Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/6894 E. , 2024/7339 K. T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2021/6894 Karar No : 2024/7339 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı/... VEKİLİ : Av. ... DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... İnşaat Nakliye Turizm Petrol Ürünleri Pazarlama Kuyumculuk Sanayi Tic. Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı…
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/6894 E. , 2024/7339 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2021/6894 Karar No : 2024/7339 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı/... VEKİLİ : Av. ... DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... İnşaat Nakliye Turizm Petrol Ürünleri Pazarlama Kuyumculuk Sanayi Tic. Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Zonguldak ili, Çaycuma ilçesi, ... Beldesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmaza komşu ... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda hazırlandığı ileri sürülen parselasyon planları ve taşınmaz için düzenlenen ... tarih ve ... sayılı yapı ruhsatı ile bu işlemlerin dayanağı 1/1000 ölçekli uygulama ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı revizyonlarının kabulüne ilişkin ... tarih ve ... sayılı belediye meclisi kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dosyanın ve mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden, alana yönelik 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında 2025 yılı için 11.000; 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planında 2030 yılı için 12.000 kişi nüfus öngörüldüğü, dava konusu imar planlarına ait araştırma raporunda yer verilen bilgilere göre beldenin ortalama nüfusunun 7270 kişiyken nüfus kapasitesinin 47.432 kişi olarak öngörülmesinin projeksiyon nüfus yönünden üst ölçekli imar planlarıyla örtüşmediği, revizyonun teknik, bilimsel ve nesnel bir gerekçesinin bulunmadığı, gösterimlerin planlama teknikleriyle uyum göstermediği, kamusal alanlar hakkında ve ada içi teknik alt yapı projeleri uygulanmaksızın yapı ruhsatı düzenlenemeyeceği, alanda parselasyon yapılmadığı sonucuna varılmıştır. Dava konusu yapı ruhsatı ile dayanağı 1/1000 ölçekli uygulama ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı revizyonlarının hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığı, iptaline, parselasyon yönünden ise idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem niteliği bulunmadığından davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İdari Dava Dairesince verilen kararda; dava konusu imar planı reziyonlarından sonra 2019 yılında yapılan yeni planlamada parselin "bitişik nizam 5 katlı ticaret+konut alanı" ve "yol" olarak düzenlenerek davacıya ait komşu parsele de aynı fonksiyonun verildiği, bu yeni plana karşı ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan davada düzenlenen bilirkişi raporuna göre, 15.11.2019 tarihinde 1/100.000 ve 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planlarında Filyos ilçesi için nüfus projeksiyonlarında değişikliğe gidilerek dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama ve 1/5000 ölçekli nazım imar planlarındaki nüfus kabulleri ile uyumlu hale getirildiği, kıyı mevzuatı ve müktesep haklar dikkate alınarak yapı adasının konumlandırıldığı, sahil kısmında park alanı belirlenerek planların okunabilirliğini sağlamak üzere taşıt ve yaya yollarının ayrıldığı, 1986 ve 1992 yıllarından itibaren onaylanan imar planlarında konumlandırılan yapı adasının doğu batı aksındaki taşıt yolları ile kuzeydeki yaya yolu ile servis hizmetleri sağlanarak teknik altyapı hizmetlerinin uygun düzenlendiği, bir yapı adası ve çevresini kapsayan küçük bir alanda nüfus-donatı dengesinin yerleşme bütünü bakımından tüm unsurları ile incelenemeyeceği, parsel bazlı açılan dava kapsamında planlamanın ilçede bir revizyona işaret etmesi karşısında verilen fonksiyon, ulaşım ve servis hizmetleri yönünden bir aykırılığın bulunmadığı, otopark kullanımına da alan ayrılmış olması nedeniyle dava konusu işlemlerin iptalinde isabet görülmediği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne, dava konusu taşınmaz için düzenlenen ... tarih ve ... sayılı yapı ruhsatı ile bu işlemin dayanağı 1/1000 ölçekli uygulama ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı revizyonlarının iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın bu kısmının reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu, dava tarihinde yürürlükte bulunan üst ölçekli imar planları esas alınarak karar verilmesi gerekirken sonrasında yapılan imar planı değişikliklerine göre karar verilemeyeceği, düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda verilen mahkeme kararının hukuka uygun olduğu, iddialarıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Dosyanın incelenmesinden, İdari Dava Dairesince 15/11/2019 tarihinde (dava konusu planlamadan sonra) 1/100.000 ve 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planlarında yapılan değişiklikler ile Filyos ilçesi için nüfus projeksiyonlarında değişikliğe gidildiği ve böylelikle 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlardaki (dava konusu planlama ile aynı) nüfus kabulleri ile uyumlu hale getirildiği, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik ve müktesep haklar dikkate alınarak yapı adasının konumlandırıldığı hususları bir bütün olarak değerlendirilerek değişikliklerin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmışsa da, dava konusu taşınmaz özelinde yapılaşma hakları bakımından kat artışına gidilerek 4 kat olan yapı nizamının 5 kata çıkartılmasını öngören ... tarih ve ... sayılı belediye meclisi kararıyla onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planına karşı açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile kısmi yapılaşma tespiti yapılan alanda yapılaşma haklarının kazanılmış hak basamağı yapılarak daha da artırılmasının hukuka uyarlı olmadığı hususu yargı yerlerince hüküm altına alınmıştır. Bu karar, Danıştay Altıncı Dairesinin 21/05/2024 tarih ve E:2019/20157, K:2024/3170 sayılı kararı ile onanmıştır. Yargı kararıyla iptaline karar verilen kat artışına yönelik yapılaşma haklarının dava konusu imar planları aracılığıyla sürdürülerek korunmaya çalışılmaktadır. Bu kullanımın sürdürülmesi ise yargı kararının göz ardı edilerek bunu ortadan kaldırır nitelik taşımasına yol açacaktır. Aksi düşünce, yargı kararının ortadan kaldırılması sonucunu doğurur ki bu tutumun hukuk devletinde kabulü mümkün değildir. Kazanılmış hakların korunması kapsamında 1986 yılı onaylı imar planlarıyla belirlenen "bitişik nizam 4 katlı konut+ticaret" kullanım kararlarının korunacağı tabiidir. Bununla beraber, kıyı-kenar çizgisinden itibaren kara yönünde ilk 100 metrelik sahil şeridinde 57. metrede yer alan parsele, dava konusu nazım ve uygulama imar planıyla getirilen ve yapılaşma haklarını arttıran "bitişik nizam 5 katlı ticaret" ve "otopark" alanı kullanımlarının yukarıda ayrıntısına yer verilen imar mevzuatı ve Kıyı Kanunu'na uygun olmaması nedeniyle hukuken korunması mümkün değildir. Bu itibarla, temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozularak dava konusu taşınmaz için düzenlenen ... tarih ve ... sayılı yapı ruhsatı ile bu işlemin dayanağı 1/1000 ölçekli uygulama ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı revizyonlarının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Duruşma yapılmasına gerek görülmedi. İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : ... tarih ve ... sayılı belediye meclisi kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planında dava konusu Zonguldak ili, Çaycuma ilçesi, ... Beldesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmaza verilen "bitişik nizam 4 katlı konut+ticaret" fonksiyonları 11/08/1992 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında da sürdürülmüştür. ... tarih ve ... sayılı belediye meclisi kararı ile Kıyı Kanunun Uygulamasına Dair Yönetmeliğin "Sahil Şeridinin Belirlenmesi" başlıklı 16.maddesinde tarih ölçütü olarak gösterilen 11 Temmuz 1992 tarihinden önce ... ve ... sayılı belediye meclisi kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planına istinaden dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda kısmi yapılaşma tespiti yapılmıştır. Bu tespite göre, kıyı kenar çizgisinden itibaren ilk 100 metreyi kapsayan sahil şeridinde yapılaşmaya konu 19 adet imar adasından 11'inin dolu, 8'inin boş olduğu vurgulanarak alan büyüklüğü, cephe genişliği ve mevzuata göre %50'den fazla dolu olması nedeniyle, ... ve ... sayılı belediye meclisi kararı ile onaylanan imar planındaki sahil