5. Hukuk Dairesi 2025/13210 E. , 2025/18169 K. "" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1616 Esas, 2025/1120 Karar DAVA TARİHİ : 22.10.2021 KARAR : Esastan ret/Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/1004 Esas, 2022/576 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştı…
5. Hukuk Dairesi 2025/13210 E. , 2025/18169 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1616 Esas, 2025/1120 Karar DAVA TARİHİ : 22.10.2021 KARAR : Esastan ret/Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/1004 Esas, 2022/576 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı idarenin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; .. ili, .. ilçesi, Merkez Mahallesi 1 15... ve 15... ada 1 ve 3 parsel sayılı taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların davacı idare adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı, usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazların tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedelinin yüksek belirlendiğini, dava konusu taşınmazların arsa vasfında kabul edilerek değerleme yapıldığını, emsalin uygun emsal olmadığını, 1 07... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümü dikkate alındığında dava konusu taşınmaz değerlemesinde sağlıklı bir değerlendirme olmayacağını, emlak vergisinin iki taşınmazın karşılaştırılması için bir veri olabileceğini, ancak değerleme açısından kullanılmasının teknik olarak doğru olmadığını, emlak vergisi belirlenirken, bilirkişi heyetinin ölçüt olarak kullandığı parametrelere başvurulduğunu, bu nedenle de emlak vergisi yönünden ikinci kez değer artış azalışı yapılmasının hatalı olduğunu, kıyaslama tablosunda yer alan oranlamaların somut durumla örtüşmediğini, davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedelinin düşük belirlendiğini, davacı idarenin 2942 sayılı Kanun'un 7 ve 8 inci maddeleri uyarınca davalıyı uzlaşmaya davet etmemesi sebebi ile davanın dava şartları yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporuna yapmış oldukları itirazların açıklığa kavuşturulmadan çelişkiler giderilmeden karar verildiğini, emsalin uygun emsal olmadığını, emsalin ve dava konusu parselin emlak vergisine esas olan değerlerinin de dikkate alınması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın emsal taşınmazlar ile eksik ve üstün yönleri, vergi beyanları, cins ve nevi, uygun emsal seçimi vb. hususlar dikkate alınmadan ve yeterli inceleme yapılmadan raporun düzenlendiğini, 1 15... ve 15 parseldeki yapıların 3. sınıf B grubunda hesap edilmesi gerekirken 3.sınıf A grubu birim değerinden hesap edilmesinin hatalı olduğunu, bina değerlerinin bilirkişi raporlarının verildiği tarihteki 2022 yılına ait birim değerlerden hesaplanması gerektiğini, 1 22... parseldeki 1 ve 2 numaralı yapıların 3.sınıf A grubundan, 3 ve 4 numaralı yapıların 1.sınıf B grubu birim değerinden hesap edilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazların imar parseli olduğunu, kadastro parseli olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu 1 15... ve 15 parsel sayılı taşınmazların ... Caddesine cepheli olmasına rağmen bilirkişilerin .. Caddesi olarak belirttiğini,karar tarihinden tahsil tarihine kadar uzun süre geçeceği dikkate alındığında tahsil tarihine kadar da faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; arsa niteliğindeki taşınmazların zeminine 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak zeminine 1 22... parsel sayılı taşınmaz üzerinde kapama niteliği gösteren meyve bahçesindeki ağaçlara kaim değer yöntemine göre değer biçilmesinde, yine ana taşınmazlar üzerindeki yapılara 02.12.1982 tarihli ve 17886 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan aşınma oranlarına ve dava tarihinde geçerli Yapı Yaklaşık Maliyet Cetvelindeki birim değerlere değer biçilerek ağaç ve yapı bedelinin zemin bedeline eklenmek suretiyle kamulaştırma bedelinin tespitinde ve davacı idare lehine vekâlet ücreti hükmedilmemesinde bir isabetsizlik olmadığı, ancak 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasının Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği gözetilerek tespit edilen kamulaştırma bedeline Anayasa'nın 46 ncı maddesi gereği kamu alacakları için öngörülen en yüksek oranda faiz işletilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmiş kamulaştırma bedeline dava tarihinden karar tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz uygulanmasının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazların zeminine 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak; üzerindeki yapılara ise aynı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrası (h) bendi uyarınca resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ile 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı kararı da göz önüne alınarak davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi yerindedir. 4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 5. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında, tespit edilen kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinin hükümden çıkarılarak yerine; "Kamulaştırma bedeli olarak belirlenen 2.156.894,56 TL'ye 23.02.2022 tarihinden, İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi olan 14.06.2022 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine, işleyecek yasal faizin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine," cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.