Başvuru, kamu görevlisi olan kişinin milletvekili olmak için istifası sonrasında mesleğe dönüş talebinin reddi nedeniyle seçilme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kamu görevlisi olan kişinin milletvekili olmak için istifası sonrasında mesleğe dönüş talebinin reddi nedeniyle seçilme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 16/12/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. İkinci Bölüm tarafından 4/4/2018 tarihinde yapılan toplantıda, niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden başvurunun Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: 1965 doğumlu olan başvurucu, olay tarihinde Konya Büyükşehir Belediyesi (İdare) Hukuk Müşavirliğinde avukat kadrosunda çalışmaktadır. Başvurucu 10/6/1983 tarihli ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nun ilgili hükümleri çerçevesinde milletvekili seçimlerinde aday olmak için İdareye müracaat ederek görevinden ayrılma isteğinde bulunmuştur. İdare tarafından başvurucunun isteği kabul edilmiş ve başvurucu 7/3/2011 tarihi itibarıyla görevinden ayrılmıştır. Başvurucu, aday olmak için değişik siyasi partiler ile görüşmeleri sonucunda herhangi bir parti ile adaylık hususunda mutabakat sağlanamaması üzerine aday adaylığından vazgeçtiğini belirtmektedir. Başvurucu 2011 yılı Haziran ayında yapılan milletvekilliği seçim sonuçlarının Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından kesin olarak açıklanmasından sonra göreve dönüş için 29/6/2011 tarihli dilekçe ile talepte bulunmuştur. İdare 7/7/2013 tarihli yazısı ile herhangi bir siyasi partiden aday, aday adayı ya da bağımsız aday olunduğuna dair belgenin getirilmesi hâlinde atama yapılacağını belirterek başvurucunun talebini reddetmiştir. Başvurucu, bu işleme karşı Konya İdare Mahkemesinde iptal davası açmıştır. İdare Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 28/3/2012 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde 26/4/1961 tarihli ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un ek maddesine atıfta bulunularak başvurucunun ancak bağımsız aday ya da herhangi bir siyasi partiden aday adayı veya aday olması hâlinde memuriyete geri dönebileceği belirtilmiştir. Mahkeme; başvurucunun bağımsız aday olmadığı gibi herhangi bir siyasi partiden aday adaylığının da bulunmadığını, bu nedenle tesis edilen işlemde hukuka aykırı bir durum olmadığını ifade etmiştir. Temyiz başvurusu üzerine karar, Danıştay Onikinci Dairesince 11/11/2014 tarihinde onanmıştır. Karar düzeltme başvurusu da aynı Daire tarafından 21/10/2015 tarihinde reddedilmiş ve nihai karar başvurucuya 9/12/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 16/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk Kanun 2839 sayılı Kanun'un "Adaylık" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Bir siyasi partiye mensup olsun veya olmasın seçilme yeterliğine sahip her Türk vatandaşı bu Kanun hükümlerine göre milletvekilliğine adaylığını koyabilir." 2839 sayılı Kanun'un "Adaylık için görevden çekilmesi gerekenler" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"...kamu kurumu ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ...genel ve ara seçimlerin başlangıcından bir ay önce seçimin yenilenmesine karar verilmesi halinde yenileme kararının ilanından başlayarak yedi gün içinde görevlerinden ayrılma isteğinde bulunmadıkça adaylıklarını koyamazlar ve aday gösterilemezler." 2839 sayılı Kanun'un "Görevden ayrılmaya ilişkin hükümler" kenar başlıklı maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının ilgili kısımları şöyledir:"Dilekçenin bakanlığa veya kuruma geldiği tarihten itibaren, en geç on gün içinde ayrılma isteğinin kabul edildiği dilekçe sahibine ... tebliğ olunur.... ayrılma hakkını kazanmış olanların, ayrılma istekleri reddedilemez." 2839 sayılı Kanun'un "Bağımsız adayların müracaatı" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Bağımsız milletvekili adaylığı için yapılacak başvuru, adayın milletvekili seçilmek istediği çevrenin il seçim kurulu başkanlığına, bu Kanunun adaylık için aradığı şart ve nitelikleri taşıdığını belirten bir yazı ile yapılır..." 22/4/1983 tarihli ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun "parti adaylarının tespiti" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Siyasi partiler, milletvekilliği genel veya ara seçimlerinde, adaylık için müracaat eden ve adaylığı uygun bulunanlar arasından, adayların tespitini; ... ile yapabilirler. 298 sayılı Kanun'un ek maddesi şöyledir: “Yüksek mahkeme üyeleri, hâkimler, savcılar ve bu meslekten sayılanlar ile Subay ve Astsubaylar hariç olmak üzere; milletvekili ve mahalli idareler genel ve ara seçimlerinde aday ve aday adayı olan Devlet memurları ve diğer kamu görevlileri, adaylığı veya seçimi kaybetmeleri halinde, Yüksek Seçim Kurulunca seçim sonuçlarının ilanını takip eden bir ay içinde müracaat etmeleri kaydıyla eski görevlerine veya kazanılmış hak aylık derecelerindeki başka bir göreve dönebilirler.” Danıştay Kararları Danıştay Onikinci Dairesinin 3/5/2000 tarihli ve E.1999/3468, K.2000/2045 sayılı kararı şöyledir: “...2839 sayılı Yasanın ve 298 sayılı Yasanın Ek. maddesinin birlikte değerlendirilmesinden, Ek. madde hükmü uyarınca istifa eden kamu görevlisinin ayrıldığı görevine veya kazanılmış hak aylık derecesindeki başka bir göreve atanabilmesi için aday adayı veya aday statüsünde bulunup seçilememesi gerektiğinden milletvekili seçimlerine katılacağından bahisle ... Başkanlığından ayrılan davacının daha sonra herhangi bir partiden aday veya aday adayı olamadığı için eski görevine döndürülmesi yolunda yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir ...” Danıştay Onikinci Dairesinin 7/7/2006 tarihli ve E.2004/836, K.2006/2890 sayılı kararı şöyledir: “...298 sayılı ...Kanuna ...eklenen Ek madde 7 ...seçimlere katılmak koşuluyla aday olamayanlar ile aday olup da seçimi kaybedenlerin görevlerine döndürülmelerine hak sağlayan bir düzenleme olup, seçimlere katıldıklarını belgeleyemeyenlerin bu haktan yararlandırılmalarına olanak bulunmamaktadır.Bu durumda, (...) Milletvekili Genel seçimlerine katılacağı gerekçesiyle istifa eden davacının herhangi bir partiden milletvekili aday adayı olduğunu ve adaylığı kazanamadığını gösterir bir belge sunamadığı görüldüğünden, sözkonusu madde hükmünden yararlandırılmasına olanak bulunmamaktadır ...” Danıştay Sekizinci Dairesinin 19/4/2016 tarihli ve E.2015/8472, K.2016/3946 sayılı kararı şöyledir:"...Dosyanın incelenmesinden, ...öğretim üyesi olarak görev yapmakta iken ... mahalli idareler seçimine katılmak için görevinden istifa eden davacının, göreve dönme istemiyle ... yaptığı başvurusunun ...reddine ilişkin ...kararının iptali istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Olayda, davacının ...mahalli idareler seçimine katılma saikiyle görevinden istifa ettiği açıktır.Bu durumda, adaylığının düşünce aşamasında kaldığı dosya içeriğinden anlaşılan davacının, yukarıda bahsi geçen 298 sayılı Kanun'a göre milletvekili ve mahalli idareler genel ve ara seçimlerinde aday ve aday adayı olanların eski görevlerine veya başka bir göreve dönme isteminde Yüksek Seçim Kurulu'na yönelik başvuru belgesi getirmesine yönelikyükümlülük içeren herhangi bir hükmün bulunmaması karşısında, başvurusunun...reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır..."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 Nolu Protokol’ün maddesi şöyledir: “Yüksek Sözleşmeci Taraflar, yasama organının seçilmesinde halkın kanaatlerinin özgürce açıklanmasını sağlayacak şartlar içinde, makul aralıklarla, gizli oyla serbest şeçimler yapmayı taahhüt ederler." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) serbest seçim hakkını Avrupa kamu düzeninin temel unsuru olan demokrasinin en önemli ilkelerinden biri olarak kabul etmektedir. AİHM, Sözleşme’ye ek 1 No.lu Protokol’ün maddesinin koruduğu hakların hukukun üstünlüğüne dayanan etkili ve anlamlı bir demokrasinin temellerinin kurulması ve sürdürülmesi için hayati öneme sahip olduğunu belirtmiştir. AİHM, Sözleşme ve demokrasi arasındaki ilişkinin açıkça ortaya konduğu Sözleşme’nin önsözünde insan haklarının ve temel özgürlüklerin hayata geçirilmesi ve sürdürülebilmesinin bir yandan etkili bir siyasal demokrasi, diğer yandan insan haklarına ortak bir yaklaşım ve uyum ile sağlanabileceğinin açıkça ifade edildiğine dikkat çekmiştir. AİHM bu bağlamda demokrasinin Sözleşme’nin öngördüğü tek ve Sözleşme’ye uygun tamamlayıcı bir siyasal sistem olduğunu ifade etmiştir (Türkiye Birleşik Komünist Partisi ve diğerleri/Türkiye [BD], B. No: 19392/92, 30/1/1998, § 45; Mathieu-Mohin ve Clerfayt/Belçika [GK], B. No: 9267/81, 2/3/1987, § 47; Ždanoka/Letonya [BD], B. No: 58278/00, 16/3/2006, §§ 98, 103; Yumak ve Sadak/Türkiye [BD], B. No: 10226/03, 8/7/2008, § 105). AİHM'e göre çoğulcu demokrasilerin geliştirilmesi ve sürdürülebilmesi için seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının mevcudiyeti ve bu hakkın çağdaş demokrasilerde sağlanan güvenceler ile seçimlerde hayata geçirilmesi elzemdir. Bu nedenle seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının sadece teorik olarak ve görünüşte bir varlığa sahip olması yeterli olmayıp etkili bir şekilde uygulanması da gereklidir (Türkiye Birleşik Komünist Partisi ve diğerleri/Türkiye, § 33). AİHM, ek 1 No.lu Protokol’ün maddesi kapsamındaki seçme ve seçilme haklarının ne denli önemli olursa olsun mutlak hak olmadığını ve ek 1 No.lu Protokol’ün maddesi bu haklarla ilgili kesin ifadeler kullanmadığı ve bu hakları tanımlamadığı için bu haklara yönelik sınırlama öngörülmesinin mümkün olduğunu belirtmektedir. Sözleşme'ye taraf olan devletler, maddenin ilke olarak engel koymadığı durumlarda kendi iç hukuklarındaki düzenlemeleriyle seçme ve seçilme hakkının sınırlarını belirleme konusunda geniş bir takdir yetkisine sahip olmakla birlikte ek 1 No.luProtokol'de öngörülen gereklilikleri son olarak değerlendirme yetkisi AİHM’e aittir (Mathieu-Mohin ve Clerfayt/Belçika, § 52; Gitonas ve diğerleri/Yunanistan, B. No: 18747/91, 19376/92; 19379/92, 1/7/1997, § 39, Ahmed ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 22954/93, 2/9/1998, § 75). AİHM'e göre seçme ve seçilme haklarına yönelik sınırlamaların hakkın özünü zedeleyecek ve etkisini ortadan kaldıracak ölçüde olmaması, meşru bir amaç taşıması ve öngörülen amaçla orantılı olması gerekir (Gitonas ve diğerleri/Yunanistan, § 39, Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95, 6/4/2000, § 201). AİHM, taraf devletlerin kendi anayasal düzenleri çerçevesinde seçilme hakkıyla bağdaşmayan koşulları belirleme konusunda kayda değer bir serbestlik alanlarının bulunduğuna dikkat çekmiştir. Bu kriterler her devlete özel tarihî ve politik faktörlere göre değişir. Bu konuda Avrupa Konseyi üyesi birçok devletin anayasalarında ve seçime ilişkin düzenlemelerinde öngörülen durumların fazlalığı, bu alandaki olası tercihlerin çeşitliliğini göstermektedir (Briķe/Letonya (k.k.), B. No: 47135/99, 29/6/2000, § 1; Gitonas ve diğerleri/Yunanistan, § 39). AİHM'e göre kamu görevlilerinin ya da kamu kesiminde belli görevleri üstlenmiş kişilerin seçimlerde aday olmadan önce istifa etmelerinin zorunlu tutulması kamu görevlilerinin bağımsızlığı şeklindeki meşru amaç çerçevesinde orantısız bir tedbir olarak görülemez (Gitonas ve diğerleri/Yunanistan, §§ 29, 44; Ahmed ve diğerleri/Birleşik Krallık, §§ 73, 75).