Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması, tutukluluğa itirazın ve tahliye taleplerinin bağımsız ve tarafsız hâkim güvencelerine aykırı olan sulh ceza hâkimliklerince karara bağlanması ve soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; bir kısım medya organında yapılan haberler nedeniyle şeref ve itibar hakkının; müdafi hukuki yardımından g
Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması, tutukluluğa itirazın ve tahliye taleplerinin bağımsız ve tarafsız hâkim güvencelerine aykırı olan sulh ceza hâkimliklerince karara bağlanması ve soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; bir kısım medya organında yapılan haberler nedeniyle şeref ve itibar hakkının; müdafi hukuki yardımından gereği gibi yararlanılmaması ve mevzuata aykırı bir şekilde dijital delillere el konulması nedeniyle adil yargılanma hakkının; hiçbir suç şüphesi olmadan evinin ve işyerinin aranması nedeniyle özel hayata saygı ile konut dokunulmazlığı haklarının; gözaltı ve tutukluluk süreçlerindeki bazı uygulamalar nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 22/11/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:A. Tutuklamaya İlişkin Süreç Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından başvurucunun da aralarında bulunduğu bir kısım şüpheliler hakkında Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanmasının (PDY) Manisa emniyet yapılanmasıyla bağlantılı olarak bir soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu, anılan soruşturma kapsamında 12/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucunun ifadesi 13/7/2016 tarihinde Manisa Emniyet Müdürlüğünde alınmıştır. İfade alma işlemi sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. İfadesine esas olmak üzere başvurucuya, alınan birtakım beyanlarda adının FETÖ/PDY'nin Manisa emniyet yapılanması içinde il imamından sonra en yetkili kişi olarak geçtiği, aynı beyanlarda Manisa Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubede çalışan polislere sohbet imamlığı yaptığının, bu polisler hakkında bilgiler topladığının, kod adı kullandığının, emniyet yapılanmasında mütevelli heyeti içinde sorumluluk üstlendiğinin, sohbet imamlığı yaptığı toplantıların öncesinde cep telefonlarının sohbet yaptığı yerde bulunmaması gerektiği yönünde talimatlar verdiğinin, bu toplantılarda Fetullah Gülen'in videolarını izlettiğinin ve kitaplarını okuduğunun belirtildiği hususları açıklanarak bu konuya ilişkin birtakım sorular sorulmuştur. İfadesine esas olmak üzere başvurucuya ayrıca FETÖ/PDY'nin Manisa emniyet yapılanması içinde önemli görevler (il imamlığı, emniyet imamlığı sohbet hocalığı gibi) icra ettiği iddia edilen birtakım kişilerin kullandıkları telefonlara ilişkin HTS kayıtlarının incelenmesinde, bu kişilerle arama-aranma ya da mesaj atma-alma şeklinde iletişiminin olduğu hususu belirtilerek bu hususa ilişkin birtakım sorular sorulmuştur. Başvuruya son olarak FETÖ/PDY ve bu örgütün Manisa geneli ile emniyet yapılanmasına ve bu yapılanma içinde görev alıp almadığına ilişkin birtakım sorular sorulmuştur. Başvurucu ifadesinde genel olarak isnat edilen suçlamaları kabul etmemiş, FETÖ/PDY ile alakası olmadığı ve bu örgüte ilişkin bilgisinin olmadığı yönünde beyanlarda bulunmuştur (FETÖ/PDY'nin genel özelliklerine ve bu paragrafta geçen birtakım terimlere ilişkin olarak bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, § 26). Başsavcılık 15/7/2016 tarihinde başvurucuyla birlikte yirmi şüpheliyi tutuklanması talebiyle Manisa Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Tutuklama talep yazısında "Şüphelilerden A.U., S.K., S.S., Cengiz TÜRKMEN, K. ve Ş.U.'un emniyet personeli olmadıkları halde, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Devleti ele geçirme planının bir parçası olarak yapılanmada azami bir gayret sarf ettiği ve silahlı bir güç olan polis teşkilatı içerisinde taban bulma faaliyetinin bir gereği olarak, polis teşkilatı içerisindeki polislerin dini duygularını sömürmek ve kullanmak suretiyle tabanlarını genişletmeye çalıştıkları, bu doğrultuda şubelerde oluşturulan sohbet ve ders grubu adı altındaki ve polis memurlarının katıldığı toplantılara ders hocası - imamı adı altında katılmak suretiyle faaliyette bulundukları diğer şüphelilerin ise polis memuru olarak grupladıkları polis memurlarının içerisinde bulunan gruplara aynı amaç doğrultusunda sorumluluk yaptıkları, ders hocası ve istişare grubuna katılan grup sorumlusu polislerin kendilerine