6. Hukuk Dairesi 2024/2442 E. , 2025/1988 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/451 E., 2024/652 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/786 E., 2020/684 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 13.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma günü
**6. Hukuk Dairesi 2024/2442 E. , 2025/1988 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/451 E., 2024/652 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/786 E., 2020/684 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 13.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacı vekili Avukat .... ile davalı vekili Avukat ....'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında kurulması planlanan işbirliği kararı çerçevesinde, 5 yıl süreli Ticari İş Birliği ve Danışmanlık Tedarik Hizmet Sözleşmesi (“BBT Danışmanlık Sözleşmesi”) imzalanması ve bu kapsamda davalı Şirketin hava ve deniz taşımacılığı iş hacminin geliştirilmesi projesinin (“Atlas Projesi”) tasarlandığını, davalı şirket tarafından Atlas Projesine dair BBT Danışmanlık Sözleşmesi’nin ilk taslağının hazırlanarak müvekkili şirket ile 21.06.2017 tarihinde paylaşıldığını, ancak bu taslak üzerinde mutabakat sağlanamadığını, BBT Danışmanlık Sözleşmesi’nin ikincil noktaları üzerinde müzakereler devam ederken sözleşmesel ilişkinin esaslı unsurları üzerinde mutabakat sağlanmış olduğundan davalı şirketin ısrarı ve baskısı ile 1 Temmuz 2017 tarihi itibariyle müvekkilinin sözleşmenin ifasına başladığını, Atlas Projesi kapsamında, aralarında müvekkil şirket ortakları ... ve ...’un da bulunduğu tümü FM yönetim, satış ve operasyonu alanında uzman 86 çalışan Temmuz 2017 tarihinde davalı şirket ile iş sözleşmesi imzalayarak çalışmaya başladığını ve bunu takiben aktif 1.800 müşterinin hızlıca davalı şirketin portföyüne eklendiğini, bu tarihten itibaren davalı şirketin FM alanında hatırı sayılır bir müşteri girişi ve ciro artışı meydana geldiğini, davalı şirketin gönderdiği ihtarnamelerden ve yazışmalardan da anlaşılacağı üzere, davalı şirketin sözleşme ilişkisinin kurulmuş olduğunu birçok kez ikrar ettiğini, bu kapsamda müvekkil şirket ortaklarının da olduğu toplam 86 eski Toll Türkiye çalışanının fiilen iş sözleşmesi imzalayarak davalı şirkette çalışmaya başlaması ve müvekkili şirketin fiilen BBT Danışmanlık Sözleşmesi kapsamında öngörülen hizmetleri sunmaya başlaması ile tarafların birbirine uygun ve karşılıklı iradelerinin BBT Danışmanlık Sözleşmesi’nin kurulması yönünde tezahür ettiğini, zira,davalı şirketin de müvekkil şirketin öngörülen hizmetlerin ifasını kabul etmesinin bunun en büyük kanıtlarından biri olduğunu, sözleşmesel ilişkinin fiilen hayata geçirildiği 1 Temmuz 2017 tarihinden itibaren 6 ay boyunca devam eden süreçte, davalı şirketin sözleşmenin ikincil unsurlarında değişikliklere giderek bunları müvekkili şirkete dayatmaya çalıştığını tarafların ana unsurlarında karşılıklı irade beyanları muvacehesinde kurulmuş olan ve müvekkil şirketin borçlarını ifaya başladığı BBT Danışmanlık Sözleşmesi’ni imzalamaktan kötü niyetli bir şekilde imtina ettiğini ve kurulan Danışmanlık Sözleşmesi’ne konu borçlarını da ifa etmekten kaçındığını, müvekkili şirketin sözleşmenin ifa edilmemiş olması sebebiyle maddi zarara uğradığını ileri sürerek, davalının BBT Danışmanlık Sözleşmesi ilişkisi ve Atlas Projesi kapsamında yükümlülüklerini ifa etmemesinden doğan müvekkilinin tüm zararlarından sorumlu olduğunun tespitine ve bu çerçevede BBT Danışmanlık Sözleşmesinin imzalanamamasından kaynaklanan müvekkilinin mahrum kalınan karına istinaden aylık Danışmanlık Hizmet Bedeli olarak şimdilik 250.000,00 TL ile dava tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizi; ve Hedefler ve Performansa Dayalı Hizmet Bedeli alacağına ilişkin olarak şimdilik 25.000,00 USD ile dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi; ve 3.5 Milyon USD EBITDA Hedefini aşan miktar için performansa dayalı hizmet bedeli alacağına ilişkin olarak şimdilik 25.000 USD ile dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi; ve taahhüt ödemesi bedeli karşılığı olarak şimdilik 5.000,00 USD ile dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizinin davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirketin ana faaliyet konusu olan havayolu ve denizyolu uluslararası taşımacılık konusunda daha da gelişmek ve büyüme hedefinde olması nedeniyle bir "Deniz ve Havayolu Başkan Yardımcısı" istihdam etme yönünde çalışmaları bulunduğunu, bu dönemde davacı şirket ortağı/yetkilisi ... ile müvekkil şirket Genel Müdürü ... arasında görüşmeler başladığını, ...'un müvekkiline çeşitli taahhütlerde bulunarak şirketin karlılığını yüksek oranda artıracağını ileri sürdüğünü ve kendisi ile beraber kardeşi ... başta olmak üzere akraba ve yakın arkadaş grubundan oluşan 73 kişinin müvekkili şirkette istihdam edilmesini istediğini ve bu konuda müvekkilini ikna ettiğini, görüşmeler sonucunda müvekkilinin ...'un sektördeki tecrübesine ve beyan ettiği ticari taahhütlerine güvenerek "Deniz ve Havayolu Başkan Yardımcısı" pozisyonunda ...'un istihdam edilmesinin kararlaştırıldığını, ...'un ayrıca müvekkil şirkete taahhüt ettiği bu ticari koşulları yerine getirmesi ve bunun neticesinde müvekkili şirketi taahhüt ettiği kârlılık seviyesine ulaştırması karşılığında müvekkili şirketten kendisi ve kardeşi adına ekstra prim ve ödeme talepleri olduğunu, bu sebeple müvekkili şirket ile davacı arasında "Ticari Danışmanlık Sözleşmesi" imzalanması konusunda karşılıklı ön mutabakat oluştuğunu, bu danışmanlık sözleşmesinin müvekkili şirket ile BBT arasında imzalanmasındaki amacın iş kanununda işçiyi koruyan ve oldukça dar yorumlanan rekabet etmeme ve ceza-i şart hükümlerinden kaçınmak olduğunu, BBT ile müvekkil şirket arasında imzalanması düşünülen "Ticari Danışmanlık Sözleşmesi" ... ve kardeşi ... dahil olmak üzere BBTnin kötü niyetli davranışları/eylemleri ve haksız gelir elde etme çabaları sebebiyle kurulamadığını ve hiçbir zaman karşılıklı olarak imzalanamadığını, taraflar arasında kurulmuş ve karşılıklı imzalanmış herhangi bir danışmanlık sözleşmesi bulunmadığını, bu nedenle sözleşmeye dayalı hiçbir hak ve alacak talebinde bulunulması da hukuken mümkün olmadığını, taraf iradelerinin birbirine uygun şekilde ve tüm objektif ve subjektif esaslı noktaları içerecek şekilde birleşmemesi sebebiyle sözleşmenin kurulmuş sayılamayacağını, tarafların üzerinde durdukları, tartışma ve müzakere konusu yaptıkları özellikle cezai şart ve ödeme vadesi hükümlerinde anlaşamadıklarının ve mutabık kalamadıklarının davacının da beyanı ile sabit olduğunu, davacı BBT'nin kurulduğunu iddia ettiği sözleşmeyi feshetme hususunda haklı bir gerekçesi bulunmadığını, davacı tarafından ifa edilen herhangi bir hizmet dahi bulunmadığını, davacı BBT tarafından iddia edilen sözleşmenin ifa edildiğine yönelik herhangi somut, net bir bilgi ve belge dosyaya sunulmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında danışmanlık anlaşması konusunda müzakerelerin yapıldığı sabit olmakla beraber müzakereler süresince bizatihi davacı firma tarafından danışmanlık kapsamında nitelendirilebilecek bir hizmetin verildiğine dair somut bir delile rastlanmadığı, taraflar arasında sözleşme görüşmeleri yapıldığı ancak tarafların anlaşmaya varamadıkları ve bu nedenle de sözleşmenin kurulmadığı, ayrıca davalı tarafın böyle bir sözleşmenin taraflar arasında akdedileceği hususunda davalı nezdinde haklı bir güven uyandırıp sonrasında bu güven ile bağdaşmayan davranışlarda bulunduğuna