10. Hukuk Dairesi 2011/8697 E. , 2012/14413 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi No :642-132 Dava, trafik kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan aylıklar ile ödemelerin 1479 sayılı Yasanın 63. maddesi gereğince davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde ... hakkında kabulüne, diğerleri hakkında reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anla…
**10. Hukuk Dairesi 2011/8697 E. , 2012/14413 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :642-132 Dava, trafik kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan aylıklar ile ödemelerin 1479 sayılı Yasanın 63. maddesi gereğince davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde ... hakkında kabulüne, diğerleri hakkında reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davalılardan ...’in şoförü olduğu BJ ... 44 plakalı araç ile İstanbul’dan Edirne istikametine seyri sırasında hatalı şerit değiştirme ile karşı şeride geçtiği sırada Edirne’den gelen ... idaresindeki araç ile çarpışması sonucu, Kurum sigortalısı ... ’in vefatı şeklinde gerçekleşen olayda sigortalının haksahiplerine bağlanan aylıklar ile yapılan cenaze gideri ödemesinin tırın maliki ... ile kaza tespit tutanağında sigortası olduğu belirtilen Yeşil Sigortadan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir. Uyuşmazlık; Kaza tarihinde, kaza tespit tutanagında, araç maliki olarak belirtilen ...’nin işleten sıfatının ve dolayısıyla kaza nedeniyle hukuki sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ve aracın sigorta şirketinin Yeşil Sigorta olup olmadığı noktasındadır. “Konunun sağlıklı çözümü için öncelikle “işleten” teriminin hukuki niteliğinin irdelenmesinde yarar vardır. 2918 sayılı Yasanın 3. maddesinde Araç sahibi; “Araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişidir.”, İşleten ise: “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” şeklinde tanımlanmıştır. Yasada ve öğretide; İşleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçütler söz konusudur. Bunlardan şekli ölçüt; satışa esas olan tescil belgesinde, trafik belgesinde, sigorta poliçesi ve vergi kaydında yazılı olmayı, maddi ölçüt ise; araçtan yararlanmayı ve araç üzerindeki eylemli egemenliği ifade etmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasında işleten kavramı ve kimlerin işleten olabileceği belirtilmiştir. Kural olarak aracın trafik tescilinde adına kayıtlı olduğu kişi yani araç sahibi aracı kendi hesabına ve kendisine ait olmak üzere kullanıyor üzerinde çıkar sağlıyorsa aynı zamanda işleten olup, hem şekli hem de maddi anlamda işleten sıfatını alacaktır. Noterlerin düzenleme yoluyla yaptığı satış ve devir işleminin arkasından yapılacak tescil mülkiyete karine oluşturması bakımından önem taşır. Kuşku olan durumlarda aracın malikine işleten gözüyle bakılmalı ve buna ağırlık verilmelidir. Varsayımlı işletenlik olarak öğretide adlandırılan ve 2918 sayılı Kanunun 3. maddesinde düzenlenen kavramı da açıklamakta yarar vardır. Bunun temelinde yasanın muvazaalı (danışıklı) işlemlere karşı zarar görenleri koruma amacı yatmaktadır. Yasa koyucu aracın kayden maliki başkası görülse bile üçüncü bir kişi tarafından aracın kendi nam ve hesabına işletildiğinin, araç üzerinde fiili tasarrufta bulunulduğunun ilgilisince ispatı halinde bu kimsenin de işleten sayılacağını ifade etmektedir. Burada kazanılan işleten sıfatı değil işleten gibi sorumluluktur...” belirtilmiştir. “…araç sahibinin işleten olması, “aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde eylemli olarak egemenliği kullandığı” karinesine dayanır. Bu nedenle, tersi kanıtlanmadıkça araç maliki işletendir… Araç sahibinin işleten olduğu eylemli belirtiye (karine ip ucu) dayanmasına göre, tersi her türlü kanıtla kanıtlanabilir; asıl olan işletenin sorumluluğudur. Kamusal kayıtlara göre araç maliki olan (davalı), aracı mülkiyeti koruma (muhafaza) kaydıyla sattığını ya da kiraya ya da ariyet ya da rehin olarak verdiğini ya da araç üzerinde ekonomik çıkarın ve eylemli egemenliğin bir sözleşmeyle veya haksız eylemle varsayımsal işletene geçtiğini ileri sürerek işleten olmadığını kanıtlayabilir.”(... Aşçıoğlu, Trafik Kazalarından Doğan Hukuk ve Ceza Sorumlulukları, Ankara 2008, s.10 ve 14). Somut olaya gelince de; Kaza tespit tutanağında araç maliki olarak ...’nin belirtildiği, yine aracın gümrük kapısında giriş çıkış kayıtlarında firma adı hanesinde ... yazılı olduğuna göre öncelikle bu kayıtların neye dayanılarak yazıldığı ve ...’nin açılımı sorulmalı, aynı tırın kaza tespit tutanağında OD ... SN plakasının da bulunduğu ve bu araca ilişkin yabancı dille düzenlenmiş bir belgenin ceza dosyası içinde bulunduğu anlaşıldığına göre, yeşil kart sistemine tabi olan tırın, Emniyet Müdürlüğü ve gümrük kapılarındaki kayıtları her iki plakadan sorularak ve T. Reasürans Şirketleri Birliği Garanti Sigorta fonundan da sorularak, gerektiğinde davalı sürücü Gürbüz’ün de beyanına başvurularak, aracın hangi sigorta tarafından sigortalandığı tespit edilmeli, bu belgelerden de yararlanarak aracın malikinin kim olduğu araştırılmalıdır. Yapılacak araştırmayla, davalı ...’nin işleten sıfatını haiz bulunmaması durumunda, araç maliki olan davalının 1479 sayılı Kanunun 63. maddesi kapsamında kusursuz sorumluluğunun bulunmadığı gözetilerek, kazanın meydana gelmesindeki kusur payı uzman bilirkişi marifetiyle araştırılarak ,belirlenecek sigorta şirketi ile birlikte sorumlulukları değerlendirilerek, sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın kısmen reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.