bu şekilde başvurucunun tükürük örneğinin alınabildiği, Hastaneden döndüklerinde nezarethane girişinde fiziki ve sözlü saldırılarını devam ettirmeleri üzerine zor kullanılarak araçtan indirildikleri, bu sırada dört görevlinin ve başvurucunun yaralanması üzerine bu kişilerin Hastaneye sevk edildikleri ifade edilmiştir. Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 19/6/2013 tarihli ve 32 saatli Aile Hekimi Asistanı S.H. tarafından tanzim edilen raporuna göre sol ayakta 1/6/2013 tarihinde yapılan diz hizasına kadar alçı, kafanın oksipital alanında 3 cm'lik şişlik olduğu belirtilmiştir. Adli Tıp Kurumunu İstanbul Şube Müdürlüğünün 20/6/2013 tarihli, 58 saatli ve 2013/14219 sayılı Adli Tıp Uzmanı A. tarafından hazırlanan gözaltı çıkış raporunda başvurucunun sol alt bacakta alçı olduğu (Başvurucu bu alçının 31 Mayıs 2013 tarihinde Taksim’de Gezi olayları sırasında yaralanmasından dolayı meydana geldiğini doktoraifade etmiştir.), sağ el parmak ve alt çene sağ köşede hassasiyet, alçılı ayak parmaklarında ödem olduğu, mevcut yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir ölçüde hafif olduğu kayıtlıdır. Raporda ayrıca başvurucunun kendisinden zorla tükürük örneği alındığını, araç içindeyken gaz sıkıldığını, buna bağlı olarak derisinde yanma oluştuğunu, dayağa maruz kaldığını doktora söylediği yazılıdır. Başvurucu 20/6/2013 tarihinde saat 50'de müdafi Av. Ö.G. ile görüştürülmüştür. Av. Ö.G. görüşme tutanağının arka sayfasına şüpheli ile yaptığı görüşmenin ayrıntılarını yazarak saat 15'te tutanağı imzalamıştır. Tutanakta başvurucuyla görüşmesinin gözaltına alındıktan kırk sekiz saat sonra gerçekleştiğini, başvurucunun vücudundaki yara izlerinin iyileşmesi için bekletildiğini ifade ettiğini, tükürük örneği alınması sırasında emniyette ellerinin ters kelepçelenerek araca bindirildiğini, tükürük örneği vermek istememesi üzerine aracın içinde polislerin dövmeye başladığını, biber gazı sıktıklarını, yerlerde sürükleyerek Hastaneye soktuklarını, polislerin elleriyle yüzüne bastırdıkları sırada doktorun ağzının içinden örnek aldığını, daha sonra Hastanenin yanındaki bir binaya götürerek orada darbettiklerini, Emniyete dönünceye kadar araçta dövmeye devam ettiklerini, polisleri görse teşhis edebileceğini söylediği yazılıdır. Başvurucunun 20/6/2013 tarihli ve 56 saatli ifade tutanağı ile kolluk tarafından savunması alınmak istenmiş ancak susma hakkını kullanan başvurucunun beyanı alınamamıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 21/6/2013 tarihinde başvurucunun müdafi huzurunda savunması alınmıştır. Başvurucu ifadesinde işkence iddialarıyla ilgili olarak özetle tükürük örneği alınmasına rızası olmamasına rağmen hastaneye zorla götürüldüğünü, minibüs içinde gaz kullanıldığını, tükürük örneğinin zorla alındığını, Hastanenin bir odasında yoğun şekilde dayağa tabi tutulduğunu, aynı akşam yeniden rapor alınmak üzere hastaneye gittiklerinde durumu doktora açıkladığını, polise direnmediğini söylemiştir. Başvurucunun kötü muamele iddiaları ile ilgili olarak soruşturma yapılıp yapılmadığına dair dosya kapsamı ve başvuru formunda herhangi bir bilgi bulunmadığından bu husus, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından sorulmuş; 17/11/2015 tarihli yazıda bu konuda bir soruşturma yapıldığına dair bir bilgi bulunmadığı belirtilmiştir. Bakanlık görüşünde de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ile aynı konuda yazışma yapıldığı, başvurucunun yetkili makamlara bir başvurusunun olmadığı şeklinde bilgi verildiği ifade edilmiştir (bkz. § 41). İstanbul Emniyet Müdürlüğünün 23/10/2013 tarihli yazısında başvurucu ve diğer şüphelilerin vücudundan alınan örnekler üzerinde daha önceden MLKP terör örgütü tarafından gerçekleştirdiğinden şüphelenilen faili meçhul bazı silahlı ve bombalı eylemler sonucunda olay yerinden elde edilen biyolojik delillerle ve diğer bazı suç delili olan materyaller üzerinde moleküler genetik incelemeler yapıldığı bildirilmiştir. Başvurucu İstanbul 2 No.lu Hâkimliğinin 22/6/2013 tarihli ve 2013/75 Sorgu No.lu kararı ile atılı suçtan tutuklanmış, 6/1/2014 tarihinde ise tahliye edilmiştir. 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun maddesi ile görevli Cumhuriyet savcılıkları kapatıldığından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/297 sırasında kayıtlı soruşturmakapatılarak aynı yer Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/39749 sayılı numarasına kaydedilmiştir. Başvuru tarihinden sonra başvurucu hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 24/6/2014 tarihli ve 2014/39749 soruşturma, E.2014/32052 sayılı iddianamesiyle kamu malına zarar verme, toplantı ve yürüyüşlerine silah veya maddede belirtilen aletlerle katılma, silahlı terör örgütü yöneticisi olma, terör örgütü propagandası yapma, silahlı olarak katıldığı toplantı ve gösteri yürüyüşünde ihtara rağmen dağılmama ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından kamu davası açılmıştır. Dava, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/145 sayılı dosyasında derdesttir.B. İlgili Hukuk 4/12/2014 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir.” 5271 sayılı Kanun’un “Kararların açıklanması ve tebliği” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“(1) İlgili tarafın yüzüne karşı verilen karar kendisine açıklanır ve isterse kararın bir örneği de verilir. (2) Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur.(3) İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar, kendisine okunup anlatılır.” 5271 sayılı Kanun’un “Şüpheli veya sanığın beden muayenesi ve vücudundan örnek alınması” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“(1) Bir suça ilişkin delil elde etmek için şüpheli veya sanık üzerinde iç beden muayenesi yapılabilmesine ya da vücuttan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine; Cumhuriyet savcısı veya mağdurun istemiyle ya da resen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir. Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz.(2) İç beden muayenesi yapılabilmesi veya vücuttan kan veya benzeri biyolojik örnekler alınabilmesi için müdahalenin, kişinin sağlığına zarar verme tehlikesinin bulunmaması gerekir. (3) İç beden muayenesi veya vücuttan kan veya benzeri biyolojik örnekler alınması, ancak tabip veya sağlık mesleği mensubu diğer bir kişi tarafından yapılabilir. …(5) Üst sınırı iki yıldan daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda, kişi üzerinde iç beden muayenesi yapılamaz; kişiden kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınamaz. (6) Bu madde gereğince alınacak hâkim veya mahkeme kararlarına itiraz edilebilir. (7) Özel kanunlardaki alkol muayenesine ve kan örneği alınmasına ilişkin hükümler saklıdır.” 5271 sayılı Kanun’un “Moleküler genetik incelemeler” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“(1) 75 ve 76 ncı maddelerde öngörülen işlemlerle elde edilen örnekler üzerinde, soybağının veya elde edilen bulgunun şüpheli veya sanığa ya da mağdura ait olup olmadığının tespiti için zorunlu olması hâlinde moleküler genetik incelemeler yapılabilir. Alınan örnekler üzerinde bu amaçlar dışında tespitler yapılmasına yönelik incelemeler yasaktır. (2) Birinci fıkra uyarınca yapılabilen incelemeler, bulunan ve kime ait olduğu belli olmayan beden parçaları üzerinde de yapılabilir. Birinci fıkranın ikinci cümlesi, bu hâlde de uygulanır.” 5271 sayılı Kanun’un “Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.” 5271 sayılı Kanun’un “İtiraz olunabilecek kararlar” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“(1) Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir. “ 5271 sayılı Kanun’un “İtiraz usulü ve inceleme mercileri” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“(1) Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı veya hâkim onaylar. 263 üncü madde hükmü saklıdır. (2) Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir. …” 5271 sayılı Kanun’un “İtirazın kararın yerine getirilmesinde etkisi” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“(1) İtiraz, kararın yerine getirilmesinin geri bırakılması sonucunu doğurmaz. (2) Ancak, kararına itiraz edilen makam veya kararı inceleyecek merci, geri bırakılmasına karar verebilir.” 3713 sayılı Kanun’un başvuru konusu soruşturma tarihinde yürürlükte olan maddesi şöyledir:“…Bu Kanun kapsamına giren suçlarla ilgili olarak;...c) Yürütülen soruşturmalarda hâkim tarafından verilmesi gerekli kararları almak, bu kararlara karşı yapılan itirazları incelemek ve sadece bu işlere bakmak üzere yeteri kadar hâkim görevlendirilir.…” 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Selâhiyet Kanunu’nun “Zor ve silah kullanma” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“(2/6/2007 tarihli ve 5681 sayılı Kanun’la değişik) Polis, görevini yaparken direnişle karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkilidir. Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir.İkinci fıkrada yer alan; a) Bedenî kuvvet; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruya kullandığı bedenî gücü, b) Maddî güç; polisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde bedenî kuvvetin dışında kullandığı kelepçe, cop, basınçlı ve/veya boyalı su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî engeller, polis köpekleri ve atları ile sair hizmet araçlarını, ifade eder. Zor kullanmadan önce, ilgililere direnmeye devam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarı yapılır. Ancak, direnmenin mahiyeti ve derecesi göz önünde bulundurularak, ihtar yapılmadan da zor kullanılabilir. Polis, zor kullanma yetkisi kapsamında direnmeyi etkisiz kılmak amacıyla kullanacağı araç ve gereç ile kullanacağı zorun derecesini kendisi takdir ve tayin eder. Ancak, toplu kuvvet olarak müdahale edilen durumlarda, zor kullanmanın derecesi ile kullanılacak araç ve gereçler müdahale eden kuvvetin amiri tarafından tayin ve tespit edilir. Polis, kendisine veya başkasına yönelik bir saldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesinde savunmada bulunur. Polis; a) Meşru savunma hakkının kullanılması kapsamında, b) Bedenî kuvvet ve maddî güç kullanarak etkisiz hale getiremediği direniş karşısında, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde, c) Hakkında tutuklama, gözaltına alma, zorla getirme kararı veya yakalama emri verilmiş olan kişilerin ya da suçüstü halinde şüphelinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde, d) (27/3/2015 tarihli ve 6638 sayılı Kanun’la eklenen bent) Kendisine veya başkalarına, işyerlerine, konutlara, kamu binalarına, okullara, yurtlara, ibadethanelere, araçlara ve kişilerin tek tek veya toplu halde bulunduğu açık veya kapalı alanlara molotof, patlayıcı, yanıcı, yakıcı, boğucu, yaralayıcı ve benzeri silahlarla saldıran veya saldırıya teşebbüs edenlere karşı, saldırıyı etkisiz kılmak amacıyla ve etkisiz kılacak ölçüde, silah kullanmaya yetkilidir.Polis, yedinci fıkranın (c) bendi kapsamında silah