5. Ceza Dairesi 2025/6809 E. , 2025/13594 K. "" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/158 Esas, 2025/222 Karar SUÇLAR : Zimmet, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yap…
5. Ceza Dairesi 2025/6809 E. , 2025/13594 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/158 Esas, 2025/222 Karar SUÇLAR : Zimmet, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi gereğince takdiren reddine karar verildikten sonra gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. İlk Derece Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.01.2025 tarihli ve 2024/276 Esas, 2025/10 sayılı Kararı ile sanığın zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247/1-2, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 17... ay, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan ise aynı Kanun'un 204/2, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 7 yıl 3 ay 15 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına ve 53/1-2-3. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiştir. B. İstinaf Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 27.03.2025 tarihli ve 2025/158 Esas, 2025/222 sayılı Kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna hükmolunmaması aleyhe istinaf talebi bulunmadığından eleştiri konusu yapılarak sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ve Müdafiilerinin Temyiz İstemi Hükümlerin eksik inceleme ve araştırma sonucu verildiğine, atılı suçların maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, delillerin takdirinde hataya düşüldüğüne, suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğuna, mal varlığı üzerinde bulunan tedbir nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmasının engellendiğine, verilen cezaların orantılılık ilkesine uygun olmadığına, alt sınırdan haksız olarak uzaklaşıldığına, lehe olan hükümlerin uygulanmadığına ve sair hususlara ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre zimmet suçu yönünden sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Suç tarihlerinde ... Belediyesi ... Müdürlüğünde muhasebe personeli olarak görev yapan sanığın, abonelik iptaline dair depozito bedelleriyle ilgili olarak düzenlediği ödeme listeleri ile bankanın toplu ödeme sistemine yüklediği ödeme listelerinde farklılık oluşturmak suretiyle toplam 8.390.077,99 TL'yi zimmetine geçirdiği iddia ve kabul edilerek zincirleme nitelikli zimmet suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; 5237 sayılı Kanun'un 247. maddesinde düzenlenen zimmet suçunun oluşması için "kamu görevlisinin veya özel mevzuatları gereği kamu görevlisi gibi cezalandırılabilen kişilerin görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının yararına zimmetine geçirmesi"nin gerektiği, bu kapsamda somut olayda; sanığın kendisine yasal olarak tevdi edilen, abonelere ödenmesi gereken tutarları mal edinme eylemlerinin zincirleme biçimde basit zimmet suçunu, abonelere ödenmesi gereken miktarlar haricinde hileli ve yasal olmayan yollarla gerçekleştirdiği mal edinme eylemlerinin ise görevine nazaran koruma ve gözetim yükümlülüğünde bulunmaması, bu nedenle yasal tevdinin olmaması sebebiyle zincirleme biçimde nitelikli dolandırıcılık suçlarını oluşturacağı nazara alınarak, dosyanın kül halinde Sayıştay emekli uzman denetçilerinden oluşacak üç kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilip, eylemleri tek tek irdelenerek, her bir suç nedeniyle mal edinilen miktarların ayrı ayrı tespiti ile hasıl olacak sonuca göre hükümler kurulması yerine, yazılı şekilde uygulama yapılması, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141/3., 5271 sayılı Kanun'un 34/1. ve 289/1-g maddeleri gereğince, hakim ve mahkemelerin her türlü kararının gerekçeli olarak yazılmasının zorunlu olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 230. maddesine göre de gerekçede delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen kanıtların belirtilmesi, ulaşılan kanaatin denetime imkan verecek şekilde gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği nazara alınarak; suça konu evrakın sadece bilgisayar ortamında mı hazırlandığı, fiziki evrak düzenlenip düzenlenmediği hususları araştırılarak sadece bilgisayar sistemi üzerinden hazırlanması halinde sahte olarak oluşturulmuş maddi varlığı haiz, somut bir belge olmadığından sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 244/2-3. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve bu eylemlerin nitelikli zimmet suçunun unsuru olduğu, evrakın fiziki olarak hazırlandığının anlaşılması halinde ise eylemlerinin sahtecilik suçunu oluşturacağı, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu uygulamasında nitelikli zimmet suçunun unsuru sayılan sahtecilik fiilleri için 5237 sayılı Kanun'un 212. maddesindeki düzenleme nedeniyle ayrıca sahtecilik suçundan da ceza tayin edilmesi gerektiği dikkate alınarak, işlemlerin yürütülme biçimi, sanığın sisteme giriş yetkisi ve evrakın düzenlenme şekli üzerinde durularak suç vasfının tayini ile evrakın fiziken düzenlendiğinin tespiti halinde, sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının belirlenmesinin hakime ait olduğu gözetilerek, suça konu belge asıllarının denetime olanak verecek şekilde dosya arasına getirtilmesi, duruşmada incelenip özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ile iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi, gerekirse bu hususta bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği halde belge asılları denetime olanak verecek şekilde dosya arasına getirtilip iğfal kabiliyetlerinin bulunup bulunmadığı incelenmeden, hangi belgelerin sahte olarak kabul edildiği karar yerinde tartışılıp değerlendirilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan mahkumiyet hükmü kurulması, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28.01.2020 tarihli ve 2017/7-124 Esas, 2020/36 sayılı Kararında "... zimmet suçundaki hileli davranışların, fiilin ortaya çıkmamasını sağlamaya yönelik olmasının yanında bu sonucu gerçekleştirmeye elverişli olacak nitelikte yoğun ve aldatıcı olması gerekir. Diğer bir anlatımla hileli davranışın eylemin ortaya çıkmamasını sağlayacak şekilde aldatmaya elverişli olması gerekmektedir. Herkes tarafından anlaşılabilir ve özünde aldatıcı niteliği bulunmayan davranış, hileli bir davranış olarak değerlendirilemeyecektir. Eylemin açığa çıkmaması için kullanılan bir yöntemin, denetim ve gözetim görevi verilmiş kişilerin dikkatsizliği ve özensizliğinden kaynaklanan nedenlerle bu suçun ortaya çıkmasını engellemesi bu tür davranışlara hileli davranış vasfını kazandırmayacağı gibi nitelikli zimmet suçunun da oluşmasına yol açmayacaktır ..." şeklinde vurgulandığı üzere basit bir incelemeyle ortaya çıkan ve kaba hile niteliğinde olan eylemlerin basit zimmet suçunu oluşturacağı gözetilerek, sahtecilik suçu yönünden yeniden yapılacak değerlendirme neticesinde zimmetin nitelikli olma vasfının değerlendirilmesi lüzumu, 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin 1. fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlarla aynı Kanun'un 3. maddesinin 1. fıkrasındaki "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek şekilde ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle ilgili kanun maddesindeki cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması, temel cezanın hak ve nesafete uygun bir şekilde tayin edilmesi gerektiği nazara alındığında, bilirkişi raporu neticesinde belirlenecek olan zimmet miktarına göre ortaya çıkacak olan yeni hukuki durum gözetilmek suretiyle sanık hakkında temel cezanın ve zincirleme suç nedeniyle yapılacak olan artırımın 5237 sayılı Kanun'un 3/1. maddesindeki orantılılık ilkesine uygun şekilde yeniden belirlenmesi lüzumu, Sanık ve müdafiileri tarafından aşamalarda zimmet miktarının ödenmesi için sanığın mal varlığı üzerinde bulunan tedbirlerin kaldırılmasının talep edildiği ancak tedbirlerin kaldırılmadığı ve yasal şartları oluşmadığı gerekçesiyle sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasına karar verilmiş ise de; sanığın eşi tarafından soruşturma aşamasında zararın giderilmesine yönelik 2.000.000 TL paranın katılan kurum hesabına yatırılması ve bu itibarla sanığın ödeme iradesinin bulunduğunun anlaşılması karşısında, zimmete geçirilen toplam paranın karşılığının, sanık ve annesinin soruşturma sırasında el konulan banka hesaplarındaki paralarla, sanığa ait araçlar ve gayrimenkullerin değerinden karşılanması şeklindeki sanık ve müdafiilerinin taleplerinin, sanık lehine 5237 sayılı Kanun'un 248. maddesinin uygulanmasını gerektirip gerektirmeyeceğinin tartışılmasından sonra bir karara varılması gerektiği halde eksik araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması, Hukuka aykırı görülmüştür. III. KARAR Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafiilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin 5271 sayılı Kanun'un 302/2 ve 307/5. maddeleri gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, sanığa verilen cezaların süresi ve tutuklama tarihi de dikkate alınarak sanık ve müdafiinin TAHLİYE TALEPLERİNİN REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.11.2025 tarihinde karar verildi.