3. Hukuk Dairesi 2025/2754 E. , 2025/6487 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/393 E., 2025/647 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2022/388 E., 2024/1027 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle: kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafı…
3. Hukuk Dairesi 2025/2754 E. , 2025/6487 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/393 E., 2025/647 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2022/388 E., 2024/1027 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle: kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin sol kasıkta şişlik ve ağrı şikayetiyle başvurduğu davalı .... Üniversitesi Hastanesinde yapılan tetkikler sonucunda kendisine "bilateral inguinal herni (kasık fıtığı) obstrüksiyonsuz veya gangrensiz" tanısı konulduğunu, 06.07.2020 tarihinde kasık fıtığı (inguinal herni) ameliyatı olmak üzere yatışının yapıldığını, ancak müvekkiline kendisinin veya yakınının onamı alınmaksızın ayrıca göbek fıtığı ameliyatı yapıldığını, bunu göbeğindeki ağrı nedeniyle hastaneye başvurduğunda öğrendiğini, ayrıca ameliyatın özensiz yapılmış olması nedeniyle tekrar ameliyat olmak zorunda kaldığını, bu süreçte çalışamadığını iş yerinde sıkıntı yaşadığını, ileri sürerek 1.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, davanın idari yargıda açılması gerektiğini, sunulan belgelerden de anlaşılacağı üzere, davacının aydınlatıldığını ve tüm riskler ve olası ek girişimlerin kendisine eksiksiz olarak bildirildiğini, yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğunu, davacının ameliyat sonrasında iki kez kontrole geldiğini durumunun iyi şikayetinin olmadığının görüldüğünü, davacının maddi zararını somutlaştıramadığını, manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla alınan bilirkişi raporlarında aynı ameliyat bölgesinde olduğu için ameliyat sonunda umblikal herni tamirinin de yapılabileceği, ancak dava dosyasında yapılan umblikal herni ameliyatına ilişkin onam belgesinin bulunmadığı, inguinal hernilerin ameliyat sonrası nüks edebileceğinin tıbben bilindiği, bu hususun her türlü özene ve dikkate rağmen gelişebilecek bir komplikasyon olarak değerlendirildiği, kişinin ameliyat sonrası kontrollerinde bu durumun saptanmadığı, bu şikayet ile kişinin aynı hastaneye tekrar başvurusunun olmadığı cihetle ilgili hekimin komplikasyon yönetimi imkanı kalmadığı, doktorun eylemlerinde tıbbi hata, hastanenin organizasyonunda kusur bulunmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bilirkişi raporlarına göre dava dışı doktor tarafından yapılan tedavi işlemlerinin tıp kurallarına uygun olduğu, hastalığın nüks etme durumunun aydınlatılmış onamda yer aldığı, somut olayda meydana gelen neticede dava dışı doktorun kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, müvekkilinin onamı olmaksızın göbek fıtığı ameliyatı yapıldığını, kasık fıtığı için verilen onamın da yetersiz olduğunu müvekkilinin bilgilendirilmediğini, sonuçlarını bilmeden imzaladığını, alınan raporların hatalı olduğunu, heyette tıp hukuku alanında uzman bir bilirkişinin de bulunması gerektiğini, bilirkişilerin onamın uygun olduğuna ilişkin tespitinin hukuki bir yorum olup dikkate alınamayacağını, verilen onamın göbek fıtığı ameliyatını kapsamadığını belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hatalı tıbbi uygulama nedeniyle meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkindir. Davaya konu edilen tıbbi müdahale davalı Vakıf Üniversitesine bağlı bir hastanede gerçekleştirilmiştir. Anayasanın 130.m ile 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununa göre vakıf üniversiteleri, kazanç amacı olmamak şartı ile mali ve idari konular dışında akademik çalışmalar, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasada belirtilen hükümlere tabi olarak Yükseköğretim Kurulunun görüş ve önerisi üzerine kanunla, tüzelkişiliği haiz olmak üzere kurulmakta olup kamu tüzel kişisidir. Nitekim davalı Üniversite de 4488 sayılı kanunla tüzel kişilik kazanmıştır. Buna göre kamu tüzel kişisi olarak kanunla kuruldukları ve kamu hizmeti sundukları tartışmasız olan vakıf üniversitesi hastanesinin, Devlet üniversitesi hastanesi gibi sağlık hizmetinin sunulmasından kaynaklanan zararlardan sorumlu olup olmadığına idari yargı yerince hizmet kusuru ilkesi kapsamında incelenerek karar verilmesi gerekir. Şu halde davalı Üniversiteye ait Hastanede tedavi gören davacının tıbbi uygulama hatası iddiasıyla açtığı davanın görüm ve çözümünün idari yargının görevinde bulunması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken bu husus göz ardı edilerek işin esası hakkında yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371.maddesi gereği temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Davacı vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.