13. Hukuk Dairesi 2016/13122 E. , 2019/95 K. "" MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı, davalı ile maliki olduğu konutun 450.000,00 TL bedelle satışına aracılık etmesi hususunda sözleşme imzaladık…
**13. Hukuk Dairesi 2016/13122 E. , 2019/95 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı, davalı ile maliki olduğu konutun 450.000,00 TL bedelle satışına aracılık etmesi hususunda sözleşme imzaladıklarını, konutun satışı için gayret sarf edip alıcı bulduklarını, devir aşamasında satıcının satıştan vazgeçmesi nedeniyle aralarındaki simsarlık sözleşmesinde yazılı cezai şarta istinaden icra takibi yaptıklarını, davalı tarafça icra takibine haksız olarak itiraz edilerek durdurulduğunu, itirazın iptali ile takibin devamına ve davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, taşınmazı 500.000,00 TL ye satmak istemesine rağmen davacının 450.000,00 TL edeceğini söyleyerek fiyatı düşürdüğünü, ancak internette satış fiyatını 500.000,00 TL olarak gösterdiğini, 3. şahısla yapılan satış protokolünün kendisince imzalanmadığını, davacıya güveninin sarsıldığını ve satımdan bundan dolayı vazgeçtiğini, ancak davacıya satımdan vazgeçtiğini belirtir talimat içeren bir belge vermediğini, sözleşme süresi bitmeden davacının icra takibine başladığını, cezai şartı içeren maddede ise satıştan vazgeçilmesi halinin düzenlenmediğini bu nedenlerle cezai şartın uygulanamayacağını, halen taşınmazda oturduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle, 3.000,00 TL tutarın, dava tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davaya konu geriye kalan talebin ise reddine, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. 1-6100 sayılı HMK’nun 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK’nun 298/2. maddesi gereğince de, gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün de birbirine uyumlu olması gerekir. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK'nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.