1. Hukuk Dairesi 2023/2573 E. , 2024/2299 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/55 E., 2022/199 K. HÜKÜM : Açılmamış sayılmasına Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece verilen karar Dairece bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer…
**1. Hukuk Dairesi 2023/2573 E. , 2024/2299 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/55 E., 2022/199 K. HÜKÜM : Açılmamış sayılmasına Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece verilen karar Dairece bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Trabzon ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan 105 ada 5 perseldeki 357,50 metrekare yüzölçümlü taşınmazın 05.02.1998 tarihinde davacı şirkete devrinin yapılarak tescil edildiğini, söz konusu taşınmazın yeni alınan tapu örneğinde 105 ada 5 parselde bulunan taşınmazın yüzölçümünün 105,71 m2'ye düşürüldüğünü, 3, 4, 6 numaralı komşu paresller ve eski Köprübaşı yolunu genişletmek suretiyle davacının arsasının küçültüldüğünü, tapuda davalılar adına olan kaydının iptali ile 357,50 m2 olarak davacı şirket adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar; davaya cevap vermemişlerdir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 07.06.2012 tarihli ve 2010/313 Esas, 2012/400 Karar sayılı kararıyla; davacının dayanağı tapu kaydının yönleri itibariyle davaya konu taşınmazı kapsamadığı, ayrıca davacı tarafın zilyetlik ve mülkiyet iddiasının ispatlanamadığı kabul edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 27.03.2014 tarihli ve 2014/3158 Esas, 2014/3448 Karar sayılı kararıyla; yapılan araştırmanın hüküm kurmak için elverişli olmadığı belirtilerek öncelikle davacının dayandığı 25.02.1998 tarih ve 1 nolu tapu kaydının oluşum belgeleri ile 105 ada 4 parsel sayılı taşınmaza uygulanan 03.11.1994 tarih ve 1 nolu, 12.10.1994 tarih ve 4 nolu tapu kayıtları ile 105 ada 6 parsel sayılı taşınmaza uygulanan 08.03.1974 tarih ve 78 nolu tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavüllerinin ve varsa haritalarının ve tüm komşu parsellerin onaylı tutanak suretleriyle dayanağı olan belgeler getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde 3 kişilik yerel bilirkişi, taraf tanıkları ve uzman bilirkişi huzuruyla keşif icra edilmesi, davacının dayandığı tapu kaydı ile çekişmeli taşınmazların dayanağı olan tüm tapu kayıtlarının keşif mahallinde uygulanması, yerel bilirkişi ve tanıklardan davaya konu edilen taşınmazların niteliği, intikali ve tasarrufu hususunda maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması gereğine değinilerek karar bozulmuştur. 3. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda Mahkemenin 29.03.2016 tarihli ve 2014/293 Esas, 2016/116 Karar sayılı kararıyla; davacının dayandığı eski tapu kayıtlarının sınırları itibariyle 105 ada 5 parsele uygun olduğu, davacının sınırlarının kadastro tespitinde küçültülmüş olduğu iddiasının yersiz olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. 4. Dairenin 14.10.2021 tarihli ve 2021/2752 Esas, 2021/5597 Karar sayılı kararıyla; kararın gerekçe içermediği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı vekilinin 17.05.2022 tarihli duruşma gününden haberdar olduğu halde mahkemede hazır bulunmadığı, mazeret de bildirmediği belirtilerek yöntemine uygun olarak takip edilmeyen, bu nedenle işlemden kaldırılan ve üç ay içerisinde yenileme isteminde bulunulmayan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dosyaya mazeret göndermelerine rağmen sistemsel bir arıza nedeniyle mazeret dilekçelerinin Mahkemeye ulaşmadığını, işlemden kaldırılmasına karar verilen 17.05.2022 tarihli ara kararın davacıya tebliğ edilmesi gerektiğini, Mahkemenin Yargıtay'ın bozma ilamını diğer davalılar ..., ...,... ve Sürmene Belediye Başkanlığına da usulüne uygun olarak tebliğ ederek kendilerini 17.05.2022 tarihli duruşmadan haberdar etmesi gerektiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu bildirerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 150 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Kadastro sonucu; Trabzon ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 105 ada 6 parsel sayılı 1.116,56 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak Aksu Köyü Tüzel Kişiliği adına, 105 ada 3 parsel sayılı 3.640,28 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz bağış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak eşit paylarla ..., ... ve ... adlarına, 105 ada 4 parsel sayılı 101,60 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak ... adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Mahkemece, davacının davasını takip etmediği ve işlemden kaldırma tarihinden itibaren 3 aylık yasal süre içerisinde yenileme talebinde de bulunmadığı gerekçesi ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. 3. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 150 nci maddesinin ilk fıkrasına göre; “usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.” Somut olayda, Mahkemece verilen önceki hüküm Dairece bozulmuş, Yargıtay ilamı davacı yana ve davalılardan ..., ..., ... ve ... ve Sürmene Belediye Başkanlığına tebliğ edilmiş, yeni duruşma günü davacı ile davalılardan Miktad Küçükali vekiline elektronik olarak tebliğ edilmiş, diğer davalılar ..., ... ve ... ve Sürmene Belediye Başkanlığına tensip zaptı ve duruşma günü bildirir tebligat yapılmamıştır. Bozma sonrası Mahkemece yapılan ilk duruşmada davalı ... vekili duruşmada hazır bulunmuş ve davacının davasını takip etmemesi nedeniyle kendilerinin de davayı takip etmeyeceklerini bildirmiş, Mahkemece dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. Ne var ki; bozma sonrasında yeni duruşma gününün tüm davalılara tebliğ edilmediği ve davalılardan davayı takip edip etmeyeceklerine ilişkin beyanlarının alınmadığı anlaşılmakla; yukarıda değinilen Kanun maddesinde aranan şartların somut olayda oluşmadığı anlaşıldığından kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının talep halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın Sürmene Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-3 üncü maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 19.03.2024 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. -MUHALEFET ŞERHİ- Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali tescil istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın dairemizce bozulmasından sonra tensip zaptı düzenlenip davacı vekili ile davalılardan ... vekiline 23.03.2022 tarihinde duruşma gününü bildirir e-tebligat yapıldığı, vekille temsil edilmeyen diğer davalılara duruşma gününün bildirilmediği, 15.07.2022 tarihli duruşmaya davacı vekilinin gelmediği, davalı ... vekilinin ise geldiği, ancak davayı takip etmek istemediğini bildirdiği, bu tarihte dosyanın HMK’nın 150 inci maddesi gereğince işlemden kaldırıldığı, 14.09.2022 tarihinde ise işlemden kaldırılan dosyanın 3 ay içerisinde yenilenmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekilinin duruşmadan haberdar edildiği halde duruşmayı takip etmediği, aynı şekilde davalı ... vekilinin de davayı takip etmek istemediği tartışmasızdır. Tartışılması gereken husus, davalılardan kendisini vekille temsil ettirmeyen üç tanesi duruşmadan haberdar edilmeden dosyanın işlemden kaldırılmasının mümkün olup olmadığıdır. HMK’nın 150/1 inci maddesi metninde “Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan” söz edilmekte, henüz davalılara tebligat yapılmadan ya da yapılamadan davacının davayı takipsiz bırakma hakkının bulunup bulunmadığı hususu açıkça düzenlenmemiş gözükmektedir. Mahkemenin davaya bakması için, davanın açılmasından sonra da tarafların davaya devam iradelerinin bulunması gerekir. Taraflardan her biri açılmış olan davayı takip etmeyerek davaya devam etmek istemeyebilir. Taraflar davet edildiği halde duruşmaya gelmek zorunda değildir. Ceza Muhakemesinin aksine taraflar zorla getirilemezler, ancak bu durumun bazı sonuçları düzenlenmiştir. Davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi de bu sonuçlardan birisidir. Somut olayda e-tebligat ile çağrılması gereken yani vekille temsil edilenler duruşmaya çağırıldığı halde masraf yapılıp fiziki tebligat yapılması gereken yani vekille temsil edilmeyen davalılar çağırılmamıştır. Bir davada davalının duruşmaya çağırılmaması, unutmadan kaynaklanabileceği gibi, masrafın davacı tarafından karşılanmamasından ya da davalı adresinin davacı tarafından doğru bildirilmemesinden de kaynaklanabilir. O halde davalıya tebligat yapılması büyük oranda davacının aktif bir tutum içinde yer almasını gerektirir davacı masraf vermediği ya da doğru adres bildirmediği takdirde Hukuk Usulünde bazı usuli sonuçlar dışında onu zorlayacak bir mekanizma olmadığı gibi, Ceza Yargılamasında olduğu gibi suçüstü ödeneğinden masraf karşılanması da söz konusu değildir. Davanın, davacı tarafından takipsiz bırakılmasının mutlaka davalı/davalılara tebligat yapılması, taraf teşkilinin sağlanması ve davalıların davayı muhtemel takip iradelerine bağlı tutulması yukarıdaki paragrafta anlatıldığı üzere çoğu kez mümkün olmadığı gibi kanun koyucunun amaçladığı bir durum da değildir. Usulünce davet edilen taraf gelmez ya da gelip te davayı takip etmek istemediğini bildirirse davet edilmeyen/edilemeyen davalılar bulunsa dahi Hukuk Muhakemesinin özelliği ve usul ekonomisi gereğince dosyanın işlemden kaldırılması gerektiğini kabul etmek gerekir. Temyiz konusu olayda, davacı vekili duruşmadan haberdar olduğu halde mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemiş davalı ... vekili ise gelip davayı takip etmeyeceğini bildirmiştir. Davanın açılmamış sayılması kararı, daha önceden kendilerine duruşma günü tebliğ edilmeyen davalılara usulünce tebliğ edilmiş ve karar bu davalılarca temyiz edilmemiş, duruşma günü kendilerine bildirilseydi davayı takip edecekleri yönünde bir irade ortaya konulmamıştır. Öte yandan, bu şartlar altında kendisi davayı takipsiz bırakıp yasal sürede yenileme talebinde bulunmayarak davanın açılmamış sayılmasına sebebiyet veren davacının (vekilinin), duruşma gününden haberdar edilmediği için duruşmaya gelemeyen ve aleyhlerine hiçbir usuli durum oluşmayan bazı davalıların davayı takip etme ihtimali nedeniyle kararı temyiz etmiş olması, Medeni Kanun’un 2/2 maddesi kapsamında hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. Hal böyle olunca, davanın açılmamış sayılması kararının onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyorum.