10. Hukuk Dairesi 2023/5903 E. , 2023/12003 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2237 E., 2022/856 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/288 E., 2021/801 K. Taraflar arasındaki iş kazasından maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunul
**10. Hukuk Dairesi 2023/5903 E. , 2023/12003 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2237 E., 2022/856 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/288 E., 2021/801 K. Taraflar arasındaki iş kazasından maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili 13.09.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalının ... Organize Sanayi Bölgesinde bulunan fabrikasında işçi olarak çalışırken 23.05.2014 tarihinde ayağının makineye sıkışması sonucu iş kazası geçirmiş olduğunu, kaza sonucunda sol ayak bileğinde açık kırıklar ve tendon kesisi meydana geldiğini, müvekkilinin halen tedavilerinin devam ettiğini, bu konuda Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yapılmış fakat dosyada kaza tutanağı, ifade tutanağı ve buna ilişkin usulü işlemlerin birçoğunun yapılmadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi ve 200,000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiş, yargılamanın devamında maddi tazminat istemini 27.07.2021 tarihli dilekçesiyle 193.494,69 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin iş kazasının gerçekleşmesinde kusurunun bulunmadığını, davacının eloksal bölümünde malzemenin yönünü değiştirme ve fırçalama işini yapmakta iken kendi bulunduğu alan ile ilgisi olmayan tavan vincinin üzerine geldiğini düşünerek polisaj makinesi arkasına geçip ayağını sıkıştırması neticesinde kazanın meydana geldiğini, davacının polisaj makinesinin arkasına geçmemesi gerekirken geçmiş olması nedeniyle tam kusurlu olduğunu, illiyet bağının davacı eylemi ile kesildiğini, sürekli iş göremezlik oranını kabul etmediklerini, Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, davacının çalışamadığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının maddi isteminin neye ilişkin olduğunun açıklatılması gerektiğini, davanın sigorta şirketine ihbarı gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davacı 23.05.2014 tarihinde eloksal bölümünde polisanj bandı üzerinde çubuk malzemelerinin dizilmesi ve parlatılmasını sağlamak üzere uçlarından döndürme işleminin yaptığı sırada yakınında arkadışının kumanda ettiği malzeme yüklü vincin kendi üzerine doğru gelidği görüp irkilerek polisaj bantları araısndaki boşluktan arkaya geçmesi sonucu sol ayağını polisaj makinesini hareketini sağlayan dinamonun dönen aksamı ile profil demir arasına sol ayağının sıkışması ile iş kazası geçirmiştir. SGK tarafından sürekli iş göremezlik oranı %32,2 olarak ve kusur oranı ise işverenin %100 olarak kusurlu olduğu bildirilmiştir. Adli tıp kurumu 3. İhtisas kurulu maluliyet oranını %32,2 olarak bildirmiştir. 07.10.2019 tarihinde alınan kusur raporunda işverene %80, işçinin %20 kusurlu olduğu , 25.03.2021 tarihli kusur raporunda işverenin %80, işçinin %20 kusurlu olduğu bildirilmiştir. 16.07.2021 havale tarihli hesap bilirkşii raporunda davacının 194.494,69 TL maddi zararının olduğu tespit edildiğinden bu maddi tazminat miktarı ile davacının kazayı geçirdiği tarihte 44 yaşında olması, sürekli iş göremezlik oranı, kazanın şekli, sosyal ve ekonomik durumu dikkate alındığında 120.000,00 TL manevi tazminat talebinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket nezdinde iş güvenliği kurulu bulunduğunu ve tüm işçilerine gerekli eğitim ve destek hizmetinin verildiğini, çalışma alanında da her türlü güvenlik tedbirinin alındığını, gerekli koruyucu ekipmanların işçilere verildiğini ancak belirtilen hususlara rağmen dosya kapsamındaki raporu alınan bilirkişi heyetinin taraflarına kusur isnat ettiğini, dava konusu kazanın davacının dikkatsizliği nedeni ile olduğunu zira davacının kendi alanıyla ilgili olmadığı halde polisaj makinasının geçilmemesi gereken arka kısmına geçerek ayağını makineye sıkıştırdığını, davacıya işe başlamadan önce işbaşı eğitimi verildiğini, kendisine kişisel koruyucu malzemelerin teslim edildiğini, bunlara rağmen müvekkili şirkete %80 kusur atfedildiğini, tecrübeli işçi olan davacıya %20 kusur izafe edilmesini kabul etmediklerini, öte yandan dava konusu olayda kaza tarihinin 23.05.2014 tarihi olduğunu, bu tarih itibarıyla maluliyet tespit işlemleri yönetmeliğine göre düzenlenecek raporun hükme esas alınabileceğini, bu yönetmelik hükümlerine göre SGK mevzuatı gereği ATK tarafından bu yönetmelik hükümlerine göre rapor düzenlenmesi olasılığının bulunmadığının bildirilmesi durumunda ise bu dönemde yürürlükte bulunan 30.03.2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre göre düzenlenecek raporun hükme esas alınmasının Yargıtay ve Adana Bölge Adliye Mahkeme'nin yerleşik içtihatları gereği olduğunu, dava dosyasında bulunan ... ATK. 3. İhtisas Kurulunun 16.03.2021 tarihli raporunda ise kaza tarihi itibarıyla yürürlükte olmayan 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacı yanın kazaya bağlı kalıcı maluliyet oranının %32,2 olarak belirlediğini, bu nedenle dosya içerisine alınan maluliyet raporu kaza tarihi itibarıyla yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmediğinden işbu raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, öte yandan yerel mahkemenin 120.000,00 TL gibi çok fahiş bir manevi tazminat miktarına hükmettiğini, manevi tazminatın asla bir zenginleşme aracı olamayacağını, günümüz ekonomik şartlarında işbu rakamın müvekkili şirkete büyük külfet olup ölçülülük ilkesine de aykırı olduğunu beyanla eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalı yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davacı davalıya ait işyerinde çalıştığı sırada ayağının makineye sıkışması sonucu yaralanmış, SGK Başkanlığı ünite kararı ile olayın iş kazası olduğu tespit edilmiştir. Yine Sosyal Güvenlik Kurumunun 05.06.2018 tarihli inceleme raporu ile olayın iş kazası olduğu, iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenin %100 kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece alınan 07.10.2019 ve 25.03.2021 tarihli kusur raporlarında %80 işveren davalının, %20 davacı işçinin kusurlu olduğu tespit edilmiş, mahkemece davalının %80 kusurlu olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Kusur dağılımının tanık beyanları ile dosya kapsamına göre olayın oluş şekline uygun olduğu, raporun kaza tarihi itibarı ile uygulanması gerekli Kanun hükümleri irdelenerek düzenlendiği, heyette bulunan bilirkişilerin, iş kazasının meydana geldiği alandan ve işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanlarından seçildikleri, raporların gerekçeli, hüküm tesisine elverişli ve yeterli olduğu, kusur oranlarının dayanakları belirtilmek suretiyle tespit edildiği anlaşıldığından davalı vekilinin kusur oranlarına yönelik itirazı yerinde görülmemiştir. Dosyadaki evraka göre, 10.08.2017 tarihli SGK sürekli iş göremezlik oranının tespitine ilişkin rapor ile davacıdaki sürekli iş göremezlik oranının %32,2 olarak tespit edildiği, itiraz üzerine Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulundan sürekli iş göremezlik raporu alınmasına karar verildiği, 12.02.2018 tarihli karar ile Yüksek Sağlık Kurulu tarafından da Çalışma ve Meslekte Kazanma Güç Kaybının %32,2 olarak tespit edildiği, davalının itirazı üzerine Adli Tıp 3. İhtisas Dairesinin 04.11.2020 tarihinde aynı yönde karar verildiği, Yüksek Sağlık Kurulu ile Adli Tıp İhtisas Dairesi kararları arasında çelişki bulunmadığı, davacının sürekli iş göremezlik oranının kesinleştiğinin anlaşıldığı, davalının istinaf talepleri isabetsiz olup tarafların iddia ve savunmalarına, dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine göre davalı tarafından yapılan istinaf taleplerinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İş sağlığı ve güvenliği tedbirleri alındığı, iş başı eğitimi verildiği ve dahi kişisel koruyucu donanım teslimi yapıldığı açık olmasına karşın müvekkiline %80 kusur izafe edilmesinin hatalı olduğunu, davacının tecrübeli işçi olduğu görevinin eloksal bölümünde malzemenin yönünü değiştirmekten ibaret olmasına rağmen kendi insiyatifi ile polisaj makinasının arkasına geçmekle kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği, müvekkilin hiçbir kusurunun olmadığından davanın reddi gerektiğini, kaza tarihinde yürürlükte olmayan 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre sürekli iş göremezlik oranı tespitinin hatalı olduğunu yürürlükte olan 30.03.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Özürlülük Ölçü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerinin gözetilmediğini, maddi tazminat hesabının sürekli iş göremezlik oranının hatalı tespiti nedeniyle hatalı olduğunu, günümüz ekonomik şartlarında işbu rakam müvekkil şirkete büyük külfet olup ölçülülük ilkesine de aykırıdır. Kazanın oluşumunda kusuru bulunan davacı lehine 120.000,00 TL.gibi büyük miktarlı manevi tazminata hükmedilmesi hakkaniyete aykırıdır. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371 inci maddeleri, "Tazminat sorumluluğu ve miktarının tespiti" açısından iş kazasının gerçekleştiği tarih de gözetilerek yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleri, "olayın iş kazası olarak tespiti, sürekli iş göremezlik oranının tespiti ile iş kazasının SGK yönünden sonuçları" açısından 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20, 21, 95 inci maddeleri ile Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 28.06.1976 gün, 1976/6-4 sayılı Kararı, "İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler" açısından iş kazasının gerçekleştiği tarih de gözetilerek yürürlükte bulunan 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleri, "usuli kazanılmış hak" açısından 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı ve 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararlarıdır. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının karşılanmış olduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, Aşağıda dökümü yapılan onama harcından davalı tarafından yatırılan peşin harcın mahsubuyla bakiyesinin davalıdan tahsiline, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.