kullanmadan önce kişiye duyabileceği şekilde "dur" çağrısında bulunur. Kişinin bu çağrıya uymayarak kaçmaya devam etmesi halinde, önce uyarı amacıyla silahla ateş edilebilir. Buna rağmen kaçmakta ısrar etmesi dolayısıyla ele geçirilmesinin mümkün olmaması halinde ise kişinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edilebilir. Polis, direnişi kırmak ya da yakalamak amacıyla zor veya silah kullanma yetkisini kullanırken, kendisine karşı silahla saldırıya teşebbüs edilmesi halinde, silahla saldırıya teşebbüs eden kişiye karşı saldırı tehlikesini etkisiz kılacak ölçüde duraksamadan silahla ateş edebilir." 1 Haziran 2005 tarihli ve 25832 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza Muhakemesinde Beden Muayenesi, Genetik İncelemeler ve Fizik Kimliğin Tespiti Hakkında Yönetmelik’in (Yönetmelik) “Şüpheli veya sanığın vücudundan örnek alınması” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Bir suça ilişkin delil elde etmek için, şüpheli veya sanığın vücudundan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak, gibi örnekler alınabilmesine, Cumhuriyet savcısı veya mağdurun istemiyle ya da resen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir. Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkeme onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz. Bu örnekler Cumhuriyet savcısının huzurunda ve uygun göreceği usullerle derhâl yok edilerek bu husus tutanağa geçirilir.Bu müdahaleler ancak tabip tarafından veya tabip gözetiminde sağlık mesleği mensubu diğer bir kişi tarafından yapılabilir. Vücuttan örnekler alınabilmesi için; müdahalenin, kişinin sağlığına açıkça ve öngörülebilir zarar verme tehlikesinin bulunmaması gerekir.Tıbbî müdahaleler, hekimlik sanatının ve tıp biliminin kabul ettiği yöntem ve araçlarla yapılır.Üst sınırı iki yıldan daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda; kişiden kan, saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınamaz.Özel kanunlardaki alkol muayenesine ve kan örneği alınmasına ilişkin hükümler saklıdır.Mağdurun ve diğer kişilerin beden muayenesi ancak tabip tarafından yapılır”Yönetmelik’in “Moleküler genetik incelemeler” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Bu Yönetmelikte öngörülen işlemlerle elde edilen örnekler üzerinde, soy bağının veya elde edilen bulgunun şüpheli veya sanığa ya da mağdura ait olup olmadığının tespiti için zorunlu olması hâlinde moleküler genetik incelemeler yapılabilir. Alınan örnekler üzerinde bu amaçlar dışında tespitler yapılmasına yönelik incelemeler yasaktır. Birinci fıkra uyarınca yapılabilen incelemeler, bulunan ve kime ait olduğu belli olmayan beden parçaları üzerinde de yapılabilir. Birinci fıkranın ikinci cümlesi, bu hâlde de uygulanır.” Yönetmelik’in “İlgilinin rızası” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Mevzuatta aranan tüm koşulların gerçekleşmiş olmasına ve şüpheli sanık veya diğer kişilerin bu konuda aydınlatılmış olmalarına rağmen muayene yapılmasına ya da örnek alınmasına rıza vermemeleri hâlinde, kararın infazı için ilgilinin muayenesini veya vücudundan örnek alınmasını sağlamak üzere ilgili Cumhuriyet başsavcılığınca gerekli önlemler alınır.Mağdurun rızasının varlığı hâlinde bu işlemlerin yapılabilmesi için Yönetmeliğin 7 nci ve 8 inci maddeleri uyarınca karar alınmasına gerek yoktur.Bir suçun aydınlatılmasını sağlamak amacıyla, şüpheli, sanık ve diğer kişilerin kendiliğinden başvurarak rıza göstermeleri hâlinde, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi, kovuşturma aşamasında ise hâkim veya mahkeme kararıyla tıbbî muayeneleri yapılabilir ya da vücutlarından örnek alınabilir.”