Başvuru, işveren ile arasındaki güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesiyle iş akdi feshedilen başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, işveren ile arasındaki güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesiyle iş akdi feshedilen başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru, 26/4/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde, yargılama sürecindeki dava dosyalarında ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden elde edilen bilgi ve belgelerde yer aldığı şekliyle olaylar özetle şöyledir: 1991 doğumlu olan başvurucu 8/6/2015 tarihinden itibaren Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (işveren) (TUSAŞ) nezdinde tasarım uzman mühendisi olarak çalışmaya başlamış, 24/1/2017 tarihinde ise iş akdi feshedilmiştir. İşveren tarafından başvurucuya gönderilen fesih bildiriminde, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II maddesinin (e) bendi kapsamında işveren ile işçi arasındaki güven temelinin çökmesi nedeniyle iş akdinin 24/1/2017 tarihi ile sona erdirildiği belirtilmiştir. Başvurucu, feshin geçersizliğinin tespitine ve işe iadesine karar verilmesi talepleriyle işveren aleyhine 7/2/2017 tarihinde dava açmıştır. Kahramankazan Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde başvurucu; feshin usule aykırı olduğunu, fesih bildiriminde feshin açık ve kesin sebebinin bildirilmediğini, savunmasının dahi alınmadan işine son verildiğini ileri sürmüştür. 9/2/2017 tarihli görevsizlik kararı üzerine dosya Ankara Batı İş Mahkemesine (Mahkeme) gönderilmiştir. Davalı işveren sunduğu cevap dilekçesinde öncelikle kurumun öneminden bahsetmiş; TUSAŞ'ın hisselerinin %54,49’una Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV), %45,45’ine T. Millî Savunma Bakanlığı Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM), %0,06’sına Türk Hava Kurumunun (THK) sahip olduğunu, bu şekliyle TSKGV’nin bağlı ortaklık, SSM’nin ise iştiraki konumunda bulunduğunu, yürütülmekte olan kırkın üzerindeki projenin önem derecelerine göre "gizli" ve "hizmete özel" nitelikte olduğunu belirtmiştir. Söz konusu nitelikler dikkate alındığında 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe teşebbüsü sebebiyle personel hakkında Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) çerçevesinde inceleme başlatıldığını ifade eden işveren, başvurucunun eşi H.B.nin T. Başbakanlık Personeli olduğu, 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) maddesi uyarınca görevine son verildiği bilgisine ulaşıldığını, başvurucunun iş akdinin de bu kapsamda ve haklı nedenle feshedildiğini ileri sürmüştür. Mahkeme; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık), Başbakanlık Personel Genel Müdürlüğüne (Başbakanlık), Ankara İl Emniyet Müdürlüğüne (Emniyet), Bank Asya Genel Müdürlüğüne ve Millî İstihbarat Teşkilatına (MİT) müzekkereler yazarak başvurucu ve eşi hakkındaki bilgi ve belgelerin göndermesini talep etmiştir. Bu kapsamda gelen cevabi yazılarda MİT, başvurucunun eşi bünyelerinde istihbarat uzman yardımcısı kadrosunda meslek memuru olarak görevli iken FETÖ/PDY kapsamında başlatılan incelemeler neticesinde başvurucunun eşinin 667 sayılı KHK kapsamında kamu görevinden çıkarıldığı bilgisini vermiştir. Başsavcılıktan gelen cevabi yazıda ise başvurucu ve eşi hakkında FETÖ/PDY suçundan herhangi bir soruşturma kaydına rastlanmadığı belirtilmiş, başvurucunun eşinin ByLock kullananlara ilişkin listede yer almadığı bilgisine yer verilmiştir. Son olarak Bank Asyadan gelen müzekkere cevabında başvurucunun Bank Asyada hesap kaydına rastlandığı ifade edilmiş, hesap hareketlerine ilişkin ilgili doküman Mahkemeye gönderilmiştir. Buna göre başvurucunun eşi H.B.ye ait, 2006 yılında açılmış TL ve döviz cinsinden hesap kaydı olduğu, döviz cinsinden açılan hesapların 2012 yılında kapatıldığı, diğerinin ise açık olduğu, başvurucunun 16/5/2013 tarihinde 405,33 tutarında TL hesabı ve 408,24 TL tutarında altın hesabı açtırdığı, 13/1/2014 tarihinde her iki hesabı kapattığı görülmüştür. Mahkeme 19/6/2018 tarihli kararı ile davanın reddine hükmetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:"15/07/2016 tarihinde FETÖ/PDY terör örgütünün silahlı darbe kalkışmasından dolayı ülkemizde 20/07/2016 tarihinde olağanüstü hal ilan edilmiş olup halen devam etmektedir.Davacının FETÖ/PYD bağlantısının tespiti için yazılan yazılara verilen cevaplardan hakkında cezai soruşturma olmayıp bylock kullanıcısı da olmadığı, Bankasyada hesabının bulunduğu, eşinin MİT personeli iken fetö pdy irtibatı veya uzantıları olduğu yönünde tespit ve değerlendirmeler sonucu işten çıkartıldığı anlaşılmıştır.Davalı işyerinin hisselerinin %54,49'unun Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfına (TSKGV), %45,45'inin T. Milli Savunma Bakanlığı Savunma Sanayi Müsteşarlığına (SSM) ve 0,06'sının Türk Hava Kurumu'na (THK) ait olduğu, bu hisse yapısı itibariyle işyerinin TSKGV'nın bağlı ortaklık ve SSM'nin ise iştiraki olduğu açıktır.Mahkememizce toplanan tüm deliller ve yapılan yargılama sonucunda; mevcut tespitlere istinaden davacının durumu işverende güven şüphesi yaratmış olup davalının davacı ile iş akdini sürdürmesi beklenemez duruma geldiğinden, davalı tarafından yapılan feshin şüphe feshi olmakla geçerli olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." Başvurucu, gerekçeli karara karşı istinaf talebinde bulunmuş; dava dilekçesi ve aşamalardaki savunmasını tekrar etmek suretiyle hem eşi hem de kendisi hakkında somut bir tespit yahut cezai bir takibatın bulunmadığını, bu kapsamda verilen davanın reddi kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüş; işveren ise cevap dilekçesinde feshin haklı nedenle yapıldığını, yargılama sürecinde ortaya konulan hususlar karşısında başvurucu ile çalışmaya devam etmesinin beklenemeyeceğini belirtmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi 26/3/2019 tarihli kararı ile istinaf talebinin esastan reddine hükmetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:"Davacının davalı işyerinde insan kaynakları uzmanı olarak çalıştığı, iş akdinin davalı işveren tarafından 24/01/2017 tarihli fesih bildirimi ile 2017-01/23 sayılı 23/01/2017 tarihli kurul kararı ile 4857 sayılı İş Yasasının 25/II-e bendine göre işçi işveren arasında güven temelinin çökmesi nedeniyle sona erdiğinin bildirildiği, davacının eşinin Mit personeli iken Fetö/Pdy bağlantısı olduğu değerlendirilerek işten çıkarıldığı, bu nedenle davalı işveren tarafından savunma sanayi şirketi olarak ülkeye hizmet sağlayan işyerinde davacının çalışmasının sakıncalı olduğu, duyulan şüphe nedeniyle iş akdinin feshedildiği, Bank Asya yazı cevabına göre davacının da bir dönem banka hesabının bulunduğu, işverence iş akdinin geçerli nedenle feshedildiği anlaşılmakla davacı ve davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde değildir." Nihai karar 9/4/2019 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 26/4/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. İlgili Mevzuat İlgili mevzuat için bkz. Berrin Baran Eker [GK], B. No: 2018/23568, 2/7/2020, §§ 20-B. Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Dairesinin 22/10/2007 tarihli ve E.2007/16878, K.2007/30923 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Davalı işveren, davacının geçmişten gelen sabıkası ve özellikle yasadışı örgütle bağlantısı nedeni ile güvenlik önlemi olarak iş sözleşmesini feshetmiştir. Bu fesih Alman Hukukunda ve Alman Federal Mahkemelerinde şüphe feshi olarak adlandırılmaktadır. Böyle bir fesihte, işverenin işçisine karşı duyduğu şüphe, aralarındaki güven ilişkisinin zedelenmesine yol açmaktadır. İşverenden katlanması beklenemeyecek bir şüpheden dolayı, işçinin iş ilişkisinin devamı için gerekli olan uygunluğu ortadan kalktığından, güven ilişkisinin sarsılmasına yol açan şüphe, işçinin kişiliğinde bulunan bir sebeptir. Ciddi, önemli ve somut olayların haklı kıldığı şüphe, güven potansiyeline sahip olmaksızın ifa edilemeyecek iş için işçinin uygunluğunu ortadan kaldırdığından, şüphe feshi, işçinin yeterliliğine ilişkin fesih türü olarak gündeme gelecektir. Davacının geçmişte yasadışı örgüt üyesi olması, davacının görev yaptığı bölgede terör olaylarının artması ve demiryolu ulaşımının da hedefte bulunması, davalı işveren açısından iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güvenin sarsıldığı, elverişli objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphenin bulunduğu anlamına gelmektedir. Davacının iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedenle yapıldığı kabul edilmelidir. Davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır." Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/11/2018 tarihli ve E.2015/22-2715, K.2018/1720 sayılı kararı şöyledir:"... şüphe feshinin söz konusu olabilmesi için iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güveni yıkmaya elverişli, objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphe mevcut olması ve ayrıca olayın aydınlatılması için işverenin kendisinden beklenebilecek bütün çabaları göstermesine karşın eylemin gerçekleştiğinin kanıtlanamaması gerektiğinden, somut uyuşmazlıkta davacının sabit olan, doğruluk ve bağlılığa uymayan nitelikteki eyleminin şüphe feshi teşkil etmediği de açıktır. ..." Yargıtay Hukuk Dairesinin 3/10/2018 tarihli ve E.2018/10430, K.2018/20956 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde değerlendirme yapılacak olursa, somut olayda davacının iş sözleşmesinin feshi ile ilgili yasal dayanakların 4857 sayılı İş Kanunu ile birlikte Bakanlar Kurulu kararı ile ülke genelinde ilan edilen Olağanüstü Hal kapsamında çıkartılan kanun hükmünde kararnameler olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Söz konusu kararnamelerin iş sözleşmesi ile çalışan işçilere yönelik hükümleri incelendiğinde, gerek 667 sayılı KHK’nin maddesi gerekse 673 sayılı KHK’nin maddesinde bu kanun hükmünde kararnameler kapsamında iş sözleşmesi feshedilen işçilerin bir daha yeniden doğrudan veya dolaylı olarak eski işinde veya benzer işlerde görevlendirilemeyecekleri, bunların işe iadesinin mümkün olmadığı şeklinde emredici nitelikte düzenlemelerin yer aldığı görülecektir. Bu yasal düzenlemelerin nitelik itibariyle, kamu düzenine ilişkin ve açıkça emredici nitelikte olduğu değerlendirildiğinde, açılacak davalarda taraflarca hazırlama ilkesine üstünlük tanınamayacağı göz önüne alınmalıdır. Bu itibarla, ilgili kanun hükmünde kararnameler kapsamındaki fesihlere ilişkin olarak açılan işe iade davalarında, taraflarca hazırlama ilkesi yerine istisnai nitelikteki kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulanması gerekmektedir.Buna göre görülmekte olan davada, sözleşmenin feshine dayanak bilgi ve belgelerin mahkemece resen araştırılması gerekmekte ise de, dosyada sadece Erzurum Cumhuriyet Baş Savcılığına davacı hakkında soruşturma veya kovuşturma olup olmadığı yönünde yazılan yazı cevabi ile yetinildiği , bu yönde başkaca bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davacının iş sözleşmesinin feshine dayanak objektif değerlendirmelerin neler olduğu, hangi bilgi ve belgelerin feshe gerekçe yapıldığı davalı bankadan sorularak; bunun yanında resen araştırma ilkesi kapsamında davacı hakkında mevcut ise adli ya da idari soruşturma evrakları, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı’nın Terörle Mücadele, Kaçakçılık, Organize Suçlar ve İstihbarat ile ilgili birimlerinden ve Bilgi Teknolojileri Kurumu’ndan getirtilmeli, varsa davacı ile ilgili bilgi ve belgeler ile yine Bank Asya nezdinde açılmış mevduat hesapları, hesap hareketleri ve bankacılığa ilişkin işlemler olup olmadığı sorulmalı, tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Eksik incelemeyle yazılı gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davacının davasının kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir." Yargıtay Hukuk Dairesinin 17/10/2018 tarihli ve E.2018/11972, K.2018/22382 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Davacının ... sözleşmesinin feshinin 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin maddesi doğrultusunda davalı işverence oluşturulan komisyon kararıyla davalı kurum tarafından gerçekleştirilmiştir.Davacı işçi 4857 sayılı ... Kanunu hükümleri çerçevesinde çalışmış olmakla ... sözleşmesinin 2016 tarihindeki feshinde ... Kanunu'nun ve devamı maddeleri hükümleri uygulanmalıdır.Somut olayda davacının ... akdinin feshine neden olan bilgi ve belge işverence ibraz edilememiştir. Davacının ... akdinin feshine dayanak objektif değerlendirmelerin neler olduğu, hangi bilgi ve belgelerin feshe gerekçe yapıldığı davalı Kurumdan araştırılmalı; ayrıca davacı hakkında mevcut ise adli ya da idari soruşturma evrakları, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı'nın Terörle Mücadele, Kaçakçılık, Organize Suçlar ve İstihbarat ile ilgili birimlerinden ve Bilgi Teknolojileri Kurumundan varsa davacı ile ilgili bilgi ve belgeler ile yine Bank Asyaya açılmış mevduat hesapları, hesap hareketleri ve bankacılığa ilişkin işlemler olup olmadığı sorulmalı, tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik incelemeyle yazılı gerekçe ile davanın reddi hatalı olup bozmayı gerektirir." Yargıtay Hukuk Dairesinin 8/3/2018 tarihli ve E.2018/464, K.2018/6086 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Somut olayda; davacının iş sözleşmesinin feshine ilişkin hiçbir belgenin dosyaya sunulmadığı anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesi tarafından şüpheyi haklı kılacak güçte somut delillerin bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır. Tarafların iddia ve savunmaları dikkate alındığında Mahkemece öncelikle yapılacak iş; davacının banka kayıtları getirtilerek özellikle adı geçen Bank Asya da hesabının hangi tarihler arasında açık olduğu, bankaya toplu para yatırma ve çekme işlemlerinin yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise hangi tarihler arasında hangi sebeplerle yapıldığına ilişkin bilgi ve belgelerin toplanması, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı'nın Terörle Mücadele, Kaçakçılık, Organize Suçlar ve istihbarat ile ilgili birimlerinden ve Bilgi teknolojileri Kurumundan davacının hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile ilgili işlem yapılıp yapılmadığının emniyet veya diğer güvenlik güçlerinden sorularak gelen yazı cevaplarının dosyaya getirtilmesi gerektiği gibi, ayrıca, davacının iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayalı olup olmadığına dair denetime elverişli tüm delillerin de araştırılarak toplanması gerekmektedir. Feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması için belirtilen yönlerden gerekli araştırmaya gidilmeli ve toplanacak deliller dosya içeriği ile yeniden bir değerlendirmeye tabi tutularak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir."