Başvuru, kadastro çalışmaları sırasında başvurucuların murisi adına tespit gören ve 1994 yılında başvurucular tarafından üçüncü kişiye satışı yapılan taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında hatalı olarak eksik yazılan yüz ölçümünün 2004 yılında 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu nun 4 maddesine göre düzeltilmesi üzerine açılan alacak ve tazminat davalarının reddedilmesi sebepleriyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, kadastro çalışmaları sırasında başvurucuların murisi adına tespit gören ve 1994 yılında başvurucular tarafından üçüncü kişiye satışı yapılan taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında hatalı olarak eksik yazılan yüz ölçümünün 2004 yılında 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun maddesine göre düzeltilmesi üzerine açılan alacak ve tazminat davalarının reddedilmesi sebepleriyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 31/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 21/2/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 11/07/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 12/9/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 22/9/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 30/9/2014 tarihinde ibraz etmiştir. OLAYLAR VE OLGULARA. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Ankara ili Gölbaşı ilçesi Taşpınar köyü Yumrutepe mevkiinde bulunan 142 parsel sayılı taşınmaz 1952 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında 15430 m2 yüz ölçümü ile başvurucuların murisleri adına tespit görerek tapuda tescil edilmiştir. Başvurucular Taşpınar köyü Yumrutepe mevkii 142 parsel sayılı taşınmazın murislerine ait olmasına rağmen aynı köydeki 140 parsel sayılı taşınmaza ilişkin Ankara Gezici Kadastro Mahkemesinin 8/6/1956 tarihli ve E.1952/615, K.1956/496 sayılı kararının değiştirilmesi suretiyle 142 parsel sayılı taşınmaz davalıymış gibi gösterilerek oluşturulan sahte Mahkeme kararıyla tapu kütüğünde işlem yapıldığını ve aynı yöntemle işlem yapılan başka taşınmazlar da bulunduğunu belirterek 20/7/1987 tarihinde Gölbaşı Asliye Hukuk Mahkemesindetapu iptali ve tescil davası açmışlardır. Mahkemece davanın kabulüne, 142 parsel sayılı taşınmaz ve dava konusu olan diğer taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile başvurucular adına tesciline dair verilen22/12/1992 tarihli ve E.1991/380, K.1992/725 sayılı kararınkesinleşerek 23/3/1994 tarihinde tapu siciline işlendiği anlaşılmaktadır. 142 parsel sayılı taşınmaz 12/4/1994 tarihinde başvurucular tarafından K.E.ye, 8/3/2000 tarihinde K.E. tarafından Ş.T.ye, 28/3/2000 tarihinde Ş.T. tarafından N.E.ye, 20/6/2000 tarihinde de N.E. tarafından A.T.ye satılarak tapuda tescil edilmiştir. Taşınmazı 20/6/2000 tarihinde satın alan A.T. 26/6/2003 tarihinde Kadastro Müdürlüğüne başvurarak 3402 sayılı Kanun'un maddesi kapsamında taşınmazın yüz ölçümünün düzeltilmesini istemiştir. Kadastro çalışmaları sırasında 15430 m2 olarak tespit gören taşınmazın yüz ölçümü 30/3/2004 tarihinde 35250 m2 olarak düzeltilmiştir. a) Taşınmazın yüz ölçümünün düzeltme talep eden malik lehine arttığı ve bu artış oranında kendilerinin zarara uğradığı iddiasıyla başvurucular tarafından 24/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun maddesi kapsamında malik A.T. aleyhine 25/11/2004 tarihinde Gölbaşı/Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde alacak davası açılmıştır. b) Mahkemece 20/4/2005 tarihli ve E.2004/618, K.2005/345 sayılı karar ile, krokilerin incelenmesinden dava konusu taşınmazın kadastro tespitindeki sınırları ile davalı A.T.nin başvurusu sırasındaki sınırları arasında değişiklik bulunmadığının anlaşıldığı, sonradan 3402 sayılı Kanun'un maddesi gereğince mesaha tashihi yapılmasının taşınmazın sabit sınırlarında bir değişiklik meydana getirmediği, 3402 sayılı Kanun'a göre krokili taşınmazlarda taşınmazın yüz ölçümünün tapudaki miktarlarına göre değil, krokisine göre belirlendiği; taşınmazın davalı A.T.ye satışı sırasında krokinin aynı kroki olduğu, her iki tarafın da krokiye göretaşınmazın ne kadar yüz ölçümü olabileceğini bilmek durumunda oldukları, krokide bir değişiklik olmadığına göre miktar fazlasının yani sonradan yapılan mesaha tashihi fazlasının tazminata konu olmasının iyi niyetle bağdaşmayacağı ve davalının iyi niyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.c) Karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 25/10/2005 tarihli ve E.2005/8849, K.2005/10760 sayılı ilamı ile onanmıştır. d) Karar düzeltme istemi ise aynı Dairenin 23/3/2006 tarihli ve E.2006/860, K.2006/2940 sayılı ilamıyla reddedilmiş, hüküm 23/3/2006 tarihinde kesinleşmiştir. a) Kadastro tespitinde yüz ölçümün hatalı tespit edilmiş olmasının hizmet kusuru olduğu ve zarara sebebiyet verdiği iddiasıyla başvuruculardan Niyazi Erol tarafından Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü aleyhine 9/3/2006 tarihinde Ankara İdare Mahkemesinde tazminat istemiyle tam yargı davası açılmıştır. b) Mahkemece 21/2/2007 tarihli ve E. 2006/684, K.2007/286 sayılı karar ile 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun maddesine dayalı uyuşmazlıklarda adli yargı mercilerinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.c) Kararın Danıştay Onuncu Dairesinin 18/9/2009 tarihli ve E.2007/5189, K.2009/8074 sayılı ilamı ile onandığı ve kesinleştiği belirtilmiştir. a) Başvurucular tapu işlemlerinin kadastro işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olup bir bütün oluşturduğunu, kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın yüz ölçümünün yanlış yazılması sebebiyle uğradıkları zarardan devletin sorumluluğu bulunduğunu belirterek 4721 sayılı Kanun'un maddesine dayalı olarak Maliye Hazinesi aleyhine 14/9/2010 tarihinde Gölbaşı/Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açmışlardır.b) Mahkemece 24/3/2011 tarihli ve E.2010/630, K.2011/214 sayılı karar ile davanın reddine karar verilmiştir. Ret gerekçesi şöyledir:"... Dava konusu taşınmaz 1952 yılında davacıların murisleri adına tespit ve tescil edilmiştir. İlk tespit esnasında taşınmazın yüzölçümü 430,00 m2 olarak belirlenmiştir. ... Taşınmaz şu anda üçüncü bir şahıs adınakayıtlıdır ve yüzölçümü de 250,100 m2 dir. ... asıl olan taşınmazın zemindeki konumu ve yüzölçümüdür. Tapu kaydında ne kadar gösterilirse gösterilsin taşınmaz sahipleri taşınmazların zemindeki yüzölçümlerini bilmek ya da bilebilecek durumda olmak zorundadırlar. Yani taşınmaz sahipleri tapu kaydındaki kayıtlı yüzölçümünü hiç bilmeseler dahi zemindeki durumu itibariyle taşınmazlarının miktar ve yüzölçümünü bilirler. Eşyanın tabiatına ve hayatın olağan akışına uygun olan da budur. ... taşınmaz alım ve satımları esnasında resmi kayıtlardan önce taşınmazın zemindeki durumu ve yüzölçümü görülüp gerekli hesaplamalar yapılarak satış işlemleri yapılmaktadır. Bu bağlamda davacı tarafın satış yapıldıktan sonra alıcı tarafından taşınmazın yüzölçümünün artırılması sonucunu doğuran müracaatı neticesinde zarara uğradığı iddiası ... haklı ve yerinde görülmemiştir. Ayrıca dava konusu taşınmazın yüzölçümü kadastro tespiti esnasında yapılmıştır. Tespit esnasında yapılan yanlışlıklara dair yasal yollar 3402 sayılı Yasada belirtilmiştir. Bunun gibi mahkeme kararına konu olan parselin yargılama esnasında da yüzölçümüne itiraz edilmemiş ve hükmen tescil yapılmıştır. ... Neticede dava konusu taşınmazın tapulama tespitinin kesinleştiği tarih itibariyle geometrik ve hukuki durumu belirlenmiş olup tapu kaydındaki alana ilişkin miktarın noksan yazılmasında hukuka aykırılık olmadığı..."c) Karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 17/12/2012 tarihli ve E.2011/14696, K.2012/19429 sayılı ilamı ile onanmıştır.d) Karar düzeltme istemi ise aynı Dairenin 6/6/2013 tarihli ve E.2013/8009, K. 2013/10840 sayılı ilamı ile reddedilmiştir. Karar başvuruculara 10/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular31/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.B. İlgili Hukuk 3402 sayılı Kanun'un 22/2/2005 tarihli ve 5304 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki maddesi şöyledir:"Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir. Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir. Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine kadastro müdürlükleri yetkilidir.Bu maddenin uygulanmasında, 12 nci maddede belirtilen hak düşürücü süre aranmaz." 4721 sayılı Kanun'un maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir: “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder.”