T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/195 KARAR NO : 2025/1293 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19.10.2022 NUMARASI : 2022/110 Esas 2022/736 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 25.09.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 25.09.2025 İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.10.2022 tarih 2022/110 Esa…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/195 KARAR NO : 2025/1293 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19.10.2022 NUMARASI : 2022/110 Esas 2022/736 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 25.09.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 25.09.2025 İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.10.2022 tarih 2022/110 Esas 2022/736 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, 21.07.2021 tarihinde İzmir Narlıdere ilçesinde, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı_ile maliki ... ve kaza anındaki sürücüsü müvekkil ... sevk ve idaresinde olan ... plakalı araca çarpması neticesinde yaralanmalı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bu kaza sonucu müvekkil göğsünden, kaburga kırıkları olacak şekilde yaralandığını, ve sürücü olduğu araç yüksek maddi hasara uğradığını, Trafik ekiplerince tanzim edilen yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağında meydana gelen kazanın oluş biçimi ifade edildiğini, tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere kazada asli ve tam kusurlu tarafın ... plakalı araç sürücüsü olduğunu, anılı araç kaza tarihini kapsar şekilde davalı sigorta şirketi tarafından 92512275 no'lu poliçe ile ZMMS ile sigortalı olduğunu, ... plakalı araçta meydana gelen zararın tazmini maksadıyla davalı sigorta şirketine başvuruda bulunduğunu ve sigorta şirketi nezdinde açılan 1157792 numaralı hasar dosyası kapsamında müvekkiline bir miktâr hasar ödemesi yapıldığını, ancak yapılan ödemenin gerçek hasarı karşılamadığını, orijinal aracın piyasa değerinde, yapılan tamirat ve bu kaydının Tramer'de gözükecek olması nedeniyle ciddi düşüş olduğunu, yerleşik içtihatlar göz önüne alındığında değer kaybı zararı için de davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunduğunu, araç malikinin de hasardan sorumluluğu olduğunu, zararın teminat dışı kaldığının ispatının sigortaya ait olduğunu, sigortanın gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğunu belirterek, açıklanan gerekçelerle ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50 TL bakiye değer kaybı bedeli ve 50 TL bakiye hasar miktarı olmak üzere toplam 100 TL'nin temerrüt tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesini, dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, kısmi dava açılmasında hukuki menfaat olmadığı, kesin belirlenmiş bir rakam varken kısmi dava açılamayacağını, aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, değer kaybı için bir başvuru olmadığını, 23.09.2021 tarihinde hasar kapsamında ...'e 9.145,00 TL ödeme yapıldığını, 23.09.2021 tarihinde hasar kapsamında firmalara 14.371,08 TL ödeme yapıldığını, davacı ...'in sadece kaza anında ... plakalı aracın sürücüsü olduğunu, bu şahsa ödeme yapmanın mümkün olmadığını, ödemenin araç maliki adına ...'e yapıldığını, hasarın ödendiğini bu nedenle davanın reddi gerektiğini, belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 21.07.2021 tarihinde davalı yanın ZMMS'li ... plaka sayılı aracın ... sevk ve idaresinde iken davacı sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile karışmış olduğu trafik kazası neticesi tevdi üzerine alınan 18.07.2022 tarihli rapor hüküm kurmaya elverişli bulunarak, bu kazaya ... tarafından sebebiyet verildiği yönünde değerlendirme neticesi davacı yan yönünden ... plaka sayılı araç bu kaza sebebiyle 39.238,62 TL hasara uğradığı, davalı yanca yapılan ödemenin mahsubundan sonra karşılanmamış 15.722,54 TL bakiye hasarın olduğu, yine bu kazadan kaynaklı 10.000,00 TL değer kaybına uğradığı yönündeki değerlendirme ile davacının davasının kabulüyle, 15.722,54 TL hasar, 3.761,38 TL değer kaybı bedelinin, davalı sigorta şirketinin limiti aşılmamak kaydıyla(43.000,00) müracaat tarihi olan 16/01/2022 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, davacı tarafça sevk ve idare edilen aracın dava dışı ...'ye ait olması sebebiyle işbu davanın açılmasında davacının aktif husumetinin olmadığı gibi hukuki yararının da bulunmadığı, işbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı, talep konusu hasar ve değer kaybına yönelik inceleme ve değerlendirmelerin Genel Şartlar'a göre yapılması gerektiği, kabul edilmemekle birlikte yapılan ödeme ile davacı zararının karşılandığı, davacı aracı yönünden hasara yönelik yapılan hesaplamanın iskontolu olarak değerlendirilmesi gerektiği, bunun yanında araçta bu kazadan kaynaklı değer kaybının bulunmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazasından kaynaklı davacı aracında oluşan hasar ve değer kaybına maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davalı vekili, davacı sürücünün dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de; tazminat davasında davacı olma ehliyeti, kural olarak mal varlığından doğrudan doğruya zarar gören kişiye aittir. Ancak, bir şeyi sözleşmeyle (kira, ariyet vs.) elinde bulunduran kişi, onu aldığı gibi malikine aynen iade etmekle yükümlü olup, ödemek zorunda olduğu onarım giderlerini isteyebilecektir. Dosyada, davacı ...'un sürücü olduğu anlaşılmakta olup, kazaya karışan aracın sürücüsü olması, aracı aldığı gibi eksiksiz ve hasarsız olarak malikine teslim etmekle yükümlü bulunması nedeniyle, aracın zilyedi sıfatıyla, hasar tazmini yönünden dava açmakta hukuki yararı ve aktif husumet ehliyeti