T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/697 KARAR NO : 2026/782 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/12/2025 NUMARASI : 2025/926 E - 2025/907 K DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ: 16/03/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme son…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/697 KARAR NO : 2026/782 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/12/2025 NUMARASI : 2025/926 E - 2025/907 K DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ: 16/03/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ... Limited Şirketi üzerine kayıtlı ... plakalı ve ... Şasi numaralı aracın 21 Ağustos 2024 tarihinde bakım yapılması için ... Anonim Şirketi bünyesinde bulunan servise verildiğini, aynı gün içerisinde bakımın yapıldığı, bakım için 84.170,40 TL fatura kesildiği,bakımın yapılması sebebinin ise şirket yetkilisi ... tarafından bu aracın kullanılarak ailece yurt dışına çıkma planı yapılması olduğu, işbu plan neticesinde 24 Ağustos 2024 - 27 Ağustos 2024 tarihleri arasında Selanik'te, 29 Ağustos 2024 - 31 Ağustos 2024 tarihleri arasında Atina'da bir otel rezerve edildiğini ve aracın yurt dışı çıkış pullarının ödendiğini, davacıların aracı teslim aldıktan sonra; 22 Ağustos 2024 tarihinde araç ile yurt dışına giderken aracın arızalandığını ve aracın çekici yardımı ile tekrardan davalı servise götürüldüğünü, arızanın 21 Ağustos tarihinde yapılan bakımda 17 numarada belirtilen klima kayışından kaynaklandığının anlaşıldığı ve davalı tarafından ücretsiz olarak onarımın giderildiğini, davalı şirketin TBK madde 470 ve devamında düzenlenen eser sözleşmesine aykırı davranması nedeniyle araçsız kalan müvekkillerinin 24 Ağustos 2024 tarihinde İstanbul'dan Selanik'e, 29 Ağustos 2024 tarihinde Selanik'ten Atina'ya ve son olarak 31 Ağustos 2024 tarihinde Atina'dan İstanbul'a uçak biletleri almak ve yurt dışında ikame araç kiralayarak planlanan organizasyonu devam ettirmek zorunda kaldıklarını ve maddi manevi zarara uğradıklarını, aracın arıza yapmasının ... Anonim Şirketi tarafından araç bakımının eksik yapılmasından kaynaklı olduğunu, arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu ancak davacı gerçek kişiler ve şirket adına anlaşmama tutanağı tanzim edildiğini, (davacı şirket tarafından uçak biletleri ve arıza yapan araç için yurt dışı çıkış sigortası ödenmiş olduğundan, ödenen uçak biletleri ve yurt dışı çıkış sigortası bedeli yönünden müvekkili şirket adına) davacı ... tarafından, yurt dışında araç kiralanmış olduğundan, araç kiralaması için ödenen bedel yönünden müvekkil ... adına maddi tazminat talepleri bulunduğunu, davalı tarafın eser sözleşmesinden kaynaklı ayıbı neticesinde müvekkillerinin; uçak bileti alarak, tatil bölgesinde ikame araç kiralayarak ve arızalanan araca yurt dışı çıkış pulu ödeyerek maddi olarak zarara uğradığını ve tüm bu yaşanan sıkıntılı ve stresli süreçten ötürü de şüphesiz manevi olarak yıprandıklarını , bu nedenle Maddi tazminat yönünden fazlaya ilişkin talep, dava ve ıslah etme hakları saklı kalmak kaydıyla; HMK madde 107 doğrultusunda ŞİMDİLİK; ... adına 1.000 TL maddi, ... Ltd. Şti. adına 1.000 TL maddi, ... adına 15.000 TL manevi, ... adına 15.000 TL manevi,... adına 15.000 TL manevi, ... adına 15.000 TL manevi tazminatın zarar tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, Yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketlerin dava konusu aracın üreticisi, ithalatçısı , dava konusu araç ile hiçbir bağlantısı bulunmayan müvekkili açısından husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, meydana gelen arızanın her ne kadar müvekkili firmanın vermiş olduğu ayıplı hizmetten kaynaklandığı iddia edilse de bu iddiayı destekleyen hiçbir somut delil olmadığı, müvekkili firmanın bünyesinde bulunan uzman kişiler, araç servise getirildiğinde gerekli kontrolleri yaptıklarını, iş emirleri de dosyaya ibraz edildiğinde müvekkili firmanın ayıplı hizmet vermediğinin açıkça görüleceğini, her ne kadar dava konusu aracın gizli ayıptan yahut ayıplı servis nedeniyle arızalandığı iddia edilmekteyse de, bu iddiaları ispatlayıcı bir delil ya da bulgu bulunmadığını, dolayısıyla