Başvuru, kanal inşaatı sırasında taşınmazlara verilen zararın karşılanmaması ve taşınmazlardan alınan kumun bedelinin ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, kanal inşaatı sırasında taşınmazlara verilen zararın karşılanmaması ve taşınmazlardan alınan kumun bedelinin ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 25/8/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyon tarafından makul sürede yargılanma hakkı yönünden başvurunun ayrılmasına ve ayrılan dosyanın 2019/5564 başvuru numarasına kaydedilmesine karar verilmiştir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Batman ilinde ikamet etmekte olan başvurucular, Batman ili Merkez Tilmis köyü Aşik mevkiinde bulunan 937 ve 938 parsel sayılı taşınmazların paylı malikidir. Orman ve Su İşleri Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) kontrolü altında G. Ortak Girişimi (yüklenici) tarafından yapılan Batman Sol Sahil Sulaması ve İşletme Tesislerinin inşaatı işinde cazibe ana kanalı başvurucuların taşınmazlarından geçmektedir. Başvuruculardan Mehmet Arif Fırat 26/12/2011 tarihinde DSİ'ye başvurmuş ve kanal inşaatı nedeniyle taşınmazlarında oluşan zararın karşılanmasını istemiştir. DSİ tarafından verilen 30/12/2011 tarihli cevapta, işe ait sözleşme gereğince üçüncü şahıslara verilen zararlardan yüklenicinin sorumlu olduğu ifade edilmiştir. Başvurucular 24/2/2012 tarihinde yüklenici aleyhine Batman Asliye Hukuk Mahkemesinde (Asliye Hukuk Mahkemesi) tazminat davası açmıştır. Başvurucular bu davada, taşınmazlarından kum çıkartılarak taşınmazların kullanılamaz hâle getirildiğini ileri sürmüştür. Asliye Hukuk Mahkemesi 13/2/2013 tarihinde, zararın kamu hizmeti kapsamındaki hizmetten dolayı meydana geldiği ve projesine uygun yapılan işler nedeniyle meydana gelen zararlardan yüklenici firmanın sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davayı husumetten reddetmiştir. Bu karar taraflarca temyiz edilmediğinden 1/4/2013 tarihinde kesinleşmiştir. Başvurucuların talebi üzerine Batman Sulh Hukuk Mahkemesince 28/3/2013 tarihinde delil tespiti yapılmıştır. Fen ve inşaat mühendisi bilirkişi raporlarında, 937 parsel sayılı taşınmazın 1046 ve 1047 parsel olarak ve 938 parsel sayılı taşınmazın da 1048, 1049 ve 1050 parsel olarak ifraz edildiği, 1046 parselin tekrar ifraz edilerek 1112 ve 1113 sayılı parsellere ayrıldığı belirtilmiştir. Ayrıca yolda kalan kısımlar dışında toplam 665,70 m²lik alana el atıldığı, çıkarılan malzemenin derinliğinin 2,30 metre olduğu, 2012 yılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen yaklaşık birim maliyetlerine göre malzemenin birim fiyatının 23,80 TL/m³ olduğu ve taşınmazlardan alınan toplam malzeme bedelinin (665,70 m² x 23,80 TL/m³) 660,42 TL olacağı tespit edilmiştir. Başvurucular 24/4/2013 tarihinde DSİ aleyhine Batman İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) tam yargı davası açmışlardır. Bu davada başvurucular, kum çıkarılması nedeniyle taşınmazlarının kullanılamaz hâle getirildiğini ve kum bedelinin ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 000 TL tazminatın DSİ'ye başvuru veya dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmişlerdir. İdare Mahkemesi 11/7/2013 tarihinde davayı süre aşımından reddetmiştir. Karara itiraz edilmesi üzerine Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi 31/12/2013 tarihli kararı ile itirazın kabulüne, kararının bozulmasına ve işin esası hakkında bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Bu karara karşı yapılan karar düzeltme istemi de Bölge İdare Mahkemesi tarafından 31/12/2014 tarihinde reddedilmiştir. Bozma sonrası İdare Mahkemesince davaya devam edilmiş ve yüklenici, davaya DSİ yanında müdahil olmuştur. İdare Mahkemesince 30/5/2016 tarihinde taşınmazlar üzerinde ziraat mühendisi, harita mühendisi ve inşaat mühendisi bilirkişiler refakatinde keşif yapılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda özetle;i. 937 parsel sayılı taşınmazın 1046 ve 1047 parsel olarak ve 938 parsel sayılı taşınmazın da 1048, 1049 ve 1050 parsel olarak ifraz edildiği, 1046 parselin tekrar ifraz edilerek 1112 ve 1113 sayılı parsellere ayrıldığı, taşınmazlardan 1047 ve 1049 parsellerin kanal ve 1112 parselin de pilon yeri olduğu belirtilmiştir. 1113 parsel sayılı taşınmazın Batman-Siirt Karayolu üzerinde bulunduğu, etrafının duvarlarla çevrili olduğu ve ticari faaliyet yapıldığı, 1050 parsel sayılı taşınmazın hâlen tarla olarak kullanıldığı ifade edilmiştir.ii. Delil tespiti dosyasına sunulan bilirkişi raporlarında, 664,92 m² yüz ölçümlü 1113 parselin üzerindeki 182,76 m²lik ve 010,39 m² yüz ölçümlü 1050 parselin üzerindeki 482,94 m²lik toplam 665,70 m²lik alana 2,30 metre derinliğe kadar kazı yapılarak el atıldığının belirlendiği vurgulanarak kendi tespitlerinin de bu yönde olduğu belirtilmiştir.iii. DSİ tarafından Batman Sol Sahil Sulaması ve İşletme Tesislerinin yapımı sırasında başvurucuların taşınmazlarına el atılmak suretiyle malzeme çıkarılmasının 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun ve maddelerine aykırı olduğu, DSİ'nin ortaya çıkan zarardan tam (%100) kusurlu olduğu ve taşınmazların bu kısımlarının kazı yapılarak üstteki tarım toprağının kaldırılması nedeniyle tarım yapmaya müsait olmayan altıncı derece tarım toprağı niteliği kazandığı vurgulanmıştır.iv. Taşınmazlardan alınan kum malzemenin yerinde (ocağında) satılabileceği dikkate alındığında 2012 yılı Bayındırlık fiyatları ile (Poz No:0006/A) yerinden teslim rayiçlerine göre birim fiyatının 12,75 TL/m³ olacağı, taşınmaz maliklerinin kum malzemeden zararının KDV hariç (665,70 m² x 12,75 TL/m³) 496,65 TL olacağı ve kazı nedeniyle bozulan yüzey tesviyesinin yeniden düzenlenme maliyetinin ise KDV hariç 000 TL olacağı tespit edilmiştir. Taşınmazlarda meydana gelen toplam zarar KDV hariç 496,65 TL olarak belirlenmiştir. Başvurucular tarafından bilirkişi raporuna karşı bir itiraz ileri sürülmemiş ve başvurucular vekili 14/11/2016 tarihinde davayı ıslah ederek başvurucuların maddi tazminat taleplerini 496,65 TL'ye yükselmiştir. İdare Mahkemesi 31/1/2017 tarihinde, bilirkişi raporundaki tespitler ve hesaplamalar ile başvurucular tarafından yapılan ıslaha göre başvurucuların hisse oranları dikkate alınarak tazminat isteminin kısmen kabulüne, 095,69 TL tazminatın DSİ'ye başvuru tarihinden (26/12/2011) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline ve fazlaya ilişkin 400,96 TL yönünden davanın reddine karar vermiştir. DSİ tarafından yapılan istinaf başvurusu Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) tarafından 22/6/2017 tarihinde kısmen kabul edilmiştir. Buna göre Bölge İdare Mahkemesi, kum malzeme zararı olarak belirlenen 095,69 TL yönünden davanın reddine karar vermiş, yüzey tesviyesinin yeniden düzenlenme maliyeti olarak belirlenen 000 TL yönünden istinaf istemini reddetmiştir. Kararın gerekçesi özetle şu şekildedir:i. Dava dilekçesinde tazmini istenilen zarar kalemlerinin; taşınmazdan kum çıkarılması ve yol açılması suretiyle taşınmazın kullanılamaz hâle gelmesi, ekilip biçilememesi ve çıkartılan kum bedelinden oluştuğu, bilirkişilerin kum bedeli ile tesviye bedeli hesapladığı, İdare Mahkemesince de bu bilirkişi raporu ve hesaplanan zarar kalemleri üzerinden hüküm kurulmasına karşın başvurucularca istinaf kanun yoluna başvurulmadığı görüldüğünden taşınmazın kullanılamaz hâle gelmesi nedeniyle oluşan zararın zirai kazanç kaybından çok eski hâle getirme bedelini içerdiği sonucuna ulaşıldığı ve yargılamanın bu kabul üzerinden yapıldığı vurgulanmıştır.ii. 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanunu'nun ''Madenler" başlıklı maddesinin Grup madenlerin sayıldığı fıkrasının (a) bendinde inşaat ile yol yapımında kullanılan ve tabiatta doğal olarak bulunan kum ve çakılın maden olarak belirlendiği, aynı Kanun'un maddesinde madenlerin devletin hüküm ve tasarrufu altında olup içinde bulundukları arzın mülkiyetine tabi olmadığı hükmüne yer verildiği ifade edilmiştir.iii. 3213 sayılı Kanun uyarınca, alınan kumun arzın mülkiyetine tabi olmadığı, oluşan zararın Hazine zararı olduğu, başvurucuların kum bedelinden kaynaklı herhangi bir zararı bulunmadığından kum bedeline ilişkin tazminat istemlerinin idare hukuku ilkeleri çerçevesinde karşılanmasına olanak bulunmadığı, yalnızca taşınmazların eski hâle getirilmesi için hesaplanan 000 TL bedelin başvuruculara ödenmesi gerektiği belirtilmiştir. Nihai karar başvuruculara 7/8/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular 25/8/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ''Taşınmaz mülkiyetinin içeriği'' başlıklı maddesi şöyledir:''Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar.Bu mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer.'' 3213 sayılı Kanun'un ''Madenler'' başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:''(Değişik: 26/5/2004 – 5177/1 md.) Yer kabuğunda ve su kaynaklarında tabii olarak bulunan, ekonomik ve ticarî değeri olan petrol, doğal gaz, jeotermal ve su kaynakları dışında kalan her türlü madde bu Kanuna göre madendir.Madenler aşağıda sıralanan gruplara göre ruhsatlandırılır: Grup madenlera) İnşaat ile yol yapımında kullanılan ve tabiatta doğal olarak bulunan kum ve çakıl.... (Ek: 10/6/2010-5995/1 md.; Mülga: 4/2/2015-6592/1 md. )Bu gruplarda yer alan madenlerin özellikleri ile bu maddede yer almayan bir madenin grubunun tespitine ait esas ve usuller Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.Bu Kanuna göre verilen ruhsatlar başka amaçla kullanılmaz'' 3213 sayılı Kanun'un ''Devletin hüküm ve tasarrufu'' başlıklı maddesi şöyledir:''Madenler Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup, içinde bulundukları arzın mülkiyetine tabi değildir.'' 3213 sayılı Kanun'un ''İrtifak, intifa hakkı ve kamulaştırma'' başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:''Maden arama dönemi içerisinde arama sahası özel mülkiyete konu gayrimenkul üzerinde kullanma amacına münhasır olmak üzere belli süreler için madenci, Genel Müdürlüğe müracaat ile irtifak ve/veya intifa hakkı tesisi isteyebilir.İrtifak ve/veya intifa hakkı karşılığı, Kamulaştırma Kanununa uygun olarak seçilecek bilirkişiler tarafından tespit edilir. (Değişik : 15/6/2001 - 4683/4 md.) Arama süresi sonunda (...) (2) işletme talebi söz konusu olduğu takdirde tesis edilen irtifak ve/veya intifa hakkının süresi (...) (2) işletme süresini geçmemek kaydıyla uzatılabildiği gibi yeni irtifak ve/veya intifa hakkı talebinde de bulunulabilir. (Ek cümle: 4/2/2015 – 6592/20 md.) İşletme ruhsat sahasında ve/veya mücavirinde kurulacak tesislerde kullanılacak ve ruhsat sahası dışından getirilecek olan su, doğalgaz, elektrik ve haberleşme hatları için ruhsat sahibi Genel Müdürlüğe müracaat ederek irtifak ve/veya intifa hakkı tesisi isteyebilir.Faaliyetler sırasında sahaya zarar verilmesi durumunda ruhsat sahibi adli merciler tarafından tespit edilecek tazminatı arazi sahibine ödemek ve sahayı kullanılabilir durumda terk etmekle yükümlüdür.... (Ek fıkra: 26/5/2004 – 5177/20 md.)İşletme ruhsatı safhasında işletme faaliyetleri için gerekli olan özel mülkiyete konu taşınmaz, taraflarca anlaşma sağlanamaması ve işletme ruhsatı sahibinin talebi üzerine Bakanlıkça kamu yararı bulunduğuna karar verilmesi halinde kamulaştırılır. (Ek fıkra: 26/5/2004 – 5177/20 md.) Kamulaştırma işlemleri 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre yapılır. Bu husustaki masraflar ve kamulaştırma bedeli işletme ruhsatı sahibi tarafından ödenir. (Ek fıkra: 26/5/2004 – 5177/20 md.)Kamulaştırılan taşınmaz, tapuya Hazine adına tescil edilip ruhsat hukuku devam ettiği sürece madencilik faaliyetlerinde kullanılmak üzere ruhsat sahibi adına tahsis edilir. (Ek fıkra:26/5/2004 – 5177/20 md.)Kamulaştırılan taşınmazın, maden işletme faaliyetleri için lüzum kalmadığının Genel Müdürlükçe tespiti halinde, Kamulaştırma Kanununda öngörülen usul ve esaslara göre belirlenecek rayiç bedeli ödenmek kaydıyla kamulaştırılan yerin eski sahibine iade edileceği hususu, ruhsat sahibi ve taşınmazın eski sahibine tebliğ edilir. Eski sahibinin taşınmazı altı ay içerisinde almak istememesi durumunda taşınmaz Hazineye kalır.(1) (Ek fıkra: 26/5/2004 – 5177/20 md.)Tapu siciline konulan şerhler Genel Müdürlüğün müracaatı üzerine ayrıca mahkeme kararına gerek kalmadan silinir. (Ek fıkra: 26/5/2004 – 5177/20 md.)Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufundaki yerlerde yapılan madencilik faaliyetleri için bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra kira, ecrimisil alınmaz. (Ek fıkra: 26/5/2004 – 5177/20 md.) Grup madenler ve mıcır ile kaba inşaat, baraj, gölet, liman, yol gibi yapılarda kullanılan her türlü yapı hammaddesi için kamulaştırma hükümleri uygulanmaz.''