dair bir delile rastlanmadığı, aksi kabul edilse dahi bu durumda davacı tarafından davalıdan sadece bu sözleşmenin akdedileceğine güvenerek haklı olarak yapmış olduğu masraflar ile sözleşmenin akdedileceğine güvendiği için elverişli başka sözleşme akdetme fırsatlarını kaçırmış olması nedeniyle uğramış olduğu menfi zararını talep edebileceği ancak böyle bir zararın oluştuğuna dair dosyaya herhangi bir delil de sunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların sözleşmenin esaslı unsurları üzerinde anlaşamadıklarının, davacının dava dilekçesinde açıkladığı beyanları ile sabit olduğu, zira taahhüt ödemesi, cezai şart, aylık hizmet bedelinin ödenmeye başlanacağı tarih, kefalet gibi konularda taraflar anlaşamadıklarından anılan konular sözleşmenin esaslı unsurları haline gelmiş, müzakerelere devam edilmiş ancak nihayetinde anlaşma sağlanamadığı için sözleşmenin taraflarca imzalanamadığı, yani tarafların irade beyanları birbirine uygun olmadığından uyuşmazlık olduğu sözleşme ilişkisinin meydana gelmediği, bu nedenlerle davacı vekilinin tarafların sözleşmenin esaslı unsurlarında anlaştıkları ancak tali konularda anlaşamadıkları ve bu nedenle sözleşme ilişkisinin kurulduğu yönündeki istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, davacının taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulduğunu ancak fiili olarak imzalanmadığını, davalı tarafın akde aykırı davranışları nedeniyle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini iddia ettiği, somut olayda dava konusu istem, kurulduğu iddia edilen sözleşmeye dayalı müspet zararların tazminine yönelik olup sözleşmenin kurulduğu ispatlanamadığından, sözleşmeye dayalı müspet zararların tazmininin de talep edilemeyeceği, ayrıca davacının menfi zararlarının tazminine yönelik bir istemi de bulunmadığı, davanın maddi tazminat istemine ilişkin olmadığı, zira dava konusu alacak kalemlerinin, sözleşmeden kaynaklanan alacaklar olarak dava dilekçesinde talep edildiği, bu nedenle nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. İtirazlarına cevap verilmemesi ve bilirkişi raporuna atıfla yetinilmiş olması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini, b. Dosya kapsamında hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı inceleme ile hazırlanmış olduğunu, bilirkişi raporunda dilekçe ve beyanlarının değerlendirilmediğini, görevlendirildikleri mali konuda inceleme yapmadıklarını, yaptıkları tespitin eksik ve hatalı olduğunu, c.Hukukçu olmayan bilirkişinin sözleşme serbestisi ilkesini dikkate almayarak rapor hazırladığını, ç. Uyuşmazlığın esasını oluşturan "sözleşmenin kurulup kurulmadığı" konusunda sunulan deliller ve "Müvekkilin sözleşme kapsamındaki edimlerini ifa etmiş olması" hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın sözleşmenin kurulmadığının kabul edildiğini, d. Davalı lehine nispi vekalet ücreti hükmedilmiş ise de maddi tazminata ilişkin bu davanın reddi halinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. 1.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13/4. fıkrası “ Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.” hükmünü içermektedir. Bu nedenle, mahkemece davacının maddi tazminat isteminin reddine dair verdiği kararda davalı lehine A.A.Ü.T. 13/4. maddesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nispi vekalet ücretine karar verilmiş olması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. Davacı tarafın temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinde yer alan “42.396,35 TL nispi vekalet ücretinin” ibaresinin çıkartılarak yerine “4.080,00 TL maktu vekalet ücretinin” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Yargıtay duruşmasında vekili hazır bulunan davacı yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.