Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkiline ait... plakalı ... ... marka ... motor nolu ... şase nolu mavi renkteki otomobilin ... ... Caddesinde park halindeyken 14/10/2016 tarihinde sabah 05.00 sularında trafik çekicisi tarafından plakası okunup sigortası olmadığı gerekçesiyle ... ... ... Otoparkı'na çekildiğini, müvekkilinin, eşiyle ayrılık aşamasında olması ve aile içi bir takım sorunlarla başa çıkmaya çalışması sebebiyle aracını yedieminden teslim alamadığını, müvekkilinin arabasın
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, “müvekkilinin nakliye ticareti işi yaptığını, faturalı iş karşılığı ... makina şirketinden faturalı alacaklarına mahsuben ... Bursa Famaro şubesine ait 31.03.2015 tarihli 1 adet çek aldıklarını, çekin vadesine 1 ay varken tahsiline aracılık etmesi için kamera ve tanıklar hususunda ... adında bir kişiye verdiklerini, ... çeki nakde çevireceğini, eğer çeviremez ise aynı gün iade etmeyi taahhüt ettiğini, buna rağmen adı geçen kişinin kendilerini oyaladığını, bu kişi hakkında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na dolandırıcılık ve emniyeti suistimal suçundan dolayı şikayette bulunduklarını, ayrıca Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesinde 2015/387 Esas sayılı dosyada kıymetli evrakın ziyan davası açtıklarını, çek bedelini de depo ettiklerini, çekin keşidecisi olan ... şirketinin bu çeki bankaya ibraz ettiğini öğrendiklerini, çek fotokopisine göre çekte müvekkilinin cirosunun bulunduğunu, bu cironun sonrasında ...’ın onun da sonrasında ... A.Ş’nin ve daha sonrasında da ... ve ... Şirketinin cirolarının bulunduğunu, çekin bankaya ... şirketi tarafından ibraz edildiğini, ... ve ... şirketlerinin cirolarının iptal edilmiş göründüğünü, her ne kadar müvekkilinin çeki ... isimli şahsa ciro etmiş gibi görünse de bu kişi ile müvekkilinin hiçbir ticari ilişkisi bulunmadığını, kaldı ki tahsil için verdiği ... çekte cirosu olmadığından ciro silsilesinin de bozuk olduğunu” iddia ile rıza dışı müvekkilinin elinden çıkan bu çekten dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini ve olası icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 9.4.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile, dava konusu çekin ihtiyati haciz yoluyla takibe konulduğunu ve kapak hesabı yapılarak 185.637,39 TL ödendiğini beyanla, dava değerini bu rakama yükselttiklerini bildirmiştir.Davalılardan ... şirket vekilinin cevap dilekçesinde, “çekin tüm yasal unsurları taşıdığını, ciro silsilesinin kopuk olmadığını, TTK 790.md gereği bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, son ciroyu yapan kişinin çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılacağını, davacı taraf çeki kendi iradesi ile beyaz ve ciro yoluyla teslim ettiğine göre TTK’nun 792 gereği artık yetkili hamil olmadığından istirdat davası açamayacağını, hasımsız olarak açılan çek iptali davasında alınan zayii nedeniyle iptal kararının müvekkilinin icra takibi yapmasına engel oluşturmadığını, TTK’nun 818/e yollaması ile 687.md gereğince şahsi def’iler hamile karşı ileri sürülemeyeceğinden çekin zayii nedeniyle iptali kararının müvekkilini bağlamadığını, davacı taraf 9.4.2015 tarihli ıslah dilekçe ile borç miktarı olarak 185.637,39 TL‘yi icra dosyasına yatırdıklarından dava değerini bu miktara yükselttiğini iddia ile tedbir istemiş ise de, Bursa ...İcra Dairesinin ... sayılı icra dosyası incelendiğinde, 150.000.TL‘lik bedelin davacı tarafça değil, keşideci ... şirketi tarafından ödendiğini, davacının ödediği tutarın ise 35.657,39 TL olduğunu, ancak bu hususun istirdatını isteyebileceğini, davanın İİK 72/6 md gereği istirdat davasına dönüştüğünü” savunarak davanın reddini, en az % 20 tazminata hükmolunmasını talep etmiştir.Diğer davalı ... davaya cevap vermemiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda sonuç olarak, “Davalı ... şirketi ile davalı ... arasında ticari ilişki bulunduğu, dava konusu çekin ... tarafından diğer davalı ... şirketine verildiği ve çek bedeli olarak 141.700 TL tahsil edildiği, davacı ile davalı ... arasında bir ticari ilişki bulunmadığı, davacı ile diğer davalı ... şirketi arasında da bir ticari ilişkinin mevcut olmadığı, davalı ... şirketinin dava konusu çeki Faktoring Sözleşmesi çerçevesinde teslim aldığı bu nedenle davacının, davalı ...’a karşı ileri sürebileceği def’i leri ... şirketine karşı da ileri sürebileceği, davalı ... şirketinin çeki 6361 sayılı kanunun emredici nitelikteki 9/2 maddesine uygun olarak faturaya dayalı biçimde devralındığı kanıtlanamadığından şirketin böyle bir senede dayanarak hak talep edemeyeceği” görüşü açıklanmıştır.Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 04.10.2016 tarihinde davanın kabulüne ve davacının Bursa ...İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takibine konu 150.000 TL tutarlı çekten dolayı davalılara borçlu olmadığının tespitine ve icra dosyasına ödenen 185.657,39 TL’nin ödeme tarihleri itibarıyla avans faiziyle birlikte davalı ... şirketinden tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesi, “çekin kırdırma amacıyla ... elden verildiği bu kişinin çeki kırdırıp bedelini getireceğini söylemesine rağmen getirmediği ve iade edilmeyip bir şekilde davalıların eline geçtiği, davacının bu çeke haklı olarak hamil olduğu, ciro silsilesindeki ... ile davacı arasında bir ticari ilişki bulunmadığı, ... şirketinin de bir Faktoring şirketi olarak kanuna uygun biçimde çeki temlik almamış oluşu nedeniyle ... şirketinin de yetkili hamil olmadığı, her ne kadar davacı icra dosyasına 35.657,39 TL ödemiş ise de, dava dışı ... tarafından ödenen 150.000 TL çek bedeli de bedelsiz olmakla bu miktarın davalı ... şirketinden istirdat edilmesi gerektiği, ciro silsilesinin kopuk olduğu, her ne kadar keşideci parayı ödemekle borcundan kurtulmuş ise de, davacı gerçek hamil ...’nin bu kambiyo ilişkisi çerçevesinde alacaklı bulunduğu çek bedelini borçlusu ... makinadan alamamış olduğu ve davalı ... şirketinin bu parayı haksız olarak elinde bulundurduğu, ıslah edilen miktarın tahsili gerektiği” biçimindedir.Bu karara karşı davacı taraf vekili istinaf başvurusunda bulunmuş olup, istinaf sebebi olacağı %20’si oranda inkar tazminatına karar verilmemiş oluşu nedeniyle kararın bozulması ve sadece bu kısmın karara eklenmesi yönündedir.Davalı ... vekili istinaf sebebi olarak; önceki savunmalarını tekrar etmiş ve bunlara ilave olarak Bursa 13.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/647 Esas sayılı dosyasında beraat kararı verildiğini, davacının çeki kırdırmak için ...’ye verirken çek bedeli kadar senet aldığını, bu şekilde çek bedelini tahsil etmiş sayıldığı, çek bedeli kadar senet alındığının Ceza Mahkemesi beraat kararında yazılı olduğu, çekin tahsil cirosu yoluyla müvekkiline ulaştığını, bankalar dahil olmak üzere, finans kurumlarının tahsil cirosu ile gelen çekler hakkında, 6361 Sayılı Yasada ya da diğer mevzuatta herhangi bir kısıtlama bulunmadığını, davacı taraf ceza yargılamasında çeki tahsil cirosu için verirken bedeli kadar bono aldığını kabul ve ikrar ettiğine göre, aynı çek bedelinin ikinci kez tahsili yoluyla istirdadına karar verilmesinin ve davacı tarafından yatırılmayan 150.000 TL’nin istirdadına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu iddia ile duruşmalı inceleme yapılarak ve kararın icrası ertelenerek ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.Dosya ekinde Bursa 13.Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/647 Esas sayılı dosyasında, 17.11.2015 tarihli duruşma zaptında müşteki ...’nin “Ben sanığa birlikte gidip çeki kırdıralım dedim, o bana güvenmiyor musun dedi, o sıra 150.000 TL’lik bir senet imzalayıp verdi.” biçiminde beyanda bulunduğu ve Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 01.06.2016 tarihinde sanık ... hakkında beraat kararı verildiği görülmektedir.Dairemizce dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda 23/01/2017 tarihli, 2016/218 Esas - 2017/53 Karar sayılı ilamla davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı ... şirketinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi hükmünün "icra dosyasına ödenen" ibaresiyle başlayan 2.fıkrasının kaldırılmasına, icra dosyasına davacı tarafça ödenen 35.657,39 TL'nin ödeme tarihi itibariyle işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, davacı tarafça yatırılmayan 150.000,00 TL'lik kısım yönünden istinaf talebinin reddine, davacının davalılara takibe konu 150.000,00 TL tutarlı çekten dolayı borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmiş, kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 28/02/2019 gün, 2018/386 Esas, 2019/1260 Karar sayılı ilamıyla; davalı vekilinin istinaf taleplerinin kısmen yerinde görüldüğü, bu durumda HMK'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi hükmünün tamamen kaldırılarak yeniden esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken, usul hukuku hükümlerine uyulmadan yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediğinden bahisle bozma kararı verildiği görülmüştür. Bozma sonrası dairemizce yapılan duruşmada usul ve yasaya uygun olan bozma ilamına uyulmuştur.