motor arızasının kullanım hatası ve/veya dış etken kaynaklı olarak meydana gelmiş olma ihtimalinin değerlendirilmesi gerektiğini, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, söz konusu zararların doğduğu hususu ispata muhtaç olduğunu, dava konusu aracın arızalanmasına rağmen davacılar tatillerini hiçbir gün kayıpları olmadan gerçekleştirdiğini, bu durumda manevi tazminat taleplerinin tam olarak neye dayandığının anlaşılmadığını, sorunsuz şekilde tatilini yapmış davacıların manevi tazminat talebi mesnetten yoksun olduğunu, müvekkili firmanın verdiği servis hizmetiyle araçta meydana gelen arıza arasında illiyet bağı bulunmadığından söz konusu maddi tazminat taleplerinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, arz ve izah olunan nedenlerle; haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle usulden reddine, sayın mahkemenin aksi kanaatte olması halinde esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından; Davanın ilk olarak Mahkemece 2025/326 Esas sırasına kaydedilerek açıldığı, dava konusu ... plakalı aracın ... .... Ltd. Şti. adına kayıtlı olduğu, aracın bakım ve onarımın eksik yapıldığı iddiası kapsamında adı geçen şirketin davalıdan maddi tazminat isteminde bulunduğu, bu talebin her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın ticari işletmelerinden kaynaklanması karşısında nispi ticari dava gereği 6102 s. TTK 4. ve 5. maddeleri uyarınca Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu, ancak şirket dışında davacılar...'ın da maddi ve manevi tazminat istemlerinde bulunarak birlikte dava açtıkları, davacılar arasında mecburi dava arkadaşlığının bulunmadığı, , maddi ve manevi tazminat istemlerinin birbirinden bağımsız talepler olduğu, anılan talepler yönünden objektif dava birleşmesi, davacılar yönünden ise ihtiyari dava arkadaşlığının bulunduğu, davacı ...'ın maddi ve manevi, davacılar ...'ın ise yalnızca manevi tazminat isteminde bulunduğu, ihtiyari dava arkadaşı olan davacılar... için ihtiyari dava arkadaşı olan gerçek kişi davacıların tacir sıfatlarının bulunmadığının tespit edildiği, aracın bakım ve onarımının eksik yahut hatalı olmasına dayalı eser sözleşmesinden doğan maddi ve manevi tazminat isteminin TTK.da düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığı, bu suretle gerçek kişi davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin tefrik edilerek işbu 2025/926 esasa sırasına kaydedildiği ve tefrik edilecek dosya üzerinden öncelikle görevli mahkemenin değerlendirilmesi hususunda inceleme yapılmasına karar verildiği, ... ... Ltd. Şti. ile davalı ... ... A.Ş.nin ticari şirket - tacir olduğu, uyuşmazlığın bu tarafların ticari işletmesinden kaynaklandığı, 6102 s. TTK 4. ve 5. madde hükümleri uyarınca ihtiyari dava arkadaşı ... ... Ltd. Şti. için (sadece) eldeki davanın nispi ticari dava olduğu ve Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğundan 2025/326 Esas sayılı dosyada ihtiyari dava arkadaşı olan davacı ... ... Ltd. Şti. ile davalı ... ... A.Ş. arasındaki maddi tazminat (uçak biletleri ile yurt dışı çıkış sigortası) yönünden davaya ise kaldığı yerden devam olunduğu, nihayetinde gerçek kişiler yönünde tefrik edilen eldeki davanın mutlak ticari davalardan olmaması ve ihtiyari dava arkadaşı olan gerçek kişi davacıların ayrı ayrı yapılan tacir araştırmasında tacir sıfatlarının bulunmaması karşısında nispi ticari dava da bulunmadığından Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olmadığı, uyuşmazlığın çözümünde genel görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesince davaya bakılması gerektiğinden 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c. ve 115/2. maddeleri uyarınca mahkememizin görevsizliği sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Davacı ve davalı taraf istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davacı istinaf dilekçesinde özetle, İZMİR BÖLGE ADLİYYE MAHKEMESİNDEN emsal içtihat örneği olarak; T.C. Bölge Adliye Mahkemesi İzmir 6. Hukuk Dairesi Esas No: 2021/3851 Karar No: 2021/2574 Karar Tarihi: 26-11-2021 ilamını eklemiştir. "Ayıplı olduğu bildirilen buzdolabı dava dışı şirket tarafından satın alınmıştır. Sonradan kullanması için davacıya