8. Hukuk Dairesi 2021/12920 E. , 2024/3025 K. MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/77 E., 2020/14 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı…
**8. Hukuk Dairesi 2021/12920 E. , 2024/3025 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/77 E., 2020/14 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Balı Köyünde bulunan toplam üç parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu ileri sürerek, taşınmazların adına tescilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, fen ve orman bilirkişi raporlarında (A), (B2) ve (C2) işaretli taşınmazlar hakkında açılan davanın reddine, (B1) ile işaretli 5.658,38 m² ve (C1) ile işaretli 5.471,82 m² yüzölçümlü bölümlerinin davacı adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalılardan Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 26.11.2013 tarihli ve 2013/9032 Esas, 2013/10758 Karar sayılı kararı ile bozulmuştur. Hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 26.11.2013 tarihli ve 2013/9032 Esas, 2013/10758 Karar sayılı kararında özetle; "Davacının, çekişmeli taşınmazların tapu siciline kayıtlı olmadığı iddiasıyla TMK'nin 713. maddesi uyarınca tescilini talep ettiği, anılan madde uyarınca dava konusu taşınmazın davasız ve aralıksız olarak 20 yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulundurması yanında karar kesinleşinceye kadar tapu siciline de kayıtlı olmamasının gerektiği, temyiz aşamasında iade üzerine düzenlenen ek bilirkişi raporuna göre yörede 1982 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda tescil harici bırakılan taşınmazlara ilişkin olarak ek kadastro yapıldığının anlaşıldığı, hal böyle olunca, mahkemece dava konusu taşınmazların bu kadastroda tespit görüp görmediğinin kadastro müdürlüğünden sorularak, tespit gördüğü ve haklarında tespit tutanağı düzenlendiğinin belirlendiği takdirde 3402 sayılı Kanun'un 26. maddesi uyarınca 5 ve 27. maddeleri uyarınca kadastro tutanağı düzenlendiği andan itibaren kadastro mahkemeleri görevli olduğundan görevsizlik kararı verilmesi, şayet taşınmazlar hakkında tespit tutanağı düzenlenmemiş ise görevli mahkemenin genel mahkemeler olduğu gözönününde bulundurularak, 1988 yılında yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktaları ile birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği, en eski tarihli hava fotoğrafı ile bunların yorumlanması sonucu üretilen memleket haritaları ile dava tarihinden ya da kadastro tespit tarihinden 15-20 yıl önce en az iki zamanda bir birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan ve bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı arifetiyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi, 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumunun saptanması, toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresinin incelenmesi, imar, ihya ve zilyetliğin hangi tarihte başlayıp tamamlandığı, üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresi, tasarruf sınırları, niteliği, konumu ve kullanım durumu, taşınmazın üzerindeki meyve ağaçlarının dağılımı, kapalılık durumu, toprağın alt ve üst florası, ağaçların aşılı olup olmadığı, fındıkların ilk kez dikilip dikilmediği ile gençleştirme yapılıp yapılmadığının kesin olarak belirlenmesi, keşifte hâkim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğraflarının çektirilip onaylanarak dosyaya eklenmesi, bilirkişilerden memleket haritaları ile kadastro paftası ve orman kadastro haritası ölçekleri eşitlenerek ayrı renkli kalemlerle çizilmek suretiyle orman kadastro sınırı, dava konusu taşınmazın sınırı memleket haritaları üzerinde gösterir rapor alınması bundan sonra tüm deliller değerlendirilerek ve çekişmeli taşınmazın (A), (B2) ve (C2) ile gösterilen kısımlarına ilişkin açılan davanın rededdildiği ve bu hükmün davacı aleyhine temyiz etmediğinden kesinleştiği gözönüne alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Yargılama sırasında kadastro müdürlüğü yörede 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması sırasında dava konusu taşınmazlar hakkında 140 ada 3, 6, 7 ve 9 parsel sayısı verilerek kadastro tespiti yapıldığı, taşınmazların tutanaklarında belirtilen nitelik ve yüzölçümleri ile davacı ... adına tespit edildiği bildirilerek kadastro tespit