Başvuru, hükümlü olan başvurucuya ait bir kısım eşyanın alıkonulması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, hükümlü olan başvurucuya ait bir kısım eşyanın alıkonulması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 15/12/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucu 20/7/2015 tarihinde İzmir 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (İnfaz Kurumu) nakledilmiştir. Başvurucu; nakil esnasında yanında getirdiği radyo, şalvar, şal, küçük makas, para bandı, kalemlik, keçeli kalem, tırnak makası ve lacivert yeleğin kendisine verilmediğini belirterek söz konusu eşyaların iade edilmesi talebiyle 25/8/2015 tarihinde İnfaz Kurumuna başvurmuştur. İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının 31/8/2015 tarihli kararıyla söz konusu eşyaların başvurucuya verilmesinin uygun olmadığına karar verilmiştir. Kararda; radyonun farklı radyo frekanslarına sahip olduğundan haberleşme amacıyla kullanılabileceği, şalvar ve şalın ise 17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik'te (Eşya Yönetmeliği) sayılan giyim eşyaları arasında olmadığı belirtilmiştir. Ayrıca küçük makasın ve çakısı bulunan tırnak makasının güvenlik zafiyeti oluşturacağı, lacivert yeleğin ise İnfaz Kurumu personelinin kullandığı üniforma ile aynı renkte olduğundan başvurucuya verilmediği ifade edilmiştir. Kararda; para bandı, keçeli kalem gibi eşyaların Eşya Yönetmeliği çerçevesinde verilmesinin uygun görülmediği, eğitim amaçlı çalışmalarda ihtiyaç duyulduğu takdirde İnfaz Kurumunca belirlenen el işi ve hobi atölyelerinde bulunan eşyalardan başvurucunun faydalandırılacağı belirtilmiştir. Başvurucu, alıkonulan söz konusu eşyaları daha önce bulunduğu ceza infaz kurumunun kantininden temin ettiğini ve bunları uzun süredir kullandığını belirterek güvenlik tehlikesi oluşturmayan eşyalarının keyfî şekilde alıkonulması şeklindeki uygulamanın kaldırılması talebiyle İzmir İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) başvurmuştur. İnfaz Hâkimliği 12/10/2015 tarihli kararıyla başvurucunun talebinin kısmen kabulüne hükmetmiştir. Buna göre radyo, küçük makas, para bandı, keçeli kalem ve küçük boy tırnak makasının daha önce başvurucu tarafından kullanıldığı ve kantinden temin edildiği gerekçesiyle iade edilmesine karar verilmiştir. Kararda; şalvar, şal, kalemlik, büyük boy tırnak makası ile lacivert yeleğin ise başvurucuya verilmemesine ve İnfaz Kurumunda muhafaza altına alınmasına hükmedilmiştir. Gerekçede; ilgili İnfaz Kurumunun can güvenliği, mahpusların psikolojik durumları, başkalarına zarar verme ihtimalleri, İnfaz Kurumunun fiziki şartları gibi hususları dikkate alarak hükümlü ve tutukluların yanlarında bulundurabilecekleri eşya türleri hakkında mevzuat çerçevesinde değerlendirme yapabileceği, bu yöndeki somut uygulamanın da hukuka uygun olduğu ifade edilmiştir. Başvurucunun anılan karara karşı yaptığı itiraz İzmir Ağır Ceza Mahkemesinin 26/10/2015 tarihli kararla reddedilmiştir. Nihai karar 16/11/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 15/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesinin 8/2/2016 tarihli müzekkeresiyle ilgili İnfaz Kurumundan söz konusu eşyalardan olan şalvarın başvurucuya iade edilip edilmediği hususu sorulmuştur. İnfaz Kurumunun 9/2/2016 tarihli cevabında; yazıya konu şalvarın PKK silahlı terör örgütünün dağ kadrosunda bulunan şahısların kullandığı şekilde ve renkte olduğu, bu nedenle başvurucuya teslim edilmediği ve emanet eşya deposunda muhafaza altında olduğu belirtilmiştir. A. Ulusal Hukuk 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Oda ve eklentilerinde bulundurulabilecek kişisel eşyalar" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin oda ve eklentilerinde bulundurabilecekleri veya bulunduramayacakları kişisel eşya, gıda, tıbbî malzeme ve diğer ihtiyaç maddeleri yönetmelikle düzenlenir." 5275 sayılı Kanun'un "Hükümlünün giydirilmesi" kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:"(2) Hükümlülerin giysileri, iç ve dış güvenlik görevlilerinin giymekte olduğu üniformalara benzer şekil ve renkte olamaz." 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün (İnfaz Tüzüğü) "Hükümlülerin yaşam tarzları" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"(1) Her kurumun, hükümlülerin kurum içindeki yaşam tarzını ayrıntıları ile gösteren bir iç yönetmeliği bulunur." İnfaz Tüzüğü'nün "Oda ve eklentilerinde bulundurulabilecek kişisel eşyalar" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Kapalı kurumlarda bulunan hükümlülerin oda ve eklentilerinde bulundurabilecekleri veya bulunduramayacakları kişisel eşya, gıda, tıbbî malzeme ve diğer ihtiyaç maddeleri yönetmelikle düzenlenir." Eşya Yönetmeliği'nin "Giyim eşyaları" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Hükümlülerin koğuş, oda ve eklentilerinde birer adet palto, manto ve mont, iki adet ceket veya ceket yerine kullanılabilen hırka, dört adet pantolon ve/veya etek, bayan için iki adet elbise, bir takım eşofman, dört adet gömlek, iki adet kazak, iki takım pijama, bir spor ayakkabısı, bir kışlık ayakkabı, bir iskarpin, üç adet tişört, iki adet kravat, bir adet kemer, gerektiği kadar iç çamaşırı, çorap, bir terlik, havlu ve bir bornoz ile kaşkol, 25/11/1925 tarihli ve 671 sayılı Şapka İktisâsı Hakkında Kanuna aykırı olmayan bir adet şapka bulundurulmasına izin verilir.Hükümlüler; ceza infaz kurumu dışından getirilmesine izin verilen giyim eşyalarından eskiyenlerini, yenileriyle değiştirebilir." Eşya Yönetmeliği'nin "Temizlik" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Hükümlüler, koğuş, oda veya eklentilerinde, kantinden temin edilmek koşuluyla kişisel ve çevresel temizliklerini temin için tarak, saç fırçası, sabun, kese, diş macunu, diş fırçası, tıraş sabunu, şampuan, parfüm, krem, saç boyası, çakısı bulunmayan tırnak makası, plastik saplı tıraş bıçağı, beş adet plastik elbise askısı, çamaşır mandalı ve gündelik hayatta kullanılan plastik eşyalar ile idarece uygun görülen uzunlukta çamaşır ipi bulundurabilir." Eşya Yönetmeliği'nin "El işi faaliyetleri" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Hükümlülerin, gerekli malzemeler kantinden temin edilmek koşuluyla, el işi faaliyetlerini, ceza infaz kurumlarının uygun bölümlerinde yapmaları esastır.Ceza infaz kurumunun güvenliğini bozmamak kaydı ile bu faaliyetlerin devamına koğuş, oda ve eklentilerinde izin verilebilir.Maket bıçağı, tornavida gibi kesici ve delici alet ile boyama ve yapıştırmada kullanılan madde ve malzemelerin koğuş, oda ve eklentilerinde bulundurulmasına izin verilmez."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) maddesine Protokol'le eklenerek 1/6/2010 tarihinde yürürlüğe giren önemsiz zarar kriterine ilişkin içtihadında bu yeni kriterin Sözleşme ve protokolleri ile güvence altına alınan hakların Avrupa düzeyinde hukuksal açıdan korunmasını sağlama yönündeki temel görevine yoğunlaşması için önemsiz başvuruları ivedilikle inceleme olanağı vermesi amacıyla oluşturulduğunu belirtmektedir (Stefanescu/Romanya (k.k.), B. No: 11774/04, 12/4/2011, § 35). De minimis non curat praetor (Hâkim önemsiz ve küçük işlerlerle uğraşmaz.) prensibine göre yeni kabul edilebilirlik şartı -bir hak ihlali ne denli gerçek olursa olsun- uluslararası bir mahkeme tarafından incelenmeyi gerektirecek asgari bir ağırlık düzeyine ulaşması gerektiği görüşüne dayanır (Korolev/Rusya (k.k.), B. No: 25551/05, 1/7/2010). Bu kriterin incelenmesinde ihlal edildiği iddia edilen hakkın mahiyetini, ihlal iddiasının ciddiyeti ve/veya ihlalin başvuranın kişisel durumu üzerinde oluşturacağı olası sonuçlarını da gözönünde bulundurmak gerekir (Giusti/İtalya, B. No: 13175/03, 18/10/2011, § 34). AİHM, söz konusu kriteri uygularken Sözleşme ve protokollerinin güvence altına aldığı insan haklarına saygının başvurunun esastan incelenmesini gerektirip gerektirmediği hususunu da incelemektedir. Bu kapsamda AİHM, önem kriteri getirilmeden önce deönüne gelmiş olan Sözleşme ile ilgili hususta açık ve çokça uygulanmış olan bir içtihadın bulunması durumunda bu incelemenin yapılmasının gerekli olmadığına hükmettiğini (Van Houten/Hollanda (kayıttan düşürme), B. No: 25149/03, 29/9/2005, §§ 33-38; Kavak/Türkiye (k.k.), B. No: 34719/04 ve 37472/05, 19/5/2009) hatırlatarak kendi içtihatlarını genişletebilecek veya bunlara katkı sağlayabilecek nitelikte olmayan başvuruları incelememektedir (Tayfun Görgün/Türkiye (k.k.), B. No: 42978/06, 16/9/2014).