4. Hukuk Dairesi 2022/13782 E. , 2023/13641 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/821 E., 2021/165 K. DAVA TARİHİ : 18.09.2013 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili ile davalı vekili tar
**4. Hukuk Dairesi 2022/13782 E. , 2023/13641 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/821 E., 2021/165 K. DAVA TARİHİ : 18.09.2013 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacılar vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 15.03.2022 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.. Belli edilen gün ve saatte davacılar vekilleri Av. ... ve Av. ... geldi, davalı adına gelen olmadı. Davacılar vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra eksiklik nedeni ile geri çevrilen dosya eksik hususlar tamamlanarak geri gelmekle işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 18.12.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların murisi İbrahim Halil Kılınç'ın, davalı idarenin 28.07.1998 tarihli oluru ile 49 yıllığına özel ağaçlandırma izni alarak ağaçlandırma sahası projesine uygun biçimde 6150 adet kavak ağacı dikerek ağaçlandırdığını, ancak idarenin haksız yere bu izni iptal ettiğini, kavakların arzın mülkiyetine tabi olmadığını, menkul mal hükmünde olduğunu, murislerinin dikip bakımını yaptığı ağaçların kesilmesi için Orman ve Su İşleri Bakanlığına başvurduklarını ancak olumsuz cevap aldıklarını belirterek, Çerkezköy Serisi 86 nolu bölmede 19 hektarlık alanda davacıların murisi ... tarafından dikilen 6150 adet kavak ağacının kesilmesine izin verilmesi veya fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL kavak bedelinin tahsiline karar verilmesini talep etmiş 16.12.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile tazminat talebini 234.493,33 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde; davacı ile idare arasında akdedilen taahhüt senedi uyarınca ilgili sahanın davacıların murisine teslim edildiğini, ancak 1999 yılı Nisan ayı içerisinde kendisine tahsis edilen saha dışında 30-40 dekarlık devlet ormanını daha tel ile çevirdiğini ve alanda bulunan 460 adet meşe ağacını kestiğini ayrıca 82,81 m²'lik iki katlı bina yaptığını, bu nedenlerle Bakanlığın 01.06.2001 gün ve 345 sayılı olurları ile daha önce verilen iznin iptal edildiğini ve davacılar murisi hakkında ceza davaları açıldığını belirterek, davanın zamanaşımı ve esastan reddi gerektiğini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 25.02.2015 tarih ve 2013/433 Esas, 2015/204 Karar sayılı kararıyla, davacıların murisi olan İbrahim Halil KILINÇ'ın Çerkezköy Orman İşletme Şefliği Çerkezköy Serisi 86 nolu bölmede 19 hektarlık orman alanında 28/07/1998 tarih ve 311 sayılı olur ile 49 yıllığına özel ağaçlandırma izni alarak ağaçlandırma sahasını projesine uygun biçimde ağaçlandırdığı, kavakların kesim zamanı geldiğinde, davacıların kavakların kesimi için Orman ve Su İşleri Bakanlığına başvurdukları ancak kabul edilmediği, dava konusu kavaklığın tesisinden dava tarihine kadar 16 yıl geçmiş olup projeye göre kavakların kesilmesi gereken yılın 4 yıl geçtiği, dikili değerlendirilmemesi halinde kesim sonrası ürebilecek ürün çeşitlerine göre de ayrı bir değerlendirme de yapıldığını buna göre, 5475 adet 2019,740m3 DKGH'ne sahip kavak ağaçlarının 2014 yılı dikili ağaç muhammen bedei üzerinden değerinin 262.566,20 TL olduğu, 5475 adet dikili kavak ağacının kesilmesi ve üretimi sonucunda elde edilebilecek ürün çeşitleri miktarına göre 2014 yılı 6831/112 madde birim fiyatlarına göre değerinin 234.493,33 TL olduğunun hesap edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 234.493,33 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 06.03.2018 tarih ve 2015/15988 Esas, 2018/1556 Karar sayılı ilamıyla, "... Davacılar vekili, 18.09.2013 havale tarihli dava dilekçesinde olay akışını sıralı olarak açıkladıktan sonra sonuç bölümünde davaya konu kavak ağacının kesilmesine izin verilmesine veya kavakların bedelinin tazminat olarak ödenmesine karar verilmesini terditli olarak talep etmiştir. Terditli dava, davacının iki ayrı talepte bulunduğu ve talebini kademeli olarak yaptığı dava türü olup davaya konu olayda taleplerin dayandırıldığı maddi vakıalar aynı fakat hukuki sebebi farklıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 111 inci