Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.[8]Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemele
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 12/09/2016 tarihinde ... Caddesi No: ... ... Plaza ... Levent/İstanbul adresinde bulunan taşınmazı ofis/işyeri olarak kullanmak maksadıyla maliki ...'den kiraladığını, davalıların, iştirakleri ... A.Ş. üzerinden, taşınmazın bulunduğu Plaza ve AVM' den oluşan kompleksi hukuka aykırı şekilde yönettiklerini, müvekkilinin 15/09/2016 tarihinde dava konusu taşınmazın bulunduğu adrese taşındığını, bünyesinde çalışan personelleri ile ticari yaşantısını olağan şekilde sürdürmeye çalışmasına karşın, davalıların taşınmazın müvekkili tarafından kullanılamayacağını iddia ettiklerini, faaliyetlerini yürütmekte ve hatta gündelik faaliyetlerini dahi sürdürmekte oldukça zor duruma soktuklarını, davalıların, iştirakleri üzerinden resmi kurumlara, müvekkilinin gayri resmi faaliyet gösterdiği iddiasıyla başvurduklarını, aynı zamanda iştirakleri üzerinden müvekkilinden hizmet bedeli tahsil ettiklerini, müvekkili şirketin kendi ofisinde yapmak istediği toplantılar, küçük çaplı tadil işlemlerinin yönetim tarafınan sürekli olarak engellendiğini, gelen müşteri ve müvekkillerine yönlendirilmemiş yabancı müşterilerle iletişim kurulamayarak, zarar oluşmasına neden olunduğunu, uğranılan zararların tahsili için davalılar aleyhine 06/12/2016 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası icra takibi başlatıldığını belirterek, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında davalı tarafça yapılan itirazın iptaline, 10.000,00 TL' den aşağı olmamak üzere manevi tazminata ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davaya bakmakla görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunu, müvekkili şirketin, davacının kiracı olarak bulunduğu ... Konut bloğunun maliki veya yöneticisi olmadığını, yönetici olmayan ve davacı şirket ile arasında hiçbir hukuki veya ticari bir ilişki bulunmayan müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini belirterek, davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; Kira ilişkisine ve Kat Mülkiyeti Kanununa dayalı davaya bakma görevinin Sulh Hukuk Mahkemelerinde olduğunu, sözleşme gereği açılan bir davanın, sözleşme dışı bir kimseye yöneltilemeyeceğini, müvekkili şirket ile davacı arasında hiçbir sözleşme ilişkisi bulunmadığını belirterek, görev ve husumet itirazlarının kabulü ile davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarını görürler'' hükmüne göre, iş bu davada uyuşmazlık konusu Kira Sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesi ile; mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, davaya bakmaya Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararı 11.05.2018 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı vekili tarafından 25.05.2018 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş, gerekli istinaf harçları yatırılmıştır. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davanın TTK'nun 4.maddesi uyarınca ticari dava olup, davaya bakmaya Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, dava konusunun her iki tarafın ticari işletmeleri ile ilgili bulunduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın haksız fiil eylemlerinden kaynaklandığını, şirketler arasındaki haksız fiil ve haksız fiilden doğan tazminat davalarına bakmakla görevli mahkemelerin Ticaret Mahkemeleri olduğunu, tüzel kişilerin de haksız fiilden kaynaklanan zarardan sorumlu olacaklarını, mahkemece taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yanlış değerlendirildiğini, kararın gerekçesiz, usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.