bulunduğundan, davalı vekilinin aktif husumet yokluğu yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 17. HD 2017/1704 E. 2018/2358 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere) Belirsiz alacak davasını düzenleyen 6100 Sayılı HMK 107. maddesinde; “(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre, belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde belirsiz alacak davası açılabilecektir. Davacı tarafça dava açmadan önce delil tespiti yaptırmış ise de, davacıya ait araçta trafik kazası sonucu meydana gelen gerçek zarar miktarı taraflar arasında tartışmasız ve açıkça belirli olmayıp, dava tarihi itibariyle zararın miktar ve değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği anlaşılmakla HMK’nın 107. maddesine uygun olarak, belirsiz alacak davası açılması mümkün olduğu (Yargıtay HGK 17.11.2020 tarih 2017/17-1102 E. 2020/905 K. sayılı ilamı) anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sigorta şirketi poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın yada yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun yada olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yide zarar görene ödemek zorundadır. (Yargıtay 17 HD'nın 05.06.2014 tarih ve 2014/9038 E. - 2014/9078 K. ) Motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen zararlardan dolayı sorumluluk zarar görenin uğradığı gerçek zarar ile sınırlıdır. BK’nun 42. (6102 sayılı Kanun 50. Md.) 6762 sayılı TTK'nın 1283. ( 6102 sayılı TTK'nın 1427 vd ) maddeleri gereğince sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup motorlu aracın neden olduğu zarar nedeniyle meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. Gerçek zarar, zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için gereken onarım ve işçilik giderlerini kapsar. Davalı sigorta şirketi gerçek zarardan sorumlu olup araç hiç tamir edilmemiş olsaydı dahi zarar gören kişinin gerçek zararına göre tazminat miktarı hesaplanması gerekmektedir. Zira, zarar görenin çıkma ve eşdeğer parçalarla aracı tamir etmesi beklenemeyeceği gibi gerçek zarar ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle karşılanır. Hasar bedeli tespit edilirken davalı sigorta şirketiyle servis arasında yapılan anlaşma vb nedenlerle yedek parça ve işçilik bedellerinin değerinde indirim yapılmaksızın meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. ( Yargıtay 17 HD'nın 15.12.2011 tarih 2011/4075 E. 2011/12321 K., 28.03.2016 tarih 2015/17481 E. 2016/3833 K., 04.04.2016 tarih 2015/14700 E. 2016/4229 K., 17.03.2014 tarih 2014/4531 E. 2014/3704 K.) Somut olayda aracın tamir edildiği ... tamirhanesi ile davalı yan arasında anlaşma olmadığından iskonto uygulanmasına dair yasal şartlar oluşmadığı gibi KDV dahil davacı zararının giderilmesi gerektiğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. (Yargıtay 17. HD'nin 03.12.2020 tarih 2019/6271 E. -2020/8104 K.). Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Dava tarihinden sonra 19.06.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanunun 18. maddesiyle KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklikle bu maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere "Bu tazminatlardan; a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı olarak dikkate alınarak.... hesaplanır" ibareleri eklenmek suretiyle Anayasa Mahkemesinin iptal kararına uygun şekilde bir düzenleme yapılmıştır. Böylelikle poliçe tarihi itibariyle ister eski genel şartlar ister yeni genel şartlar yürürlükte olsun Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararından sonra değer kaybı tazminatının yeni genel şartlara göre hesaplanması mümkün değildir. Değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınarak belirlenmelidir. (Yargıtay 17. HD 07.03.2016 tarih ve 2015/15003 E.- 2016/2856 K. sayılı ilamı) Açıklanan bu hususlar karşısında bu yönden hesaplamayı içeren şekilde kazandırılan rapor bu yönüyle yerinde olduğu gibi davacı aracının da bu kazadan dolayı değer kaybına uğradığı yönündeki değerlendirme içeriğinin de yerinde olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Dava haksız fiil temelinde açılan bakiye hasar ve değer kaybından ötürü maddi tazminat davası olmakla birlikte haksız fiilin unsurlarının somut olayda tartışılarak sonuca gidilmesi gerektiği bu kapsamda mahkemece talep konusu edilen tazminat kalemleri açısından dosyaya 18.07.2022 tarihli kazandırılan rapor hükme esas alınmış olmakla birlikte rapordaki hesaplamaların yerinde olmadığının belirtildiği görülmekle söz konusu raporda kusura ve oluş şekline yönelik inceleme ve değerlendirmelerin yerinde olduğu gibi ... plaka sayılı araç yönünden gerek hasar bedelinin gerekse değer kaybı bedelinin tespitine yönelik hesaplamaların yukarıda açıklanan hususlar karşısında yerinde olduğu, davacı zararının iskontosuz olarak yedek parça, işçilik ve KDV dahil orijinal bedelleri üzerinden yapılan hesaplamasına yerel mahkeme tarafından itibar edilmesinin yerinde olduğu gibi bilirkişi raporunda önceki ve sonraki rayiç değer arası fark tutarının gerçek değer kaybı olduğu yönündeki değerlendirilmesi ile sonuca gidilmesinin de doğru olduğu anlaşılmakla davalı iddiasının aksine zarar tarihi itibariyle hasar bedeli yönünden hesaplama yapıldığı anlaşılan rapor karşısında sigorta tarafından yapılan ödemenin yerinde ve gerçek bir ödeme olmadığı görüldüğünden belirtilen yönlerden davalı istinaf istemi yerinde görülmediği değerlendirilmiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 1.330,94-TL'den, peşin alınan 340,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 990,94-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 25.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.