gösterdikleri hedefler doğrultusunda ve istişare grubunda alınan kararlar doğrultusunda hareket ettikleri, himmet adı altında para topladıkları, polis teşkilatı gibi devlet güvenliği ile doğrudan ilgili olan bir kurumun personellerini kişisel bilgilerini toplayacak ve bunları ders hocaları aracılığı ile il emniyet imamının emir ve selayeti altında toplanan çatı yapıya iletecek şekilde hareket ettikleri, bir kısım şüphelilerin kod isim kullandıkları, dini sohbet adı altında yaptıkları toplantılarda amaçlarını deklare eder şekilde gizliliğe azami önem verdikleri, tanık, itirafçı ve gizli tanık beyanlarından anlaşıldığından, Şüphelilerin üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğu anlaşılmakla; Atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suça dair yasada yazılı cezanın üst haddi suçun katalog suçlardan olması, kaçma ve tanıklar tarafından beyan edilen delilleri karartma ihtimalleri dikkate alınarak 5271 sayılı CMK'nın [Ceza Muhakemesi Kanunu] vd. maddeleri uyarınca ayrı ayrı tutuklanmalarına..." karar verilmesi istenmiştir. Savcılığın talep yazısının içeriği ve başvuruya yönelik suçlama sorgu işlemi öncesinde Manisa Sulh Ceza Hâkimliği tarafından başvurucuya özetle anlatılmıştır. Bu sırada başvurucunun avukatı hazır bulunmuştur. Başvurucu, sorgu sırasında "...ben ne Manisa da ne de başka bir yerde herhangi bir sohbete katılmadım, kimse hakkında herhangi bir bilgi toplamadım, K'yı iş kur dan tanırım, tam tarihini hatırlamadığım bir zamanda arkadaşımın iş başvurusu için gittiğimde tanımıştım, Ş.U'u da isim olarak tanımıyorum, ancak gözaltına alındıktan sonra simaen hatırladım, ancak nerden hatırladığımı bilmiyorum, şimdi kendisinin de öğretmen olduğunu öğrendim, belki seminerlerde karşılaşmış olabiliriz, hakkımda bahsi geçen ve herhangi bir terör örgütü ile hiçbir şekilde ve surette bir bağım yoktur, herhangi maddi ve manevi desteğim yoktur, ayrıca dergi ve gazete aboneliği ve ders hocalığı gibi faaliyetlerde bulunmadım, Cengiz dışında ikinci bir ismim yoktur, veya kod adım yoktur, kısacası bana isnat edilen tüm suçlamaları reddediyorum, bana iftira atıldığını düşünüyorum, imkan dahilinde bu iftira atanlar kimler öğrenmek istiyorum, sabah 06:00 da gözaltına alınmak için kapıma dayanıldı. evde 6,5 aylık hamile eşim vardır, o saatte ne gerek vardı, arasalar gelirdik, kaçma ihtimalim yoktur, yerim yurdum bellidir, çalıştığını kurum bellidir, devlet memuruyum, öğretmenim, öğrencilerini en iyi şekilde yetiştirerek vatanıma milletime hizmet ediyorum, nesil yetiştiriyorum, daha iyi hizmet etmek için yüksek lisans yaptım, doktora yaptım ve doktoramı bitirmek üzereyim, yerli ve yabancı uluslar arası konferanslarda makalem yayınlandı, kısacası benim işim kalemle, terörle değildir, benim işim ilimle, silahla değildir, 4 gündür 6 m2 lik havasız, yaz sıcağında, tuvalet arızalı, duş imkanı yok, tuvalet kağıdı yok, her taraf çamur pislik içinde 3 kişilik hücrelerde 4 kişi kaldık, bir arkadaşımız yerde yattı, sert zeminden dolayı ben iki gündür uykusuzum, havluyu sarıp yastık yaptım, ve 4 . gün hiç uyumadan yaklaşık şu an itibariyle 22 saattir savunma veriyorum, emniyetteki polis ifademi gece 23:30 da aldı, 01:30 da bitti, yemek olarak 4 gündür bize sadece yarım ekmek arası bazen yarım peynir, bazen ne olduğu belli olmayan 2-3 parça et, ekmek yemekten bağırsaklarımız kilitlendi, uzun zamandır çocuk istiyorduk rabbim nasip etti, eşim 6,5 aylık hamile, bu zor zamanda eşimin, hayat arkadaşımın, can yoldaşımın yanında bulunmak durumundayım, özel bir sebepten dolayı aylık doktor kontrollerini hanımımı Balıkesir den İstanbul a götürüyorum, ayrıca evimizi çalıştığını yere taşımak üzereyken taşınma işlemim yarım kaldı, bugüne kadar hiçbir kötü sicil kaydım bulunmamaktadır, tutuksuz yargılanmak istiyorum..." şeklinde beyanda bulunmuştur. Manisa Sulh Ceza Hâkimliğince 16/7/2016 tarihinde, başvurucunun anayasayı ihlal, silahlı terör örgütüne üye olma ve 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun'a muhalefet suçlarından tutuklanmasına karar verilmiştir. Hâkimliğin tutuklama kararının ilgili bölümü şöyledir: "Şüpheliler ...Cengiz Türkmen, ...'e isnat edilen terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya tesebbüs etme, terör örgütü kurmak veya yönetmek, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçunun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, dosyada mevcut tutanaklar, tanık beyanları etkin pişmanlık yararlanmak isteyen şüpheli beyanları, HTS tutanakları birlikte değerlendirildiğinde şüphelilerin üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması, atılı suçun CMK'nun maddesinde sayılan katalog suçlardan olması, yasada öngörülen ceza miktarı nedeni ile kaçma şüphesi, verilecek tutuklama kararının ölçülü oluşu ve adli kontrol hükümlerinin uygulamasının yetersiz kalacağı anlaşılmakla 5271 sayılı CMK'nun 100 ve devamı maddeleri uyarınca ayrı ayrı tutuklanmalarına...