T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/343 - 2025/1626 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/343 KARAR NO : 2025/1626 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/11/2023 NUMARASI : 2023/249 Esas 2023/1173 Karar DAVANIN KONUSU : Manevi Tazminat KARAR TARİHİ : 18.12.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 13.01.2026 İlk Derece Mahkemesinc…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/343 - 2025/1626 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/343 KARAR NO : 2025/1626 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/11/2023 NUMARASI : 2023/249 Esas 2023/1173 Karar DAVANIN KONUSU : Manevi Tazminat KARAR TARİHİ : 18.12.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 13.01.2026 İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili, 19.11.2021 tarihinde davalı sigorta şirketine ihtiyari mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olup ...'in idaresindeki ... plakalı aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucunda meydana gelen tek taraflı trafik kazasında araçta yolcu konumunda olan davacı ...’in eşi ...'in vefat ettiğini, yine davacı ...’nin kızı, diğer davacıların annesi olan ...’in vefat ettiğini, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, davacıların manevi olarak zarar gördüğünü, davalı sigorta şirketine başvurudan sonuç alınamadığını belirterek ...’in vefatı nedeniyle ... için 6.250,00 TL, ... için 6.250,00 TL, ... için 6.250,00 TL ve ...’in vefat etmesi nedeniyle davacı ... için 6.250,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, kazaya ilişkin kusur durumunun tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını talep ettiklerini, hesaplanacak tazminattan hatır taşıması ve müterafik kusurun tenzili gerektiğini, davacıların destekten yoksun kalıp kalmadıklarının belirlenmesi gerektiğini, müteveffa sürücünün mirasçılarının müteveffanın kusuru ile meydana gelen kaza neticesinde tazminat talep ettiklerini ve taleplerin teminat dışında olduğunu, davalı sigorta şirketinin dava tarihinden yasal faiz ile sınırlı olarak sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan ... ve ...'in vefatı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, davalı sigorta şirketine ihtiyari mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araçta yolcu olarak bulunan ... ve ...'in vefat ettiği, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/454 Esas sayılı dosyasında düzenlenen 19.02.2022 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkelere göre davanın kabulü ile davacı ... için 6.250,00 TL manevi tazminat, davacı ... için 6.250,00 TL manevi tazminat, davacı ... için 6.250,00 TL manevi tazminat, davacı ... için 6.250,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihi olan 16.08.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davaya karşı görev, yetki, zamanaşımı ve dava şartı itirazında bulunduklarını, davacılar tarafından davadan önce yapılmış bir başvuru bulunmadığını, kusur oranlarının tespiti için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, mahkemece bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, hesaplanacak tazminattan hatır taşıması ve müterafik kusurun tenzili gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin teminat dışında olduğunu, davalı sigorta şirketinin dava tarihinden yasal faiz ile sorumlu tutulabileceğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Davacılar vekili, 19.11.2021 tarihinde davalı sigorta şirketine ihtiyari mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın tek taraflı olarak yaptığı kazada araçta yolcu olarak bulunan ... ve ...’in vefat ettiklerini, ...'in eşi olan davacı ... ile ...'in annesi ve çocukları olan diğer davacıların manevi olarak zarar gördüklerini belirterek manevi tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece davanın kabulüne ilişkin verilen karara karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 1-Davalı vekilinin vekilinin görev ve yetkiye yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; 2918 Sayılı Kanun'un Görevli ve Yetkili Mahkeme başlıklı 110. maddesinde "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir." hükmüne göre trafik kazasından kaynaklanan vefat nedeniyle manevi tazminat talebiyle ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı aleyhine dava açıldığı, kazanın meydana geldiği yer nazara alındığında mahkemenin görevli ve yetkili olduğu anlaşılmakla davalının görev ve yetkiye ilişkin istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir. 2-2918 sayılı KTK'nın 109 maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar, Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda ölümlü trafik kazasının 19.11.2021 tarihinde meydana geldiği, vefat nedeniyle manevi tazminat istemli davanın 07.03.2023 tarihinde zamanaşımı süresinde açıldığı anlaşıldığından davalı vekilinin davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğine ilişkin istinaf gerekçesi yerinde görülmemiştir. 3-6098 TBK'nın 56. maddesinde “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verir.Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” hükmüne, aynı Kanun'un 51.maddesinde “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23.06.2004, 13/291-370) Somut olay yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, 19.11.2021 tarihinde davalı sigorta şirketine ihtiyarı mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan ... plakalı araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucunda tek taraflı olarak meydana gelen kazada araçta yolcu olarak bulunan ... ve ...'in vefat ettiği, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/454 Esas sayılı dosyasında düzenlenen 19.02.2022 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, müteveffaların araçta yolcu konumunda olup kazanın meydana gelmesinde kusurları bulunmadığı, tespit edilen kusur durumu, olayın meydana geliş şeklinin davacılar üzerindeki etkisi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihindeki (2021) paranın alım gücü ile özellikle poliçe teminat limiti nazara alındığında davacı ...'in eşi olan ...'in vefatı ve davacılardan ...'nin kızı, diğer davacıların annesi ...'in vefatı nedeniyle davacılar için belirlenen manevi tazminat tutarının uygun takdir edildiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurularının aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 1.707.75 TL istinaf harcından peşin alınan 426,93 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.280,82 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, 5-6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca Dairemiz kararının tebliği ve harç tahsili işlemlerinin ilk derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 18.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.