12. Ceza Dairesi 2011/17504 E. , 2012/1213 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle öldürme Hüküm : 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 51/1, 51/3, 51/5. maddeleri gereğince mahkumiyet. Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü. 5237 sayılı TCK’nın 23. maddesinde, kastı aşan suçlarda veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlarda cezalandırılabilmek için failin meydana gelen sonuç açısı
**12. Ceza Dairesi 2011/17504 E. , 2012/1213 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle öldürme Hüküm : 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 51/1, 51/3, 51/5. maddeleri gereğince mahkumiyet. Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü. 5237 sayılı TCK’nın 23. maddesinde, kastı aşan suçlarda veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlarda cezalandırılabilmek için failin meydana gelen sonuç açısından en azından taksirle hareket etmesi gerektiği belirtilmiş, madde gerekçesinde de, hükmün konuluş amacının, objektif sorumluluk anlayışını terk etmek olduğu, bu tür sorumluluğun, ortaçağ kanonik hukukunun kalıntısı olan “versari in re ilicita” yani hukuka aykırı bir durumda olan bunun bütün neticelerine katlanır anlayışının ürünü olduğu, çağdaş ceza hukukunun bu anlayışı çoktan terk ettiği, düzenlemeyle meydana gelen ağır netice açısından sorumluluk için neticeye ilişkin olarak en azından taksir dolayısıyla kusurlu olunması gerektiği belirtilmiştir. Kanunun 87/4. maddesinde ise, kasten yaralama sonucunda ölümün meydana gelmesi halinde failin nasıl cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak maddedeki atfın 86. maddenin 1. ve 3. fıkralarına yapılmış olması nedeniyle, bu hükmün aynı maddenin 2. fıkrasında kalan yaralanma eylemleri açısında uygulanması mümkün değildir. Basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikte yaralanma sonucunda mağdurun ölmesi halinde, 5237 sayılı TCK’nın 23 ve 87/4. maddelerinin uygulanması imkânı bulunmadığından, failin sorumluluğunun genel hükümler kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Meydana gelen sonuç, (ölüm) öngörülebilir ise ve fail bu sonucu öngörmeksizin hareket etmişse, 5237 sayılı TCK’nın 22/2. maddesi uyarınca taksirle öldürme suçunu düzenleyen 85. maddesi uyarınca, öngörülebilir sonuç fail tarafından da öngörülmüş ancak istenmemiş ise fail bilinçli taksirle öldürme suçundan Kanunun 85 ve 22/3. maddeleri uyarınca, fail öngördüğü sonucu kabullenerek fiilini icra etmiş ise bu kez de, olası kastla öldürme suçundan sorumlu tutulmalıdır. Failin ölüm sonucunu öngörmesi mümkün olmakla birlikte, gerekli özeni göstermeyerek ölüme neden olması halinde faili taksirle öldürmekten sorumlu tutmak mümkün ise de, ölüm sonucunun meydana gelmesinin öngörülmesi mümkün değilse failin taksirle öldürmeden sorumlu tutulması mümkün değildir. Neticenin öngörülebilir olmaması halinde, faili meydana gelen ağır sonuçtan sorumlu tutmak, yeniden objektif sorumluluğun kabulü anlamına gelecektir ki, böyle bir kabul kusur sorumluluğunu benimseyen ceza kanununun sistematiğine de aykırıdır. 17/02/2007 tarihinde, arkadaş olan sanık ile maktülün, yanlarında tanıklar da bulundugu halde, gittikleri yerde çay içip, sohbet ettikten sonra tartıştıkları aralarında başlayan tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine, araya giren tanıklarca olayın yatıştırıldığı, maktülün ayrılarak evine gittiği, o gece uyuyup, ertesi gün yatağında ölü olarak bulunduğu olayda, Adli Tıp 1. İhtisas Kurulunca, ölümün bir gün önce meydana gelen olayın efor ve stresine bağlı olarak, maktülde mevcut kalp ve damar hastalığının aktif hale geçmesiyle gelişen solunum ve dolaşım durmasından kaynaklandığı, ölüm ile olay arasında illiyet bağı bulunduğu, olaydaki yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olduğu belirtilmiş ise de, yaralanmanın 5237 sayılı TCK'nın 86/2. maddesi kapsamında bulunması nedeniyle somut olayda 87/4. maddesinin uygulanma imkanının bulunmadığı, olayla ölüm arasında illiyet bağının kurulmuş olması da, sanığın meydana gelen ölüm sonucundan sorumlu tutmak için yeterli olmadığı, sanık tarafından maktüldeki kalp damar rahatsızlığının bilinmiş olmasının da varılan bu sonucu değiştirmeyeceği, bu itibarla sanığın 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi de gözetilmek suretiyle 86/2. maddesiyle cezalandırılması gerekirken, taksirle öldürme suçundan sorumlu tutulması isabetsiz olup, sanık müdafinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün tebliğnamedeki isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 26/01/2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (Muhalif) (Muhalif) KARŞI OY: Sanık ... ile maktül ...'in arkadaş oldukları 17.02.2007 tarihinde yanlarında tanıklar da olduğu halde tartıştıkları, daha sonra kavga yaptıkları, sanığın maktüle karşı 5237 sayılı TCK'nın 86/2 maddesi kapsamında kalacak şekilde vurduğu, daha sonra tanıkların tarafları ayırdığı, maktülün evine gittiği ertesi günü yatağında ölü olarak bulunduğu olayla ilgili Adli Tıp Kurumu 1. inci İhtisas Kurulunca ölümünün bir gün önce meydana gelen olayın efor ve stresine bağlı olarak maktülde mevcut kalp ve damar hastalığının aktif hale geçmesiyle gelişen solunum ve dolaşım durmasından kaynaklandığı, olay ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğu, olaydaki yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olduğu belirtilmiş olduğundan; 5237 sayılı TCK'nın 86. maddesinin 1 ve 3 fıkraları kapsamında kasten yaralama eylemleri sonucu ölüm meydana geldiğinde TCK'nın 23. maddesinde düzenlenmiş bulunan netice sebebiyle ağırlaştırılmış suça ilişkin genel kuralın özel hükümler arasında kendisine yer bulduğu maddenin başında gelen TCK'nın 87/4 maddesinde eylem TCK'nın 86/1 maddesine ve TCK'nın 86/3 maddesine uyan hallerde hapis cezalarını belirlemiş olup, TCK'nın 86/2 maddesinde düzenlenen basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde yaralanma sonucu ölümün meydana gelmesi hali TCK'nın 87/4 maddesi kapsamında değerlendirilemeyecektir. Sanığın maktüle karşı eylemi TCK'nın 86/2 maddesi kapsamında kalan kasten yaralama olduğu yönünde kuşku bulunmadığından TCK'nın 87/4 madde kapsamında değerlendirme imkanı yoktur. Olayımızda sanık dikkat ve özen yükümlülüğüne uymayarak iradi bir hareketiyle kalp hastası olduğunu bildiği arkadaşı maktüle karşı basit yaralama eyleminde bulunduğu ancak gerçekleşen sonucu yani ölümü öngörmemiştir. Diğer bir anlatımla sanığın kastı kasten yaralamaya ilişkin olup meydana gelen ağır sonuç olan ölüme yönelik değildir. O halde sanığın olayda meydana gelen ağır netice olan ölümden taksirle sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulumuzun 14.04.2009 tarih ve 288/1-197 – 2009-93 sayılı kararlarındaki açıklamaları ve gerekçeleri de bu yönde bulunmaktadır. Bu itibarla Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.01.2008 tarihli sanık ... hakkında vermiş olduğu kararla ilgili olayda bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerekirken bu yönde uygulama yapılmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmayarak sanık hakkında eylemin 5237 sayılı TCK'nın 85/1 maddesi kapsamında kabul edilerek hüküm kurulmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından yapılan yargılamaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre hükmün onanması gerekirken bozmaya yönelik sayın çoğunluk görüşüne muhalifiz.