Başvuru, idare lehine hükmedilen vekâlet ücretlerinden diğer personele pay verilmesi talebinin reddedilmesi, daha önce bu kapsamda yapılan ödemelerin de faiziyle birlikte iadesinin talep edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; idare lehine hükmedilen vekâlet ücretlerinden diğer personele pay verilmesi talebinin reddedilmesi, daha önce bu kapsamda yapılan ödemelerin de faiziyle birlikte iadesinin talep edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 21/1/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. İkinci Bölüm tarafından 30/6/2020 tarihinde yapılan toplantıda, niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden başvurunun Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:A. Uyuşmazlığın Arka Planı Başvurucu 1966 doğumlu olup Tekirdağ'ın Süleymanpaşa ilçesinde ikamet etmektedir. Başvurucu, Tekirdağ Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü (İl Müdürlüğü) Hukuk Servisinde memur olarak görev yapmaktadır. 16/5/2006 tarihli ve 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumuna İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un maddesinin yedinci fıkrasına istinaden başvurucuya yıllardan beri vekâlet ücretinden pay verilmekte iken 26/9/2011 tarihli ve 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) hükümleri gerekçe gösterilerek bu hak ortadan kaldırılmış ve vekâlet ücreti pay ödemesi durdurulmuştur. Anayasa Mahkemesinin 10/10/2013 tarihli ve 28791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 27/12/2012 tarihli ve E.2011/139, K.2012/205 sayılı kararı ile, 666 sayılı KHK'nın maddesi ile 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı KHK'ya eklenen ek maddenin (2) numaralı fıkrasının mali haklara ilişkin hükmün mevcut veya yeni ihdas edilen ya da bir başka bakanlıkla birleştirilen bakanlıkların görev, yetki, teşkilat ve kadrolarının düzenlenmesiyle bağlantılı ve bunların zorunlu sonucu olmadığı, doğrudan mali haklara ilişkin bir düzenleme niteliğinde olduğundan 6/4/2011 tarihli ve 6223 sayılı Kamu Hizmetlerinin Düzenli, Etkin ve Verimli Bir Şekilde Yürütülmesini Sağlamak Üzere Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Teşkilat, Görev ve Yetkileri ile Kamu Görevlilerine İlişkin Konularda Yetki Kanunu'nun kapsamında bulunmadığı, dolayısıyla Anayasa’nın maddesine aykırı olduğu gerekçesi ile iptaline karar verilmiştir. Ayrıca Anayasa Mahkemesince iptal hükmünün kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür. Buna mukabil belirtilen sürede yasama organınca başvurucunun ve başvurucu konumundaki kişilerin mali haklarının yeniden tesisine yönelik herhangi bir düzenleme ihdas edilmemiştir. Başvurucu 2012 yılı vekâlet ücretinden pay ödenmesi istemiyle 14/12/2012 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanlığı nezdinde başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun mezkûr başvurusu idarece cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedilmiştir. Başvurucu söz konusu idari işlemin iptali ve maddi kayıplarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle SGK Başkanlığı aleyhine Tekirdağ İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme 31/10/2013 tarihinde davanın kabulüne karar vererek dava konusu işlemi iptal etmiştir. Kararın gerekçesinde; Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararı sebebiyle dava konusu işlemin hukuksal dayanağının kalmadığı belirtilmiştir. Bunun yanında dava konusu işlemin hukuka aykırılığı saptandığı için bu işlem nedeniyle başvurucunun uğradığı maddi kayıpların davalı idareye başvuru tarihi olan 14/12/2012 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte başvurucuya ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. İdarenin itiraz başvurusu Edirne Bölge İdare Mahkemesince (Bölge İdare Mahkemesi) 25/3/2014 tarihinde reddedilerek karar onanmıştır.B. Vekâlet Ücretinin Ödenmesi ve Geri Alınması Süreci Başvurucu 13/1/2014 tarihli dilekçeyle 31/10/2013 tarihli mahkeme kararının icrası için idareye müracaat etmiştir. Başvurucu bu kapsamda 2012 ve 2013 yıllarına ait vekâlet ücretlerinin ödenmesini talep etmiştir. İdare 10/3/2014 tarihinde, iptal davasına konu olan 2012 yılının yanında iptal davasına konu olmayan 2013 yılı için (381,20 TL) ve 2014 yılının bir kısmı için de (293,87 TL) vekâlet ücreti ödemesi yapmıştır. Başvurucu tarafından 2014 yılının diğer kısmı için yeni bir başvuru yapılıp yapılmadığı dosya kapsamındaki belgelerden anlaşılamamakla birlikte İl Müdürlüğünce SGK Hukuk Müşavirliğine yazılan 29/5/2014 tarihli yazıdan başvurucuya 2014 yılı ve sonrası dönem için vekâlet ücretinden pay verilip verilmeyeceği hususunda tereddütlerin hasıl olduğu ve bunların giderilmesi için SGK Hukuk Müşavirliğinden görüş istendiği anlaşılmıştır. SGK Hukuk Müşavirliği 12/6/2014 tarihinde 2013-2014 yıllarına ilişkin vekâlet ücreti ödenmesine imkân bulunmadığı hâlde niçin ödeme yapıldığının gerekçesinin bildirilmesi hususunda SGK İl Müdürlüğüne yazı yazmıştır. İl Müdürlüğünün 13/6/2014 tarihli cevap yazısında, sonuçlanan davalar esas alınarak başvurucuya ödeme yapıldığı bildirilmiştir. SGK Hukuk Müşavirliği 20/6/2014 tarihinde, mahkeme kararı olmaksızın -2013 yılının tamamı ile 2014 yılının bir kısmı için- ödenen vekâlet ücretinin başvurucudan geri alınması yönünde talimat vermiştir. SGK Tekirdağ İl Müdürlüğü 3/7/2014 tarihinde başvurucuya gönderdiği yazıda, vekâlet ücreti olarak kendisine 2013 yılı için 381,20 TL ve 2014 yılı için 293,87 TL olmak üzere ödenen toplam 675,07 TL'nin 157,19 TL yasal faiziyle birlikte 832,26 TL olarak iade edilmesini talep etmiştir. Söz konusu yazıda ayrıca 2014 yılının arta kalan kısmı için ödeme yapılmayacağı başvurucuya bildirilmiştir. İptal Davası Süreci Başvurucu 2013 ve 2014 yılları için ödenen vekâlet ücretinin iadesine ve 2014 yılının diğer kısmı için ödeme yapılmayacağına ilişkin işlemin iptali ile 2014 yılının ödeme yapılmayan dönemine ilişkin vekâlet ücretinin yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle SGK Başkanlığı aleyhine 9/7/2014 tarihinde Tekirdağ İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme 31/10/2014 tarihinde dava konusu işlemin iptaline ve işlemler nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların başvurucuya ödenmesine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucuya vekâlet ücretinden pay verilmesine engel teşkil eden düzenlemenin 6223 sayılı Kanun kapsamında olmadığı ve Anayasa Mahkemesinin mezkûr kararıyla iptal edildiği hususlarına vurgu yapılmıştır. Mahkemeye göre başvurucuya 2013 ve 2014 yıllarına ilişkin olarak yapılan vekâlet ücreti ödemeleri hukuka uygun olduğundan bunların geri istenmesinde ve 2014 yılı için kalan kısmı için ödeme yapılmasının reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Davalı idarenin itiraz yoluna müracaatı üzerine Bölge İdare Mahkemesince 2/7/2015 tarihinde itirazın kabulüne, mahkeme kararının bozulmasına ve işin esasına girilerek davanın reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının geriye yürümeyeceği yönünde bir kural bulunmaktaysa da Anayasa Mahkemesinin bir kanun veya kanun hükmünde kararname hükmünü iptal etmesinin eski düzenlemenin tekrar yürürlüğe gireceği anlamına gelmeyeceği, diğer yandan Anayasa Mahkemesinin ilgili düzenlemeyi 6223 sayılı Kanun'a dayanmadığından yani usule ilişkin bir sebep dolayısıyla iptal ettiği hususlarına yer verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ayrıca davalı idare tarafından yapılan 41 TL yargılama gideri ile 750 TL avukatlık ücretinin başvurucudan alınarak davalı idareye ödenmesine, başvurucu tarafından yapılan 86,40 TL yargılama giderinin başvurucu üzerinde bırakılmasına ve harçtan muaf olması sebebiyle idareden alınmayan 75,50 TL itiraz başvuru harcının başvurudan tahsiline hükmetmiştir. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Bölge İdare Mahkemesinin 18/11/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi karar düzeltme aşamasında yapılan toplam 103,10 TL yargılama giderinin başvurucu üzerinde bırakılmasına karar vermiştir. Nihai karar, başvurucu vekiline 28/12/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 21/1/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. İlgili Mevzuat 5502 sayılı Kanun'un "Personelin statüsü, ücret ve malî haklar" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Kurum lehine sonuçlanan dava ve icra takipleri nedeniyle hükme bağlanarak karşı taraftan tahsil edilen vekâlet ücretlerinin; hukuk müşavirlerine, avukatlara ve dava ve icra takibi işlerinde fiilen görev yapan diğer personele dağıtımı hakkında 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâlet Hakkında Kanun hükümleri kıyas yoluyla uygulanır. Vekâlet ücretinin dağıtımının usûl ve esasları yönetmelikle belirlenir." 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (659 sayılı KHK) "Davalardaki temsilin niteliği ve vekâlet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekâlet ücreti takdir edilir. (2) İdareler lehine karara bağlanan ve tahsil olunan vekâlet ücretleri, hukuk biriminin bağlı olduğu idarenin merkez teşkilatında bir emanet hesabında toplanarak idare hukuk biriminde fiilen görev yapan personele aşağıdaki usul ve sınırlar dahilinde ödenir.a) vekâlet ücretinin; dava ve icra dosyasını takip eden hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü veya avukata %55’i, dağıtımın yapıldığı yıl içerisinde altı aydan fazla süreyle hukuk biriminde fiilen görev yapmış olmak şartıyla, hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara %40’ı, hukuk biriminde görev yapan diğer personele % 5'i eşit olarak ödenir.b) Ödenecek vekâlet ücretinin yıllık tutarı; hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü, avukatlar için (000) gösterge, diğerleri için (000) gösterge rakamının, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katını geçemez.c) Yapılacak dağıtım sonunda arta kalan tutar, hukuk biriminde görev yapan ve (b) bendindeki tutarları dolduramayan hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara ödenir. Bu dağıtım sonunda arta kalan tutar üçüncü bütçe yılı sonunda ilgili idarenin bütçesine gelir kaydedilir. (3) Hizmet satın alınan avukatlara yapılacak ödemeler bu madde kapsamı dışındadır. hükmü yer almıştır." 659 sayılı KHK'nın "Yürürlükten kaldırılan ve uygulanmayacak hükümler ile atıflar" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) 2/2/1929 tarihli ve 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâlet Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmıştır. Diğer mevzuatta 1389 sayılı Kanuna yapılan atıflar bu Kanun Hükmünde Kararnameye yapılmış sayılır... (3) 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 146 ncı maddesinin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Diğer mevzuatta vekâlet ücretinin ödenmesine ilişkin olarak 657 sayılı Kanunun 146 ncı maddesine yapılan atıflar bu Kanun Hükmünde Kararnameye yapılmış sayılır..." 666 sayılı KHK'nın ek maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"...2) 31/12/2011 tarihinden geçerli olmak üzere;...dd) 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “hukuk biriminde görev yapan diğer personele %5’i” ibaresi ile aynı fıkranın (b) bendinde yer alan “diğerleri için (000) gösterge” ibaresi,...yürürlükten kaldırılmıştır." B. Anayasa Mahkemesi Kararları Anayasa Mahkemesinin 666 sayılı KHK ile ilgili 27/12/2012 tarihli ve E.2011/139, K.2012/205 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"... 11- KHK'nin Maddesiyle 375 Sayılı KHK'ye Eklenen Ek Maddenin (2) Numaralı Fıkrasının (j) Bendi Dışında Kalan Bölümüİptali istenen kuralla, kamu personeline fazla çalışma ücreti veya ikramiye gibi değişik adlar altında yapılan ödemeler ile 666 sayılı KHK veya daha önce yapılan bazı düzenlemeler sonrası fiilen uygulama imkanı kalmayan bazı mali hükümler, 2011 tarihinden, itibaren geçerli olmak üzere, yeni yapılan düzenlemelere paralel olarak yürürlükten kaldırılmaktadır.Kuralda öngörülen mali haklara ilişkin hükmün, mevcut veya yeni ihdas edilen ya da bir başka bakanlıkla birleştirilen bakanlıkların görev, yetki, teşkilat ve kadrolarının düzenlenmesiyle bağlantılı ve bunların zorunlu sonucu olmadığı, doğrudan mali haklara ilişkin bir düzenleme niteliğinde olduğu açıktır. Açıklanan nedenlerle, iptali istenen kural 6223 sayılı Yetki Kanunu kapsamında bulunmadığından Anayasa'nın maddesine aykırıdır. İptali gerekir..." Anayasa Mahkemesinin 27/5/2015 tarihli ve E.2015/33, K.2015/50 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"...Dolayısıyla dayanağını Anayasa ve yasalardan almayan hiç bir yetki kullanılamaz. Yasama yetkisi de 'Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kullanılır. Bu yetki devredilemez' (AY m. 7). Bununla birlikte AY m. 91 uyarınca, sınırlı ve belirli hallerde, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir. Kanun hükmünde kararname çıkartma yetkisi verilemeyecek konular ise maddede, 'sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasî haklar ve ödevler' olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla Anayasa'nın ikinci kısmının ikinci bölümünde düzenlenen temel haklardan mülkiyet hakkının (AY m. 35) bir türü olan marka ve markadan doğan hakların kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenmesi mümkün değildir..." Anayasa Mahkemesinin 14/12/2016 tarihli ve E.2016/148, K.2016/189 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"... Anayasa’nın maddesinin birinci fıkrasında herkesin, mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğu, ikinci fıkrasında bu hakların, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği, üçüncü fıkrasında ise mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı kurala bağlanmıştır. Anayasa’nın maddesinin birinci fıkrasında ise '...sıkıyönetim ve olağanüstü hâller saklı kalmak üzere, Anayasa’nın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasi haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez.' denilmektedir. Buna göre, Anayasa’nın ikinci kısmının 'Kişinin Hakları ve Ödevleri' başlıklı ikinci bölümünde yer alan mülkiyet hakkının KHK ile düzenlenmesi mümkün değildir...."