Başvuru, menfi tespit davasında, usul ve kanuna aykırı karar verilmesi; esaslı iddiaların kararda tartışılmaması ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, menfi tespit davasında, usul ve kanuna aykırı karar verilmesi; esaslı iddiaların kararda tartışılmaması ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 5/2/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun murisi İ.H. aleyhine 20/3/2007 vade tarihli 000 TL bedelli senede dayalı olarak Safranbolu İcra Müdürlüğünün E.2008/182 sayılı dosyasında icra takibi başlatılmıştır. İ.H.nin vefatından sonra 5/12/2008 tarihinde, içerisinde başvurucunun da bulunduğu bir kısım mirasçılar, takip alacaklısı Y.ya karşı Safranbolu Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları menfi tespit davasında, davalı alacaklı ile birlikte hareket eden murisin mirasçısı A.H. tarafından murisin ikametinde bulunan belgeler arasından takibe konu bononun ele geçirildiğini, senedin eksik unsurları tamamlanarak ve ekleme yapılmak suretiyle davalı adına icraya konulduğunu, murisin yaşı ve tıbbi rahatsızlığı sebebiyle takibe konu senedi düzenlemesinin beklenemeyeceğini, murisin 2002 yılında ticareti bırakması ve tüm işlerini A.H.ya devretmesi sebebiyle davalıdan 000 TL tutarında iki aylık süre için borç para almasını gerektirir herhangi bir ihtiyacının olmadığını, bu miktarda paranın ödünç almasını gerektirecek her hangi bir sebebin de bulunmadığını belirterek muris İ.H. ve davacıların davalıya borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini talep etmişlerdir. Mahkeme 6/4/2011 tarihli kararında, davada ispat yükümlülüğünün lehtar olan alacaklıya düştüğünü, tanık beyanları, bilirkişi raporu, ekonomik sosyal durum araştırmasına göre hakkında borçlarından dolayı icra takipleri bulunan ve 2003 yılı itibariyle tüm ticari faaliyetlerine son veren davalının 000 TL tutarında borç parayı 14/3/2001 tarihi itibariyle boşandığı eşinin babasına vermesinin mümkün bulunmadığını, senetin düzenlendiği tarih itibariyle de nakten bu miktarda parayı davacıya vermesine de imkân bulunmadığını, davacıların murisinin işlerini tasfiye etmiş olması gözönüne alındığında sosyal ekonomik durumu itibariyle bu miktar borç para almasını gerektirir ihtiyaç içerisinde bulunmadığını, dava konusu bononun tahsilinin sağlanması için icra takibi yapan davalının senette yazılı miktar kadar alacaklı bulunduğunu, geçerli şekilde kanıtlayamadığını belirterek muris İ.H. ve davacıların davalıya borçlu olmadığının tesbitine karar vermiştir. Temyiz üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi 1/2/2012 tarihli kararında, taraflar yakın akraba olsa da aralarındaki ilişkiyi yazılı belgeye bağladıkları için dava konusu olaydat anık dinlenmesi ve tanık beyanlarının hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, bu bağlamda senedin hukuka aykırı bir şekilde ele geçirildiği ve senetteki bir kısım yazıların sonradan doldurulduğunu, davacının yazılı delille ispat etmesi gerektiğinin kabulünün zorunlu olduğunu, davacıların dosyaya sunduğu deliller ile bu hususu ispat edemediğinin görüldüğünü, bu itibarla ispat yükü ters çevrilmek suretiyle davalının senette yazılı miktar kadar alacaklı bulunduğunu geçerli şekilde kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek hükmü bozmuştur. Bozma kararına uyan Mahkemece yapılan yargılama sonucu verilen 5/12/2012 tarihli kararda, her ne kadar davacı tarafça davalının dava konusu senedi muris İ.H.den ele geçirerek onun iradesine aykırı olarak senedi doldurmak suretiyle icra takibi yaptığı beyan edilmekte ise de bu hususun ispatının yazılı delille yapılması gerektiği, davacılar tarafından dosya kapsamına ibraz edilen delillerin senedin murisin rızasına aykırı olarak doldurulduğunu ispata yeterli olmadığı, dosya kapsamına alınan polis kriminal raporunda imzanın murise ait olmadığı yönünde görüş beyan edilmişse de Safranbolu İcra Hukuk Mahkemesinin E.2008/13, K.2009/9 sayılı kesinleşmiş mahkeme ilamı ile senet altındaki imzanın murise ait olduğunun tespit edildiği, bu sebeple de alınan bu bilirkişi raporunun hükme dayanak teşkil etmesinin mümkün olmadığı belirtilerek Yargıtay bozma kararı doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir. Başvurucunun temyizi üzerine karar Yargıtay Hukuk Dairesinin 26/6/2013 tarihli kararıyla onanmıştır. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 17/12/2013 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Ret kararı 4/2/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, 5/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.