verilmiştir. Davacı, buzdolabını dava dışı şirketten edindiğinden, şirketin sahip olduğu haklardan fazlasına sahip olamayacaktır. Satış sözleşmesinin tarafları tüketici olmadığı, ayrıca, şirketin bu buzdolabını, şirket ortaklarının evlerinde kullanımı için alındığı da ileri sürülmediğinden uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerekir. Açıklanan nedenlerle, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yargı yeri olarak belirlenmesine karar vermek gerekmiştir." Davacı vekili, yüksek mahkeme kararı dikkate alınmadan yalnızca gerçek şahıs müvekkiller hakkında tacir araştırması yaparak, gerçek şahıs müvekkillerin taleplerini tefrik ederek gerçek şahıs müvekkillerin talepleri için görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu belirterek hukuka aykırı karar vermiştir. Yüksek mahkeme ilamında da belirtildiği üzere gerçek şahıs müvekkillerin, şirket müvekkilinin sahip olduğu haklardan daha fazlasına sahip olamayacağından görevli mahkemenin Asliye ticaret mahkemesi olması gerektiğinden kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin, gerçek kişi şahıslar yönünden verdiği tefrik kararının hukuka uygun olduğu, ilk derece mahkemesince verilen kararın onanmasını talep etmiştir. HMK'nın 355.maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınrılı olarak yapılan inceleme sonucunda; TTK'nın 3. maddesinde; "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.” düzenlemesine yer verilmiştir. TTK'nın 4. maddesinde ise bu kanundan doğan ve bu madde de belirtilen hukuk davaları, tarafların sıfatına bakılmaksızın mutlak ticari dava; TTK'da düzenlenen bir hususa ilişkin olmamakla birlikte iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren davalar ise nispi ticari davadır. Hükme göre bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için, hem davanın her iki tarafının tacir olması hem de uyuşmazlığın iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi gerekir. Davacı gerçek kişiler ve davalı arasında mutlak ticari dava olmadığı gibi, taraflar tacir olmadığı içinde nispi ticari dava da söz konusu değildir. Aynı davada, bir kısım davalılar hakkında genel mahkemenin, diğer davalılar hakkında ise uzman olan özel mahkemenin görevli bulunması halinde, uyuşmazlık aynı olaydan kaynaklanıyor ve zarar tek ise ya da, taleplerden birisi yönünden verilecek karar diğerini doğrudan ilgilendirecek nitelikte bulunuyorsa; sözkonusu özel mahkeme ile genel mahkeme arasında “yargılama usulüne” ilişkin esaslı farklılıklar bulunmaması kaydıyla, bütün taraflar ve talepler yönünden uzman olan özel yetkili mahkemece yargılama yaparak uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekir. Bu husus, hukukun öngörülebilir olmasının, usûl ekonomisinin ve davaların makul süre içinde bitirilmesi yükümlülüğünün de gereğidir (Yargıtay 20. HD'nin 2017/10316 Esas, 2017/10659 Karar ve 2017/5719 Esas, 2017/3306 Karar sayılı kararları) ihtiyari dava arkadaşlığı durumunda, davalılardan biri hakkındaki dava genel mahkemenin, diğeri hakkındaki dava özel bir mahkemenin görevine giriyorsa, özel nitelikteki mahkemede davanın görülmesi gereklidir. Somut olayda aynı dilekçede dava açan davacı gerçek kişilerin davacı ... ... Limited Şirketi ile ihtiyari dava arkadaşıdır. Aynı olay nedeni ile açılan davada davalı gerçek kişiler yönünden tefrik kararı verilerek görevsizlik kararı verilmesi yargılamanın temel prensiplerinden olan usul ekonomisi açısından doğru değildir. Davalar arasında bağlantı olduğu ve tahkikatın birlikte yürütülmesinde hukuki menfaat bulunduğu görülmektedir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2014/12470 Esas - 2015/10233 Karar). Bu sebepten istinaf talebinin kabulüne ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekir. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-5-6 maddesi uyarınca kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dava dosyasının mahkemesine gönderilmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-5-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla,yukarıda izah edilen şekilde, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine, Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 16/03/2026