şeridi mevcut haliyle kabul görmüştür. Kısmi yapılaşma tespiti ertesinde ... tarih ve ... sayılı belediye meclisi kararıyla kesinleştirilen 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının ise, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile belediyenin internet sitesinde yayınlanmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Yargılama devam ederken, ... tarih ve ... sayılı belediye meclisi kararıyla onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planında dava konusu taşınmaz özelinde yapılaşma hakları bakımından kat artışına gidilerek 4 kat olan yapı nizamı değiştirilmiş ve 5 kata çıkartılarak taşınmaza "bitişik nizam 5 katlı konut+ticaret" fonksiyonu verilmiştir. Ancak, kısmi yapılaşma tespiti yapılan alanda yapılaşma haklarının kazanılmış hak basamağı yapılarak daha da artırılmasının hukuka uyarlı olmadığı gerekçesiyle sözü geçen 1/1000 ölçekli uygulama imar planının ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile iptaline karar verilmiş, bu karar Danıştay Altıncı Dairesinin 21/05/2024 tarih ve E: 2019/20157, K: 2024/3170 sayılı kararı ile onanmıştır. Kat artışının gerekçesi olarak, plan araştırma raporuna göre bölgedeki yapılaşmaların 4,3 kat ortalaması ile gerçekleşmesi ve bu fiili durumun imar planlarına işlenmesi ile daha önce alanda kabul edilen imar planlarının yargı yerince iptaline hükmedilmesi olarak gösterilmiştir. Bu doğrultuda, ... tarih ve ... sayılı belediye meclisi kararıyla kesinleştirilen 1/1000 ölçekli uygulama ve 1/5000 ölçekli nazım imar planlarındaki "konut" kullanımı kaldırılarak "bitişik nizam 5 katlı ticaret" ve "otopark" kullanımı kararı belirleyen dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı revizyonları ... tarih ve ... sayılı belediye meclisi kararı ile kabul edilmiştir. Davacı tarafından, dava konusu imar planı değişikliği ile taşınmazdaki tek katlı işyerinin yıkılarak bodrum ve asma katlar da dahil edildiğinde iki blok olarak oluşturulan yapının fiilen 7 kata ulaşacak şekilde revize edildiği, yasal mevzuata aykırı olarak yüksek bir şekilde yapılaşmaya yol açan bu düzenleme sebebiyle deniz ve kumsal manzarasının engellenerek gayrimenkulünün ekonomik değerinin düşürüldüğü, kıyıda yapılan bu değişiklik nedeniyle kamu yararının göz ardı edildiği iddialarıyla bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT:1982 Anayasası'nda da 1961 Anayasasındaki gibi kıyılar, 'Tabii kaynaklar ve servetler' olarak kabul edilmiş; ayrıca kıyıların ülkemiz açısından giderek artan ekonomik ve sosyal değerleri gözönünde bulundurularak bu konuda özel düzenlemeye gidilmiştir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın, "Kıyılardan yararlanma" başlıklı 43. maddesinde: "Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkân ve şartları kanunla düzenlenir." kuralı yer almıştır. Kıyı konusunda, 6785 sayılı İmar Yasası'nın Ek 7. ve Ek 8. maddelerine göre çıkarılan yönetmelik ile herkesin kıyılardan mutlak bir eşitlik ve serbestlikle yararlanmasını sağlamak, kıyıların doğal yapısının değiştirilmesini önlemek ve atıklarla kirletilmesini engellemek için kurallar getirilmiş ise de; anılan yönetmelik 6785 sayılı İmar Yasası ile birlikte yürürlükten kalkmış olup kıyılar yönünden 1982 Anayasası döneminde yapılan ilk düzenleme 01/12/1984 tarihinde yürürlüğe giren 3086 sayılı Kıyı Kanunu ve buna dayanılarak çıkarılan ve 18/05/1985 günlü, 18758 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 3086 sayılı Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliktir. 3086 sayılı Yasa'nın tümü Anayasa Mahkemesinin 25/02/1986 günlü, 1985/1, K:1986/4 sayılı kararı ile iptal edilmiş; iptal kararının Resmî Gazetede yayımlandığı 10/07/1986 tarihini izleyen altı ay sonra ise 3086 sayılı Yasa yürürlükten kalkmıştır. 3086 sayılı Yasa'nın yerini, 17 Nisan 1990 günü yayımlanarak yürürlüğe giren 3621 sayılı Kıyı Kanunu almış ve Anayasanın kıyıya ilişkin kuralları Anayasa Mahkemesi kararının gerekçeleri de dikkate alınarak yaşama geçirilmiştir. 