1. Hukuk Dairesi 2010/12951 E. , 2011/3618 K. "" MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/04/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, kök miras bırakanları M.'in 13 parsel sayılı taşınmazdaki bağımsız bölümleri mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak davalılara temlik ettiğini yine davalılara temlik edilen bir kısım bağımsız bölümlerin dava dışı 3.kişilere satıldığını, davalılara yapılan temliklerin muvazaalı olduğunun daha önce dava dışı miras…
**1. Hukuk Dairesi 2010/12951 E. , 2011/3618 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/04/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, kök miras bırakanları M.'in 13 parsel sayılı taşınmazdaki bağımsız bölümleri mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak davalılara temlik ettiğini yine davalılara temlik edilen bir kısım bağımsız bölümlerin dava dışı 3.kişilere satıldığını, davalılara yapılan temliklerin muvazaalı olduğunun daha önce dava dışı mirasçı tarafından açılan ve görülüp kesinleşen (2000/1034 E, 2006/112 K) dava ile belirlendiğini ileri sürerek, 1-9-19-5-6-15 nolu bağımsız bölümler yönünden iptal, tescil, 3.kişiye temlik edilen 8-7-4 ve 12 nolu bağımsız bölümler yönünden bedel isteğinde bulunmuşlardır. Davalılar, ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 29.3.2011 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden asıl T. A. ile vekili Avukat A.D.geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilenler vekilleri gelmediler, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakim.tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal, tescil ve bedel isteğine ilişkindir. Mahkemece, davacıların daha önce görülüp kesinleşen muris muvazaasına dayalı davada muvazaalı işlemin taraf oldukları, kendi muvazaalarına dayanamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.