Başvuru, taksirle yaralama suçlamasıyla fail hakkında yapılan ceza soruşturması sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, taksirle yaralama suçlamasıyla fail hakkında yapılan ceza soruşturması sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 8/7/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: 1998 doğumlu olan başvurucunun seyir hâlinde olduğu elektrikli bisikletine şüpheli H.Y.nin sevk ve idaresinde bulunan motosikletin 6/9/2014 tarihinde çarpması sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. 30 sularında meydana gelen olay sonrasında kolluk görevlileri tarafından hazırlanan kaza tespit tutanağında; başvurucunun ters şeritte kullandığı elektrikli bisiklet ile karşı yönden gelen şüpheli H.Y. idaresindeki motosikletin çarpışması sonucu başvurucunun yaralandığı ve elektrikli bisikletin maddi hasar gördüğü belirtilmiştir. Tutanakta; şüpheli H.Y.nin kaza sonrası aracıyla birlikte olay yerinden ayrıldığı, akabinde adres bilgisi tespit edilen şüphelinin kolluk marifetiyle karakola getirildiği ve 1,00 promil alkollü olduğu ifade edilmiştir. Tutanağın sürücü kural ihlali bölümünde 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun maddesinin (g) bendinde sayılan şeride tecavüz etme nedeniyle başvurucunun kusurlu olduğu belirtilmiştir. Tutanakta, şüpheli H.Y.nin kusurlu görülmediği şeklinde değerlendirmede bulunulmuştur. Kaza sonrasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Servisi tarafından hazırlanan 12/9/2014 tarihli epikriz raporuna göre başvurucunun sağ gözünde ödem ve kesi ile kaburga, sternum (göğüs kemiği) ve omurgasında kırık bulunmaktadır. Başvurucu, anılan sağlık kuruluşunda beş gün süreyle yoğun bakım tedavisi görmüş ve kırk beş gün süreyle yatak istirahati raporu verilerek 12/9/2014 tarihinde taburcu edilmiştir. Başvurucu 19/9/2014 tarihinde kolluk tarafından alınan ifadesinde, karşı yönden dengesi bozuk şekilde hızla gelen motosiklet ile kafa kafaya çarpıştıklarını, yere düştüğünde yardım istemesine rağmen şüphelinin kaçtığını, yoldan geçen kişiler tarafından hastaneye götürüldüğünü belirtmiştir. Başvurucu; gözünde ciddi hasar meydana geldiğini, kaza nedeniyle eğitiminin aksadığını ve ileride mesleki anlamda kayıp yaşayabileceğini ifade ederek şüpheli H.Y.den şikâyetçi olmuştur. Başvurucu, şüpheliyle uzlaşmak istememiştir. Dikili Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) yürütülen soruşturma neticesinde şüpheli hakkında düzenlenen 22/10/2014 tarihli iddianameyle trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan kamu davası açılmıştır. İddianamede, alkolün etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen şüphelinin araç kullanarak trafik kazasına neden olduğu ve bu itibarla atılı suçun şüpheli tarafından işlendiğinin anlaşıldığı belirtilmiştir. Taksirle yaralama suçundan ise Başsavcılık tarafından, 21/10/2014 tarihli ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Söz konusu kararda, başvurucunun yaralandığı kazada şüpheli H.Y.nin kusurunun bulunmadığı, aksine başvurucunun kusurlu olduğu belirtilerek şüphelinin üzerine atılı taksirle yaralama suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı şeklinde değerlendirmede bulunulmuştur. Anılan karara karşı yapılan itiraz Bergama Sulh Ceza Hâkimliğinin (Sulh Ceza Hâkimliği) 17/12/2014 tarihli kararıyla kabul edilerek soruşturmanın genişletilmesine karar verilmiştir. Karar gerekçesinde, tanzim edilen kaza tespit tutanağının kimlerin beyanına göre düzenlendiğinin ve doğruyu yansıtıp yansıtmadığının anlaşılmadığı belirtilmiştir. Ayrıca şüphelinin kusur oranının tespit edilmesi amacıyla trafik konusunda uzman bilirkişi tarafından rapor düzenlenmesi, raporun tanziminden önce olaya tanık olan kişilerin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi ve varsa bu kişilerin beyanının alınması gerektiği ifade edilmiştir. Başsavcılık tarafından 23/3/2015 tarihinde taksirle yaralama suçundan şüpheli H.Y. hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde, trafik konusunda uzman bilirkişi tarafından hazırlanan 2/3/2015 tarihli raporda başvurucunun şeride tecavüz etmesi nedeniyle asli kusurlu olduğunun ve şüphelinin taksirle yaralama suçu yönünden bir kusurunun olmadığının belirtildiği vurgulanmıştır. Ayrıca herhangi bir görgü tanığının bulunmadığı ve şüphelinin alkollü olması nedeniyle eylemine uyan trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan kamu davası açıldığı ifade edilmiştir.Söz konusu karara karşı yapılan itiraz Sulh Ceza Hâkimliğinin 11/5/2015 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir. Nihai karar 8/6/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 8/7/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Taksirle yaralama" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "(1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.... (5) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/5 md.) Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır..."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre kişinin yaşamına ve vücut bütünlüğüne yönelen ancak ihmal suretiyle meydana gelen olaylara ilişkinetkili bir yargısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülük mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara tek başına ya da bir ceza soruşturmasıyla birlikte hukuki, idari ve hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (Vo/Fransa [BD], B. No: 53924/00, 8/7/2004, § 90; Mastromatteo/İtalya [BD], B. No: 37703/97, 24/10/2002, §§ 90, 94, 95; Calvelli ve Ciglio/İtalya [BD], B. No: 32967/96, 17/1/2002, § 51; Anna Todorova/Bulgaristan, B. No: 23302/03, 24/5/2011, § 73; Ercan Bozkurt/Türkiye, B. No: 20620/10, 23/6/2015, § 59; Cavit Tınarlıoğlu/Türkiye, B. No: 3648/04, 2/2/2016, § 114; Fatih Çakır ve Merve Nisa Çakır/Türkiye, B. No: 54558/11, 5/6/2018, § 42).