[karar verildi.]" Manisa Sulh Ceza Hâkimliği 6/10/2016 tarihinde, Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine başvurucunun da aralarında bulunduğu çok sayıda şüphelinin tutukluluk durumunu incelemiş ve "...atılı eylemin niteliği, mevcut delil durumu, delillerin henüz toplanmamış olması, üzerlerine atılı suçun CMK'nun 100 maddesinde sayılan katalog suçlardan olması, atılı suçta öngörülen cezanın alt ve üst sınırı, tutuklama gerekçeleri göz önüne alındığında kaçma şüphesi olduğundan..." gerekçesiyle tutukluluğun devamına karar vermiştir. Başvurucu 31/10/2016 tarihinde tutukluluğun devamına ilişkin karara itiraz etmiş, Manisa Sulh Ceza Hâkimliği 14/11/2016 tarihinde "...şüphelinin üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, delillerin henüz toplanmamış olması, tutuklulukta geçen süre, üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut olguların bulunması, üzerine atılı suçun katalog suçlardan olması, atılı suçta öngörülen cezanın alt ve üst sının göz önüne alındığında kaçma şüphesi olduğundan..." gerekçesiyle itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Başvurucu, anılan kararı 14/11/2016 tarihinde öğrendiğini bildirmiştir. Başvurucu 22/11/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının 10/1/2018 tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İddianamede ilk olarak FETÖ/PDY'nin kuruluşu, sosyo-kültürel ve zihinsel yapısı, yönetim modeli, faaliyet şekli, hiyerarşik yapısı, istihbarat ağı, mali yapısı, haberleşmede kullandığı yöntemler, örgütün eleman devşirme faaliyetleri hususlarında birtakım açıklamalara değinilmiştir. Sonrasında ise başvurucunun FETÖ/PDY'nin Manisa yapılanmasında yer aldığına ilişkin birtakım olgulara dayanılmıştır. Bunlar özetle şöyledir:i. Başvurucunun örgüt mensuplarının örgüt içinde haberleşme aracılığıyla kullandıkları ByLock programını bizzat aktif olarak kullandığı belirtilmiştir. ii. Başvurucu hakkında birtakım beyanlarda bulunan H.B., , P., T. ve A.Ç. adlı kişilerin başvurucunun FETÖ/PDY'nin Manisa yapılanması içinde yer aldığı yönünde beyanlarda bulunduğu belirtilmiştir. Beyanların içeriği incelendiğinde; başvurucunun sohbet hocalığı yaptığı, sohbete katılan polis memurlarının birtakım bilgilerini topladığı, Manisa emniyet yapılanmasına ilişkin olarak tüm kararları alan ana heyetin üyelerinden biri olduğu ve bu heyette istihbarat imamı olarak görev yaptığı, üniversite öğrencisi iken ev imamlığı yaptığı gibi hususlarda beyanlarda bulunulduğu görülmektedir. Hatta T. isimli şahsın kendi telefonuna ByLock programını başvurucunun yüklediği yönünde beyanda bulunduğu belirtilmiştir.iii. Başvurucunun FETÖ/PDY'nin finans kuruluşu olduğu belirtilen Bank Asyada hesap hareketlerinin örgüte destek mahiyetinde olduğu ileri sürülmüştür. Bu kapsamda başvurucunun Bank Asyada hesabının olduğu, bu hesapta 31/12/2013 ile 24/12/2014 tarihleri arasında 250,24 TL'lik artış olduğu belirtilmiştir (Bank Asyanın FETÖ/PDY ile bağlantısı hususundaki açıklamalar için bkz. Metin Evecen, B. No: 2017/744, 4/4/2018, §§ 26, 35).iv. Başvurucunun HTS kayıtlarının incelenmesi sonucunda, FETÖ/PDY'nin Manisa yapılanması içinde yer aldığı değerlendirilen ve haklarında soruşturma yürütülen birçok kişiyle irtibat hâlinde olduğu belirtilmiştir. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkin hukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:"...*Şüphelinin PDY/FETÖ silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulmuş ve münhasıran bu suç örgütü mensupları tarafından ve örgüt talimatıyla bu ağa dahil olunup gizliliği sağlamak amacıyla haberleşme için kullanılan BYLOCK programını*** *** ****@ttnet adsl hattı ile *** *** **** gsm numaralı hattı aracılığıyla kullandığı, BYLOCK isimli programa PDY/FETÖ silahlı terör örgütü içerisinde faaliyet göstermeyen bir kişinin ulaşmasının mümkün olamaması, bu manada söz konusu programın bir kişide mevcudiyetinin aslen ve doğrudan doğruya örgütle görüşme dahilinde devam eden bir organik bağı ispat eden bir sübut vasıtası olması,*Şüphelinin örgüte ait Bankasyada bulunan 3388695 numaralı hesabında 31/12/2013 tarihi itibariyle para bulunmamasına rağmen 24/12/2014 tarihinde 35,250,24 TL bakiye farkın bulunduğunun, bu manada örgüt elebaşının talimatına uygun şekilde hesaba para yatardığının tespit edilmesi, *Şüphelinin HTS kayıtlarının yapılan incelemesinde PDY/FETÖ silahlı terör örgütü Manisa Yapılanması içerisinde sohbet hocası, grup sorumlusu, mütevelli üyesi gibi görevlerle yer aldıkları tespit edilen ve haklarında soruşturma yürütülen bir çok şüpheli ile irtibat içerisinde olduğunun tespit edilmesi,*Yürütülen soruşturmalar kapsamında alınan tanık, itirafçı şüpheli beyanlarından şüphelinin PDY/FETÖ Silahlı Terör Örgütünün Manisa Emniyet Yapılanması içerisinde oluşturulangruplarda grup sorumlusu, ders hocası, ana heyet mensubu olarak yer aldığının sabit olması,Göz önüne alındığında şüphelinin PDY/FETÖ silahlı terör örgütünün Manisa İl Yapılanması içerisinde yer alarak örgüte üye olduğu, Anlaşılmıştır. ..." Manisa Ağır Ceza Mahkemesi 18/1/2018 tarihinde, iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2018/139 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Manisa Ağır Ceza Mahkemesince yapılan tensip (duruşmaya hazırlık) incelemesi sonunda yetkisizlik kararı ile dosyanın Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine ve başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Yetkisizlikle Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen dosya aynı Mahkemenin E.2018/154 sayısına kaydedilmiştir. Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesi ise 6/6/2018 tarihli duruşmada dosyanın hukuki ve fiilî irtibat nedeniyle Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) 2017/856 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine ve başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Birleştirme kararı üzerine Mahkemece 28/6/2018 tarihinde yapılan inceleme sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Mahkemece 8/10/2018 tarihli duruşmada başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir. Yapılan yargılama sonucunda Mahkeme, 22/4/2019 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla yargılama dosyası ilk derece mahkemesindedir.B. İlgili Süreç Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda FETÖ/PDY olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya da darbe girişimiyle doğrudan bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalar yürütülmüş ve çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir:"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. (3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;... Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),..." 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama kararı" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;a) Kuvvetli suç şüphesini,b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir." 5271 sayılı Kanun'un "Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir: "(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir. (2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat istemi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:"Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,...d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,...i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen, ...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat isteminin koşulları" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir." 5271 sayılı Kanun'un "Müdafiin dosyayı inceleme yetkisi" kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir:"(1) Müdafi, soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve istediği belgelerin bir örneğini harçsız olarak alabilir. (2) Müdafiin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabilir. Bu karar ancak aşağıda sayılan suçlara ilişkin yürütülen soruşturmalarda verilebilir:... Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315, 316),... (3) Yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak ile bilirkişi raporları ve adı geçenlerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar hakkında, ikinci fıkra hükmü uygulanmaz. (4) Müdafi, iddianamenin mahkeme tarafından kabul edildiği tarihten itibaren dosya içeriğini ve muhafaza altına alınmış delilleri inceleyebilir; bütün tutanak ve belgelerin örneklerini harçsız olarak alabilir..." 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Anayasayı ihlal" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırlar." 