tutanakları kadastro mahkemesine gönderilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesince bozma kararına uyulduktan sonra yapılan yargılama sonucu görevsizlik kararı verilerek dosya kadastro mahkemesine gönderilmiştir. Kadastro Mahkemesince her iki dava dosyası birleştirildikten sonra yapılan yargılama sonucu taşınmazların orman içi açıklık niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine, taşınmazların orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 06.05.2019 tarihli ve 2019/1324 Esas, 2019/3150 Karar sayılı kararı ile kısmen onanmasına, kısmen bozulmasına karar verilmiştir. Hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 06.05.2019 tarihli ve 2019/1324 Esas, 2019/3150 Karar sayılı kararında özetle; "Davacı gerçek kişinin çekişmeli 140 ada 3, 7 ve 9 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 17/2. madde hükmüne göre orman içi açıklık niteliğinde orman sayılan yerlerden olduğu ve bu tür yerlerin 20.11.2012 günlü Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 16. maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılmasının zorunlu olduğu, HGK'nin 10.12.1997 tarihli ve 1997/20-830-1034, 17.12.1997 tarihli ve 1997/20-808-1039, 22.10.2003 tarihli ve 2003/20-665-614 ile 11.10.2004 tarihli ve 2004/7-531-581 sayılı kararlarında da açıklandığı gibi bu tür yerler kesinleşen orman kadastro sınırları dışında bulunsa bile devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle zilyetlikle kazanılamayacağından özel mülk olarak kişiler adına tescil edilemeyeceği belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, Davacı gerçek kişinin çekişmeli 6 numaralı parsel hakkındaki temyiz itirazlarına gelince; mahkemece taşınmazın orman içi açıklık niteliğinde orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle yazılı biçimde hüküm kurulmuş ise de varılan sonucun dosya kapsamına uygun olmadığı gibi, yapılan inceleme ve araştırmanın da taşınmazın öncesinin hukuki niteliğini, öncesi ve eylemli durumu itibariyle orman sayılan yerlerden veya zilyetlikle kazanmaya elverişli olan yerlerden olup olmadığını belirlemeye yeterli olmadığı, 21.05.2015 havale tarihli fen bilirkişi raporu ekindeki kadastro paftası ile ortofoto haritası çakıştırmasına göre 6 numaralı parselin kuzeyinde 1111 parsel sayılı taşınmaz ile yine kuzeybatısında 247 parsel sayılı taşınmaza bitişik olduğu, 1111 parsel sayılı taşınmazın Devlet Demir Yollarına ait kamulaştırma parseli, 247 parsel sayılı taşınmazın ise tespitte tapu kaydına dayanılarak kişi adına tapusu oluşan taşınmaz olduğu, bu haliyle dört bir tarafı orman parseli olmadığından orman içi nitelikte olmadığının anlaşıldığı, keza, 13.10.2015 havale tarihli orman bilirkişi raporunda taşınmazın 1944 tarihli hava fotoğrafı görüntüsünde tamamının beyaz renkli üzerinde boylu ağaç olmayan alan içinde olduğunun, 1960 tarihli memleket haritasının uygulanmasında ise güney bölümünün devamındaki gibi yapraklı ağaçlarla örtülü yeşil renkli orman olduğunun, kuzey bölümünün ise beyaz renkli münferit ağaç bulunan alan olduğunun, eğiminin %15-35 arasında olduğunun, kısmen yapay olarak /0-10’a kadar indirildiğinin, üzerinde (keşif tarihi itibariyle) binalar, binalara ulaşım yolları, kısmen fındık bahçesi, kısmen açık alan, ev kenarı sebzelik ve kuzey kısmının meyvelik vasfında olduğunun ve içinde orman bitki örtüsü bulunmadığının belirtildiği, ziraat bilirkişisinin 6 nolu parseli açıklarken güney kısmında fındık tarımı yapıldığını, kuzeyinde değişik yaşlarda ve cinste erik, armut ve kurumuş ceviz ağaçları bulunduğunu, ceviz ağaçlarının yaklaşık 50 yıllık olduğunu, sonuç kısmında da keşif tarihinde tarım arazisi olduğunu, öncesinin orman olduğunu belirttiği, anılan her iki bilirkişi raporunda taşınmazın tamamının mı yoksa bir kısmının mı öncesi itibariyle orman olduğunun, üzerinde bulunan ağaçların yaşı, adedi, öncesinde üzerinde orman bitki örtüsü bulunup bulunmadığının izah edilmediği, orman olmayıp, imar ihya edilerek kullanılan yerlerden ise imar ihyanın başladığı ve bittiği tarihlerin, imar ihya olgusunun açıklanmadığı, zilyetliğin türü ve süresinin belirlenmediği, öncesinden beri zilyetliğe konu yerlerden ise yine bu olgunun detaylıca tespit edilmediği, her ne kadar davacı gerçek kişi vekili temyiz itirazında tapu kaydı olduğunu bildirmiş ise de hükümden önceki, bozma öncesi dahil, böyle bir delile dayanmadığı, davanın zilyetlik nedenine dayalı açıldığının anlaşıldığı açıklanarak, mahkemece sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için; taşınmaza komşu 1111 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma evrakları ile 247 parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren tedavülleri ve 1944, 1954, 1976, 1979 ve 1988 tarihli hava fotoğrafları mahkemede bulunduğundan (iade üzerine getirtilmiştir) bu fotoğraflardan üretilen memleket haritaları ile en eski tarihli ortofoto haritaları ve tescil davasının açıldığı 2007 yılından 20 yıl öncesine ait ortofoto haritaları Harita Genel Komutnalığından araştırılarak varsa getirtildikten sonra daha önceki keşiflerde görev almamış, halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerde görev yapmayan bu konularda uzman bir orman bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi ve bir jeodezi ve fotogrametri harita mühendisi marifetiyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu (hava fotoğrafları, memleket haritaları, varsa ortofoto haritaları, amenajman planı) belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresinin incelenmesi; keşifte, hâkim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğraflarının çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmesi; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin orman sayılan yerlerden; 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi anlamında orman içi açıklık olup olmadığının yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan, krokili, bilimsel verileri bulunan yeterli raporlarla belirlenmesi, bu nedenle öncesi itibarıyla orman ve orman içi açıklık olmadığı belirlenen bölümlerle ilgili olarak; stereoskopik hava fotoğraflarının jeodezi ve fotogrametri uzmanı fen bilirkişilerince stereoskopla incelenmesi, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin önceki ve şimdiki niteliği, eğim durumu, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığı ve tamamlandığının, tanık ve yerel bilirkişi ifadelerinin de bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmesi, taşınmazların kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla sözü edilen hava fotoğraflarına aktarılması, zilyetliğin hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü belirtir fotoğraflarla desteklenmiş, üzerindeki ağaçların yaş ve cinsini de gösteren bilimsel rapor alınması, yine 2007 yılı itibarıyla geriye doğru 20 yıl süreyle zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi, komşu taşınmaz kayıtlarının da keşifte okunarak davalı taşınmaz yönünü ne olarak okuduklarının belirlenmesi, tüm deliller toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre hüküm kurulması" gereğine değinilerek, davacı gerçek kişinin dava konusu 140 ada 3, 7 ve 9 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının reddi ile bu parsellere ilişkin hükmün onanmasına, 140 ada 6 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki temyiz itirazlarının kabulü ile bu parsele ilişkin hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma kararlarına uyulmasının ardından yapılan yargılama sonunda, "hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca dava konusu 140 ada 6 parsel sayılı taşınmazın orman vasfında olmadığı, komşu 247 parsele uygulanan dayanak tapu kaydının dava konusu taşınmazı Gökme tarlası olarak okuduğu, taşınmazın davacı ve öncesinde babası ve dedesi tarafından tarla olarak kullanıldığı, davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu, dava konusu 140 ada 6 nolu taşınmaz yapılan güncelleme çalışmaları sonucunda Balı mahallesi 2190 ada 1 nolu parsel numarasını aldığı gerekçesi ile, davalı Kdz. Ereğli Belediye Başkanlığına yöneltilen davanın pasif husumet yokluğundan reddine, diğer davalılara yöneltilen davanın kabulüne, eski 140 ada 6 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağının malik hanesi boş kabul edilerek bu taşınmazın yeni 2190 ada 1 parsel adı altında toplam 4411,04 m2 yüzölçüm ve kagir iki katlı ev, su deposu ve tarla vasfı ile davacı adına tapuya tespit ve tesciline" karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekili ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.