maddesinde, davacının, aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik-fer'ilik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebileceği, bunun için, talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağlantının bulunmasının şart olduğu, mahkemenin, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemeyeceği ve hükme bağlayamayacağı düzenlenmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinde ise hâkimin, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu ve ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği düzenlenmiştir. Şu halde; davacıların davayı terditli olarak açmış olması, asıl talep olarak ormanlık alana dikilen ve menkul mal niteliğinde olan kavak ağaçlarının kesilmesine izin verilmesi, fer'i talep olarak da ağaçların bedelinin tazmini isteminde bulunmuş olmaları ve talebe esas kavak ağaçlarının halen alanda dikili olarak mevcut olması da gözetilerek, öncelikle davacıların asıl talebi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, bu talep hakkında olumlu-olumsuz bir karar verilmeksizin, doğrudan fer'i nitelikteki tazminat isteminin kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir...." gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davacılar vekilinin karar düzeltme isteği Dairenin 26.06.2019 tarihli ve 2018/4039 Esas, 2019/3580 Karar sayılı ilamıyla reddedilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma ilamına uyulmasına karar verildiğinden bozma kapsamı dışında ve bozma sonrası alınan bilirkişi raporlarına itibar edilemeyeceği, bozma öncesi alınan bilirkişi raporunda Çerkezköy Orman İşletme Şefliği Çerkezköy Serisi 86 nolu bölmede 19 hektarlık alanda 28.07.1998 tarih 511 sayılı olur ile yapılan özel ağaçlandırma projesi kapsamında davacıların murisi ... tarafından 5475 adet ağacın dikilmiş olduğunun tespit edildiği, söz konusu ağaçların muris tarafından dikilmiş ve büyütülmüş olduğu konusunda ihtilaf bulunmadığı, dikilen ağaçların menkul mal niteliğinde olduğu ve halen alanda dikili olarak mevcut olması da gözetilerek, davacıların asıl talebi olan kavak ağaçlarının kesilmesi yönünde davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile dava konusu Çerkezköy Orman İşletme Şefliği Çerkezköy Serisi 86 nolu bölmede 19 hektarlık alanda 28.07.1998 tarih 511 sayılı olur ile yapılan özel ağaçlandırma projesi kapsamında davacıların murisi ... tarafından dikilen 5475 adet ağacın davacılar tarafından kesilmesine izin verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; asıl talep olan ağaçların kesilmesi talebinden vazgeçtiklerini, bu nedenle tazminat talebinin kabulü gerektiğini, mahkemenin davanın kabulü ile 5475 adet ağacın davacılar tarafından kesilmesine izin verilmesine karar verdiğini ama ortada kesilecek ağaç olmadığını, bütün ağaçların kurumuş, yıkılmış ve çürümüş bulunduğunu, mahkemenin gerekçesinde "bozma sonrası alınan bilirkişi raporlarına itibar edilemeyeceğini" belirttiğini, ama niçin itibar edilemeyeceğine dair hiçbir gerekçe gösterilmediğini, davacıların Anayasa'nın 141/3 üncü maddesiyle teminat altına alınan "gerekçeli karar hakları" nın ihlal edildiğini, kararın bozmadan önce temin edilmiş olan 01.12.2014 tarihli bilirkişi raporuna dayanılarak verildiğini, o raporun üzerinden altı küsur yıl geçtiğini, bu sürede bütün ağaçların kuruyup çürüdüğünü, 6100 sayılı Kanun'un 31 inci maddesine göre "Hakimin davayı aydınlatma ödevi" gereği taraflara açıklama yaptırma, soru sorma, delil gösterilmesini talep etme gibi kurumları işletmesi gerektiğini, ıslah yapmak için kısa bir süre talep edildiği halde süre verilmediğini, son bilirkişi raporundaki miktar üzerinden tazminata hükmedilmesi gerektiğini, bu haliyle verilen kararın usul ve kanuna aykırı aykırı olduğunu ileri sürerek bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacıların murisine davalı idarece verilen özel ağaçlandırma izninin davacıların murisinin 6831 sayılı Orman Kanunu'na ve taahhüt senedine aykırı eylemleri nedeniyle iptal edildiğini, davacıların öteden beri devlet ormanı olan bu saha üzerinde korunmaya değer hiç bir hakları bulunmadığını, kusurlu taraf olmalarına rağmen tazminat isteminde bulunmalarının Medeni Kanun'un bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağına ilişkin 2 nci maddesine aykırı olduğunu, davacıların yetişmiş kavaklar üzerinde hiçbir hakkı bulunmadığını, davanın zamanaşımından da reddi gerektiğini, iznin iptaline dair idari işlemin iptali talebiyle dava açıldığını, bu davanın idare mahkemesince reddedildiğini ve kararın Danıştay 8. Dairesince onandığını, idarenin kavakların kesim tarihinin geldiğini tespit ederek kavak ağaçlarının zarar görmemesi amacıyla kesilmesi yönünde ara karar oluşturulması için defalarca mahkemeden talepte bulunulduğunu, mahkemece bu yönde ara karar oluşturulmaması nedeniyle ağaçların kesiminin yapılamadığını, kavak ağaçlarının değerinde azalma olduğunun tespit edilmesi halinde bu değer kaybından idarenin sorumlu tutulamayacağını, verilen kararın usul ve kanuna aykırı aykırı olduğunu ileri sürerek bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacıların murisi tarafından 6831 sayılı Orman Kanunu gereği özel izin ile dikilen kavak ağaçlarının izin iptal edilse dahi arzın mülkiyetine tabi olmadığı gerekçesiyle, ağaçların kesimine izin verilmesi, mümkün olmadığı takdirde bedelinin davalı idareden tazmini talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17, 57 ve 93 üncü maddeleri, 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 41 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin olmasına göre davalının tüm, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince; kural olarak haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Kısaca, tazminat miktarının belirlenmesinde, zarar görenin gerçek zararının esas alınması zorunlu olup burada ilke, zarar doğurucu eylem, zarar görenin malvarlığında gerçekten ne miktarda bir azalmaya neden olmuş ise, zarar verenin tazminat borcu da, o miktarda olmalıdır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacılar murisine orman idaresinin 28.07.1998 tarih ve 511 sayılı oluru ile 49 yıllığına özel ağaçlandırma izni verildiği, 17.09.1998 tarihinde ise alan tesliminin gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Ancak, davalı idarece alanda yapılan kontrollerde davacılar murisinin 06.09.1998 tarihli taahhüt senedinin aksine orman mühendisleri odasından onay ve Bakanlıktan izin almaksızın ağaçlandırma izni verilen alan dışında 30-40 dekarlık ormanlık alandaki meşe ağaçlarını kestiği, alanın etrafını tel örgüyle çevirdiği ve üzerinde bina inşa ettiğinin tespit edilmesi üzerine verilen iznin iptal edildiği ve murisin idarenin iptal kararına karşı açmış olduğu davanın idare mahkemesince reddedilmesi, davacı taraf temyiz talebinin de Danıştayca reddedilerek hükmün onanması üzerine izin iptalinin 02.07.2003 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davaya konu alan ise 29.04.2002 tarihli saha teslim tesellüm tutanağı ile idarece fiilen geri teslim alınmıştır. Her ne kadar, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.10.1972 gün ve 1970/80 esas sayılı kararında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, kavak ağacı belli bir süre arz üzerinde kaldıktan ve belli bir büyüme süresine geldikten sonra kesilecek ağaç türlerinden olduğundan menkul mal hükmünde olup, arzın mütemmim cüz'ü olmayıp, ağaç sahibi her zaman dikip yetiştirdiği menkul hükmündeki kavak ağaçlarını söküp götürebilir ise de ağaçların sadece dikilmesi yeterli olmayıp aynı zamanda yetiştirilmesi de tazminat hesabı yönünden önem arz etmektedir. Öncelikle davacılar murisi tarafından alanın kendisine teslim tarihinden itibaren hangi tarihte kaç tane fidan dikildiği (fidanlar için davalı idareden ayrıca destek alınıp alınmadığı da araştırılarak) ve davaya konu alanın 29.04.2002 tarihinde davalı idarece fiilen geri teslim alındığı da gözetildiğinde bu tarihe kadar söz konusu fidanlar için davacı tarafça yetiştirme gideri yapıldığı da gözetilerek, fidan bedeli ve 29.04.2002 tarihine kadar yapılan muhtemel bakım ve yetiştirme giderlerinin bu tarih aralığında geçerli olan rayiç fiyatlar üzerinden tespiti gerekmektedir. Şu halde tazminat hesabı yönünden konusunda uzman bilirkişiden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınması ve dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilip varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, 3.815,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacılara verilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacılara iadesine, 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesi uyarınca davalıdan harç alınmamasına, Dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 18.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.