Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki çerçevesinde yapılan ticari alışverişten kaynaklanan cari hesaba istinaden davalının müvekkili şirkete borçlu olduğunu, borcun ödenmemesi nedeniyle davalı şirket hakkında ----- sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, ancak borçlu şirketin icra takibine ------------ projesi için üretilen camlarda ayıplı olduğu gerekçesiyle zarara uğradığını, davacı şirkete olan cari hesap borcunun üstünde alaca
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01.07.2007 (tahrif edilmiş) düzenleme tarihli, 24.08.2007 vade tarihli, 2.530,00 TL meblağlı, lehtarı ..., keşidecisi ..., kefili ... olan belge kambiyo senedi olarak kabul edilerek, takip alacaklısı/davalı ... Tuncer tarafından takip borçlusu/davacı ... aleyhine 02.09.2008 tarihinde Pendik.... İcra Müdürlüğünün (aktarılan dosya olarak İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün) ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe başlandığını, takip borçlusu/müvekkili ...'e 02.11.2008 tarihinde örnek 10 ödeme emrinin 7201 sayılı Yasa'nın 21/2. maddesinin unsurlarını ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 19.09.2013 Tarihli, 2013/21372 - E. 2013/29142 K. sayılı kararında belirtilen kriterleri taşımaksızın tebliğ edildiğini, 01.07.2007 düzenleme tarihli 24.08.2007 vade tarihli 2.530,00 TL meblağlı lehtarı ..., keşidecisi ..., kefili ...olarak görülen senedin, dava konusu evrakın düzenlendiği tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ''bono veya emre muharrer senet'' başlıklı ikinci kısmında ''unsurlar'' başlıklı 688. Maddesindeki düzenlemeye göre, bononun zorunlu unsuru olarak kanunla tasrih edilmiş ve bu kanun maddesinde belirtilen zorunlu unsurların eksikliğinden dolayı kambiyo senedi vasfını haiz olmadığını, müvekkilinin senedin üstünde bulunan kendi adını ve kendisine ait adresini yazdığı, düzenleme tarihini, vade tarihini ve lehtarı yazmadığını, bu sebeple senedin geçersiz olduğunu, ayrıca, mevcut evrakta görülen düzenleme tarihinin müvekkili tarafından yazılmadığını, senet üzerine sonradan yazılmış oluğunu, hatta o yazılmış halinin dahi tahrif edilmiş olduğunun çıplak gözle anlaşılabildiğini, düzenleme tarihini keşideciden başkası tarafından evrak üzerine işlendiğini, kambiyo senedi olarak atfedilen evrak üzerinde yapılacak değişikliklerin yanına değişikliği yapanın (yani kambiyo evrakı olduğundan keşidecinin) paraf atması gerekirken müvekkili tarafından düzenleme tarihi yazılmadığından, zorunlu unsurlardan olan tanzim tarihinin sonradan yazılmasında yazanın ismi ve parafının, sonradan yapılmış olan tahrifatta ve değişikliklerde de paraf ve isim kullanılmadığının, keşideci olarak müvekkilinin evrakı lehtara vermeden önce tamamlamadığı, evrakın bu sebeple kambiyo senedi niteliğinı taşımadığını, tanzim tarihinin başkası tarafından yazıldığını ve yazılmasından sonra da tahrif edilmiş olduğunu, vade tarihini taşımayan veya tahrif edilmiş vade tarihini taşıyan belgenin kambiyo evrakı olarak kabulü mümkün olmadığından, kambiyo takibinin başlatılabilmesi veya devam edilebilmesinin hukuken mümkün olmadığını, kambiyo senedinin lehdar ya da bir başkası tarafından doldurulmasına muvafakat ettiğine ilişkin bir yazılı belge de olmadığı dikkate alındığında, davacının kambiyo senedinden sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, ancak adi bir belgeden sorumluluğundan sözedileceğini, keşideci müvekkili tarafından yazılmadığı açıkca belli olan ve bilirkişi marifetiyle de belirlenebilecek olan lehtar isminin daha sonra keşideciden başkası tarafından yazıldığını, bu durum bononun zorunlu şekil şartlarından olan lehtarın isminin keşideci tarafından değil de karşı tarafa verildikten sonra bir başkası tarafından yazıldığını ve bu sebeple söz konusu belgenin kambiyo senedi ihtiva etmediğini ortaya koyduğunu, zira, takip dosyasında da lehdarın lehdar veya üçüncü kişilerce doldurulabileceğine ilişkin yazılı bir belge bulunmadığını, davalı ... ile müvekkil ... arasında bir kombiyo senedini tanzimini gerektiren bir borç ilişkisinin de olmadığını, bu konuda İstanbul Anadolu 3 Asliye Ceza Mahkemesi (Pendik 1. Asliye Ceza Mahkemesi) 2010/221 E. sayısıyla açılan ve dava konusu evrakın da konu olduğu ceza davasının 4 numaralı celsesinde davacının aynı hususları tekrarladığını, anılan ceza dosyasındaki beyan, savunma ve delillerin iş bu davadaki iddiaları desteklediğini, davalının yaptığı hacizler nedeniyle davacıya ağır zararlar verdiğini, bu zararın yedi yıl müddetle devam ettiği dikkate alınarak İİK'nın 72. maddesi kapsamında takip alacağının %100'ü nispetinde (%20'sinden aşağı olmamak üzere) kötüniyet tazminatı talep etmek, haksız takip tarihi itibarıyla kötüniyet tazminatına karşılıklılık ve hakkaniyet gereği davalının icra takibi sırasında takipten sonra işletilmesini talep ettiği faiz cinsi, oranı yani "%29" üzerinden faiz işletilmesini, fazlaya ilişkin hak ve taleplerimiz ile mahkemece uğranılan zararlara ilişkin elde edilecek bilirkişi raporunda belirlenecek miktarlara ilişkin taleplerimiz saklı ve baki kalmak kaydıyla; şimdilik 2.530,-TL maddi tazminat ile şimdilik 10.000,-TL manevi tazminat'a hükmedilmesi ve dava tarihi itibarıyla hükmedilecek maddi ve manevi tazminata karşılıklılık ve hakkaniyet gereği davalının icra takibi sırasında takipten sonra işletilmesini talep ettiği faiz cinsi, oranı yani "%29" üzerinden faiz işletilmesine karar verilmesini, İstanbul Anadolu .. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takibinin iptali ile davacı taşınmazları üzerine tatbik edilen hacizlerin fekkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.