5. Hukuk Dairesi 2025/13219 E. , 2026/3845 K. "" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1999 Esas, 2025/1387 Karar KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Görele 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/55 Esas, 2023/269 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılarak enerji nakil hattı geçirilen taşınmazın, irtifak hakkı karşılığının tahsili için açılan ilk davada saklı tutulan bölümün tahsili istemine ilişki…
5. Hukuk Dairesi 2025/13219 E. , 2026/3845 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1999 Esas, 2025/1387 Karar KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Görele 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/55 Esas, 2023/269 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılarak enerji nakil hattı geçirilen taşınmazın, irtifak hakkı karşılığının tahsili için açılan ilk davada saklı tutulan bölümün tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Giresun ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 81... ve 77 parsel sayılı taşınmazlara enerji nakil hattı geçirilmek suretiyle fiilen el atıldığını belirterek açılan kamulaştırmasız el atma davasında taşınmazlar için bedelin 415.780,46 TL olarak tespit edildiğini, ek dava ile müvekkilinin hissesine düşen 206.854,13 TL bedelden ilk dava müvekkilinin hissesine isabet eden 50,00 TL bedelin düşülmesinden arta kalan 206.804,13 TL bedelin davalı idareden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12 nci maddesinin 3 üncü fıkrası gereğince hak düşürücü sürenin geçtiğini, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, derdestlik ve kesin hüküm itirazlarının bulunduğunu, ilk davanın belirsiz alacak davası olarak açılması nedeniyle ek dava hakkının bulunmadığını, davanın usulden olmadığı takdirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ve tazminat bedelinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk açılan davanın kısmi dava olmayıp belirsiz alacak davası olduğunu, belirsiz alacak davası olarak kabul edildiğinden alacağın tümü nazara alınarak kesinlik sınırının belirlendiğini, tescil kararının kadastro tutanağı ile işlenmesi tarihinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, davaya konusu parsel için belirlenen bedelin, hak sahipleri adına ... Bankası ... Şubesi vasıtasıyla hak sahipleri adına yatırıldığını, ... Bankası ... Şubesine, ... Bankası Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılarak malikler adına yatırılan bedelin ve ödeme makbuzlarının dosya arasına alınmasını talep ettiklerini, Görele Asliye Hukuk mahkemesinin benzer dosyalarının dosyaya celbi ile davalarda daha önceden verilmiş kesin hüküm bulunmasından dolayı bedel artırım davasının reddi gerektiğini, dolayısıyla kesinleşmiş mahkeme kararları bulunduğunu, buna istinaden tesciller yapıldığını, kesinleşmiş bir tescil kararı varken 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 14 üncü maddesine dayanarak bedel artırım davası açılması veya anılan mahkeme kararını yok sayarak tarafları, konusu ve sebebi aynı başka bir davanın açılmasının mümkün olmadığını, Yerel Mahkemece dava konusu taşınmazın gerçek değerinin çok üstünde bir değer tespit edildiğini, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, değer düşüklüğü oranının yüksek belirlendiğini, davacıların hala söz konusu araziyi fındık bahçesi olarak kullanmaya devam ettiklerini, enerji iletim hattı kamulaştırmalarında emsal olmak üzere değer kaybı açısından adilane ve hakkaniyete uygun bir değer kaybının belirlenmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda her ne kadar kesinleşmiş kısmî davadan bahsedilse de dava konusu taşınmazların kadastro tespiti 21.01.1997-27.02.1997 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, dava açılmadığından 28.02.1997 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 3402 sayılı Kanun'un 12/3 maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 21.03.2023 tarihinde açılmış olduğu gözetilerek 3402 sayılı Kanun'un kamu düzenine ilişkin olan 12/3 maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın hak düşürücü süre geçtiğinden usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 3402 sayılı Kanun'un 12/3 üncü maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması sebebiyle davanın reddine karar verilebilmesi için tapu kayıtlarında kayıtlı olan kadastro tespiti sonucu tescil edilmiş irtifak hakkının bulunması gerektiğini, hak düşürücü sürenin uygulanabilmesi için tapuda kayıtlı bir hakkın varlığının gerekli olduğunu, kesinleşmiş mahkeme kararı ile terkinine karar verilen irtifak hakkı ile tapu kaydına hiç tescil edilmemiş irtifak hakkının aynı durumda olduğunu, dava konusu taşınmazlara ilişkin verilen kesinleşmiş mahkeme kararının, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlilik ilkesini ihlal ettiğini, hukuka güveni zedelediğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılarak enerji nakil hattı geçirilen taşınmazın, irtifak hakkı karşılığının tahsili için açılan ilk davada saklı tutulan bölümün tahsili hususundadır. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; 28.02.1997 kesinleşme tarihli kadastro tespit tutanaklarına istinaden dava konusu irtifak haklarının davalı idare lehine tapuya tescil edildiği anlaşılmış olup, 3402 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasındaki düzenleme gereği, bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutunakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağından, 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan eldeki davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş olmasında sonucu itibarıyla bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.