17. Hukuk Dairesi 2016/11513 E. , 2016/9703 K. "" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi - K A R A R - Davacı vekili, harca esas değeri 36.445,40 TL göstererek, davalının maliki olduğu ancak zorunlu trafik sigortası bulunmayan aracın dava dışı araçla çarpışması ve kaldırımdaki dava dışı yayalara çarpması sonucu yayaların yaralanmalarından, dava dışı araçta ise hasardan doğan zararların davacı tarafından zarar görenlere ödendiğini beyanla ödenen tazminatın davalıdan rücuen tahsili için …
**17. Hukuk Dairesi 2016/11513 E. , 2016/9703 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi - K A R A R - Davacı vekili, harca esas değeri 36.445,40 TL göstererek, davalının maliki olduğu ancak zorunlu trafik sigortası bulunmayan aracın dava dışı araçla çarpışması ve kaldırımdaki dava dışı yayalara çarpması sonucu yayaların yaralanmalarından, dava dışı araçta ise hasardan doğan zararların davacı tarafından zarar görenlere ödendiğini beyanla ödenen tazminatın davalıdan rücuen tahsili için davalı aleyhine başlatılan takibe davalının haksız itirazının iptalini, takibin devamını ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin yetkisizliği nedeniyle, davanın HMK m. 115 uyarınca usulden reddine, HMK m. 20 uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde müracaat edilmesi durumunda dosyanın yetkili ve görevli olan...Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava, trafik kazası nedeni ile ... tarafından ödenen maddi tazminatın rücuen tahsili istemine ilişkindir. 10.04.1992 gün 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasını öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilen bir yükümlülüğünün gerekçeli kararda hüküm altına alınmamış olmasının çelişki teşkil etmediğini söylemek mümkün değildir. Yargı erkinin görev ve yetkisi Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak keza İBK'nın bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. Öyle ki İBK ile bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde başka bir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Diğer taraftan 1086 sayılı HUMK.’nun 381.- 389. maddelerinde (6100 sayılı HMK m. 294-297), hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. HUMK’nun 388. maddesinde (HMK m. 297/II); hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır.