T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : KARAR NO : KARAR TARİHİ : T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : TARİHİ : NUMARASI : DAVACI : VEKİLLERİ : DAVALI : VEKİLLERİ : İHBAR OLUNAN : DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 24/10/2025 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı tarafça istin…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : KARAR NO : KARAR TARİHİ : T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : TARİHİ : NUMARASI : DAVACI : VEKİLLERİ : DAVALI : VEKİLLERİ : İHBAR OLUNAN : DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 24/10/2025 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkil şirketin ruhsat sahibi olduğu, ... 'ın sürücü olduğu araçla (... ) seyir halindeyken, 15/06/2023 tarihinde davalı şirketin işleteni olduğu (... ) plakalı araç sürücüsü seyir halinde olan müvekkilimize ait araca çarptığını, kaza tespit tutanağından görüldüğü üzere, davalı araç sürücüsünün trafik kurallarına aykırı hareketi nedeniyle kaza meydana geldiğini, sigorta şirketleri arasında kusur davalı araç sürücüsüne verilmiş olup müvekkilin meydana gelen kazada kusur ve sorumluluğu bulunmadığını, kaza neticesi araçta oluşan değer kaybı ve aracın onarımda kaldığı sürede kullanılamamasından kaynaklı mahrumiyet bedelinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10,00-TL değer kaybı ve 10,00-TL mahrumiyet bedelinin davalıdan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle beraber tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını dava ve talep etmiştir. Davacı vekili 21/10/2024 tarihli değer artırım dilekçesinde: Bilirkişi raporu ile yapılan hesaplama doğrultusunda alacaklarının 123.933,93-TL arttırılmasına, fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydı ile; Değer Kaybı Alacağı 76.453,93-TL, Araç Mahrumiyet Bedeli Alacağı 47.500,00-TL'nin kaza tarihi olan 15/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müvekkile ödenmesine, yargılama giderinin ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiş, talebini harçlandırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Dava konusu kazaya neden olan aracın müvekkil şirket adına zorunlu mali mesuliyet sigortası mevcut olduğunu, davacının dava konusu taleplerinin sigorta şirketi tarafından karşılanması gerektiğini, davanın sigorta şirketine ihbarını talep ettiklerini, meydana gelen zarar, müvekkil şirkete ait ... plakalı araç ile ilgili olsa bile, işletme faaliyeti zararın sebebini oluşturmadığından illiyet bağı bulunmadığını, bu nedenle müvekkil şirketin sorumluluğunun olmadığını, kazanın oluşumunda müvekkil şirketin hiçbir suretle kusuru bulunmadığını, yaşanan kazada ve zararın oluşumunda araç sürücüsü ağır kusurlu olup, müvekkil şirket'in yürüttüğü iş ile zarar arasındaki illiyet bağının bu nedenle kesildiğini, müvekkil şirket 4857 Sayılı İş Kanunu ve 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında ve araç işleten olarak üzerine düşen yükümlülüklerin tamamını yerine getirmiş olup madde 66 hükümlerince 'adam çalıştıranın sorumluluğu' kapsamında müvekkil şirketin sorumluluğuna gidilmesinin olanaksız olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde yalnızca kaza tespit tutanağına dayandığını, trafik tespit tutanağında belirtilen kusur oranlarının hukuki geçerliliği olmadığını, kusur durumunun belirlenmesi için Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 266 uyarınca bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; huzurdaki davada, davacının dava tarihi itibariyle alacak miktarının belirli olduğunu, davacının kazadan sonra aracını tamir ettirdiğini, bu tamirat bedelinin ne kadar olduğunun bilinebilir olduğunu, ayrıca araç tan kaç gün mahrum kalındığı da bilinebilir olduğundan davacının bu talebinin de belirsiz alacak davacına konu edilemeyeceğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların talep ve savunmaları, dosya kapsamında toplanan tüm deliller, bilirkişi rapor ve ek raporları birlikte değerlendirilmek suretiyle; "Davanın KABULÜ İLE, 76.453,93-TL değer kaybı tazminatı ile 47.500,00-TL Araç Mahrumiyet Tazminatının kaza tarihi olan 15/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine," dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: Davaya cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, araç değer kaybına yönelik yapılan hesaplamanın eksik inceleme ile yapıldığını, rapora karşı itirazlarının ek raporda da değerlendirilmeyerek hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında araç değer kaybı talep edilen aracın geçmiş hasar kayıtları üzerinde inceleme yapılmadığını, raporda ''SBM Tramer sisteminde yapılan kısıtlamadan dolayı tarafımca geçmiş hasar sorgulaması yapılamamıştır. Dava dosyası içeriğinde yapılan incelemede dava konusu aracın SBM'den talep edilen hasar sorgulamasına göre 3 adet geçmiş hasar kaydının bulunduğu görülmüştür.'' şeklinde beyanda bulunulduğunu, dava dilekçesinde davacı yanın ''müvekkilin aracı meydana gelen kazadan önce tramer kayıtlarına göre hiçbir kazaya karışmamıştır.'' beyanı mevcut olduğunu, ancak aldırılan bilirkişi raporunda bu hasarların miktarına yönelik veya hasarın oluştuğu bölgeye yönelik herhangi bir tespit bulunmadığını, araç değer kaybı talep edilen aracın kaza tarihindeki değeri hükme esas alınan raporlarda oldukça yüksek belirlendiğini, aynı zamanda aracın kaza tarihindeki değeri belirlenirken somut verilerden ziyade geçmiş döneme yönelik varsayımsal incelemelerin baz alındığını, raporda aracın ikinci el ederinin ortalama 3.800.000,00-TL olarak tespit edildiğini, bu tespitin aracın kaza tarihindeki gerçek değerine yönelik oldukça yüksek olduğunu, yine araçta oluşacağı belirtilen 150.000,00 TL değer kaybının oldukça fahiş bir tespit olduğunu ve eksik inceleme ile belirlendiğini, yine davaya konu aracın onarımı için geçecek süre tespitinin de oldukça fazla ve hatalı olup, günlük ikame araç bedeli fahiş olduğunu, bu nedenlerle ... Mahkemesinin ... tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamının kaldırılarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GÖRÜŞ : Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava; trafik kazasından kaynaklanan araç değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeline ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne ilişkin verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 1-2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda kural olarak araç işleteninin sorumluluğu tehlike sorumluluğu olarak kabul edilmiştir. Anılan Kanunun 85/I.maddesine göre;“Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” Bu fıkradan çıkan sonuç şudur ki; motorlu araç işleten, motorlu aracın işletilmesinden doğan zarardan kusuru olmasa bile sorumludur. Buradaki sorumluluk kusura dayanmayan ağırlaştırılmış objektif sorumluluktur (tehlike sorumluluğu). Bu sorumluluktan kurtuluş beyyinesi ise aynı Kanunun 86/I.maddesinde şöyle belirlenmiştir. “İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur.” Yine aynı Kanunun 85/son fıkrasında, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” denilmiştir. Bu fıkrada eylemlerinden sorumlu olduğu kişiler, “araç sürücüsü” ve de “aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişiler” ortaya çıkmış bulunmaktadır. Şu var ki, “araç sürücüsü” ve “aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin”, “işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin” kapsamında yer aldığı su götürmez. İşte araç işleteninin sorumluluktan kurtulması için, eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, yasanın deyimi ile kusurları bulunmadığını da kanıtlaması gerekecektir. Somut olayda davalı şirket işleten sıfatına sahip olup, ayrıca dava dosyası içeriği, tarafların iddia ve savunmaları, yargılama sırasında dayandıkları deliller, kaza tespit tutanağı, kusura yönelik bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirkete ait ve dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile ... İlçesi, ... yolu üzerinden seyir halinde iken ... bulvarı üzerinden yolun solundan "U dönüşü yapılmaz" trafik levhasınının yanından, U dönüşü yapmak istemesi ile yolun sağ tarafından seyir halinde olan ve sürücülüğünü ... 'ın yaptığı ... plakalı aracın ön tampon ve kaput kısımlarına, aracın sağ yan kısımları ile çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği; kazanın davalı şirkete ait kamyon sürücüsünün U dönüşü yapılmaz levhası bulunmasına rağmen yoldan U dönüşü yapmak istemesi nedeni ile meydana geldiği, buna göre davalı şirkete ait kamyon sürücüsünün 2918 Sayılı KTK gereğince asli kusurlardan olan 53/1-b-4 (Sola dönüşte sürücünün dönüşe başlamadan gelen taşıtlara ilk geçiş hakkını vermemesi) ile 84/e (geçme yasağı olan yerlerden geçmek, geçmenin herhangi bir trafik işaretiyle yasaklandığı yerlerden geçmek) kurallarını ihlal ettiği; davacıya ait araç sürücüsünün ise kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin zararın meydana gelmesinde davalı araç işletenin kusuru bulunmadığı yönündeki istinafı yerinde değildir. Öte yandan, tek bir olaya bağlı aynı haksız eylemden değişik hukuki nedenlerle sorumlu olanlardan her biri, 6098 sayılı TBK’nun 61 ve 62. md. maddeleri uyarınca, zarardan müteselsilen sorumludurlar. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri, 6098 sayılı BK’nun 162. maddesine göre, borcun tamamından sorumludurlar. Nitekim, 2918 sayılı KTK.nun 88/1. maddesinde, trafik kazası nedeniyle müteselsil sorumluluk öngörülmüştür. Davacı, zararlarını müştereken ve müteselsilen talep edebilecekleri gibi yasanın verdiği müteselsilen talep hakkından açıkça vazgeçerek her bir failin kusuru oranında da talepte bulunabilirler. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde o aracı işleten zarara uğrayan 3. kişilere karşı tehlike sorumluluğu esasına göre, araç sürücüsü de haksız fiil sorumluluğu esasına göre sorumludur. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ise; o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortasıdır. Somut olaya konu trafik kazası nedeniyle davacı nezdinde meydana gelen maddi zararlardan, sigorta şirketi, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında poliçe limitleri dahilinde sorumlu; araç sürücüsü haksız fiil hükümlerine göre sorumlu, davalı ise araç işleten sıfatı ile tehlike sorumluluğu esasına göre müştereken ve müteselsilen sorumludurlar. Zarar gören, zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olanlardan dilerse hepsine, dilerse bir kısmına, dilerse de sadece birine karşı başvurmakta serbesttir. Fakat davacı taraf bu hakkı kapsamında müşterek ve müteselsil sorumlulardan sadece araç işletene karşı istinaf incelemesine konu davayı ikame etmiş olup, davalının zarardan sorumlu olmadığı ve davacının taleplerinin ZMM sigortacısına yöneltilmesi gerektiği yönündeki davalı istinafı yerinde değildir. 2-Davada, dava dışı Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet sigortacısına husumet tevcih edilmediğinden, KTK 97. Maddesi gereği dava açılmadan önce sigorta şirketine başvurulması yönündeki özel dava şartı iş bu davada aranmayacaktır. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinafı da yerinde değildir. 3-İş bu davada, davalı şirketin sorumluluğunun hukuki nedeni araç işleten sıfatı ile tehlike sorumluluğu esasına dayanmakta olup, adam çalıştıranın hukuki sorumluluğuna yönelik istinaf sebeplerinin iş bu davada uygulanma yeri bulunmadığından davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf itirazları da yerinde değildir. 4-Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, davacıya ait aracın kaza tarihinden önceki üç adet hasarına ilişkin sigorta şirketleri dosyalarının yerel mahkemece dosyaya celbedilerek incelenmesine ve aracın aynı yerde hasarı bulunmayıp, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporunda istinaf incelemesine konu değer kaybı yönünden yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda değerlendirme yapılmış olmasına, bilirkişi raporunda ikame araç bedeli belirlenirken davacının bu süre içinde kendi aracını kullanmış olması halinde yapacağı yakıt, amortisman payı vs. gibi zorunlu giderlerin araç mahrumiyet bedeli olarak belirlenen bedelden mahsup edildiğinin ve davacı tarafça aracının tamir süresi içerisinde kasko şirketinden ikame araç hizmeti alınmadığının, bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli olduğunun anlaşılmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (H.M.K.'nın) 353/1-b-(1) maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-... Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile kesin olarak karar verildi.23/10/2025 ... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.