4. Hukuk Dairesi 2021/21313 E. , 2023/10429 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1583 E., 2021/1239 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi/Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/931 E., 2018/1181 K. Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ta…
**4. Hukuk Dairesi 2021/21313 E. , 2023/10429 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1583 E., 2021/1239 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi/Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/931 E., 2018/1181 K. Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 08.04.2006 tarihinde müvekkilinin idaresindeki motosiklet ile davalı nezdinde ZMMS poliçesi bulunan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 100,00 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 200,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dava konusu olay yönünden toplanan deliller kapsamında yapılan değerlendirmede; söz konusu olayın 08.04.2006 tarihinde gerçekleştiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2006/75353 Soruşturma numaralı dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, delil olarak dayanılan Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi kayıtlarına göre davacının tedavilerinin 2006 yılına ait olduğu, davacı vekilince her ne kadar sonrasında oluşan komplikasyonlar ve davacı uhdesinde oluşan zararın bilinemeyeceği ileri sürülmüş ve zamanaşımının dolmadığı belirtilmiş ise de bu hususta başkaca bir hastane kayıt, rapor veya tedavi evrakı sunulmadığı, kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nun 89 ve 66/1-e maddeleri uyarınca, trafik kazasında bir kişi yaralanması halinde öngörülen ceza zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu ve dava tarihi itibariyle ceza zamanaşımı süresinin dolduğu, bir an için zararın kesin olarak belirlenemediği düşünülse bile her halükarda geçerli olan 10 yıllık sürenin de dolduğu ve hatta davacı tarafından yapılan tedavilere rağmen zararın giderilemediği yönünde herhangi bir delil de sunulamadığı, davalı vekilince usulüne uygun olarak zamanaşımı definin ileri sürüldüğü..." gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davaya konu tazminat alacağının zamanaşımına uğramadığını, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca bedensel zarardan kaynaklı tazminat talepleri için zamanaşımı süresinin, zararın varlığının öğrenilmesinden itibaren başlayacağını, mahkemenin gerekçeli kararında "davacı tarafından yapılan tedavilere rağmen zararın giderilemediği yönünde herhangi bir delil de sunulamadığı" şeklinde ifadenin yer aldığını, davacının tedavilerinin devam ettiğinin açık olduğunu, bu konuda araştırma yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dosya kapsamından, 08.04.2006 tarihinde davalı nezdinde zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan aracın motosiklet ile seyir halindeki davacıya çarpması ile yaralamalı trafik kazası meydana geldiği, davacının yaralandığı, bu nedenle de maddi (geçici ve sürekli iş göremezlik ile bakıcı gideri zararı) tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. 2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmü, yine aynı kanunun 109/2. maddesinde ise "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından, sürücü ve diğer sorumlular arasında bir ayrım yapılmamış, kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. Ceza Kanunu'nda öngörülen daha uzun ceza zamanaşımı (uzamış zamanaşımı) süresi, olay tarihinden itibaren işlemeye başlar. Sürenin işlemeye başlaması için zarar görenin zararı ve onun failini öğrenmesi gerekmez. Ancak zarar ve onun faili, uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmiş ise davanın, öğrenme tarihinden itibaren 2 yıllık süre içerisinde açılması gerekir. Zararın ve failin uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmesi halinde, tazminat talebinin, öğrenme tarihinden itibaren 2918 sayılı yasanın 109. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ileri sürülmesi gerekmektedir. Öğrenme tarihinden itibaren, yeni bir uzamış zamanaşımı süresi işlemez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 16.04.2008 tarih, 2008/4-326 E. ve 2008/325 K.sayılı kararı). Somut olayda kaza; davacının 08.04.2006 tarihinde dava dışı sürücünün kullandığı aracın çarpması nedeni ile yaralandığı, davacının 04.06.2007 tarihinde onaylanan "Adi Malül" olduğuna ilişkin İzmir Asker Hastanesi Baştabipliğinin 13.12.2006 tarihli sağlık raporunun alındığı görülmektedir. Dava dilekçesi anlatımda davacının yaralanması nedeni ile gelişen durum olduğuna yönelik bir durumdan söz edilmemiştir. Davaya konu trafik kazası 08/04/2006 tarihinde gerçekleşmiş, davacının yaralandığı ileri sürülerek açılan davanın, aynı zamanda 5237 sayılı TCK'nun 89/1 maddesinde düzenlenen ve taksirle yaralama olarak tanımlanan cezayı gerektiren eylem niteliğinde bulunması; bu eylemle ilgili ceza davasının TCK'nun 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıllık zamanaşımı süresine tabi olması; 2918 sayılı KTK'nun 109/2 maddesi uyarınca bu sürenin görülmekte olan maddi tazminat davası için de geçerli olması; davanın olay tarihi üzerinden sekiz yıl geçtikten sonra 22.08.2017 tarihinde açılmış olması karşısında, somut olayda uzamış ceza zamanaşımının gerçekleştiği açıktır. Yine davaya konu olay nedeni ile zararın öğrenildiği 04.06.2007 tarihinden ve tazminat sorumlusunun öğrenildiği 04.05.2006 tarihli Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı tarihi de ceza zamanaşımı dolmadan önce olduğundan başka bir ifadeyle zararın ve failin uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmesi hali de gerçekleşmediğinden Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında vurgulanan 2918 sayılı yasanın 109. maddesinde düzenlenen iki yıllık zamanaşımı süresi de dolmuş bulunmaktadır. Kaldı ki dava, 2918 sayılı KTK'nın 109/1. maddesinde düzenlenen, her halde, kaza gününden başlayan 10 yıllık tavan zamanaşımı da geçmiştir. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgulara göre dava tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından mahkemece davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davacının istinaf talebi yerinde değildir..." gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu tazminat alacağının zamanaşımına uğramadığını, bedensel zarardan kaynaklı tazminat talepleri için zamanaşımı süresinin, zararın varlığının öğrenilmesinden itibaren başlayacağını, bedensel zararlarda zamanaşımının başlangıcının, sürekli sakatlığa ilişkin kesin raporun ortaya çıktığı ve öğrenildiği tarih olduğunu, davacının ne tür ve ne oranda zarara uğradığını hemen bilmesinin olanaksız olduğunu, zararın kaza tarihi veya tedavinin tamamlandığı tarihte tespit edilemeyeceğini, zararın kapsamının sağlık kurulu raporu veya Adli Tıp Kurumu'ndan alınan maluliyet raporu ile öğrenilmiş sayılacağını, huzurdaki davada, davacı hakkında Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenmiş bir rapor mevcut olmadığı için zamanaşımının dolmadığını, mahkemenin gerekçeli kararında "davacı tarafından yapılan tedavilere rağmen zararın giderilemediği yönünde herhangi bir delil de sunulamadığı" şeklinde ifadenin yer aldığını, ancak davacının tedavilerinin devam ettiğini, bu konuda araştırma yapılmadığını, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, davacının maluliyet oranının belirlenmesi amacıyla dosyanın Adli Tıp Kurumu'na sevk edilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 72 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 109 uncu maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 89 ve 66/1-e maddeleri. 3. Değerlendirme Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; özellikle, davacının maluliyetinde gelişen durum bulunmadığı, dava tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.