T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/257 - 2025/1576 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/257 KARAR NO : 2025/1576 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24.11.2023 NUMARASI : 2022/698 Esas 2023/786 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 11.12.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİ…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/257 - 2025/1576 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/257 KARAR NO : 2025/1576 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24.11.2023 NUMARASI : 2022/698 Esas 2023/786 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 11.12.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 05.01.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13.01.2022 tarihinde, plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen bir aracın davacının sevk ve idaresindeki motosiklete çarpması sonucu meydana gelen kazada, davacının malul-sakat kaldığını, kazanın meydana gelmesinde plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün kusurunun neden olduğunu, davacının herhangi bir kusuru bulunmadığını, kazaya kusuruyla sebebiyet veren aracın plakasının tespit edilemediğini, Sigortacılık Kanunu madde 14/2,b bendi gereği faili meçhul aracın sebep olduğu kaza neticesi oluşan maluliyete ilişkin tazminat ödemesinin davalının sorumluluğunda olduğunu, kazaya ilişkin ceza soruşturmasının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2022/77015 Sayılı dosyası üzerinden yürütüldüğünü, davacının kaza neticesi vücudunun çeşitli yerlerinden ağır şekilde yaralandığını, organ ve hareket kaybına uğradığını, tedavilere rağmen eski sağlığına kavuşamadığını, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’ndan 28.07.2022 tarihli maluliyet raporu alındığını belirterek HMK’nın 107. Maddesi uyarınca şimdilik 300,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 19.700,00 TL daimi iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 20.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiş; talep artırım dilekçesi ile talebini geçici işgöremezlik tazminatı için 9.757,80 TL’ye, sürekli işgöremezlik tazminatı için 273.917,33 TL’ye; ıslah dilekçesi ile talebini, sürekli işgöremezlik tazminatı için 365.555,41 TL’ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafından yapılan inceleme sonucunda Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartlarının ’tazminat ve giderlerin ödenmesi’ ile ilgili B.2 maddesinin üçüncü fıkrası, ’... Sigortacı hak sahibinden münhasıran hak sahibinin tazminat hakkını etkileyen bilgi ve belgeleri talep edebilir.' ifadesi gereği ...'ün başvurusunun eksik olduğunun tespit edildiğini, vekiline bu durum yazı ile bildirildiğini, HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğunu, haksız fiillerde ispat yüküyle ilgili özel düzenleme getiren Türk Borçlar Kanunu’nun 50. maddesine göre, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altında olduğunu, 13.01.2022 tarihinde davacı ...'ün yaralanmasına neden olduğu iddia edilen trafik kazasının meydana gelmesindeki kusur oranın tespit edilmesi gerektiğini, davalının sorumluluğunun kaza tarihindeki poliçe limiti dahilinde zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi bulunmayan araç sürücüsünün kusur oranı ve gerçek zarar ile sınırlı olduğunu, davacının maluliyete ilişkin iddialarının mahkemece belirlenecek bir sağlık kuruluşu tarafından düzenlenecek rapor ile ispat etmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece yapılan yargılama sonunda; dosyadaki bilgi ve belgelere, alınan bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde plakası tespit edilemeyen otomobil sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümünden alınan raporda, davacının kazadan kaynaklanan daimi maluliyetinin %5 oranında, tıbbi iyileşme süresinin 3 ay olduğunun belirlendiği, davacının geçici ve sürekli işgöremezlik zararının hesaplanması yönünden aktüer bilirkişiden rapor ve ek rapor alındığı, alınan ek raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, 9.757,80 TL geçici iş göremezlik, 365.555,41 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 375.313,21 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 25.08.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafın, kazaya plakası tespit edilemeyen bir aracın neden olduğu iddiasını kesin delillerle ispat etmesi gerektiğini, aktüerya hesabında %1.8 teknik faiz yönteminin uygulanmadığını, maluliyet yönünden hükme esas alınan raporun yetkili kurum tarafından düzenlenmediğini, geçici işgöremezlik zararının poliçe teminatı kapsamında olmadığını, SGK’nın sorumlu olduğunu, davalıya usulüne uygun bir başvuru yapılmadığından davalının dava açılmadan önce temerrüde düşmediğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Davacı vekili, davacı idaresindeki motosiklete, plakası tespit edilemeyen bir otomobilin çarparak davacının yaralanmasına sebebiyet verdiğini ve olay yerinden firar ettiğini belirterek geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı talep etmiştir. 1-Dava konusu kazaya ilişkin kaza tespit tutanağında, davacının beyanına göre, davacının motosikleti ile seyir halinde iken kavşağa yaklaştığında karşı yönden gelen aracın sola kontrolsüz dönüş yapması sonucu davacı idaresindeki motosiklete çarptığı ve olay yerinden kaçtığının belirtildiği, kazaya ilişkin kamera görüntülerini inceleme tutanağında ise, davacının ifadesinde bahsettiği kendisine çarparak kaçan aracın ... marka modeli ... olan 2004-2006 model olabileceğinin anlaşıldığı, kazanın akşam saatlerinde gerçekleşmesi, temin edilen güvenlik kamerası görüntülerinin aracın plakasını okuyacak kadar net olmaması sebebiyle aracın plakasının belirlenemediğinin belirtildiği görülmüş olup anılan tutanaklar ve dosya kapsamından, davacının yaralanmasına plakası tespit edilemeyen bir aracın neden olduğu ispat edildiğinden davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. 2-Mahkemece, davacının maluliyetinin belirlenmesi yönünden Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından rapor alındığı, raporda, davacının kaza sonrası tedavisine ilişkin tıbbi evrakların ve raporların incelendiği, fiziki muayenesinin yapıldığı, yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre kaza tarihi itibariyle uygulanmakta olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, davacının daimi maluliyet oranının % 5 olduğunun, tıbbi iyileşme süresinin 3 ay olduğunun belirlendiği, raporun, ayrıntılı ve gerekçeli şekilde tanzim edildiği, hüküm kurmaya elverişli olduğu görülmekle hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 3-2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında bir usulsüzlük yoktur. 4-Davalı vekili, geçici işgöremezlik tazminatından tedavi gideri kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu olduğu yönünde istinaf itirazında bulunmuşsa da; geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zararı olup 2918 sayılı KTK'nın 98. Maddesinde belirtilen sağlık hizmet bedeli sayılamayacağı gibi iyileşme süresince meydana gelen ve TBK'nın 54. Maddesinde de sayılan bu zararlardan zarar sorumluları KTK.nın 85. Maddesi ve 91. Maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK'nın 98. Maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı bulunmadığından ve yasa ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi, kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin geçici işgöremezlik zararından sorumlu olacağının kabulü gerekir. Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, davalı vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan incelemede; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b-1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1.b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 25.637,65 TL istinaf karar harcından peşin alınan 6.409,85 TL harcın mahsubu ile kalan 19.227,80 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine, 3-Başvuran tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davalıya iadesine, 5-Karar tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK’nın 361 ve 7550 sayılı yasa ile değişik Ek-1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 11.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.