1. Hukuk Dairesi 2010/618 E. , 2010/1360 K. "" MAHKEMESİ : BİGA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/05/2006 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalı adına tapuda kayıtlı 767 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi kapsamında kaldığını ileri sürüp tapu kaydının iptaline ve terkinine, davalının kıyı alanına elatmasının önlenmesine ve yapının yıkımına karar verilmesini istemiştir. Davalı, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık h…
**1. Hukuk Dairesi 2010/618 E. , 2010/1360 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BİGA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/05/2006 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalı adına tapuda kayıtlı 767 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi kapsamında kaldığını ileri sürüp tapu kaydının iptaline ve terkinine, davalının kıyı alanına elatmasının önlenmesine ve yapının yıkımına karar verilmesini istemiştir. Davalı, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre içinde davanın açılmadığını, tapulu yerde kullanımının haksız olmadığını belirtip, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, çekişme konusu taşınmazın bir bölümünün kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptali, sicilin kütükten terkini, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğine, toplanan delillere göre, dava konusu edilen 767 parsel sayılı taşınmaz sınırları dışında kalan ve hükme esas alınan 04.01.2006 tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde yeşil ve kahverengi renkle gösterilen 3621 Sayılı Yasanın 6. maddesinde niteliği belirtilen bölümlere davalının haklı ve geçerli nedeni olmaksızın yapılanmak suretiyle müdahale ettiği belirlenmek suretiyle elatmanın önlenmesi ve yıkıma karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine. Ancak; çekişme konusu 767 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 26.09.1975 tarihinde yapıldığı, 25.12.1975 tarihinde kesinleştiği ve davanın 15.01.2001 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Her nekadar, nizalı taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içinde kalan bölümü devletin Hüküm ve tasarrufu altında ve kamu malı niteliğinde özel mülkiyete konu olamayacak (Anayasanın 43, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 16/C maddesi gereğince) yerlerden olduğu keşfen saptanmış ise de; 25.2.2009 tarihinde kabul edilip, 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinin 3. fıkrasına eklenen "bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmasızın uygulanır" ve 3. maddesi ile eklenen geçici 10. maddesinin " bu kanunun 12. maddesinin 3. fıkrası hükmü devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır" şeklindeki hükmü gözetildiğinde kadastro tespitinin kesinleştiği tarih olan 25.12.1975 ile davanın açıldığı tarih arasında 3402 Sayılı Yasanın 12.maddesinde sözü edilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu sabittir.