3621 sayılı Yasa'nın 4. maddesinde: "Sahil Şeridi: Kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde; a) Uygulama imar plânı yapılacak alanlarda yatay olarak en az 20 metre genişliğindeki alanı, b) Uygulama imar planı bulunmayan belediye ve mücavir alan sınırları içinde veya dışındaki yerleşik alanlarda, çevre düzeni ve/veya nazım imar planı bulunsun veya bulunmasın, yatay olarak en az 50 metre genişliğindeki alanı, c) Belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışındaki iskân dışı alanlarda çevre düzeni ve/veya nazım imar planı bulunsun veya bulunmasın yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alanı" tanımına yer verilmiştir. Anayasanın Mahkemesinin 18/09/1991 günlü, E:1990/23, K:1991/29 sayılı kararı ile bu tanımlardan 4. maddenin 1. fıkrasının a) bendindeki tanım iptal edilmiştir. İptal kararından sonra yasa koyucu tarafından 4. maddenin sahil şeridine ilişkin kuralları 3830 sayılı Yasa ile yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile: "Sahil şeridi kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alan" olarak tanımlanmıştır. Anayasa Mahkemesince Anayasaya aykırı görülmeyen 3086 sayılı Yasa'nın Geçici 2. maddesinin 2. ve 3. fıkraları ve 1. fıkrasında yer alan '...bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz' biçimindeki kuralın yerini, 3621 sayılı Kıyı Kanunu ile getirilen Geçici Maddedeki "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mevzuat hükümlerine uygun olarak onanmış ve kısmen veya tamamen yapılaşmış 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının sahil şeritleri ile ilgili hükümleri geçerlidir. Ancak, 8 inci maddenin ikinci fıkra hükümleri saklıdır." kuralı almıştır. 11 Temmuz 1992 tarihinde yürürlüğe giren 3830 sayılı Kıyı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Geçici Maddesiyle de; kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlarla ilgili imar planı revizyonlarının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde tamamlanması öngörülmüştür. Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik 03/08/1990 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmeliğin 4. maddesinde kısmi yapılaşma tanımlanmıştır. Buna göre: "Kısmi Yapılaşma: 17 Nisan 1990 tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarındaki imar adalarında yer alan parseller ile üzerine birden fazla yapı yapılması mümkün olan parsellerin yüzde ellisinden fazlasında yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan imar plânı ve mevzuata uygun olarak tamamlanmış yapılarla, ruhsat alınarak en az su basman seviyesine kadar inşaatı tamamlanmış yapıların bulunması durumudur." Anılan Yönetmelikteki kısmi yapılaşma tanımında, 30/03/1994 günlü, 21890 sayılı Resmi Gazete yayımlanan Yönetmelikle değişikliğe gidilmiştir. Bu değişikliğe göre: "Kısmi Yapılaşma: a) Belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında; 11 Temmuz 1992 tarihinden önce belirli bir kullanım amacına dayalı olarak onaylanmış 1/1000 ölçekli mevzii imar planlarının, kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde 100 metrelik kesim içerisindeki imar adalarında; üzerinde yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan plan ve mevzuata uygun olarak tamamlanmış yapılar ile ruhsat alınarak en az subasman seviyesinde inşaatı tamamlanmış yapıların bulunduğu parsellerin sayısının veya kullanılan toplam taban alanının imar adasındaki toplam parsel sayısının veya toplam taban alanının yüzde ellisinden fazla olması durumudur. Üzerinde birden fazla yapı yapılması mümkün olan parseller, en az subasman seviyesinde inşaatı tamamlanmış olmak kaydı ile taban alanı veya yapı sayısı itibariyle bu kapsamda değerlendirilir. b) Kentsel ve kırsal yerleşmelerde; meskun ve gelişme alanlarını kapsamak yerleşmenin mevcut ve projeksiyon nüfusuna dayalı gerekli tüm kullanım ve fonksiyonları içermek üzere hazırlanmış ve 11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarının kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde 100 metrelik bandı içerisinde kalan kesiminde yer alan imar adalarının sayısının yüzde ellisinden fazlasında, (a) bendindeki tanıma uygun yapılaşma olması durumudur. Aksi halde (a) bendi hükümleri geçerlidir. c) (Değişik:RG-24/10/2020-31284) 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanununa tabi alanlarda; bu Kanun kapsamında 11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanmış turizm amaçlı uygulama imar planlarının, kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde 100 metrelik bandı içerisinde kalan kesimindeki imar adalarının yüzde ellisinden fazlasında, (a) bendindeki tanıma uygun yapılaşma olması durumudur. Aksi halde (a) bendi hükümleri geçerlidir. d) (Değişik:RG-24/10/2020-31284) 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanununa tabi alanlarda; turizm dışı kullanımlara yönelik olarak hazırlanmış ve 11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarının ilgi ve kapsamına göre (a) veya (b) bentlerindeki tanımlara uygun yapılaşmış olması durumudur." kuralına yer verilmiştir. 3194 sayılı İmar Yasasının işlem tarihinde yürürlükteki şekliyle 5. maddesinde; nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan, olarak tanımlanmış, 8. maddesinde, planların hazırlanması ve yürürlüğe konulmasıyla ilgili hükümlere yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlıkta, dava konusu parsele yönelik imar planı kararlarının parselin kıyıya olan konumu itibarıyla özel mevzuat hükümleri çerçevesinde ele alınması gerekmektedir. Parselin bulunduğu alana ilişkin 1986 yılı onaylı uygulama imar planı kararlarının imar ve kıyı mevzuatı hükümleri açısından kazanılmış hak oluşturup oluşturmadığının öncelikli olarak açıklığa kavuşturulması gerekmekte olup, ortaya çıkacak duruma göre alana yönelik mevzuat hükümlerinin hangilerinin uygulanacağının netleştirilmesi söz konusu olacaktır. Bu bağlamda uyuşmazlığın, Kıyı Kanunu gereği kıyı-kenar çizgisinden itibaren kara yönünde ilk 100 metrelik sahil şeridinde yer alan parsele dava konusu nazım ve uygulama imar planında getirilen "bitişik nizam 5 katlı ticaret" ve "otopark" alanı kullanımlarının İmar Mevzuatı ve Kıyı Kanununa uygun olup olmadığı ve parsel üzerinde bulunan yapının kazanılmış hak kapsamında korunmasının mümkün olup olmadığından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. 3086 sayılı Kıyı Kanununun 4,5,6,9,12,13,17. maddelerinin ve Geçici 2.maddesinin iptali istemiyle açılan davada, Anayasa Mahkemesinin 25.02.1986 günlü, 1985/1, K:1986/4 sayılı kararının " Geçici 2. maddenin Anayasa'ya aykırılığı sorunu" başlıklı bölümünde: "Geçici 2. maddede, '1972 yılından önce Kıyıda doğmuş özel mülkiyete konu yapılar ile bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz. Birinci fıkrada sözü edilen yapılara eklenti yapılamaz. Ancak bu yapıların herhangi bir sebeple yıkılması halinde 6 ncı madde hükümlerine göre yapılanmaya izin verilir. Kıyı ve sahil şeridinde Hazineye ait arazi ve arsalar ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler üzerinde gerçek ve tüzel kişiler tarafından 1 Ekim 1983 tarihinden önce izinsiz ve kaçak olarak inşa edilen liman, iskele, rıhtım, balıkçı barınağı ve dayanma duvarları gibi kıyıda bulunması zorunlu tesisler ile sanayi ve turizm tesislerinden ilgili Bakanlıklarca millî ekonomiye katkısı veya kamu yararı olduğu kararlaştırılanlar hakkında 12 nci madde hükümleri uygulanır. Bu arsa ve araziler, Maliye ve Gümrük Bakanlığınca, kullananlara veya tesis sahiplerine kiraya verilebilir...' denilmektedir. Görüldüğü gibi, maddenin birinci fıkrasında iki tür yapılanma, Yasanın kapsamı dışında tutulmuştur. Bunlardan ilki, 1972 yılından önce kıyıda doğmuş özel mülkiyete konu yapılar, ikincisi, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılardır. Bunlardan birinci gruba giren yapılarda mevzuata ve imar planına uygun olma koşulu aranmadığına göre, bununla kıyıda .1972 yılından önce mevzuata aykırı olarak yapılan yapıların kastedildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kıyı konusunda da bazı hükümler getiren 11/7/1972 günlü, 1605 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 1972 yılından önce kıyıda kaçak olarak yapılmış olan yapılar bu hükmün kapsamına girmektedir. Kanunun 4. maddesi incelenirken belirtildiği gibi Anayasa'nın 43/1. maddesindeki 'Kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu'nu belirleyen hükmü karşısında, özel mülkiyete konu olamayan kıyıda, 1972 yılından önce mevzuata aykırı olarak yapılan yapılar yönünden 'kazanılmış hakların saklı tutulacağı kuralı uygulanamaz. Çünkü yasalara aykırı durumlara dayanılarak kazanılmış hak iddiasında bulunulamayacağı, hukukun temel ilkelerinden birini teşkil etmektedir. Yine 6. maddenin incelenmesi sırasında, Anayasa koyucunun kıyıda kamu yararı yanında, kişilerin de bazı haklarının bulunduğu gerçeğini gözönünde tutarak, kamu yararı ile kişi haklarını bağdaştırmaya çalıştığı ve sonuçta bu madde ile ulaşılmak istenen amacın, kıyıda mevzuata ve hukuka uygun olarak kazanılmış hakları korumakla birlikte kıyıları kamuya açmak olduğu belirtilmiştir. Maddenin birinci fıkrasında yer alan '...bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.' biçimindeki kural ile kazanılmış haklar saklı tutulmuş, ikinci ve üçüncü fıkralardaki hükümlerde de, kazanılmış bir kısım haklar dikkate alınarak, bazı koşulların mevcudiyeti halinde ilgililere bu yapı ve tesislerden yararlanma imkanının idarece verilebileceği kabul edilmiştir. Dava konusu Geçici 2. maddenin birinci fıkrasında yer alan '1972 yılından önce kıyıda doğmuş özel mülkiyete konu yapılar ile...' biçimindeki ibarenin kıyıda, mevzuata aykırı olarak yapılan yapılar için 3086 sayılı Kanunun uygulanmayacağı belirtilmek suretiyle kazanılmış hakların korunacağı kuralından yararlanmaları olanağı bulunmayan yapılar için bu hakkın tanınmış olması Anayasa'nın 43. maddesine aykırı düşmektedir. Açıklanan nedenlerle, 3086 sayılı Kanun'un 5., 12., 17. maddeleriyle Geçici 2.maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları ve birinci fıkrasında yer alan '...bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz' biçimindeki ibare Anayasa'ya aykırı olmadığından iptal davasının bu maddeler ve hükümlere yönelik kısımları red edilmeli....." gerekçesine yer verilmiş; bu çerçevede, 3086 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesinin 2. ve 3. fıkraları ve 1. fıkrasında yer alan '...bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz' biçimindeki ibare Anayasaya aykırı bulunmamıştır. Anayasal durumu ortaya konulan kamusal kullanımının engellenmemesi gereken kıyılar üzerinde "kazanılmış hak" kavramının kapsam ve sınırları, Kıyı Kanunu ve bu Kanunun uygulanması yönünden büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, iptal edilen 3086 sayılı Yasanın yerini alan ve halen yürürlükte olan 3621 sayılı Yasanın Geçici Maddesinin incelenmesi gerekmektedir. Bu maddede 3621 sayılı Yasanın yayım tarihinden (17 Nisan 1990) önce kısmen veya tamamen yapılaşmış alanlara ilişkin mevzuata uygun olarak onanmış 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının sahil şeritleri ile ilgili hükümlerinin geçerli olduğu kabul edilmiştir. Kıyı Kanununda değişiklik yapan 3830 sayılı Yasanın Geçici Maddesiyle de; kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlarla ilgili imar planı revizyonlarının 11 Temmuz 1992 tarihinden itibaren bir yıl içinde tamamlanması zorunluluğu getirilmektedir. Bu yasal çerçeveye göre, sahil şeritlerinde 17 Nisan 1990 tarihinden önce mevzuata uygun olarak onaylanmış uygulama imar planları kapsamında; kısmen veya tamamen yapılaşmış alanlarda plan kararlarının uygulanmasına devam edileceği hüküm altına alınmış ve kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlara ilişkin ilgili imar planı revizyonlarının 11 Temmuz 1992 tarihinden itibaren bir yıl içinde yapılması öngörülmüştür. Kısmı yapılaşma tanımı ise, 03/08/1990 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikle yapılmış, Yönetmelikte, 3621 sayılı Yasanın yayım tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarındaki imar adalarında yer alan parsellerin yüzde ellisinden fazlasında, yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan imar plânı ve mevzuata uygun olarak tamamlanmış yapılarla, ruhsat alınarak en az subasman seviyesine kadar inşaatı tamamlanmış yapıların bulunması durumu kısmi yapılaşma olarak tanımlanmıştır. 3830 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra Yönetmelikte yapılan değişiklikle kısmi yapılaşma benzer şekilde yeniden tanımlanırken; farklı olarak kısmi yapılaşmanın olmadığı alanlardaki plan revizyonları için Yasaya paralel olarak, 3830 sayılı Yasanın yayım tarihi olan 11 Temmuz 1992 tarihinden itibaren 1 yıl süre verilmiştir. Kanuna, Kıyı Kanunundan önce oluşmuş hakların nasıl ve hangi ölçüler içinde korunabileceğini belirlemek için geçici madde eklenmiş ve buna uygun olarak Yönetmelikle kısmi yapılaşma tanımlanmış ve mevcut hakların sınırları belirlenmiştir. 3621 sayılı Kıyı Kanununun Geçici Maddesi kapsamında geçerli kabul edilebilecek planlar, kısmen veya tamamen yapılaşmış alanlardaki sahil şeritlerine ilişkin iken, 3830 sayılı Yasa ile gelen Geçici Madde ise, kısmen veya tamamen yapılaşmamış sahil şeritlerinde plan revizyonu yapılmasını öngörmüş, başka bir ifade ile 3621 sayılı Kanunun geçici maddesi ile Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki sahil şeridine ilişkin plan kararları geçerli kabul edilirken, 3830 sayılı Kanunun geçici maddesi ile 11 Temmuz 1992 tarihinden itibaren 1 yıl süre içinde onaylanan plan kararlarının da geçerli olduğu kabul edilmiş, 3621 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra hiç yapılaşmamış alanlara ilişkin plan revizyonunun 3621 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılması, diğer bir ifade ile idarelere 3621 sayılı Kanun ve buna dayalı olarak çıkarılan Yönetmelik hükümlerine göre kısmi yapılaşma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine göre yapılaşma ya da yapılaşmaya uygun olmayan parselleri (dolayısıyla 3621 sayılı Kanunun yürürlükteki 100 metrelik sahil şehidi hükümlerine göre) belirleme suretiyle plan revizyonu yapma yükümlülüğü getirilmiştir. Ancak idarenin bu yükümlülüğüne uymayarak verilen süre içerisinde plan revizyonlarını yapmadığı alanlara ilişkin sonraki tarihlerde de kısmı yapılaşma tespit ve araştırılması yapılarak plan revizyonlarının yapılabileceği, yapılmadığı hallerde ise yargı yerlerince de anılan hükümler çerçevesinde bu tespitin yapılabileceği kabul edilmiştir. Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik düzenlemeleri uyarınca, imar planının uygulama imar planı ya da mevzi imar planı olma durumuna göre kısmi yapılaşma durumları imar adası veya imar planı bazında değerlendirilmektedir. Kısmi yapılaşma değerlendirmesi mevzi imar planlarında imar adası bazında, uygulama imar planlarında ise sahil şeridinde kalan imar adalarının bütününe göre olması gerekmektedir. Mevzi imar planlarının olduğu yerlerde imar adası bazında değerlendirme yapılmış ve yapıların bulunduğu parsellerin sayısının veya kullanılan toplam taban alanının imar adasındaki toplam parsel sayısının veya toplam alanın yüzde ellisinden fazla olması durumu, uygulama imar planlarının olduğu yerde de plan kapsamındaki imar adalarının sayısının yüzde ellisinden fazlasında anılan koşulların bulunması kişilere korunacak haklar sağlayan ölçüt olarak ele alınmıştır. Yukarıda yer verilen mevzuat ve yapılan açıklamalar ve Yönetmelik maddelerinde yer alan bu düzenleme göz önüne alındığında, sahil şeridinden yararlanmanın kamunun kullanımına açılmasında kamu yararı olduğu kabul edilmekle birlikte, 3621 sayılı Kanundan önce yürürlükteki mevzuata uygun olarak onaylanmış plan kararları uyarınca yapılaşmış veya yapılaşmamış olsa dahi belli koşulların gerçekleşmesi şartıyla (geçerli bir kıyı kenar çizgisinin esas alınması suretiyle 17 Nisan 1990 tarihinden önce onaylanmış imar planlarına göre kısmi yapılaşma koşullarının gerçekleştiği haller) yasanın eşitlik ilkesi çerçevesinde tanıdığı haktan yararlanan taşınmazların hukuki statüsünün geçerli olduğu kazanılmış hak kavramı çerçevesinde kabul edilerek daha önce kanunla belirlenmiş hakların korunması ve kişilerin mağdur edilmemesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere imar planları belde halkına iyi yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla kentin kendine özgü yaşayış biçimi ve karakteri, nüfus planı ve yapı ilişkileri, yörenin gerek çevresiyle ve gerekse çeşitli alanları arasında olan bağlantıları, halkın sosyal ve kültürel gereksinimleri, güvenlik ve sağlığı ile ilgili konular göz önüne alınarak koşulların zorunlu kıldığı biçim ve zamanda mevzuatta öngörülen yöntemlerle değiştirilebilir ve yeni kullanımlar getirilebilir. Bu bağlamda yasa ve yönetmelik hükmü gereği kazanılmış hakkı bulunduğu kabul edilen sahil şeridinde bulunan taşınmazlara ilişkin sonraki tarihli planlarda yapılacak düzenlemelerin şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bir başka ifadeyle, yasa ve yönetmelik gereği önceki mevzuata göre yapılaşma veya kısmi yapılaşma koşullarını taşıdığı için hukuken kabul edilen imar haklarının, tıpkı diğer yürürlükteki mevzuata göre getirilmiş mevcut plan kararları gibi zorunlu durumlarda revizyon ve değişikliğe tabi tutulabileceğinde duraksama bulunmamaktadır. Kıyı Kanununun söz konusu hükümleri ile ilgili uyuşmazlıklara genel olarak bakıldığında, idarece, plan kararlarının önceki mevzuata uygun olarak yapılaşma veya kısmi yapılaşma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine yönelik olarak