7. Ceza Dairesi 2008/13507 E. , 2010/7218 K. 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununa aykırı davranmaktan dolayı ...'in, anılan Kanunun 33, 115.maddeleri gereğince 27.217,00 Yeni Türk lirası idari para cezası ile cezalandırılmasına dair, Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığının 22.02.2008 tarihli ve 2008/177 -181 sayılı idari yaptırım kararına yapılan itirazın reddine ilişkin, Ceyhan Sulh Ceza Mahkemesinin 25.04.2008 tarihli ve 2008/265 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Ba…
**7. Ceza Dairesi 2008/13507 E. , 2010/7218 K.** **"İçtihat Metni"** 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununa aykırı davranmaktan dolayı ...'in, anılan Kanunun 33, 115.maddeleri gereğince 27.217,00 Yeni Türk lirası idari para cezası ile cezalandırılmasına dair, Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığının 22.02.2008 tarihli ve 2008/177 -181 sayılı idari yaptırım kararına yapılan itirazın reddine ilişkin, Ceyhan Sulh Ceza Mahkemesinin 25.04.2008 tarihli ve 2008/265 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 08.07.2008 gün ve 38319 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 04.08.2008 gün ve KYB. 2008-157446 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede; Tüm dosya kapsamına göre; 1-09.01.2008 tarihli atama kararı ile ... Parti ... Belde teşkilatına atananlarla ilgili 2820 sayılı Kanunun 33.maddesi uyarınca mülki amirliğe yapılacak bildirimin onbeş günlük süre geçtikten sonra yapıldığından bahisle aynı Kanunun 115.maddesi uyarınca Ceyhan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 27.217,00 Yeni Türk lirası idari para cezası uygulandığı olayda, 2820 sayılı Kanunun 115.maddesindeki para cezasının 14.08.1999 tarih ve 23786 sayılı Resmi Gazete`de yayımlanıp yürürlüğe giren 4445 sayılı Siyasi Partiler Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 22.maddesi ile değiştirildiğinin anlaşılması karşısında, idari para cezasının hesaplanmasında 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 4/1 b 10. bent hükmünün dikkate alınarak uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesinde, 2-01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Kanunun 7/1. maddesi ile kanunlarda, "hafif hapis" veya "hafif para" cezası olarak öngörülen yaptırımlar, idari para cezasına dönüştürülmüş olup, idari para cezasının hesaplanmasında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 52 nci maddesi hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş, keza anılan maddenin 2.fıkrasında ise kanunlarda, "hafif hapis cezası" ile "hafif para cezası”nın seçimlik olarak veya birlikte öngörüldüğü hallerde, idari para cezası yaptırımının belirlenmesinde hafif hapis cezasının esas. alınacağı öngörülmüş, diğer yandan 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17/7.maddesinde "İdari para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 04.01.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Bu suretle idari para cezasının hesabında bir Türk Lirasının küsuru dikkate alınmaz. Bu fıkra hükmü, nispi nitelikteki idari para cezaları açısından uygulanmaz." şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiş ise de; 2820 sayılı Kanunun 115.maddesindeki cezanın halen hafif para cezası olarak kanundaki yerini koruduğu, ilgili Kanunda cezaların idari yaptırım olarak uygulanacağı şeklinde kanun koyucu tarafından henüz bir düzenleme yapılmadığı, ancak yukarıda belirtildiği üzere, 5252 sayılı Kanunun 7/1.maddesi ile kanunlarda, "hafif hapis" veya "hafif para" cezası olarak öngörülen yaptırımların, idari para cezasına dönüştürüldüğü, bu halde 2820 sayılı Kanunun 115.maddesi uyarınca uygulanacak olan hafif para cezasının karşılığı olarak idari para cezasına hükmedilmesi gerekeceği gözetilmeden, 2006-2007 ve 2008 yılı için öngörülen yeniden değerleme oranları uyarınca para cezasının artırılarak yazılı şekilde fazla ceza tayin olunmasında, isabet görülmemiş ve 5271 sayılı CMUK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu yazılı emre atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uyarınca kabahatler suç olmaktan çıkarılmış, Kabahatler Kanunu kendine özgü yargılama ve yasa yolları getirmiştir. 5271 sayılı CMK`nın 309.maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma yasa yolu suçlar için öngörülmüş olup, anılan yasanın 267 – 271 maddeleri kapsamındaki kararlara karşı başvurulabilen yasa yoludur. Kanun koyucu kabahatlerle ilgili genel hükümleri düzenlerken ihtiyaç duyduğu konularda başta 5271 sayılı CMK ve 5237 sayılı TCK olmak üzere atıfta bulunan düzenlemelere yer vermiştir. Oysa 5326 sayılı yasa uyarınca verilen kararlara karşı başvurulabilecek yasa yolu düzenlendiği halde istisnai kanun yolu olan ve 5271 sayılı CMK.nın 309.maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma yoluna gidilebileceğine dair atıf yapan düzenleme de bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan nedenler ve Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.03.2010 gün ve 2010/33 E. 2010/58 K. sayılı kararı uyarınca Kabahatler Kanunu kapsamında verilen kararlara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceği cihetle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bu nedenle yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 26.05.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.