(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/5716 E. , 2008/7666 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28.03.2005 gününde verilen dilekçe ile kıyı kenar çizgisinin tespiti istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 31.10.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtla…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/5716 E. , 2008/7666 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28.03.2005 gününde verilen dilekçe ile kıyı kenar çizgisinin tespiti istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 31.10.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, davalı Hazine adına kayıtlı 1009-1031 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde 49 yıllık irtifak ... sahibi olduğunu, Hazine’nin bu taşınmazları satmak istediğini, satın alma istemlerinin taşınmazların kot-1245 kıyı kenar çizgisi kapsamında kaldığı gerekçesiyle reddedildiğini, kot’un imar uygulaması ile 1245’e çıkarıldığını ileri sürerek, irtifak ... sahibi olduğu taşınmazların kot-1243 dışında kaldığının tespitini istemiştir. Davalı davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulü ile kıyı kenar çizgisinin kot-1243 den geçtiğinin tespitine karar verilmiş, hükmü taraflar temyiz etmiştir. Dava, irtifak hakkına konu taşınmazlar için geçerli olan kıyı kenar çizgisinin kot-1243 olduğunun tespiti isteğine ilişkindir. Uyuşmazlık, irtifak ... tesisinden sonra kıyı kenar çizgisinin kot-1243’den 1245’e çıkarılmasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle de mahkemeden kıyı-kenar çizgisinin yeniden belirlenmesi istenmemiş, iki kottan kot-1243 davacı taşınmazları için geçerli olduğunun tespiti istenmiştir. Mahkemeden dava yoluyla açıklandığı şekilde tespit isteminde bulunmanın olanaklı olup olmadığının belirleyebilmek için öncelikle tespit davalarına egemen olan ilkelere değinmek gerekmektedir. Davalının bir şey yapmaya, vermeye veya belirli şeyleri yapmamaya mahkum edilmesi istemli eda davaları ile davacının mevcut bir hukuki durumunun değiştirilmesi, kaldırılması veya yeni bir hukuki durumun yaratılmasını istediği inşai davalara ilişkin yasal düzenlemeler pozitif hukukumuzda yer almasına rağmen, genel olarak "Bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığının tespitine dair olan davadır." şeklinde tanımlanan tespit davalarına ilişkin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunumuzda genel bir düzenleme yer almamaktadır. Tespit davalarından İcra İflas Kanununun 72.maddesinde söz edilmiş, ayrıca bazı hallerde de maddi hukuk tespit davasını bizzat düzenlemiştir. Bu hallerde, tespit davası yasal düzenlemedeki koşullarda incelenerek sonuçlandırılabilmektedir. Ancak, İİK ve maddi hukukun düzenlemeleri dışında açılan tespit davalarının dinlenip dinlenemeyeceği uygulamada ve doktirinde tereddütlere yol açmıştır.