17. Hukuk Dairesi 2011/11085 E. , 2012/346 K. "" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı (üçüncü kişi) vekili, Kartal 4.İcra Müdürlüğü’nün 2010/6753 sayılı Takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, P…
**17. Hukuk Dairesi 2011/11085 E. , 2012/346 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı (üçüncü kişi) vekili, Kartal 4.İcra Müdürlüğü’nün 2010/6753 sayılı Takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, Pendik 1. İcra Müdürlüğü’nün 2010/4361 sayılı Talimat dosyasında yapılan 09.08.2010 günlü hacze konu menkullerin davacı üçüncü kişiye ait faturalı eşyalar olduğunu, borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, hacizde borçluya ait belgenin de ele geçmediğini belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı (alacaklı) vekili, dava konusu haczin ödeme emrinin de tebliğ edildiği takip adresinde yapıldığını, borçlunun yanında sigortalı olarak çalışan üçüncü kişinin bir kısım eski çalışanı ile birlikte aynı alanda faaliyete başladığını tespit ettiklerini, taraflar arasında alacaklıdan mal kaçırmak için örtülü iş yeri devri yapıldığını, devir gerçek olsa bile BK’nun 179. maddesi gereğince devralanın da işletmenin borçlarından sorumlu olduğunu, öte yandan sunulan faturaların da istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli bulunduğunu belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir. Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu haczin icra takibine dayanak ilamda geçen, icra emrinin de tebliğ edildiği borçlunun eski tekstil atölyesinde yapıldığı, burada işçi olan davacının aynı yerde borçlunun bir kısım çalışanı ile birlikte tekstil atölyesi açtığı, aralarında danışıklı iş yeri devri yapıldığı, öte yandan mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, ispat yükü altında olan üçüncü kişinin karinenin aksini kanıtlamaya elverişli delilleri sunamadığı, faturaların her zaman temininin mümkün bulunduğu, alacaklı yararına tazminata hükmedilebilmesi için aranan yasal koşulların gerçekleşmediği” gerekçesi ile davanın reddine ve davalı alacaklı yararına tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili ve tazminat yönünden de davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava konusu haciz, takip borçlusunun faaliyetine son verdiği tekstil atölyesinde yapılmıştır. Davacı üçüncü kişi sigortalı işçi olarak çalıştığı bu yerde yine borçlunun bir kısım çalışanı ile birlikte yeni bir tekstil atölyesi açtığını iddia etmektedir. Ne var ki borcun doğumundan sonra yapılan tüm bu işlemler alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik örtülü iş yeri devri niteliğindedir.