3. Hukuk Dairesi 2012/18782 E. , 2012/23224 K. MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen yardım nafakası davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı dava dilekçesinde, tahsili ve mesleği olmadığını, ev temizliği, bulaşıkçılık gibi işler yaptığını, düzenli bir…
**3. Hukuk Dairesi 2012/18782 E. , 2012/23224 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen yardım nafakası davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı dava dilekçesinde, tahsili ve mesleği olmadığını, ev temizliği, bulaşıkçılık gibi işler yaptığını, düzenli bir iş bulamadığını, gelirinin olmadığını, babasının ...'dan emekli olduğunu, gayrimenkullerinin olduğunu belirterek aylık 500 TL yardım nafakasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetkili mahkemenin ... Aile Mahkemesi olduğunu, davalının nafaka ödeyecek gelirinin olmadığını, genç ve sağlıklı olan davacının çalışabileceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece; davanın kısmen kabulüne; aylık 350 TL nafakanın takdirine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. TMK 364/1. maddesine göre; herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan alt soyuna nafaka vermekle yükümlüdür.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07/06/1998 gün, 1998/656 E.- 1998/688 K.sayılı ilamında yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nev'i sosyal yardımlaşma olup ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Yardım nafakası isteyenin kusuru ile yardıma muhtaç duruma düşmüş olması, yükümlüyü borcundan kurtarmamaktadır. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenlerle kanun koyucu, yardım nafakasını kişinin ve toplumun vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir.Somut olayda; davacı kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun olduğundan üst soyu olan babasından yardım nafakası isteyebilir. Ne varki yardım nafakasının miktarı takdir edilirken bunu ödemekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi gerekir. Bunun için belirlenen nafakanın; davacının geçimine katkı olacak miktarda, davalının da geliri ile orantılı olarak Medeni Kanunun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek takdir edilmesi gerekir. Dosyada yer alan belgelerden; davacının bağ, bahçe, temizlik işi yaptığı, aylık 300 TL kazandığı, 80 TL kira ödediği, 1976 doğumlu, boşanmış olduğu, SGK gelir kaydının bulunmadığı, davalının emekli olduğu, Türkiye'den ve ...'dan iki ayrı emekli maaşı aldığı, evli ve toplam 5 reşit çocuk sahibi olduğu, ...-...'da 3 ayrı dükkanının yarı paylarının ve ...-...'da mesken ve atölyenin tamamının, arsanın da paylı olarak maliki bulunduğu, 375 TL kira geliri olduğu, 1946 doğumlu olduğu anlaşılmaktadır. Tarafların gerçekleşen sosyal ekonomik durumları, nafakanın niteliği, davalının gelir durumu, mirasçılıkta da aynı sırada yer alan dava dışı annenin de nafakaya katılma yükümlülüğü nazara alındığında takdir edilen yardım nafakası miktarı fazla olup, TMK.'nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun görülmemiş ve bu husus bozmayı gerektirmiştir.Mahkemece yapılacak iş; davacının giderleri ve davalının gelirleri ile orantılı şekilde, dava dışı annenin de davacının masraflarına katlanma yükümlülüğü dikkate alınarak hakkaniyet ilkesi de gözetilerek uygun bir miktar nafakaya hükmetmek olmalıdır.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.