5237 sayılı Kanun'un "Silâhlı örgüt" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir." 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun "Terör tanımı" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir." 3713 sayılı Kanun'un "Terör suçlusu" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Birinci maddede belirlenen amaçlara ulaşmak için meydana getirilmiş örgütlerin mensubu olup da, bu amaçlar doğrultusunda diğerleri ile beraber veya tek başına suç işleyen veya amaçlanan suçu işlemese dahi örgütlerin mensubu olan kişi terör suçlusudur.Terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına suç işleyenler de terör suçlusu sayılır." 3713 sayılı Kanun'un "Terör suçları" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır." 3713 sayılı Kanun'un "Cezaların artırılması" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak hükmolunur. Bu suretle tayin olunacak cezalarda, gerek o fiil için, gerek her nevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırı aşılabilir. Ancak, müebbet hapis cezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur." 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) 3 üncü madde kapsamında suç olarak düzenlenen fiillerin gerçekleştirilmesinde tümüyle veya kısmen kullanılması amacıyla veya kullanılacağını bilerek ve isteyerek belli bir fiille ilişkilendirilmeden dahi bir teröriste veya terör örgütlerine fon sağlayan veya toplayan kişi, fiili daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır..." 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" kenar başlıklı maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:"Bu kanun, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlere yönelik şikâyetleri incelemek, karara bağlamak ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere kurulan infaz hâkimliklerine ilişkin hükümleri kapsar." 4675 sayılı Kanun'un "İnfaz hâkimliklerinin görevleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:" (1) İnfaz hâkimliklerinin görevleri şunlardır: Hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri,yerleştirilmeleri, barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve tedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak, ...Kanunlarda başka bir yargı merciine bırakılan konulara ilişkin hükümler saklıdır." 4675 sayılı Kanun'un "İnfaz hâkimliğine şikâyet ve usulü" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlerin kanun, tüzük ve yönetmelik hükümleri ile genelgelere aykırı olduğu gerekçesiyle bu işlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten itibaren on beş gün, herhalde yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde şikâyet yoluyla infaz hâkimliğine başvurulabilir.Şikâyet, dilekçe ile doğrudan doğruya infaz hâkimliğine yapılabileceği gibi; Cumhuriyet başsavcılığı veya ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğü aracılığıyla da yapılabilir. İnfaz hâkimliği dışında yapılan başvurular hemen ve en geç üç gün içinde infaz hâkimliğine gönderilir. Sözlü yapılan şikâyet, tutanağa bağlanır ve bir sureti başvurana verilir....Şikâyet yoluna başvurulması, yapılan işlem veya faaliyetin yerine getirilmesini durdurmaz. Ancak, infaz hâkimi giderilmesi güç veya imkânsız sonuçların doğması ve işlem veya faaliyetin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda işlem veya faaliyetin ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir."4675 sayılı Kanun'un "İnfaz hâkimliğince şikâyet üzerine verilen kararlar" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Şikâyet başvurusu üzerine infaz hâkimi, duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir; ancak, gerek gördüğünde karar vermeden önce şikâyet konusu işlem veya faaliyet hakkında resen araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; ayrıca ceza infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılı görüşünü alır. Disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğer delilleri toplayıp değerlendirdikten sonra kararını verir. Hükümlü veya tutuklu, savunmasını, hazır bulunmak ve vekâletnamesini ibraz etmek koşuluyla avukatıyla birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir. İnfaz hâkimi gerekli görmesi durumunda hükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza infaz kurumunda da alabilir.İnfaz hâkimi, inceleme sonunda şikâyeti yerinde görmezse reddine; yerinde görürse, yapılan işlemin iptaline ya da faaliyetin durdurulmasına veya ertelenmesine karar verir..."