(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/329 E. , 2008/6959 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın içişleri Bakanlığı yönünden reddine, diğer davalı yönünden kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı ve davalı ... Pet. Turizm Tic. San. Ltd. Şti. avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, inşaat mühendisi …
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/329 E. , 2008/6959 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın içişleri Bakanlığı yönünden reddine, diğer davalı yönünden kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı ve davalı ... Pet. Turizm Tic. San. Ltd. Şti. avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, inşaat mühendisi olarak çalıştığı dava dışı şirkete ait araçla, görevli olarak gitmiş olduğu ...’den ...’ya dönerken, yol üzerinde bulunan davalı şirkete ait Çiltaş tesislerine, aracını park ederek yemek molası için girdiğini, bu sırada aracının arka camının kırılmak suretiyle içinde bulunan diz üstü bilgisayar, kameralı fotoğraf makinesi ve diğer bir kısım eşyalarının çalındığını, gerekli güvenlik tedbirlerini sağlamakta ihmali bulunan davalı şirket ve diğer davalı İçişleri Bakanlığının olay nedeniyle sorumlu olduklarını ileri sürerek, uğramış olduğu maddi ve manevi zararlar nedeniyle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 7.500,00 YTL maddi, 10.000,00 YTL de manevi tazminatın faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalılar, olay nedeniyle kusurları bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, davalı İçişleri Bakanlığı hakkında açılan davanın, idari yargıda görülmesi gerektiğinden bahisle reddine, davalı şirket hakkında açılan davanın ise, kısmen kabulüne, 3.450,00 YTL’nin yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş, hüküm, davacı ve davalı şirket tarafından temyiz edilmiştir. 1-HUMK.nun 381 maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az, aynı yasanın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK.nun 388/son maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara 2008/329-6959 yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389 maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de HUMK.nun 388 maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Öte yandan kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HUMK.nun yukarda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir. Temyize konu davada, kısa kararda “...3.450,00 YTL’nin 26.12.2006 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile tahsiline” şeklinde hüküm kurulmasına rağmen, gerekçeli kararda ise, “...3.450,00 YTL’nin 26.1.2006 ihtarname tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile tahsiline” şeklinde hüküm kurulmuş olması, az yukarda açıklanan kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olup, kararın bozulmasını gerektirir. Mahkemece, 10.4.1992 tarih ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi kısa karar ile bağlı kalınmadan, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir. 2-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 21.5.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.