üretildiği, yargısal denetimin de bu kapsamda yapıldığı görülmektedir. Ancak unutmamak gerekir ki, kıyıda yer alan taşınmazlara ilişkin diğer bütün alanlarda olan taşınmazlar gibi idarece yasal zorunluluk ortaya çıktığı zaman yapılacak revizyon ve değişiliklerin plan yapım, yöntem ve tekniklerine, şehircilik ilkelerine kamu kararına uygunluk bakımından inceleneceği tabiidir. Bu açıklamalar doğrultusunda uyuşmazlığa bakıldığında, dava konusu parselin bulunduğu bölgeye yönelik olarak 1986 yılı onaylı 1/1000 ölçekli uygulama ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı yapılmıştır. Bu bakımdan dava konusu parselin bulunduğu alana yönelik 17 Nisan 1990 tarihinden önce geçerli bir uygulama imar planı bulunduğundan uyuşmazlıkta kısmi yapılaşma durumunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, Kıyı Kanunun Uygulamasına Dair Yönetmeliğin "Sahil Şeridinin Belirlenmesi" başlıklı 16.maddesinde yer verilen 17 Nisan 1990 tarihinden önce ... ve ... sayılı belediye meclisi kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planına istinaden dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda ... tarih ve ... sayılı belediye meclisi kararı ile kabul edilen kısmi yapılaşma tespitine göre, kıyı kenar çizgisinden itibaren ilk 100 metreyi kapsayan sahil şeridinde yapılaşmaya konu 19 adet imar adasından 11'inin dolu, 8'inin boş olduğu vurgulanarak alan büyüklüğü, cephe genişliği ve mevzuata göre %50'den fazla dolu olması nedeniyle, ... ve ... sayılı belediye meclisi kararı ile onaylanan imar planındaki sahil şeridi mevcut haliyle kabul edildiği görülmüştür. Kazanılmış hakların korunması kapsamında, 1986 yılı onaylı imar planlarıyla belirlenen "bitişik nizam 4 katlı konut+ticaret" kullanım kararlarının korunacağı tabiidir. Bununla beraber, kıyı-kenar çizgisinden itibaren kara yönünde ilk 100 metrelik sahil şeridinde 57. metrede yer alan parsele, dava konusu nazım ve uygulama imar planıyla getirilen ve yapılaşma haklarını arttıran "bitişik nizam 5 katlı ticaret" ve "otopark" alanı kullanımlarının yukarıda ayrıntısına yer verilen imar mevzuatı ve Kıyı Kanunu'na uygun olmaması nedeniyle hukuken korunması mümkün değildir. Diğer taraftan, İdari Dava Dairesince 15/11/2019 tarihinde (dava konusu planlamadan sonra) 1/100.000 ve 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planlarında yapılan değişiklikler ile Filyos ilçesi için nüfus projeksiyonlarında değişikliğe gidildiği ve böylelikle 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlardaki (dava konusu planlama ile aynı) nüfus kabulleri ile uyumlu hale getirildiği, Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik ve müktesep haklar dikkate alınarak yapı adasının konumlandırıldığı hususları bir bütün olarak değerlendirilerek değişikliklerin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmışsa da, dava konusu taşınmaz özelinde yapılaşma hakları bakımından kat artışına gidilerek 4 kat olan yapı nizamının 5 kata çıkartılmasını öngören ... tarih ve ... sayılı belediye meclisi kararıyla onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planına karşı açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile kısmi yapılaşma tespiti yapılan alanda yapılaşma haklarının kazanılmış hak basamağı yapılarak daha da artırılmasının hukuka uyarlı olmadığı hususu yargı yerlerince hüküm altına alınmıştır. Bu karar, Danıştay Altıncı Dairesinin 21/05/2024 tarih ve E:2019/20157, K:2024/3170 sayılı kararı ile onanmıştır. Yargı kararıyla iptaline karar verilen kat artışına yönelik yapılaşma haklarının dava konusu imar planları aracılığıyla sürdürülerek korunmaya çalışılmaktadır. Bu kullanımın sürdürülmesi ise yargı kararının göz ardı edilerek bunu ortadan kaldırır nitelik taşımasına yol açacaktır. Aksi düşünce, yargı kararının ortadan kaldırılması sonucunu doğurur ki bu tutumun hukuk devletinde kabulü mümkün değildir. Bu itibarla, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 uygulama imar planları ile yapı ruhsatı verilmesine dair işlemlerin iptaline yönelik idare mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile davanın bu kısmının reddine yönelik temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararının kaldırılarak yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 05/12/2024 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.