DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/266 E. , 2024/1949 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/266 Karar No : 2024/1949 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 07/03/2022 tarih ve E:2016/58264, K:2022/759 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişk
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/266 E. , 2024/1949 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/266 Karar No : 2024/1949 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 07/03/2022 tarih ve E:2016/58264, K:2022/759 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine, özlük haklarının iadesine ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun'un) 3. maddesinin 1. fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 07/03/2022 tarih ve E:2016/58264, K:2022/759 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ve birleştirme talebi yerinde görülmemiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, her ne kadar tanık Z.A. tarafından, Savcılıkta alınan ifadesinde davacının örgüt içerisinde yer aldığı belirtilmişse de, Ceza Mahkemesince alınan ifadesinde duyumlardan hareketle böyle bir çıkarımda bulunduğunu, davacının örgütle bağlantısı bulunduğuna ilişkin somut bir bilgisi olmadığını, 2014 yılı HSK seçimlerinde kendisinden oy istemediği gibi, başkalarından oy istediğine de şahit olmadığını belirttiği görüldüğünden; Z.A.'nın somut bir veriye dayanmayan, daha sonra Ceza Mahkemesinde alınan ifadesinde de duyuma dayalı olduğu belirtilen ve dosyada başka delillerle de desteklenmediği anlaşılan davacının örgüt içerisinde yer aldığı yönündeki Savcılıkta alınan ifadesinin, davacının örgütle iltisakı ve irtibatı bulunduğunun göstergesi olan bir delil olarak kabulüne olanak bulunmadığı, Netice itibarıyla, Z.A. isimli tanığın beyanının, davacının örgüt içerisinde yer aldığına ilişkin somut bir veriye dayanmaması ve duyuma dayalı olması nedeniyle, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Tanık Z.O. tarafından, Savcılıkta alınan ifadesinde, davacının örgüte yakınlığıyla bilindiğinin belirtildiği, Ceza Mahkemesince alınan ifadesinde ise davacıyla aynı binada görev yapması dışında kendisini tanımadığının, örgüt içerisinde yer aldığını bildiği iki kişinin olduğunun, ifadesinde geçen diğer şahıslarla ilgili duyumunun olduğunun belirtildiği, dolayısıyla davacının örgütle bağlantısına yönelik somut verilere dayanılmadığı ve duyumlardan hareketle çıkarımda bulunulduğu, davacının örgüt içerisinde yer aldığına ilişkin olarak dava dosyasında herhangi bir somut tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin bulunmadığının görüldüğü, Netice itibarıyla, Z.O. isimli tanığın ifadesinde, davacının örgüte yakınlığıyla bilindiğinin belirtilmesi, anılan ifadenin davacının örgüt içerisinde yer aldığına ilişkin somut bir veriye dayanmaması ve duyuma dayalı olması nedeniyle, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı sonucuna varıldığı, Tanık H.Y.Y. (Dairece sehven H.H.Y. yazıldığı anlaşılmıştır.) tarafından, Savcılıkta alınan ifadesinde, davacının örgüt içerisinde olduğu yönünde duyumunun olduğunun belirtildiği, Ceza Mahkemesince alınan ifadesinde ise davacının örgütle bağlantısı bulunduğuna ilişkin somut herhangi bir bilgisinin ya da gördüğü bir hususun olmadığının, örgüt üyesi olan hakimler arasında davacının da adının geçtiğini duyduğunun belirtildiği, davacının örgütle bağlantısına yönelik duyumlardan hareketle çıkarımda bulunulduğu, ayrıca duyumlarının kaynağı olduğu iddia edilen H.Y. isimli şahsın dosya içerisinde veya ceza yargılamasında herhangi bir ifadesinin bulunmadığı, davacının örgüt içerisinde yer aldığına ilişkin olarak dava dosyasında herhangi bir somut tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin bulunmadığının görüldüğü, Netice itibarıyla, H.Y.Y. isimli tanığın ifadesinde, davacının örgüt içerisinde yer aldığını duyduğunun belirtilmesi, anılan ifadenin davacının örgüt içerisinde yer aldığına ilişkin somut bir veriye dayanmaması ve duyuma dayalı olması nedeniyle, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı sonucuna varıldığı, Öte yandan, davalı idarenin savunma dilekçeleri ekinde sunduğu CD'lerin içinde davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantısının olamayacağına ilişkin beyanlara yer verildiğinin görüldüğü, Her ne kadar davalı idare tarafından kararda yer verilen ifadelerle ilgili olarak, "Ayrıca dosyada mevcut olan davacının FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olmadığı yönündeki beyanlar yönünden, bu beyanların bilgi veya görgüye dayanmayan "düşünce" veya "tahmin" mahiyetinde salt kanaat içeren açıklama olduğu, beyanın "örgüt üyeliği" konusuna ilişkin olduğu hâlbuki Kurulumuzca davacının "üyelik" isnadına değil "iltisak veya irtibat" isnadına dayandığı, ilgililer hakkında başkaca delil bulunmaması varsayımı altında açıklanmış kanaat olduğu, yine örgütün gizlilik politikası gereği beyanda bulunanların kendi bilgileri dışında örgütle ilişkili olan bazı kişilerin örgüt mensubu olmadığı şeklinde hatalı bir kanaate ulaşmasının da mümkün olduğu dikkate alındığında, dosya içeriğindeki somut deliller karşısında anılan bu beyanların davacının durumunu etkilemediği görülmektedir." şeklinde bir beyanda bulunmuş ise de; netice itibarıyla davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyacak bir beyan bulunmadığı, aksine davacının anılan örgütle irtibat ve iltisakının bulunmadığı yönünde beyanların olduğunun görüldüğü, Ankesörlü/sabit hat telefon görüşmesi kaydı yönünden, davacı hakkında Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığınca hazırlanan rapor incelendiğinde, büfe/ankesörden yapılan aramaların "yakın zaman diliminde birbirini takip eden peşi sıra arama (ardışık arama)" veya "farklı tarih ve zaman diliminde belirli gün aralığı dahilinde arama (periyodik arama)" şeklinde olmayan tekil aramalar olduğu, bu haliyle söz konusu aramaların, Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile Yargıtay... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında belirtilen kriterleri taşımadığı ve ardışık arama olarak nitelendirilmesine imkan bulunmadığından, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı, Davacı hakkında düzenlenen iddianame ve beraat kararı içeriğinde yer alan deliller yönünden, davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçundan beraat kararı verilmiş olmasının, davacının 667 sayılı KHK uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemin hukuka uygun olup olmadığı yönünden, Dairelerince bakılan bu davada yapılan idari yargılama açısından bağlayıcılığının bulunmadığı, bununla birlikte, ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan tespit ve değerlendirmeler ile anılan kamu davasının açılmasının dayanağı iddianamede yer alan hususlar davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatı noktasında incelendiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının göstergesi olabilecek herhangi bir delil ya da bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı, Netice itibarıyla, davacı hakkında düzenlenen iddianame ve beraat kararı içeriğinde yer alan hususların, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince yapılan 22/11/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 19/01/2022 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ...esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyası dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de; bu disiplin soruşturması kapsamında davacının, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakına ve/veya irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve/veya irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, Sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı, Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise, davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 22/11/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da, davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı, Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, Dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesi gerektiği, Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ...sayılı kararının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının, maddi ve manevi tazminat taleplerinin yasal faiziyle saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmesine karşın Dairenin parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar vermesinin hatalı olduğu, usule ilişkin itirazlarının karşılanmadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, Dairece davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle irtibat ve iltisaklı olduğu noktasında katı bir bakış açısıyla sonuca varıldığı, davacının hâkimlik ve savcılık mesleğinde kalmasının uygun olup olmaması yönünden yapılan değerlendirmede sübut derecesinin aranmasının usul ve yasaya aykırılık oluşturduğu, Dairenin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatları nedeniyle meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcılar tarafından açılan davalarda verdiği bir kısım ret kararlarında yer alan değerlendirmeler ile işbu dosyadaki gibi verilen iptal kararlarının gerekçelerinde ciddi çelişkiler bulunduğu, tanık beyanlarının duyuma dayalı olduğu, somut verilere dayanmadığı gerekçesiyle davacının örgütle irtibat ve iltisakını ortaya koymadığı ifade edilmiş ise de; her üç tanık beyanına bakıldığında, tanıkların bir ya da birkaç kişi hakkında değil, olayın hemen akabinde sıcağı sıcağına alınan ifadelerinde birçok kişi ile ilgili olarak FETÖ/PDY ile irtibat/iltisaklarının olduğu yönünde iddiada bulundukları, dahası tanıklardan Z.A'nın kesin yargı içerecek şekilde davacının örgütle bağını ortaya koyduğu, davacı hakkında ifade veren Z.A'nın, ilk vermiş olduğu ifadesini ceza yargılamasında kısmen değiştirmiş olmasının ilk ifadesini geçersiz kılmayacağı gibi, tanıkların ilk vermiş oldukları ifadelerin delil değerinin daha yüksek olacağı, bu çerçevede, birbirine benzer içerik taşıyan tanık beyanları bir arada değerlendirildiğinde, tanık beyanlarının davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varmak gerektiği, bu sebeple, Dairenin tespitinde hukuka uyarlık bulunmadığı, bazı dosyalarda anılan kişilerin ifadelerinin davacıların aleyhine delil olarak değerlendirildiği, bunun çelişki oluşturduğu, ankesörlü/sabit hat arama yönünden, telefon numaralarının kullanımına dair raporun, irtibat tespit edilen numaraların kim tarafından kullanıldığını net şekilde ortaya koymasının elzem olduğu, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından davacı hakkında düzenlenen raporda davacıyla ilgili ardışık arama bulunduğu tespitinin yapıldığı, eksik incelemeyle karar verildiği, meslekten çıkarılan ilgililer hakkında işlem tesis edildiği tarihte idarelerince yapılan değerlendirmeyi destekleyen ve idari/adli süreçte taraflarına gönderilen bilgi ve belgelerin yargı yeri ile paylaşılmasının, işlemin dayanağı delillerin sonradan tespit edildiği anlamına gelmeyeceği, bu şekildeki bir ifadenin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, parasal ve özlük hak, maddi, manevi tazminat ve faize ilişkin taleplerin yasal dayanaktan yoksun olduğu, 685 sayılı KHK, Anayasa'nın 159. maddesinin 10. fıkrası ve 7075 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 1. fıkrası uyarınca tam yargı davalarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu, 685 sayılı KHK'nın yürürlüğe girdiği 23/01/2017 tarihi öncesi için hiçbir şekilde parasal ve özlük hak, maddi ve manevi tazminat ve faize hükmedilemeyeceği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi ile Daire kararının, dava konusu kararlara ilişkin kısmının onanması, parasal ve özlük haklara ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 31/01/2024 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen cevaba ilişkin bilgi ve belgelerin dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Daire kararının dava konusu kararların iptaline ilişkin kısmına yönelik yapılan temyiz isteminin incelenmesinden; Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın dava konusu kararların iptaline ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın temyize konu bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Daire kararının davacının dava konusu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine ilişkin kısımlarına yönelik yapılan temyiz istemine gelince; Yargılama hukukunun temel ilkelerinden biri olması nedeniyle idari yargılama usulünde de uygulanması gereken "taleple bağlılık ilkesi"nin düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesinin 1. fıkrasında, "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." hükmüne yer verilmiştir. Bu ilke uyarınca, idari yargı yerleri davacının istemi ile bağlı olup, istemi genişletecek biçimde karar vermelerine imkân bulunmamaktadır. Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından, dava konusu işlemler nedeniyle yoksun kalınan parasal ve özlük haklarının, maddi ve manevi tazminat taleplerinin yasal faiziyle birlikte saklı tutulmasının istenildiğinin belirtildiği, ancak Dairece, anılan istemden farklı olarak davacının parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verildiği görülmüştür. Bu durumda, taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak karar verildiği anlaşıldığından, davacının dava konusu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine yönelik temyize konu Daire kararının bu kısımlarında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, 2. Yukarıda belirtilen gerekçeyle dava konusu kararların iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine yönelik Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 07/03/2022 tarih ve E:2016/58264, K:2022/759 sayılı kararının dava konusu kararların iptaline ilişkin kısmının ONANMASINA, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine ilişkin kısımlarının BOZULMASINA, 3. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine, 4. Kesin olarak, 03/10/2024 tarihinde, Daire kararının, dava konusu işlemlere ilişkin kısmı yönünden oyçokluğu, parasal ve özlük haklara ilişkin kısmı yönünden oybirliği ile karar verildi. KARŞI OY X- Dava; yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Anayasa'nın 138. maddesinde, hâkimlerin bağımsızlığı vurgulanmış ve vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri gerektiği belirtilmiş, hiçbir organ veya kişinin mahkemelere veya hâkimlere emir veya talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği veya tavsiye ve telkinde bulunamayacağı vurgulanmıştır. 139. maddesinde ise hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarih ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir. Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile "terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen" üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir. Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır. Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerle hain darbe girişiminin gerçekleştirildiği 15/07/2016 tarihinin hemen akabinde 18/07/2016 tarihinde Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca ifadeleri alınan tanıkların beyanlarında, cemaatçi (söz konusu dönemde FETÖcü yerine kullanılan tabir) olan ya da cemaate yakınlıklarıyla bilinen kişiler arasında davacının da olduğu hususlarının belirtildiği dikkate alındığında, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varıldığından, meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun dava konusu kararlarında hukuka aykırılık bulunmadığı, bu nedenle davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ve Daire kararının temyize konu bu kısmının da bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.