İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 28/11/2025 YAZIM TARİHİ : 28/11/2025 Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/... esas ve 2022/... karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın Adana 10. İcra Müdürlüğü'nün 2020/... esas sayılı dosyasında 100.000,00.TL bedelli bonoya dayanarak icra takibine giriştiğini, m…
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/2318 KARAR NO : 2025/2561 KARAR TARİHİ : 28/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/05/2022 NUMARASI : 2021/... Esas, 2022/... Karar DAVACILAR : 1-... -TCK NO:... 2-... - TCK NO:..., VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... - TCK NO:..., ... VEKİLİ : Av. ..., DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 28/11/2025 YAZIM TARİHİ : 28/11/2025 Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/... esas ve 2022/... karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın Adana 10. İcra Müdürlüğü'nün 2020/... esas sayılı dosyasında 100.000,00.TL bedelli bonoya dayanarak icra takibine giriştiğini, müvekkilinin taşınmazlarına haciz konulduğunu, ayrıca her iki müvekkilinin ikamet adresine fiili hacze gelinmiş olduğunu, müvekkillerinin haciz ve satış tehdidi altında olduğunu, davaya konu bononun ön yüzünde alacaklı görünen kişinin dava dışı tacir ... olduğunu, müvekkillerinin ve senette imzası bulunan diğer tarafların öğretmen olduklarını, ...'ın müvekkillerinin açacağı dershane kurumuna ortak olmak ve kurumun müdürü olmak istediğini, resmi işlemlerde kendisi olacağı için ileride bir borç oluşması ve ödeme yapması ihtimali için teminat olarak 100.000,00.TL bedelli icra takibine konu bonoyu imzalatmak istediğini, müvekkillerinin de eğitim kurumu açılıp iş yapılarak para kazanılacağı için güvenerek bonoyu imzaladıklarını, ortada verilmiş bir 100.000,00.TL olmadığını, ...'ın ve davalı ...'ın muvazaalı hileli işlemler yaptıklarını, bononun arkasındaki ciro işlemlerinden de anlaşılacağı üzere ...'ın bonoyu önce davalı kardeşine ciro etmiş gibi gösterdiğini, sonra iptal ibaresi yaparak cironun iptal edildiğini, ancak icra takibinin halen ... adına yapıldığını, davalı ...'ın ve abisi ...'ın müvekkillerini borç altına sokarak ödeme yapmaya zorladıklarını, ...'ın yetkili hamil olmadığını, bononun arkasındaki ciroda açık ve net olarak iptal ibaresi varken geçerli bir cirodan söz edilemeyeceğini, belirterek İİK'nin 72/3 maddesi doğrultusunda icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davanın kabulü ile müvekkillerinin Adana 10. İcra Müdürlüğü'nün 2020/... esas sayılı dosyasındaki 100.000,00.TL bedelli bono yönünden borçlu olmadıklarının tespitine, haksız ve kötü niyetli olan davanın %20'den aşağı olmamak üzere takdir olunacak tazminata mahkum edilerek müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların takibe konu bononun dava dışı lehtarına ilişkin iddialarını kabul etmediklerini, davaya konu bono üzerinde bononun teminat senedi olduğuna ve bononun ciro edilemeyeceğine ilişkin herhangi bir ibarenin olmadığını, bononun kim tarafından nasıl doldurulduğunun da imzalar ve senet bedeli kabul edildiğinden işbu davayı ilgilendirdiğini, müvekkilinin yetkili hamil olması nedeniyle imza örneklerinin incelenmesinin davaya katkısı olmayacağını, davacıların ...'a iş bu senedin verildiğini kabul ettiklerini, ...'ın da senedi Yasaya uygun olarak ciroladığını, müvekkiline teslim ettiğini, ciro ve teslimle bononun devredilebileceğinden tartışmaya mahal vermeyecek kadar açık olduğundan hile veya sahtecilikten söz edilemeyeceğini, bir kimsenin öz kardeşi aleyhine işlem yapmaktan kaçınmasının son derece doğal olduğunu belirterek davanın reddine, haksız dava nedeniyle davacılar aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; takibe konu senet incelendiğinde, senedin 15.09.2019 vade, 10.08.2019 düzenlenme tarihli 100.000,00.TL bedelli senet olduğu, borçlu olarak davacı Miraç Ülgür ile diğer davacı ...'nin isim ve imzalarının bulunduğu, senet alacaklısının ... olduğu, senedin arka yüzünde ...'ın isim ve imzasının bulunduğu, ... tarafından senedin ciro edildiğinin görüldüğü, bunun alt kısmında davalı ...'ın isim ve imzasının bulunduğu ancak cironun üzerine iptal ibaresinin yazılı olduğu, davacıların senet üzerindeki imzalarını kabul ettikleri, senet üzerindeki ilk cironun lehtara ait olduğu, lehtarın imzasına bir itirazın bulunmadığı, senedin teminat karşılığı olarak verildiği ileri sürülmüş ise de, esasen senet üzerinde teminat olduğunu gösteren herhangi bir kaydın (Ciroda "rehin içindir" , "bedeli teminattır" gibi ) bulunmadığı, aksini gösterir yazılı bir delilin de dosyada mevcut olmadığı, senedin devrinin ciro ve teslimle gerçekleştiği, söz konusu senetin ilk olarak lehtar tarafından cirolandığı, ikinci cironun davalı tarafından yapıldığı üzerine iptal yazıldığı, davalı tarafından yapılan cironun geçersiz olduğu, bu geçersizliğin, ilk ciroyu geçersiz hale getirmediği, senedin davalıya cirolandığı ve davalıya teslim edildiğinin anlaşıldığı, senedi düzgün ciro ile elinde bulunduran kişinin hak sahibi olduğu, bu bakımdan davalının hamil olduğu, davacılar tarafından her ne kadar dava dışı ...'ın senedi kardeşi olan davalıya kendi alacaklılarından kaçmak amacıyla senedi devrettiği, bu bakımdan bu devrin muvazaa nedeniyle geçersiz olduğu iddia edilmiş ise de kambiyo senetlerinin illetten mücerret olduğu, bu husustan senedin geçerliliğinin ve davalı alacaklının sıfatının etkilenmeyeceği, yine davalı tarafından kardeşi ilk ciranta olan ...'a yönelik takip başlatılmamasının da senedin vasfına ve senette imzası bulunan davacıların sorumluluğuna etki etmediği, dava değeri itibariyle HMK m. 201 gereğince senede karşı senetle ispat zorunluluğu kuralı gereği tanık dinletilemeyeceği ve senetle ispat zorunluluğunun istisnası kapsamında (HMK m. 203) taraflar arasında bir yakınlığın bulunmadığı, davacının iddialarını yazılı delil ile ispatının gerektiği, davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı, Mahkemenin 25.03.2022 tarihli duruşmasında davacılara yemin hakkının hatırlatıldığı, davacıların davalıya yemin metni hazırladığı, davalı asilin duruşmaya gelerek davacının yemin metnindeki iddialarına karşı yemin eda ettiği, yemininde sebat ettiği, davacının bono ile aynı kuvvette başkaca bir delil de ibraz edemediği, yeminin kesin delil niteliğinde olduğu anlaşılmakla açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur (Yargıtay 19 HD 2016-19709-E ve 2018-4799-K, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2013/... K. Sayılı ilamı). DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin ve senette imzası bulunan diğer tarafların öğretmen olduklarını, ...'ın ticari hayattaki tecrübesine dayanarak öğretmen olan müvekkillerinin açacağı dershane/eğitim kurumuna ortak olmak ve kurumun müdürü olmak istediğini, resmi işlemlerde kendisi olacağı için ileride bir borç oluşmasının ve ödeme yapması ihtimali için teminat olarak 100.000,00.TL bedelli icra takibine konu bonoyu imzalatmak istediğini, müvekkkillerinin de eğitim kurumu açılıp iş yapılarak para kazanılacağı için güvenerek bonoyu imzalattığını, ortada verilmiş bir 100.000,00.TL'nin bulunmadığını, bononun arkasında yer alan iptal edilmiş cirodaki ... yazısının da ... altındaki imzanın da davalı ...'a ait olmadığını, davalı ...'ın yemin eda ettiği duruşmada bunu ikrar ettiğini, Yerel Mahkemece araştırma yapılmadığını, menfi tespit davalarının usulüne ve yasa hükümlerine aykırı şekilde araştırma yapılması taleplerinin hakimce ısrarla reddedildiğini, araştırma yapılmadığını, araştırmaların mahkemece yapılmayınca son olarak yemin deliline başvurmaya mecbur kalındığını, davalının da çelişkili halde yemin ettiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, menfi tespit davasıdır. Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, davalı tarafından müvekkilleri aleyhine bonoya dayalı olarak icra takibi başlatıldığını, ancak müvekkillerinin davalıya borçlu olmadıklarını, zira dava konusu bononun taraflarca açılacak bir dershane işletmesine dair teminat amaçlı olarak düzenlendiğini belirterek müvekkillerinin davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiş olup, davalı ise davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olup, işbu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nin 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Adana Genel İcra Müdürlüğü'nün 2021/... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı tarafından davacılar aleyhine bonoya dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının 10/10/2019 düzenleme tarihli, 15/11/2019 vade tarihli ve 60.000,00.TL bedelli bono olduğu anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nun 776. maddesinde bononun unsurları düzenlenmiş olup, takibe konu bonoda yasada aranan tüm şartların bulunduğu, davacının bononun keşidecisi olduğu ve imzaya bir itirazının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından, dava konusu bononun tehdit ve baskı altında düzenlendiği ileri sürülmüştür. Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak alacaklıdadır. Ancak kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olmadığının ispat yükümlülüğü davacı-borçlu tarafa aittir. Davacı taraf senedin teminat senedi olduğunu ve gerçek bir borcu yansıtmadığını HMK'nın 200 ve 201. maddeleri gereği yazılı delil ile ispatlamalıdır. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 16/10/2019 tarih ve 2018/... esas, 2019/... karar sayılı kararı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 19/01/2016 tarih ve 2015/7912 esas, 2016/285 karar sayılı kararları da bu yöndedir.) Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere göre kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, davacıların dava konusu senedin teminat senedi olduğunu yazılı delil ile ispatlayamadıkları, ayrıca davacı tarafça çekişmeli vakıalarla ilgili davalıya yemin teklif edildiği ve davalı tarafından duruşmada yeminin eda edildiği, yeminin kesin delil mahiyetinde olduğu ve neticede davacıların iddialarını ispatlayamadıkları, bu sebeple davanın reddine dair ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacılar vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b.1 maddesi gereğince davacılar vekilinin İlk Derece Mahkemesi'nin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40.TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 80,70.TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70.TL istinaf karar harcının davacılardan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf başvurusu nedeniyle davacılar tarafından yapılan harcamaların kendi üzerine BIRAKILMASINA, 4-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 5-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme dosya üzerinden yapıldığından talep eden lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın DAİREMİZCE taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, dava değeri göz önüne alınarak Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere ve oybirliğiyle karar verildi.28/11/2025 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır